
"Kutsal Kitap Kendi İçinde Çelişkilerle Doludur ve Masaldır."
Hıristiyanlar kendi inançlarının gerçeklik iddialarını yüzlerce yıl önce
yazılmış bir kitabı öne sürerek desteklemektedirler. Kutsal Kitap isimli bu
kitap oldukça geniş bir biçimde üzerinde çalışılarak eleştirilere tabi tutulduğu
için güvenirliliği üzerinde oldukça yoğun şüpheleri toplamış bulunmaktadır. Eğer
Kutsal Kitap dinsel bir gerçeğin yetkin kaynağıysa o zaman bu kitapta sorulan
birçok soruların da cevapları kolaylıkla verilmiş olmalıdır. Ama öncelikle
Kutsal Kitap’ın yetkisi ve güvenilirliği sorgulanmalıdır.
Aslında bu kitabın tamamı Kutsal Kitap’ın ne denli güvenilir bir kitap olduğunu
savunmak içindir. Anlaşılır nitelikte bir savunmanın yapılması, aynı zamanda
ayrı ayrı ele alınması gerekli oldukça karmaşık konuları içermektedir. Aslında
bu konu üzerinde yakın zamanda kayda değer bir biçimde yayınlar yapılmıştır.
Kutsal Kitap’ın güvenilirliği üzerine sürekli sorulan birkaç sorunun cevabını
burada kısaca ele almaya çalışacağız.
Kutsal Kitap Bir Takım Mitolojik Öykülerle mi Doludur?
"Kutsal Kitap mitolojik anlatılarla dolu" şeklindeki bir ifade Kutsal Kitap'ı
eleştirenlerin bir anlamda ortak cümlesidir. Mitolojilerin tarihsel bir desteği
olmadığına göre Kutsal Kitap’ın da gerçekle uzaktan yakından alakası olmadığını
söylemeye çalışmaktadırlar. Mitolojinin sözlükteki karşılığı "hayal ürünü öykü"
olarak geçer. Neden bu kadar sık bir biçimde "Kutsal Kitap mitolojik öykülerle
doludur" denmektedir? Bunun baş nedeni Kutsal Kitap'ın sayfaları içinde birçok
mucizelerin yer almış olmasıdır. Diğer bir neden de Kutsal Kitap içinde yer alan
tufanın, örneğin Babil mitolojisinde de geçmesidir. Bir başka nedende Mesih
İsa'nın etrafında gelişen olayların Yunan mitolojisinde bazı tanrıların
yaşamlarında da görülmesidir. Bu üç neden bir araya geldiğinde, Kutsal Yazıları
mitolojik yazılar olarak görmek için bir temel oluşturulmaktadır.
Mucize sorunu basit ve düz anlamda bir sorun değildir. Aksine tarih ve
felsefenin de sorguladığı önemli bir sorundur. Eleştiren kişilerin "mucize
olamaz" sözü ile mucize mitolojik bir hadisedir diye reddedilirse üzerinde edebi
anlamda bir ayrıştırmadan ziyade konu doğa ve tarih felsefesinde yer alır.
Mucizenin imkansız (ipso facto) olduğu iddia edilmeden önce, eleştiren kişiler
öncelikle ilahi ve doğa üstü hiçbir hadisenin gerçekleşmediği mekanik bir dünya
içinde tıkılmış olduğumuzu kanıtlamaları gerekmektedir. Diğer taraftan, eğer her
şeye gücü yeten bir Tanrı varsa o zaman mucizelerin olması da olağandır ve
mucizelerin büyük bir çoğunlukla mitolojik kaynaklı olduğu ileri sürülerek bir
kenara fırlatılamaz.
"Mucizeler olabilir" derken de her iddianın geçerli bir iddia olduğunu kabul
edemeyiz. Bir kişi "mucize olabilir" derken diğer taraf "mucize oldu" diyebilir.
Biz mucize sorusu ile karşılaştığımızda bunu yalnız olabilirlilik temelinde
değil aynı zamanda iddianın kanıtını da aramalıyız.
