Hristiyan
Anasayfa | Hristiyanlık | İsa Mesih Kimdir? | Online Döküman Arşivi | Türkçe İlahiler | Sıkça Sorulan Sorular | Blog | Mesaj Panosu - Hristiyanlık Forumu | İletişim Mail

hristiyanlık sorular"Kutsal Kitap Bilim ile Çelişir ve Tutarsızlıklarla Doludur"
Teknolojik ve bilimsel devrimden ötürü din ile bilim arasındaki çatışma kadar hiçbir şey Kutsal Kitap’ın güvenilirliliğini bu denli sarsmamıştır. Galile'nin teleskopunu ve bu nedenle suçlanmasını hatırlıyoruz. Galile güneşin bizim güneş sistemimizin merkezi (Heliosentric) olduğunu söylediği için suçlanmıştı. Çünkü bu görüşü ile o güne kadar kabul edilen dünya merkezli (Geosentric) görüşe karşı gelmiş oluyordu. Galilenin günlerinde kilisenin başında bulunan önder onun teleskopundan bakmayı reddetmiş ve dünyanın güneş sisteminin merkezini oluşturmadığını açıklamaya yarayan kanıtları dinlemeyi reddetmişti. Kilise hala bu nedenden ötürü utanç duymaktadır.

Modern bilimin bazı araştırma sonuçları ile Kutsal Kitap’ın gerçek olarak öğrettiği bazı görüşler arasında bir çelişki olduğu konusunda bazı tartışmalar devam etmektedir. Bazıları Kutsal Kitap’ın evren konusunda bugünkü modern insanın kabul edemeyeceği ilkel ve bilim öncesi öğretiler öğrettiğini öne sürmektedirler. Kutsal Kitap evreni "üç kat" olarak tanımlamaktadır. Üstte cennet bulunmaktadır, ortada yeryüzü ve altta da cehennem. Çağdaş fizik ve biyoloji teorileri ile ters düşecek şekilde cinlerin ve meleklerin dünyasından bahsetmektedir.

Hıristiyan bu tarz iddialara nasıl cevap verecektir? Her şeyden önce kilisenin Kutsal Kitap'tan uygun olmayan bilimsel sonuçlar çıkarma konusunda büyük hatalar yaptığını bilmeliyiz. Kutsal Yazılar’ın hiçbir yerinde yeryüzü güneş sistemimizin merkezi olarak ifade edilmemektedir. Kutsal Yazılar doğayı olağan üstü bir açıdan ele almaktadır. Dünyanın doğası çıplak gözle görüldüğü şekille tarif edilmektedir. Güneş göklerde gezen bir gezegen olarak ifade edilmektedir. Kutsal Yazılar gün doğumu ve gün batınımdan bahsetmektedir. Güncel bir ifadeyle çağdaş bilim adamları hala aynı şekilde konuşmaktadırlar. Bir kişi günlük hava durumu programlarını izlediği zaman bu durumu görebilecektir. Hava raporları, meteorolojik açıklamalar teknik bilimsel bir ifadedir. Bu açıklamalarda yüksek basınç sistemleri, barometrik baskılardan bahsetmektedir. Aynı programlarda gün doğumunun ne zaman olacağı ve gün batınımın da ne zaman olacağı bellidir. Haber ajanslarını arayıp kızgın bir biçimde böylesine eski sistemlerin geosentrik sistemlerin terk edilmesini istemeyiz. Bunu yapamayacağımız gibi aynı şeyi Kutsal Kitap yazarlarına da yapamayız.
Kutsal Kitap cinlerin dünyasını kanıtları ile ifade etmektedir. Ama Kutsal Kitap bir takım hastalıkların ya da sorunların cinler yüzünden olduğunu ifade etmemektedir. Kutsal Yazılar tıbbi tedaviyi tanımakta ve teşvik etmektedir. Şunu ilave edebiliriz ki, şeytani bir dünyanın varlığı doğa kanunlarına aykırı değildir.

Kutsal Kitap bir bilim çalışma kitabı değildir. Hesap, fizik ya da kimya alanlarında anlamlar verip bizi yönlendirmez. Bilimsel teorilerden kaynaklı bazı çıkarımların zaman zaman Kutsal Kitap öğretisi ile taban tabana zıt düştüğü anlar vardır. Örneğin, eğer bir bilim adamı insanın kökenini evrensel bir tesadüfe bağlıyorsa elbette Kutsal Kitap’ın öğretilerine ters bir öğreti öne sürmüş olmaktadır. Ama burada sormamız gereken soru insanın kökeninin biyoloji bilimine göre gerçekten tam olarak tespit edilip edilmediği sorusudur. Köken sorunu aynı zamanda tarih sorunudur da. Biyolojiciler bazı şeylerin nasıl olabileceği konusunda tanımlamalarda bulunabilirler. Ama nasıl olduğu konusunda bize kesin bir şeyler söyleyemezler.
 
