
Kurban
nedir? Neden Kurban kesilir? Kurban kesmenin anlamı...
Her yıl Kurban Bayramı’nı titizlikle kutlayan ülkeler arasındayız.
Kurban Bayramları sırasında ülkemizde milyonlarca hayvan boğazlanıp kovalar
dolusu kan akıtılıyor. Hayvan etini süpermarketlerde cicili bicili paketlenmiş
şeklinden ayrı biçimde görmeye alışık olmayan batılı turistler ülkemize
geldiklerinde kesilen kurbanları görünce şok oluyorlar. Biz ise göz aşinalığıyla
kılımızı bile kıpırdatmadan bakıp geçeriz. Ama hiç düşünüyor muyuz? Kurban
Bayramı’nda ya da başka bir nedenle, niçin kurban kesilir? “Fakir fukara da et
yiyebilsin” yanıtı sanırım biraz eksik kalır. Müslüman ülkelerde sadakatle
gerçekleştirilen bu uygulama acaba ne zaman başladı? Bu konuda yaptığım
araştırmalar sonucunda bazı ilginç şeyler öğrendim. Bunları sizinle de paylaşmak
isterim:
Şimdi size “Kurban, insanlık tarihi boyunca çeşitli kültürlerde uygulanan bir
ibadet şeklidir” desem şaşırır mısınız? Araştırmalarıma göre insan yeryüzünde
var olalıberi kurban kesmiştir. Günümüzde kurban, Tanrı’nın birliğine inanan,
Yahudi, Hıristiyan ve Müslüman dinlerine bağlı her bireyin temel inanç
öğelerinden başta gelenidir. Yahudiler’in bu konudaki inançlarına göre insan,
günahlılığından dolayı kurban sunar. Yahudi inancında kurban, günahların
örtülmesini sağlamak için Tapınakta uygulanırdı. Şu anda, Yahudiler’in Tapınağı
yoktur ve kurban kesmiyorlar. Hıristiyanlar’ın ise kurban kesme uygulamaları
yoktur, ama Yahudiliğin bu konudaki inanç temeline dayanan bir kurban anlayışı
vardır. Yahudiler, ‘Fısıh’ denilen bir bayramlarında, günahların bağışlanması
için kurban keserlerdi. Hristiyanlar, İsa Mesih’in gelişiyle kurban kesmenin
sona erdiğini kabul ederler. Müslüman inancında kurban, fakir fukaraya et
dağıtmaktan ayrı, dini bir gereğin yerine getirilmesi olarak da görülebilir.
Ülkemizde kurban kesen kişilerin çoğu farkında olmasa bile kesilen hayvanda
beklenilen özellikler, hayvanın boğazlanma biçimi ve uyandırdığı dini duygular
ister istemez bu olayı Tanrı ile insan arasında yapılan bir iş olarak gösterir.
Kurban olayında en önemli unsur akıtılan kandır. ‘Kan’, ölüm kalım konusunda
mecazi anlamlarla yüklü bir sözcüktür. İki aile arasında süregelen adam öldürme
olaylarına ‘Kan davası’ deriz. Dilimizde buna benzer bir sürü deyim vardır.
“Birinin kanına susamak”, “birinin kanına ekmek doğramak” gibi deyimler hep
ölümden, can kaybından söz eder. Can her zaman kandadır. Tanrı’nın Kutsal
Sözü’ne göre kurban, ölüm ve yaşam ile bağlantılı bir simgedir. Bir canın
kurtuluşu için başka bir canın feda edilişi en canlı biçimde önümüze serilir.
Araştırmalarımda gördüm ki, ilk kurban Tanrı tarafından kesilmiştir. Kutsal
Kitap’a göre atalarımız Adem ile Havva günah işleyince birden çıplak olduklarını
gördüler. Bu çıplaklık, günahın beraberinde getirdiği güvensizlik ve utanç
duygularıydı. Tanrı Sözü şöyle yazar: “Rab Allah Adem ile karısı için deriden
kaftan yaptı ve onlara giydirdi..” Deriden kaftan yapılması için bir hayvan
kesilmesi gerekiyordu. Tanrı böylece Adem ile Havva’nın fiziksel çıplaklığından
ziyade onların günahını, ruhsal çıplaklığını örtmek için bir hayvanın kanını
akıttı. Onlara giydirdiği deriden kaftan simgesel biçimde günahın nasıl
örtüleceğine işaret ediyordu. Bu olayda ileriyi gösteren bir işaret vardı. Biraz
daha araştırdım! Gördüm ki kurban günahların bağışlanması konusunda sadece bir
simgedir. Hayvanın kesilmesi ve akıtılan kan günahlar için bir canın verilmesi
gerektiğini simgeler. Bu simge, kendi başına günahların bağışını sağlayamaz.
