Hristiyan
Anasayfa | Hristiyanlık | İsa Mesih Kimdir? | Online Döküman Arşivi | Türkçe İlahiler | Sıkça Sorulan Sorular | Blog | Mesaj Panosu - Hristiyanlık Forumu | İletişim Mail

kiliseBir Kilise Ne Zaman Kilise Olmaktan Çıkar?
Reform Hareketinin patlak vermesini takip eden yıllarda, farklı yönlere doğru ilerleyen türlü birlik ve mezhepler ortaya çıktı. Mezhep, kült veya hakiki kilisenin ne olduğu sorusu, Mesih imanına sahip olmayı arzulayan, ancak gerçek görünür kilisenin işaretlerini ayırt etmekte güçlük çeken samimi birçok kişi için kritik bir soru haline geldi. Bu fikir ayrılığı ve yansımasının orta-ya çıkması, gerçek bir kilisenin işaretlerine dair tarihi Protestan bakış açısının oluşmasına sebep oldu.Bu bakış açısına göre gerçek kilisenin işaretleri şunlar olmalıydı: (1) Müjdeyi vaaz etme, (2) Sakramentleri layıkıyla yönetme, (3) (bu sona gelene kadar gerekli dini yönetim şekillerini içeren bir) kilise disiplinini mevcut kılma.
İlk işaret sadece vaazın uygulanışı değil, vaazın içeriği, özü açısından söz konusu idi. Bu bağlamda, ölçüt teolojikti. "Müjde" kavramı, Kutsal Kitap Hıristiyanlığının esası olan gerçeğin özünü içeriyordu. Bu öz, Üçlü Birlik, Mesih'in tanrılığı, kefaret ve diriliş gibi tarihsel Hıristiyan doktrininin başlıca öğretilerini kapsıyordu. Yemin niteliğindeki bu doğrulamalar klasik inanç bildirgeleri ve tarihi İznik ve Kadıköy Konsüllerinin ikrarlarında şekillendirilmiştir. Eğer bir organizasyon tarihi, evrensel Hıristiyanlığın asli unsurlarını reddedip bir kilisesi olma iddiası ile ortaya çıkmışsa, bu iddia reddedilmiştir. Günümüzde, bizler “Son Gün Azizleri” (Latter Day Saints) kilisesinin gerçek kilise olup olmadığını sorguluyoruz. Yehova Şahitleri Kilisesi diye adlandırılan organizasyon gerçek bir kilise midir? Mormonlar da bir kilise olduklarını öne sürüyorlar. Bununla kalmıyor; Hıristiyan bir kilise olduklarında ısrar ediyorlar. Dinlerinde Mesih'in önemli bir rolü var. Mormonlar, İsa’ya hürmet eder ve şeref mertebesi-ne yükseltir; hatta Mesih ile "kişisel ilişki"den bahsederler. Ancak, hem Mormonlar hem de Yehova Şahitleri, Mesih İsa'nın tanrılığını reddederler. Benzer şekilde, Üçlü Birlik doktrini de Uniteryanlar gibi kilise şeklinde yapılanmış bazı gruplar tarafın-dan reddedilmiştir.
Protestan Reformistler tarafından belirlenmiş kilise olma işaretlerini taşımayan bu gruplar, yukarıda bahsettiğimiz kısımları kabul etmez. Çünkü, sadece teolojik yanılgı ve sapkınlıklar ile bozulmakla kalmıyorlar, bu yanılgı ve sapkınlıklar, gerçeği ve Kutsal Kitap Hıristiyanlığının temel doktrinlerini reddedişi de içeriyor. Kendilerini kilise olarak gören bu kuruluşlar, Ortodoks Hıristiyanlık tarafından asılsız kilise topluluğu, mezhep veya kült olarak görülüyorlar.
O zaman bu gruplardan herhangi birine üye olan birinin gerçek bir Hıristiyan olma olasılığı var mıdır? Cevap, "evet" ol-malıdır. Kuruluşun her inkar ettiğini inkar eden veya onayladığı her şeyi onaylayan bütün üyeler değil tabi ki. Bir kişinin Mormon topluluğunun üyesi olup hala İsa Mesih'in tanrılığını kabul etmesi mümkün olduğu gibi, İsa Mesih'in tanrılığını kabul eden görünür bir kilisenin üyesi olup, kişisel olarak tanrısallık doktrinini reddetmesi de mümkündür.

