
Görünen
ve Görünmeyen Kilise
Mesih’in görünen ve görünmeyen kilisesi arasındaki fark Hıristiyanlık tarihinin
ilk milenyumunun en büyük teologu olarak kabul edilen, Kuzey Afrika, Hippo
piskoposu Aziz Augustine’in düşüncesi ile izah edilir. Augustine, İsa’nın ve
elçilerinin delice ve buğday meselleri hakkındaki öğretisini Hıristiyan
kiliselerinin dışarıdan görülebilen toplantılarında bir arada bulunanlara yordu.
Kutsal Kitap, insanların, inançlarını ikrar etmelerinin ve ikrar ettikleri
imanlarına sahip çıkmaksızın kendilerini bu toplantılara dahil edebildiklerinin
mümkün olduğunu çok açık bir şekilde ifade eder. İsa, insanların yürekleri uzak
düşmüşken dudaklarıyla O’nu onurlandırma serbestliğinden bahsetmiştir. Dağdaki
vaazında son günde “Ya Rab, Ya Rab” diye kendisine seslenecek kişileri “sizi hiç
tanımadım, uzak durun benden” diyerek huzurundan bertaraf edeceğine dair uyarıda
bulunmuştur. Benzer tavırla, Yakup, inançlarını ikrar eden ama inançları can
çekişmekte olup, meyve vermeyen ve imanlarını canlı tutacak içtenlikleri ile
tutarlı eylemler gerçekleştirmeyenlerin sorununu yorumlamıştır.(Yakup 2:20)
Augustine’in görünmeyen kilise kavramı, bir yer altı kilisesi veya organize
olmuş bir kilise ya da inanlılar topluluğu yaşantısını paylaşmayan veya
katılmayan birkaç kayıp topluluk örneği değildir. Augustine’e göre görünmeyen
kilise terimi aslında gözle görülen kilise içindeki insanlar anlamına gelir. Bu
kişiler, görünen kilise içinde bulunup, deliceden çok buğday olanlardır. Terim,
İsa Mesih’te olan tüm insanları içine alır. Biri organize olmuş kilise diye
adlandırdığımız bir kurumun içinde, diğeri kurumsallaşmış kilise
parametrelerinin dışında olmak üzere iki ayrı bölüm yoktur. Tekrarlıyoruz,
görünmeyen kilise, görünüz bir kilisenin içinde de mevcut olabilir. Bu arada,
Augustine’in görünmeyen kilisenin aslında görünen kilise içinde bulunduğundan
bahsettiğini de işaret etmek gerekiyor. Ancak bu, görünmeyen kilisenin, sadece
görünenin içinde olduğunu söylemekten de farklıdır. Augustine, çeşitli
zamanlarda, çeşitli nedenlerle, görünmeyen kilisenin bazı üyelerinin görünür
kilise içinde yer almadıklarını da kabul etmiştir.
Bir kişinin görünmeyen kilisede yer alıp aynı zamanda görünür kilisede olması
nasıl mümkün olabilir? İlk örnekte, görünür bir kiliseye bağlanma isteğine
rağmen, bunu yapması Tanrı tarafından bir şekilde engellenmiş kişileri
gösterebiliriz. Örneğin, İsa’ya iman etmiş birini düşünün. Yerel bir kiliseye
katılmaya giderken araba çarpsın veya ölümcül bir kalp krizi geçirsin ve bu
isteği yerine getirme fırsatı bulamadan hayatını yitirmiş olsun. Aklımıza hemen,
son nefesini verirken İsa’yı kabul eden (bu andan önce iman etmediğini farz
ederek) ve bu sayede İsa’dan çok yakında cennette kendisine katılacağının
yüreğine su serpici garantisini edinen, çarmıhtaki hırsız gelir.
İkinci kategori, ruhsal bir çocuksulukla, yanlış anlama sonucu, görünür kiliseye
bağlı olmanın zorunlu bir görev olduğunu inanmayan kişileri içerir. Gerçekten
iman etmiş olsalar da bir süre için bu yanılgıda kalabilirler.
Üçüncü kategori katılmak için görünen bir kilise bulamayan insanlardan oluşur.
Hücre hapsinde olan mahkumlar toplama kampındakiler veya kırsal alanda yaşayıp
diğer insanlardan izole olmuş kimseler bu grupta yer alabilir.