Ancak başka bir şeye işaret eder.
Kurban olayındaki simgelere bakarken, kurban edilecek hayvanın neden kusursuz
olması gerektiğini hiç düşündünüz mü? Bu da bir simgedir. Tanrı’nın adaletine
göre insan günahının getirdiği ceza sonsuz ölümdür.
Bu ceza verilmeden insanın günahı bağışlanamaz. Tanrı Sözü diyor ki “Kutsal
Yasa’ya göre, hemen her şey kanla temiz kılınır, ve kan dökülmeksizin bağışlama
olmaz” (İbr 9:22). Tanrı’nın günahları bağışlayabilmesi için ya günah işleyen
kişi ölecek ya da günahlının yerine bir başkası ölecektir. Kan kesinlikle
dökülmelidir. “Bir başkası” derken, herhangi bir insanın, başka bir insanın
günahları için ölebileceği anlamı çıkarılamaz. İnsan kendisi günahlıdır ve kendi
günahları için ölmek zorundadır. “Çünkü herkes günah işledi ve Tanrı’nın
yüceliğinden yoksun kaldı” (Rom 3:23). Ancak hiç günahı olmayan, yani kusursuz
bir kişi, başkasının günahları için ölürse, kanını akıtırsa o kişinin günahları
bağışlanabilir. Kurbanlık hayvandaki kusursuzluk simgesi işte böyle günahsız ve
kusursuz bir Kişi’yi işaret eder. Kimdir o Kişi? O sadece bir peygamber ya da
üstün ruhsal meziyetlere sahip birisi olamaz. Yeryüzünde ancak tek bir kişi
günahsız yaşadı. Tanrı’nın özünden, sonsuzluktan çıkan, insan bedeni alıp
dünyamıza gelen, tümüyle günahsız yaşayan İsa Mesih! Tüm kurbanların işaret
ederek gösterdiği Sonsuz Kurban, bu eşsiz Mesih’tir. Tanrı Sözü diyor ki
"Mesih’in kanı bizi her günahtan temizler". İnsanın günahı Tanrı katında öyle
ciddi bir sorundur ki ne iyi işler yapmakla, ne oruç tutmakla ne de adak olarak
kurban kesmekle ortadan kalkar. Tanrı diyor ki; günahımızın karşılığı ölümdür.
Günahlarımız için ya biz ölmeliyiz ya da kusursuz bir kişi bizim yerimize
ölmelidir. Kan ile günahların temizlenmesi konusu Tanrı’nın görüşünde o kadar
önemlidir ki çağlar boyunca her kültürde buna işaret eden bir çeşit levha
bırakmıştır. Bizim kültürümüzde de Kurban Bayramı’nda ya da başka nedenlerle
kesilen kurbanların kanı günahların bağışlanabildiğine işaret eder. Aslında bu
işarete ‘Sevgi İşareti’ demeliyiz.
