
"Kutsal
Kitap Bilim ile Çelişir ve Tutarsızlıklarla Doludur"
Teknolojik ve bilimsel devrimden ötürü din ile bilim arasındaki çatışma kadar
hiçbir şey Kutsal Kitap’ın güvenilirliliğini bu denli sarsmamıştır. Galile'nin
teleskopunu ve bu nedenle suçlanmasını hatırlıyoruz. Galile güneşin bizim güneş
sistemimizin merkezi (Heliosentric) olduğunu söylediği için suçlanmıştı. Çünkü
bu görüşü ile o güne kadar kabul edilen dünya merkezli (Geosentric) görüşe karşı
gelmiş oluyordu. Galilenin günlerinde kilisenin başında bulunan önder onun
teleskopundan bakmayı reddetmiş ve dünyanın güneş sisteminin merkezini
oluşturmadığını açıklamaya yarayan kanıtları dinlemeyi reddetmişti. Kilise hala
bu nedenden ötürü utanç duymaktadır.
Modern bilimin bazı araştırma sonuçları ile Kutsal Kitap’ın gerçek olarak
öğrettiği bazı görüşler arasında bir çelişki olduğu konusunda bazı tartışmalar
devam etmektedir. Bazıları Kutsal Kitap’ın evren konusunda bugünkü modern
insanın kabul edemeyeceği ilkel ve bilim öncesi öğretiler öğrettiğini öne
sürmektedirler. Kutsal Kitap evreni "üç kat" olarak tanımlamaktadır. Üstte
cennet bulunmaktadır, ortada yeryüzü ve altta da cehennem. Çağdaş fizik ve
biyoloji teorileri ile ters düşecek şekilde cinlerin ve meleklerin dünyasından
bahsetmektedir.
Hıristiyan bu tarz iddialara nasıl cevap verecektir? Her şeyden önce kilisenin
Kutsal Kitap'tan uygun olmayan bilimsel sonuçlar çıkarma konusunda büyük hatalar
yaptığını bilmeliyiz. Kutsal Yazılar’ın hiçbir yerinde yeryüzü güneş
sistemimizin merkezi olarak ifade edilmemektedir. Kutsal Yazılar doğayı olağan
üstü bir açıdan ele almaktadır. Dünyanın doğası çıplak gözle görüldüğü şekille
tarif edilmektedir. Güneş göklerde gezen bir gezegen olarak ifade edilmektedir.
Kutsal Yazılar gün doğumu ve gün batınımdan bahsetmektedir. Güncel bir ifadeyle
çağdaş bilim adamları hala aynı şekilde konuşmaktadırlar. Bir kişi günlük hava
durumu programlarını izlediği zaman bu durumu görebilecektir. Hava raporları,
meteorolojik açıklamalar teknik bilimsel bir ifadedir. Bu açıklamalarda yüksek
basınç sistemleri, barometrik baskılardan bahsetmektedir. Aynı programlarda gün
doğumunun ne zaman olacağı ve gün batınımın da ne zaman olacağı bellidir. Haber
ajanslarını arayıp kızgın bir biçimde böylesine eski sistemlerin geosentrik
sistemlerin terk edilmesini istemeyiz. Bunu yapamayacağımız gibi aynı şeyi
Kutsal Kitap yazarlarına da yapamayız.
Kutsal Kitap cinlerin dünyasını kanıtları ile ifade etmektedir. Ama Kutsal Kitap
bir takım hastalıkların ya da sorunların cinler yüzünden olduğunu ifade
etmemektedir. Kutsal Yazılar tıbbi tedaviyi tanımakta ve teşvik etmektedir. Şunu
ilave edebiliriz ki, şeytani bir dünyanın varlığı doğa kanunlarına aykırı
değildir.
Kutsal Kitap bir bilim çalışma kitabı değildir. Hesap, fizik ya da kimya
alanlarında anlamlar verip bizi yönlendirmez. Bilimsel teorilerden kaynaklı bazı
çıkarımların zaman zaman Kutsal Kitap öğretisi ile taban tabana zıt düştüğü
anlar vardır. Örneğin, eğer bir bilim adamı insanın kökenini evrensel bir
tesadüfe bağlıyorsa elbette Kutsal Kitap’ın öğretilerine ters bir öğreti öne
sürmüş olmaktadır. Ama burada sormamız gereken soru insanın kökeninin biyoloji
bilimine göre gerçekten tam olarak tespit edilip edilmediği sorusudur. Köken
sorunu aynı zamanda tarih sorunudur da. Biyolojiciler bazı şeylerin nasıl
olabileceği konusunda tanımlamalarda bulunabilirler. Ama nasıl olduğu konusunda
bize kesin bir şeyler söyleyemezler.
Kutsal Kitap Tutarsızlıklarla mı Dolu?