19. yüzyıl gibi geç bir tarihte gerçekleşen 1. Vatikan Konsili'nde (1870) Roma, Protestanları sapkın ve hizipçi olarak adlandırdı. Roma'nın bu tavrı Protestanların "ayrılmış kardeşler" olarak tanındığı yakın tarihli 2. Vatikan Konsili'nde (1965) değiş-ti. Bu, Protestan Kiliselerinin geçerli olduğunu belirten bir tanıma değildi; daha çok, Holy Mother Church - Kutsal Ana Kilise-den ayrılmış bu kuruluşlarda da gerçek imanlıların yer alabildiğinin açık bir onayı idi.
Reformcular, Roma Kilisesinin dinden çıktığını ve artık gerçek bir kilise olmadığını söyledikleri zaman, bunu, Roma Kilisesi Üçlü Birlik, İsa’nın tanrısallığı, kefareti ve dirilişi gibi Hıristiyanlık gerçeğinin esası addedilen öğretileri reddettiğinden değil, "sadece imanla aklanma" -ya da diğer adıyla- sola fide doktrinini kınadığı için yaptılar. Reformcular, sola fide’nin Kutsal Kitap Hıristiyanlığının temel bir gerçeği olduğuna inandılar. 15unu veya diğer temel gerçeklerden herhangi birini inkar etmek, bir kuruluşu, geçerli veya gerçek kilise olmaktan çıkaracaktır. Reformistlerin Roma'yı Kutsal Kitap Hıristiyanlığının tüm temel (gerçeklerini reddedecek kadar dinden uzaklaştığını düşünmüş olmaları söz konusu değildi. Aksine, Reformistler, Roma'nın Hıristiyanların birçok gerçeğine dair ikrarını koruduğunu kabul ettiler.
Luther'e göre, sola f/'denin "sayesinde ve aracılığı ile kili-senin ayakta kaldığı ya da olmadığında yıkıldığı nesne" olduğu kanaati, abartılı bir ifade ya da hayali düşmanları hedef alan teolojik bir saldırı değildi. Ona göre, bu bir kaşık suda fırtına koparmak ya da pireyi deve yapmak da değildi. Bütün tartışmanın, sadece talihsizlik meselesi olduğuna ya da taraflar arasındaki trajik bir yanlış anlamadan kaynaklandığına da inanmadı.
Kilisenin Arius’u suçlu bulması bir yanlış anlamaya da-yanmadıysa eğer, Roma'nın sola fide’yle suçlamasının da yanlış anlamaya dayanmadığı kesindir. Tartışma dönemi süresince, bir çok çekişmede olduğu gibi, yanlış anlamalar oluşur ve böyle zamanlarda çokmuş gibi görünür. Trent Konsülü'nün 6. oturumunun kanonlarının aceleye getirilmiş metni bile -yanlış anlamaların gölgelediği bazı konular hala var olsa da- anlaşmazlığın asıl noktasının her iki tarafın da gözünden kaçmadığını gösterir.

Martin Luther ve akabinde John Calvin'e göre, sola fide’nin kural teşkil eden rolü, "gerçek kilise, bozulmuş kiliseye karşı" probleminde can alıcı noktadır. Onlar, sola fide’nin, Kutsal Kitap müjdesine göre esas olduğu sonucuna vardılar. Müjdenin temel esaslarından birini kınanırsa, onunla beraber müjde de kınanır ve müjde olmadan herhangi bir kuruluş kilise değildir. Bu, müjdenin, Kutsal Kitap Hıristiyanlığının -tek olmasa da-esaslarından biri olduğunu ve kilise kurumunun ilk işareti olduğunu söylemenin bir başka yoludur.

Roma, Luther ve Calvin'in öğrettiği müjdenin yanlış olduğu konusunda emindi. Bu, Roma'nın sola fide’yi mahkum edişinin nedenidir. Eğer Roma haklı olsaydı gerçek ve doğru bir kilise, hatta tek kilise olma iddiasını ispat etmiş sayılacak; sap-kın oluşumun içinde yer alanlar da Luther, Calvin ve diğer Protestanlar olacaktı. Öte yandan, eğer Roma sola fide’yi kınamakla hata yapmış olsaydı; kendi kendisini dini değiştirmekle mahkum etmiş olacaktı.
Eğer Roma, geçerli bir görünen kilise değilse, üyeleri arasında görünmez kilisenin üyesi olan Hıristiyanların var olması mümkün müdür? Tabi ki bu sorunun cevabı, "Evet!" olmalıdır. Sadece bir olasılık değil, büyük bir ihtimalle -özellikle de günü-müz Protestan ve Katoliklerin karşılıklı ilişkilerinin ışığında-Roma Katolik topluluğunun, Mesih'e ve görünmez yapıda da olsa O'nun bedeninin parçası olan kilisesine bağlı olan çok sayıda üyesi vardır.

Yazan: R.C. Sproul
Hristiyan.gen.tr Arşivi

Bu konu hakkında yorum yapmak ve okuyucular tarafından yapılan yorumları okumak için burayı tıklayın.


© 2009 Hristiyan bilgi kaynağı. - Hristiyan.gen.tr içeriğini izinsiz kullanmak, kaynak göstermeden kopyalamak yasaktır.
Bu web sitesi bağımsız olup; hiç bir kuruluşa, organizasyona, misyona veya kiliseye ait değildir.
hristiyanlık ile ilgili sorularınız için iletişim posta adresimiz
facebook logoFacebook Hristiyan Sayfası | twitter logoTwitter Hristiyan Sayfası