SEVGİ İŞARETİ
İnsanlık tarihinin birçok noktasında bu ‘Kan İşareti’ni görebiliriz. Kusursuz
kurban simgesi, Tanrı’nın verdiği göksel açıklama ile konuşan eski zaman
peygamberleri tarafından insanlığa duyuruldu. İbrahim peygamberin hayatına
bakalım; İbrahim, biricik oğlunu, Tanrı’nın verdiği buyruğa uyarak kurban olarak
sunmaya girişti. Bunu yaparken Tanrı ona bir işaret veriyordu. Bildiğimiz gibi
İbrahim oğlunu kurban etmedi, çünkü Tanrı buna engel oldu. Oğlunun yerine,
kesilmesi için bir koç sağladı. Tanrı onun imanını deniyordu, ama aynı zamanda
ileriye işaret ediyor, insanların günahını ortadan kaldırmak için kendi özünden
gelecek olan Kişi’nin kendi kusursuz canını feda edeceğini belirtiyordu. Tanrı
tüm insanlık için sonsuz bir kurban sağladı. İbrahim, Tanrı’yı sevdiği için
kendi özünden dünyaya gelen biricik öz oğlunu feda etmeye hazırdı. Tanrı ise
dünyadaki insanları, seni ve beni çok sevdiği için kendi özünden gelen Mesih
İsa’yı bizim yerimize sadece feda etmeye hazır olmakla yetinmedi O’nu gerçekten
feda etti. İbrahim oğlunu feda etmek zorunda kalmadı çünkü bir iman denemesinden
geçiyordu ve Tanrı’nın meleği ona engel oldu. Tanrı ise insanların günah
yargısından kurtulabilmeleri için biricik Mesih’ini feda etmekten başka bir çare
olmadığını bilerek O’nu günahları bağışlatan Kurban olarak sundu. İbrahim’in
tecrübe ettiği kurban olayı, ancak ileride yer alacak olan çok daha önemli bir
başka olayın, çarmıh üzerinde senin ve benim günahlarım için kendisini sonsuz
kurban olarak sunan İsa’nın kurban oluşuna işaret ediyordu.
Bizim bildiğimiz kurban, dini vecibeleri ya da bir adağı yerine getirmek için
kesilir. Ama Türk Dil Kurumu, kurbanın mecazi anlamını şöyle açıklar: "Bir ülkü
uğruna feda edilen ya da kendisini feda eden kimse". Bu açıklamada bile ‘Sevgi
İşareti’ önümüze çıkar. Kurban, bir sevgi işaretidir. İnsanın günahlarının
bağışlanışını sağlamaktan daha yüce bir amaç, daha üstün bir sevgi gösterisi
olabilir mi? Kurbanın kanı akıtılırken o kanın işaret ettiği Kişi’nin ne kadar
değerli olduğunu göremez miyiz?
Diyelim ki bir kişi günahlarımız uğruna ölüyor ve onun ölümü sayesinde tüm
günahlarımız ortadan tümüyle kalkıyor. O kişinin ölümü değerli olmaz mı? Ben
bundan daha değerli bir şeyi hayal bile edemem.
Rab da kendi sözünde bunu bildiriyor: “Biliyorsunuz ki, atalarınızdan kalma boş
yaşayışınızdan gümüş ya da altın gibi geçici şeylerle değil, Mesih’in kusursuz
ve lekesiz bir kuzunun kanına benzer değerli kanı fidyesiyle kurtuldunuz” (1
Pet. 1:19).
‘Kurtuldunuz’ derken acaba nasıl bir kurtuluş söz konusudur? Günahlarınızın
getirdiği yargıdan ve bunun sonucu olan sonsuz ölümden! Günahlı insan,
günahlarından arınmadan Tanrı’nın huzuruna giremez. Tanrı’dan sonsuza dek ayrı
kalmak zorundadır. Kutsal Yazılar bunu ‘Sonsuz ölüm’ diye betimler. İsa Mesih’in
kanı günahlardan arınmayı sağlayabilen tek şeydir. Eski çağlardan günümüze dek
sürekli kesilen kurbanların kanı insanı günahlarından temizleyemez. Yani
günahlarımızdan tövbe etmekle bağış bulamaz mıyız? Açık konuşmalıyım, Tanrı
merhametlidir ve kendisine dönüp tövbe etmek isteyen her günahlıyı duyar. O’na
samimi bir yürekle yaklaşanlara merhamet eder ve günahlarını bağışlamak ister.
Fakat günahların bağışlanabilmesi için Tanrı adaletinin talep ettiği ceza
verilmelidir. Çarmıh üzerinde kendisini Kurban olarak sunan İsa, Tanrı
adaletinin talep ettiği bu cezayı O’na iman edecek olan her insan için çekti.
Tanrı, insanların kurtuluşu için açtığı bu tek yoldan yararlanmak istemeyenleri
bağışlayamaz. Kurban bayramı’nda kesilen kurbanlar, yüzyıllar boyunca tapınakta
kesilen kurbanlar hep Mesih’in, o Sonsuz Kuzu’nun günahlarımız için kurban
edileceğine işaret ediyordu. Tanrı’nın Sözü yine baştan sona kadar Mesih’in
kanından söz eder. Mesih “Erkeçlerin ve buzağıların kanıyla değil, sonsuz
kurtuluşu sağlayarak kendi kanıyla kutsal yere ilk ve son kez girdi” diye yazar.