Kutsal Kitap mucizelerinin önemli bir noktası bunların kayıtlarının oldukça
ağırbaşlı olmasıdır. Buna örnek olarak ikinci yüzyılda yazılmış bulunan Gnostik
yazılardaki mucize öyküleri ile Yeni Antlaşma'daki mucize öykülerini
karşılaştırın. Gnostik "mucizeleri" tuhaf ve boş bir hava içindedir. Yeni
Antlaşma mucizeleri ise tarihin ve kurtarışın ağırbaşlı görünümü içinde yerini
alır. Bu mucizelerin olduğunu iddia eden insanlar açıkça derin bir ahlaki
doğruluk içinde olan kişilerdir ve inandıkları doğrular uğruna ölmeye hazır olan
kişilerdir. Kutsal Kitap mucizelerini gözden geçirirken iddiaları yapan
kişilerin ne değerde kişiler olduklarını da göz önünde bulundurmak oldukça
önemlidir. Yahudi-Hıristiyan geleneğindeki Kutsal Kitap yazarları gerçeğin
kutsallığına tam ve derin bir biçimde bağlı olmanın sıkıntısını duyarak
yazmışlardır. Örneğin Petrus, "Rabbimiz İsa Mesih 'in kudretini ve gelişini size
bildirirken uydurma masallara başvurmadık. O'nun görkemini gözlerimizle gördük"
(2. Petrus 1:16) demektedir. Eski mitolojik anlatımlarla bazı Kutsal Kitap
öyküleri arasında paralel öykülerin olması, hemen* paralel öyküyü yazan Kutsal
Kitap yazarlarını zan altında bırakma şeklinde suçlamamızı gerektirmemektedir.
Eğer antik dünyada tufan gibi bir doğa olayı gerçekleşmişse bu olayın diğer
antik dönem insanların yazılarına da yansıması oldukça doğaldır. Anlatımları
karşılaştırmak için Gılgamış destanını bir Hıristiyan olarak buyrun okuyun.
Okuduktan sonra tekrar Kutsal Kitap'a bakarsak Kutsal Kitap kaydı kendi kendine
bu anlatımın bir mitolojik anlatım olmadığını bize gösterecektir.
Yeni Antlaşma anlatımında Mesih İsa'nın kişiliği Ovid'in Metomorfos'unda olduğu
gibi genelde Yunan mitolojisinin ölen ve dirilen tanrıları ile
bağdaştırılmaktadır. Ama bilimsel olarak yapılan her bir karşılaştırmalı olay ya
da objenin yalnız benzerlikleri ile değil karşıtlıkları ile de değerlendirilmesi
gerekmektedir. Örneğin yarı adam yarı yaratık halindeki mitolojik varlıkların
dikkat çekici bir biçimde Kutsal Yazılar’ın içinde yer almamaktadır. Evrenin
yaratılışı hakkında anlatılan tuhaf öyküler de Kutsal Yazılarda açık bir biçimde
yer almamaktadır. Örneğin, Kutsal Yazılar’ın hiçbir yerinde tanrılar arasındaki
cinselliklerin dünyayı etkilediği ve dünyanın bir tanrının kullanım alanı olduğu
gibi bir kavrama rastlanmaz. Mesih İsa bir bakireden doğmuş olmasına rağmen
Zeus'un başından çıkmış yeni bir sürüm değildir.
Yunan Mitolojisi ile Kutsal Kitap yazılarının farklılıklarının en temel noktası
her ikisinin de tarihin önemine bakış açılarının tamamen ayrı olmasıdır.
Yunanlılar için mitolojilerini belli bir tarihe oturtma gibi bir kavram
bulunmamaktadır. Aslında bu tanrılar yunanlıların akıllarında evrenin herhangi
bir yer ve zamanında beden almaktadırlar. Diğer taraftan İbraniler için tarihi
olmayan ya da tarihe karşı olan her şey yanlış olarak değerlendirilmektedir. Bu
durum mitoloji sorgulamasında Yunan ve Yahudi antitezinin özellikle tarihe bakış
açısından taban tabana zıt olduklarını göstermektedir.
Yazan: R.C. Sproul
Hristiyan.gen.tr Arşivi
© 2009 Hristiyan bilgi kaynağı. - Hristiyan.gen.tr içeriğini izinsiz kullanmak,
kaynak göstermeden kopyalamak yasaktır.
Bu web sitesi bağımsız olup; hiç bir kuruluşa, organizasyona, misyona veya
kiliseye ait değildir.
Facebook
Hristiyan Sayfası |
Twitter
Hristiyan Sayfası