
Papanın Yetkisi ve Yanılmazlığı Konusunda Farklılık?
Mesih İnanlıları Roma papalık sistemini ve yetkisini tamamen
reddederler. Katolik kilisesi papayı şu görkemli unvanlarla çağırır: ‘‘Tüm
Hıristiyanların papası'' (yani babası), ‘‘çobanı ve şefi'', ‘‘kutsal
peder'', ‘‘Mesih'in görünür temsilcisi'', ‘‘Petrus'un halefi'', ‘‘elçilerin
prensi'', ‘‘aracı'' , vs... Hemen belirtelim ki, yalnızca İsa Mesih'e
verilen ve verilmesi gereken bu unvanların papaya verilmesi ve onun tüm
Hıristiyanlar üzerinde bu derece büyültülmesi Kutsal Kitap gerçeklerine
tamamen aykırı düşmektedir. İsa Mesih açık bir şekilde kendisini
izleyenlerin eşit olduğunu ve birinin diğerlerinin üzerine yükseltilmemesi
gerektiğini bildirmiştir. Büyüklük sevdasına kapılan öğrencilerine İsa Mesih
şöyle demiştir: ‘Bilirsiniz ki, ulusların önderleri onları egemenlik
hırsıyla yönetirler, ileri gelenleri de onlara ağırlıklarını hissettirirler.
Sizin aranızda böyle olmayacak. Aranızda büyük olmak isteyen, diğerlerinin
hizmetkarı ve kulu olsun'' (Mat.20:20-27). Başka bir olayda da İsa Mesih
öğrencilerine şunları bildirdi: ‘‘Kimse sizi ‘Rabbi' diye çağırmasın. Çünkü
bir tek öğretmeniniz var ve hepiniz kardeşsiniz. Yeryüzünde kimseye ‘Baba'
demeyin. Çünkü bir tek Babanız var, O da göksel Baba'dır. Kimse sizi ‘önder'
diye çağırmasın. Çünkü bir tek önderiniz var, O da Mesih'tir. Aranızda en
üstün olan, diğerlerinin hizmetkarı olsun. Kendini yücelten alçaltılacak,
kendini alçaltan yüceltilecektir'' (Mat.23:8-12). Bu sözler öncülerini ‘Baba', ‘Rab', ‘sahip ‘ veya ‘efendi' olarak
çağırmayı alışkanlık edinen Katolik ve Ortodoksların ne derece yanılgıda
olduğunu sanırız açıkça göstermektedir. Katolik kilisesince ilk papa olarak
benimsenmiş olan elçi Petrus hiç de kendisini en önde gelen papa olarak
değil fakat diğer öncülerle bir tutarak ‘‘ben de onlar gibi bir ihtiyar''
diye tanıtır (1.Pet.5:1-5). Kornelyus onun ayaklarına kapanınca o ‘ ‘kalk
ben de insanım'' diyerek onun kendisini onurlandırmasına engel oldu
(Elçi.10:25-26). O'nun bu tutumu Katolik papalarının onurlandırma konusunda
takınmış olduğu tutumdan ne kadar farklıdır! Katolik kilisesi daha da ileri
giderek 1870 yılında yapmış olduğu Vatikan konsülünde papanın ‘yanılmaz'
olduğunu da ilan ederek sapıklığının doruğuna ulaştı. Katolik kilisesi,
Papa'nın öğreti ve ahlak konusunda resmen beyan ettiği bütün düşüncelerde
hatasız ve yanılmaz olduğunu ve bunların Kutsal Kitap sözleri gibi bütün
Hıristiyanlarca kabul edilmesi gerektiğini ileri sürer! (Hıristiyan Dinini
Özü, 1987, sf.19). Oysa bizzat Katolik kilisesinin tarihi bu iddianın ne
derece çürük ve yanlış olduğunu açıkça gözler önüne sermektedir. Tarih
boyunca papaların desteklediği haçlı seferleri, korkunç engizisyon
mahkemeleri, birbirleriyle çelişen bir sürü öğreti ve açıklamalar bu
iddianın gerçeklerden ne kadar uzak olduğunu gösterir. Bir çok ‘‘kutsal
pederlerin'' şahsi yaşamları da kutsal bir yaşamdan tamamen uzaktı.
Ahlaksızlık, taht kavgası, üstünlük sevdası, yalan dolan, gaddarlık, politik
hırs vs... topluluğumu bu kayanın üzerine kuracağım... göklerin
Egemenliğinin anahtarlarını sana vereceğim'' derken onu yanılmaz veya
diğerlerinin üzerine egemen atamıyordu (Mat.16:13-20). Zaten bu beyandan
hemen sonra Petrus Mesih'in ölümü konusunda yanılgıya düşmüş ve İsa da onu
‘Şeytan' diye adlandırmıştır!! (Mat.16: 21-24). Ne Petrus'un kendisi ne de
diğer elçiler Mesih'in bu beyanını hiç de bu şekilde anlayıp yorumlamadılar.