Kutsal Yer, Tanrı’nın bulunduğu yerdir. Günahlarına bağış bulup sonsuzluk
boyunca mutluluk ve huzur içinde orada kalacak olanların gideceği yerdir.
Dini törenlerde kesilen kurbanlar, bizim bu yere girebilmemize yardım edebilir
mi? Hayır, yardım edemez, ama bizi oraya götürebilecek Olan Kişi’ye işaret eder.
Akıtılan Kurbanın kanı bir ‘sevgi işareti’dir. Mesih’in çarmıhının dibine akan
kusursuz kana işaret eder. “Sonsuz Ruh aracılığıyla kendini lekesiz olarak
Tanrı’ya sunmuş olan Mesih’in kanının, diri Tanrı’ya kulluk edebilmeniz için
vicdanınızı ölü işlerden temizleyeceği ne kadar daha kesindir!” (İbr. 9:13-14).
Tanrı’nın verdiği yasalara bağlı kalmak iyi bir şeydir, ama bunu yapmakla Tanrı
katında aklanamayız. Tanrı eskiden insanlarla bir antlaşma yapmıştı. Bu
antlaşmaya göre insan Tanrı’nın verdiği Şeriata bağlı kalırsa Rab onu
bereketleyecekti. Ancak bu “Birinci antlaşma bile kan akıtılmadan yürürlüğe
girmedi. Musa, Kutsal Yasa’nın her bir buyruğunu bütün halka bildirdikten sonra
al yapağı, zufa otu ve su ile buzağıların ve erkeçlerin kanını alıp hem kitabın
hem de bütün halkın üzerine serpti. “Tanrı’nın uymanızı buyurduğu antlaşmanın
kanı budur” dedi. Aynı şekilde çadırın ve tapınmada kullanılan bütün araçların
üzerine kan serpti. Nitekim Kutsal Yasa’ya göre, hemen her şey kanla temiz
kılınır, ve kan dökülmeksizin bağışlama olmaz.” (İbr. 9:18-22)
KAN İŞARETİ
Şeriatın yapraklarında bile kan lekeleri görebiliriz. Tanrı ‘Sevgi İşareti’ni
oraya da koydu. Şeriat, bize günahlarımızı gösterir. Onun üzerine serpilen kan
ise o günahların nasıl temizleneceğine işaret eder. İsa Mesih’in çarmıhta
akıttığı kan, O’na iman edenlerin tüm günahlarını temizler. Bunu nerden
biliyoruz? Tanrı’nın kendisi diyor ki, “Mesih’in kanı bizi her günahtan
temizler”. Yalnız söylemekle kalmadı, çarmıhta sunulan kurbanın, akıtılan kanın
günahları bağışlama, ölümü yenme gücüne sahip olduğunu kanıtladı. O’nu ölümden
diriltti ve “Mesih, asıl kutsal yerin örneği olup elle yapılmış kutsal yere
değil, ama şimdi bizim için Tanrı’nın önünde görünmek üzere asıl göğe girdi”.
Değerli okuyucum, şimdi kurban kesilirken “bir kurban daha” deyip de geçmeyiniz.
Mesih ölümden dirildi ve şu anda Tanrı’nın sağında yücelik içinde oturmaktadır.
O, Tanrı’nın huzurunda görünmek üzere Cennet’e girdi.
O’na iman edenler için her an şefaat etmektedir. Bu ‘şefaat’ sözcüğünün tam
anlamı şudur; İsa Mesih şu anda Tanrı’nın Kutsal huzurunda görünür biçimde durup
O’na iman edenlerin suçlarının bağışlanması için döktüğü kanı Tanrı’ya
göstermekte, “Ben bu kişi için kanımı akıttım, o suçlu sayılamaz” demektedir.
İsa Mesih’in çarmıh üzerinde günahlı insanlar uğruna ölmesi tarihsel bir olay
olarak geçmişte kalıyor. Dirilişi ve göğe çıkışı da aynı biçimde geçmişte yer
almış olaylardır. Bunlar bu gün, şimdi bizim yaşamımızı nasıl etkileyebilir?