Dördüncü kategori, görünür bir kilise tarafından aforoz edilmiş inananları
kapsar. Bu kategorinin de dahil olması bazılarını şaşırtabilir. Ama şu
nedenlerden dolayı söz konusu olmalıdır. Öncelikle, kişi adil olmayan bir
dışlanmaya maruz kalmış olabilir. Şöyle ki, kilise kişiyi yargılama sırasında
hata etmiş, aslında buğday olan bir üyeyi yanlışlıkla delice şeklinde ele almış
olabilir. İkinci olarak kişi gerçekten inanlı olsa da yaptıklarından pişmanlık
duymadığı bir dönemde, adil yargılama sonucu topluluktan uzaklaştırılmış
olabilir. Topluluktan uzaklaştırma, diğer yöntemlerden sonra kilise üyelerinin
disiplini için son adımdır; ancak tövbe etmeye yönlendirilerek birliğe tekrar
dönebilme ümidini de taşır. Korint Kilisesi’nin ensest suçu işlemiş üyesi bu
konu için klasik bir vakadır.(1.Korintliler 5:1). Topluluktan uzaklaştırma
durumunda, kişi imansız sayıldığı halde bununla beraber, biliyoruz ki kişinin
kalbini tek okuyabilen, Tanrı’dır; kilise ise sadece dış görünüşüne göre
değerlendirebilir.
Beşinci kategori, kilise olma iddiasında olup gerçekten sapmış veya öğretileri
yanlış değerlendirmiş kurumlara bağlı olan görünmeyen kilisenin üyeleridir. Bu
kategori, kilise için çağlar boyunca ciddi problemler doğurmuştur. Antik
zamanlarda, liderlerinin sapkın öğretiler verdiği için görünür kiliselerden
sürgün edildiği Montanizm, Aryanizm ve Monofizitizm gibi sapkın akımlar doğdu.
Bu sapkın liderlerin bazıları sessiz sedasız ayrılmadı. Genellikle, yanlış
öğretilerini vermeyen devam ettiler ve kendilerini izleyenleri “kilise” şeklinde
organize ettiler. Bu sapkınlar, gerçek inanları da bir dönem cemaatleri içinde
zapt ettiler. Bu kategori, şu ya da bu nedenle gerçekten kilise niteliği
taşımayan, asılsız görünür kiliselerde rol alan görünmez kilise üyelerini
tanımlar.
Mesele, kilise tarihinin muhtemelen hiçbir anında, 16.yüzyıl Protestan Reform
Hareketi sırasında olduğundan daha keskin, şiddetli ve vahim olmamıştır. Bu,
Hıristiyan aleminin tarihinde görünür kilisenin en sert ve şiddetli şekilde
parçalanması ile sonuçlanmıştır. Martin Luther, Roma Katolik Kilisesi tarafından
aforoz edildiği vakit, bundan ötürü, görünmez kilisenin dışında mıydı?
Protestanlar, Baptistler, Lutherciler, Reformcular adı altında gruplaşmaya
başladıklarında, bütün bu gruplar, geçerli kiliseler mi yoksa sapkın, asılsız ve
uydurma kiliseler miydi? Roma neydi? 16.yüzyılda, Roma kilisesini terk edenler,
Roma’nın dinden uzaklaştığını ve bu yüzden artık gerçek bir kilise olmadığını
söylerken tereddüt etmiyorlardı.
Protestanlar için mesele artık “Gerçek kilise nedir?” sorunu olmaktan çıktı.
Onun yerine sorun “Gerçek bir kilise nedir?” haline geldi. Roma, sadece gerçek
bir kilise değil, tek gerçek kilise olduğunu iddia etmeyi sürdürdü. Bu iddia
Protestanlar tarafında güçlü bir meydan okuma ile karşılandı. Mücadele, sadece
Roma’nın tek gerçek kilise olmaması değil, artık asli ve hakiki bir kilise
olmamasına dairdi.
Yazan: R.C. Sproul
Hristiyan.gen.tr Arşivi
© 2009 Hristiyan bilgi kaynağı. - Hristiyan.gen.tr içeriğini izinsiz kullanmak,
kaynak göstermeden kopyalamak yasaktır.
Bu web sitesi bağımsız olup; hiç bir kuruluşa, organizasyona, misyona veya
kiliseye ait değildir.
Facebook
Hristiyan Sayfası |
Twitter
Hristiyan Sayfası