Elçi'lerin işleri kitabında okuduğumuz gibi ilk Kudüs konsilinde Petrus ilk
yerde değil ama Barnaba, Pavlus ve Yakup gibi yalnızca söz alanlar
arasındaydı. Konsil'in aldığı kararlar da yine Petrus'un değil ama elçilerin
adıyla onaylanıp kiliselere ulaştırıldı (Elçi 15:1-29). Bundan başka elçi
Petrus Yuhanna ile birlikte Samirye kentine bir görevi yerine getirmek
amacıyla diğer resuller tarafından gönderiliyor (Elçi 8:14). Eğer o ilk papa
olsaydı kendisi başkasını görevlendirmeliydi bu hizmet için. Elçi Pavlus da
Petrus'u en önde gelen yetki veya papa olarak değil ama Yakup ve Yuhanna
gibi ‘‘ topluluğun direklerinden biri'' olarak görüyordu. (Gal.2:9). Hatta
Pavlus milletler hakındaki tutumundan dolayı Petrus'la muhalefete girerek
onu ‘‘ikiyüzlü'' olarak suçlamıştır (Gal.2:11-14). Eğer Pavlus Petrus'u
yanılmaz bir papa veya evrensel kilisenin yetki sahibi tek çobanı olarak
görseydi böyle bir harekette bulunup onu herkesin önünde eleştirmeyecekti.
Şüphesiz Petrus ilk kilisede önemli bir rol oynamıştır. Dile getirmiş olduğu iman ikrarıyla gerçekten de kilisenin ilk taşı veya taşlarından oldu o (Efs.2:20). Ama iyi bilinmelidir ki, ‘‘hiç kimse atılan temelden, yani İsa Mesih'ten başka bir temel atamaz'' ( 1.Kor.3:11). Petrus, Pentikost günü üç bin kişinin tövbe etmesine öncülük ederek ve milletlerin imana gelmesine ilk aracı olmakla sözü edilen göklerin egemenliğinin anahtarlarını gerçekten de kullanmaya başlamıştır (Elçi.2:14-41; 10:1-48 Unutmayalım ki, Kutsal Kitap'a göre Mesih'in yerini alıp O'nun temsilcisi olan Petrus veya herhangi bir papa değil ama Kutsal Ruh'un kendisidir. (Yuh.14:16-18,16:7-15). Bundan başka Petrus'a verilen yetki daha sonra genelleştirilerek ilk yüzyıldaki bütün elçilere verilmiştir (Yu. 21:22-23). Yine belirtmeliyiz ki, Kutsal Kitap birçok çobanlık, müjdeci, öğretmen, şemmaslık vs... gibi imanlılara verilen ruhsal armağanlardan söz ederken, kesinlikle kiliseye verilen bir papalık armağanından söz edilmez. Böyle bir armağan mevcut değildir (Efs.4:11-13; 1.Kor.12:4-11). Petrus'un Katoliklerin iddiasının tersine Roma'da papalık veya rahiplik yaptığı da meçhuldür. Kutsal Kitap beyanları daha ziyade bunun aksine tanıklık etmektedir. Örneğin Pavlus Romalılara ve Koloselilere yazdığı mektuplarında Roma'da bulunan inanlıların adlarını bir bir sıralarken Petrus'un adı hiç geçmemektedir! (Rom.16. Kol.4). Yine Pavlus Roma'ya vardığında oradaki imanlılar onu karşılamaya gelir ama aralarında yine ne Petrus var ne de onun izi... Bunlar bir kez daha Katoliklerin Petrus ve papalık hakkında sahip oldukları görüşlerinin yanlışlığını onaylar. Papalık yetkisi günümüze dek kesintisiz olarak süregeldi iddiası da tarihsel gerçeklerin ışığında yanlış çıkıyor çünkü bazı dönemlerde aynı anda iki papa hüküm sürüyordu ya da kilise belirli süre papasızdı. Daha önemlisi Kutsal Kitap açık bir şekilde birinden başkasına aktarılarak süregelen bir papalık veya kahinlik hizmetinden söz etmez. Kâhinlik hizmeti ilk anlamıyla Yahudi sistemine dayalı olup Levi sıptına ayrılan bir hizmetti. Mesih'in ölümüyle bu kahinlik hizmeti ve kurban sunma eylemi doruğuna vararak kesinlikle son bulmuştur (İb.7:26-7).
<-Geri
Sonraki sayfaya geçmek için tıklayın - Meryem Ana'nın Kimliği ve Rolü Konusundaki Farklılık
© 2009 Hristiyan bilgi kaynağı. - Hristiyan.gen.tr içeriğini izinsiz kullanmak,
kaynak göstermeden kopyalamak yasaktır.
Bu web sitesi bağımsız olup; hiç bir kuruluşa, organizasyona, misyona veya
kiliseye ait değildir.
Facebook
Hristiyan Sayfası |
Twitter
Hristiyan Sayfası