Ayet diyor ki; "Çünkü Mesih, asıl yerin örneği olan, insan eliyle yapılmış
kutsal yere değil de şimdi bizi temsil etmek için Tanrı’nın huzurunda görünmek
üzere Cennet’e girdi" Evet, Mesih, Tanrı’nın kutsal huzurunda O’na iman edenleri
şimdi temsil etmek için Cennet’e girdi. İsa Mesih’in şu anda Tanrı huzurunda
yaptığı iş geçmişte kalmıyor, şimdiki zamanda devam etmektedir. Mesih yeryüzünde
ortaya çıktığı zaman amacı günahları kaldırmaktı. Şimdi, O’nun Cennet’te Tanrı
Katında oturuyor olması, yaptığı işin tam olduğunu ve günahlı insanı temsil
etmeye hakkı olduğunu kanıtlar. Mesih, günahları kaldırmak için önce yeryüzünde
göründü. Günahlar için ölüp dirildikten sonra Tanrı katında günahları
bağışlanmış insanı temsil etmek üzere görünmektedir. Bir gün de O’na iman
edenleri kendi yanına almak için yine görünecektir. Mesih’in gelişine dek
kesilen kurbanlar ileriye doğru O’nun çarmıhına işaret ediyordu. O’nun ölümü ve
dirilişinden sonra kesilen kurbanlar da geriye, geçmişe, yine O’nun çarmıhına
işaret eder.
Değerli okuyucum, bundan sonra kurban kesilirken Tanrı Sözünde yazılanları
hatırlamanızı isterim. İsterseniz siz de araştırınız. Göreceksiniz ki insanlık
ailesinin benimseyebildiği her din içinde Tanrı kendi işaretini bıraktı. Bu
O’nun ‘Sevgi İşareti’, ‘Kan işareti’dir. Hemen hemen her dinde bir çeşit kurban
olayına değinildiğini söyleyebilirim. İlkel kabilelerin ve putperestlerin
tapınışlarında, yanlış biçimde uygulansa bile bir canın başka bir canın yerine
feda edildiği kavramı görülebilir. Tanrı neden bu işareti bıraktı? En derin
sevgiyle sevdiği insanın, insanlık tarihinde gerçekleştirilen en önemli olaya,
çarmıhta akıtılan kusursuz kana bakıp sonsuz ölümden, günahlarının yaraştırdığı
sonsuz yargıdan kurtulabilmesi için! Kutsal Kitap günahların bağışlanması için
başka bir yol göstermiyor. Olsaydı gösterirdi. Tanrı sevgidir, sevgiyle doludur.
Kendi özünden biricik Mesih’ini sizin ve benim gibi günahlı kişiler uğruna feda
etmiş olması O’nun bu sonsuz sevgisini sergiler.
Belki de bu noktada soruyorsunuz: “Bu konuda ne yapabilirim?” Tanrı’nın sizden
beklediği çok basit bir eylem vardır: “Bak ve yaşa!” diyor size. Bugün kesilen
kurbanlara baktığınız zaman bunların işaret ettiği gerçek ve Sonsuz Kuzu’yu
görmenizi ister. Sizin günahlarınız için öldüğüne iman ederseniz sonsuz ölüm
yargısından kurtulup yaşayacaksınız, hem de sonsuza dek! Tanrı Sözü diyor ki
“Bir kez ölmek ve ondan sonra yargılanmak nasıl insanların kaderiyse, böylece
Mesih de birçoklarının günahlarını yüklenmek için bir kez kurban edildi. İkinci
kez, günah yüklenmek için değil, kendisini bekleyenleri kurtarmak için
kendilerine görünecektir” (İbr. 9:27-28)
"Atalarınızdan kalma boş yaşayışınızdan gümüş ya da altın gibi geçici
şeylerle değil, Mesih’in kusursuz ve lekesiz bir kuzunun kanına benzer
değerli kanı fidyesiyle kurtuldunuz" (1 Petrus 1:19)
Alıntıdır.
(Kamil Musa - Kurban üzerine bir sohbet)
© 2009 Hristiyan bilgi kaynağı. - Hristiyan.gen.tr içeriğini izinsiz kullanmak,
kaynak göstermeden kopyalamak yasaktır.
Bu web sitesi bağımsız olup; hiç bir kuruluşa, organizasyona, misyona veya
kiliseye ait değildir.
Facebook
Hristiyan Sayfası |
Twitter
Hristiyan Sayfası