Kutsal Kitap Tutarsızlıklarla mı Dolu?
İnsanlar Kutsal Kitap'ın birbirine zıt, tutarsız görüşlerle dolu olduğunu hiç tereddüt etmeden kabullenmektedirler. Aslında böyle bir iddia tamamen yanlış ve asılsızdır. Böyle bir durum olmadığına göre acaba neden böyle bir suçlamayı oldukça sık duyuyoruz? Önyargı probleminin dışında böyle bir yanlış kavramın yaygın olmasının başka nedenleri de vardır. Bu durumda problem yalnızca Kutsal Kitap'ı iyi bilmemekten değil daha da ötesi mantık kurallarının iyi bilinmemesinden kaynaklanmaktadır. "Tutarsızlık" kavramı Kutsal Kitap'a saygı nedeni ile oldukça yumuşak bir biçimde dile getirilmektedir. Aslında Kutsal Kitap kayıtlarında çeşitlilik, farklılıklar vardır. Kutsal Kitap'ı kaleme alanlar aynı konuları farklı açılardan ele almaktadırlar. Bu tarz farklı anlatımlar birbirine aykırı görüşler olsun diye olmamıştır. Bu farklı kayıtlar olduğu sürece "tutarsızlık" konusunda tartışmalar olacaktır.
Kutsal Yazılar'daki birbirine zıt düşen konuların kolaylıkla ve tatmin edici bir biçimde halledilebileceğini söylemek oldukça ciddi bir iddia olacaktır. Hala tam ve tatmin edici bir biçimde açıklığa kavuşturulamayan zor ve birbirinden farklı anlatımlar vardır. Fakat bu sorunlar oldukça az olduğu gibi birbirinden ayrı noktalarda yer almaktadır. Kutsal Kitap'ın tutarsız bölümleri olduğunu söylemek oldukça tutucu bir biçimde abartmada bulunmak ve çelişki kavramının kurallarını anlamamak demektir. Örneğin, eleştirmenler Mesih İsa'nın mezarı başında bulunan meleklerin sayısı konusunda İncil'i kaleme alanların aynı görüşte olmadıklarını söylemektedirler. Yazarlardan bir tanesinin bir melekten bahsettiğini öbür yazarınsa iki melekten bahsettiğini söylerler. Durum böyle olmakla birlikte meleğin bir tane olduğundan bahseden yazar yalnızca tek bir meleğin olduğunu söylememektedir. Yalnızca meleklerden bir tanesi için konuşmaktadır. Eğer iki melek varsa bunların bir tanesinden bahsetmiş olmak matematiksel olarak bir meleğin olduğunun ifadesidir. Bu konuda bir çelişki görülmemektedir. Eğer bir yazar yalnızca bir melek olduğunu söylüyor diğeri iki melek olduğunu söylüyorsa aynı zamanda ve aynı ilişki birimi içinde hakiki bir çelişkiden bahsetmek söz konusudur.

Çelişki kavramını daha basitçe ele alış durumu beni kendi ilahiyat öğrencilerimden biriyle yüz yüze getirmişti. Bu öğrencim de "Kutsal Kitap'ın çelişkilerle dolu olduğunu" söylüyordu. Ben1 ona "Kutsal Kitap geniş bir kitap. Eğer çelişkilerle doluysa yirmi dört saat içinde en az elli tane çelişki bulabilirsin. Şimdi eve git ve bana elli tane çelişki bul ve listesini çıkar. Ondan sonra yarın aynı saatte tartışalım" dedim.

Ertesi gün yorgun gözlerle otuz adet çelişkili durumu tespit etmiş olarak geldi. Bütün gece uğraştığını ve ancak otuz tane bulabildiğini söyledi. Zaten buldukları da oldukça bilinen çelişkilerdi. (Daha önce bu konu üzerinde eleştirmek için yapılmış çalışma kitaplarının birinden bu listeyi edinmişti). Listesini baştan aşağıya çelişki kavramı için var olan formal mantığı kullanarak oluşturmuştu. Biz gerçekten mantıklı bir aykırılık ve tutarsızlık testi için kıyas yöntemini, anlık çıkarım yasasını, gerçeklik tablosunu ve hatta Venn diyagramını kullandık. Her bir konunun incelemesini yalnız benim değil, onun da tatmin olacağı geniş bir bakış açısı ile incelemesini yaptıktan sonra, listelenen "çelişkilerde" hiçbir çelişki yasasının çiğnenmediğini görmüş olduk.
Kutsal Kitap içindeki her tutarsızlık çözümlenememiştir. Fakat kanıtların yönü oldukça cesaret vericidir. Kutsal Kitap üzerinde çalışan uzmanlar çoğaldıkça, dil ve metin ve içerik bilgisi çoğaldıkça tutarsızlık sorunu oldukça küçülmektedir. Bugün Kutsal Kitap’ın çelişkilerle dolu olduğuna inanmak için kilise tarihinde daha önce hiç olmadığı kadar az neden bulunmaktadır. Önyargılar ve eleştirisel felsefe teorileri çok yavaş ama oldukça kesin bir biçimde ölmektedir.

Yazan: R.C. Sproul
Hristiyan.gen.tr Arşivi


© 2009 Hristiyan bilgi kaynağı. - Hristiyan.gen.tr içeriğini izinsiz kullanmak, kaynak göstermeden kopyalamak yasaktır.
Bu web sitesi bağımsız olup; hiç bir kuruluşa, organizasyona, misyona veya kiliseye ait değildir.
hristiyanlık ile ilgili sorularınız için iletişim posta adresimiz
facebook logoFacebook Hristiyan Sayfası | twitter logoTwitter Hristiyan Sayfası