İnsanlar Kutsal Kitap'ın birbirine zıt, tutarsız görüşlerle dolu olduğunu hiç
tereddüt etmeden kabullenmektedirler. Aslında böyle bir iddia tamamen yanlış ve
asılsızdır. Böyle bir durum olmadığına göre acaba neden böyle bir suçlamayı
oldukça sık duyuyoruz? Önyargı probleminin dışında böyle bir yanlış kavramın
yaygın olmasının başka nedenleri de vardır. Bu durumda problem yalnızca Kutsal
Kitap'ı iyi bilmemekten değil daha da ötesi mantık kurallarının iyi
bilinmemesinden kaynaklanmaktadır. "Tutarsızlık" kavramı Kutsal Kitap'a saygı
nedeni ile oldukça yumuşak bir biçimde dile getirilmektedir. Aslında Kutsal
Kitap kayıtlarında çeşitlilik, farklılıklar vardır. Kutsal Kitap'ı kaleme
alanlar aynı konuları farklı açılardan ele almaktadırlar. Bu tarz farklı
anlatımlar birbirine aykırı görüşler olsun diye olmamıştır. Bu farklı kayıtlar
olduğu sürece "tutarsızlık" konusunda tartışmalar olacaktır.
Kutsal Yazılar'daki birbirine zıt düşen konuların kolaylıkla ve tatmin edici bir
biçimde halledilebileceğini söylemek oldukça ciddi bir iddia olacaktır. Hala tam
ve tatmin edici bir biçimde açıklığa kavuşturulamayan zor ve birbirinden farklı
anlatımlar vardır. Fakat bu sorunlar oldukça az olduğu gibi birbirinden ayrı
noktalarda yer almaktadır. Kutsal Kitap'ın tutarsız bölümleri olduğunu söylemek
oldukça tutucu bir biçimde abartmada bulunmak ve çelişki kavramının kurallarını
anlamamak demektir. Örneğin, eleştirmenler Mesih İsa'nın mezarı başında bulunan
meleklerin sayısı konusunda İncil'i kaleme alanların aynı görüşte olmadıklarını
söylemektedirler. Yazarlardan bir tanesinin bir melekten bahsettiğini öbür
yazarınsa iki melekten bahsettiğini söylerler. Durum böyle olmakla birlikte
meleğin bir tane olduğundan bahseden yazar yalnızca tek bir meleğin olduğunu
söylememektedir. Yalnızca meleklerden bir tanesi için konuşmaktadır. Eğer iki
melek varsa bunların bir tanesinden bahsetmiş olmak matematiksel olarak bir
meleğin olduğunun ifadesidir. Bu konuda bir çelişki görülmemektedir. Eğer bir
yazar yalnızca bir melek olduğunu söylüyor diğeri iki melek olduğunu söylüyorsa
aynı zamanda ve aynı ilişki birimi içinde hakiki bir çelişkiden bahsetmek söz
konusudur.
Çelişki kavramını daha basitçe ele alış durumu beni kendi ilahiyat
öğrencilerimden biriyle yüz yüze getirmişti. Bu öğrencim de "Kutsal Kitap'ın
çelişkilerle dolu olduğunu" söylüyordu. Ben1 ona "Kutsal Kitap geniş bir kitap.
Eğer çelişkilerle doluysa yirmi dört saat içinde en az elli tane çelişki
bulabilirsin. Şimdi eve git ve bana elli tane çelişki bul ve listesini çıkar.
Ondan sonra yarın aynı saatte tartışalım" dedim.
Ertesi gün yorgun gözlerle otuz adet çelişkili durumu tespit etmiş olarak geldi.
Bütün gece uğraştığını ve ancak otuz tane bulabildiğini söyledi. Zaten
buldukları da oldukça bilinen çelişkilerdi. (Daha önce bu konu üzerinde
eleştirmek için yapılmış çalışma kitaplarının birinden bu listeyi edinmişti).
Listesini baştan aşağıya çelişki kavramı için var olan formal mantığı kullanarak
oluşturmuştu. Biz gerçekten mantıklı bir aykırılık ve tutarsızlık testi için
kıyas yöntemini, anlık çıkarım yasasını, gerçeklik tablosunu ve hatta Venn
diyagramını kullandık. Her bir konunun incelemesini yalnız benim değil, onun da
tatmin olacağı geniş bir bakış açısı ile incelemesini yaptıktan sonra,
listelenen "çelişkilerde" hiçbir çelişki yasasının çiğnenmediğini görmüş olduk.
Kutsal Kitap içindeki her tutarsızlık çözümlenememiştir. Fakat kanıtların yönü
oldukça cesaret vericidir. Kutsal Kitap üzerinde çalışan uzmanlar çoğaldıkça,
dil ve metin ve içerik bilgisi çoğaldıkça tutarsızlık sorunu oldukça
küçülmektedir. Bugün Kutsal Kitap’ın çelişkilerle dolu olduğuna inanmak için
kilise tarihinde daha önce hiç olmadığı kadar az neden bulunmaktadır. Önyargılar
ve eleştirisel felsefe teorileri çok yavaş ama oldukça kesin bir biçimde
ölmektedir.
Yazan: R.C. Sproul
Hristiyan.gen.tr Arşivi
© 2009 Hristiyan bilgi kaynağı. - Hristiyan.gen.tr içeriğini izinsiz kullanmak,
kaynak göstermeden kopyalamak yasaktır.
Bu web sitesi bağımsız olup; hiç bir kuruluşa, organizasyona, misyona veya
kiliseye ait değildir.
Facebook
Hristiyan Sayfası |
Twitter
Hristiyan Sayfası