<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hristiyan Bilgi Kaynağı</title>
	<atom:link href="http://www.hristiyan.gen.tr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hristiyan.gen.tr</link>
	<description>Türkçe Hristiyanlık Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 17 Apr 2012 13:01:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Kutsal Yazıların tümü İsa Mesih hakkındadır!</title>
		<link>http://www.hristiyan.gen.tr/kutsal-yazilarin-tumu-isa-mesih-hakkindadir/</link>
		<comments>http://www.hristiyan.gen.tr/kutsal-yazilarin-tumu-isa-mesih-hakkindadir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Apr 2012 13:01:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hristiyan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kutsal Kitap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyan.gen.tr/?p=7241</guid>
		<description><![CDATA[İncil, Yuhanna 5:39-40’da İsa’nın sözlerine bakalım: “Kutsal Yazıları araştırıyorsunuz. Çünkü bunlar aracılığıyla sonsuz yaşama sahip olduğunuzu sanıyorsunuz. Bana tanıklık eden de bu yazılardır! Öyleyken siz, yaşama kavuşmak için bana gelmek istemiyorsunuz.” İsa Mesih’in açıkça ifade ettiği gibi Kutsal Kitap’ın tümünün en önemli işlevi Mesih’e tanıklık etmektir. O dönemdeki Yahudiler bu tanıklığı gözden kaçırdılar. Eski Antlaşma’yı büyük bir azimle okuyorlardı, çalışıyorlardı, hatta ezbere biliyorlardı. Kelimeleri bile sayarak gerçekten büyük bir çalışma örneği gösteriyorlardı. Çünkü Tanrı’nın sözünün kendilerine emanet edildiğinin farkındaydılar. (Romalılar 3:2) Kutsal Kitap hakkında ne kadar bilgi birikimleri olursa, Tanrı’ya o kadar yaklaşacaklarını düşünüyorlardı. Ancak Kutsal Yazıların bir kitap olarak bir kişiye sonsuz yaşam verebileceği fikri anormal bir fikirdi. Çünkü Kutsal Kitap’ın tümü sonsuz yaşam için, kurtuluş için İsa Mesih’i işaret etmekteydi. Ancak bu kişiler yaşama sahip olmak için Mesih’e gitmek yerine, kitap içerisinde yaşam bulacaklarını hayal etmişlerdi. Örneklemek gerekirse bu bir doktordan ilaç reçetesi aldıktan sonra ilaçları satın almak yerine, iyileşmek için reçetenin kendisini yutmak gibidir. Bugün birçoğumuz yine aynı hatayı yapıyoruz. Kutsal Kitap’a sanki sihirli bir güce sahipmiş gibi, bazı batıl inançlarımızla yaklaşıyoruz. Ama Kutsal Kitap’ta ya Kutsal Kitap’ın belirli bir şekilde okunmasında bir sihir yoktur. Kutsal Kitap’ın bizlere işaret ettiği İsa Mesih’e gitmezsek, Kutsal Kitap’ı okumanın tüm amacını gözden kaçırmış oluruz. Bizler Kutsal Kitap’a tapan kişiler değil, Tanrı’ya tapınan kişiler olmalıyız. Kutsal Kitap’a değil, onun tanıttığı Mesih’e tapıyoruz. Bu yüzden onun içinde yazan Sözler kutsaldır, Kitap’ı kutsal yapan da bu Söz’dür. Kutsal Kitap’ı anlamanın temel anahtarı İsa Mesih’i görebilmektir. Kutsal Kitap, Tanrı’nın yapmış olduğu İsa Mesih’in resmi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img src="http://www.hristiyan.gen.tr/wp-content/uploads/2012/04/Kutsal_Kitap-150x150.jpg" alt="" title="Kutsal_Kitap" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-7242" />İncil, <a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Yuhanna+5:39-40" incilReferans="Yuhanna+5:39-40" target="_blank">Yuhanna 5:39-40</a>’da İsa’nın sözlerine bakalım: <em>“Kutsal Yazıları araştırıyorsunuz. Çünkü bunlar aracılığıyla sonsuz yaşama sahip olduğunuzu sanıyorsunuz. Bana tanıklık eden de bu yazılardır! Öyleyken siz, yaşama kavuşmak için bana gelmek istemiyorsunuz.”</em></p>
<p style="text-align: justify;">İsa Mesih’in açıkça ifade ettiği gibi Kutsal Kitap’ın tümünün en önemli işlevi Mesih’e tanıklık etmektir. O dönemdeki Yahudiler bu tanıklığı gözden kaçırdılar. Eski Antlaşma’yı büyük bir azimle okuyorlardı, çalışıyorlardı, hatta ezbere biliyorlardı. Kelimeleri bile sayarak gerçekten büyük bir çalışma örneği gösteriyorlardı. Çünkü Tanrı’nın sözünün kendilerine emanet edildiğinin farkındaydılar. (<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Romalilar+3:2" incilReferans="Romalilar+3:2" target="_blank">Romalılar 3:2</a>) Kutsal Kitap hakkında ne kadar bilgi birikimleri olursa, Tanrı’ya o kadar yaklaşacaklarını düşünüyorlardı. Ancak Kutsal Yazıların bir kitap olarak bir kişiye sonsuz yaşam verebileceği fikri anormal bir fikirdi. Çünkü Kutsal Kitap’ın tümü sonsuz yaşam için, kurtuluş için İsa Mesih’i işaret etmekteydi. Ancak bu kişiler yaşama sahip olmak için Mesih’e gitmek yerine, kitap içerisinde yaşam bulacaklarını hayal etmişlerdi. Örneklemek gerekirse bu bir doktordan ilaç reçetesi aldıktan sonra ilaçları satın almak yerine, iyileşmek için reçetenin kendisini yutmak gibidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bugün birçoğumuz yine aynı hatayı yapıyoruz. Kutsal Kitap’a sanki sihirli bir güce sahipmiş gibi, bazı batıl inançlarımızla yaklaşıyoruz. Ama Kutsal Kitap’ta ya Kutsal Kitap’ın belirli bir şekilde okunmasında bir sihir yoktur. Kutsal Kitap’ın bizlere işaret ettiği İsa Mesih’e gitmezsek, Kutsal Kitap’ı okumanın tüm amacını gözden kaçırmış oluruz. Bizler Kutsal Kitap’a tapan kişiler değil, Tanrı’ya tapınan kişiler olmalıyız. Kutsal Kitap’a değil, onun tanıttığı Mesih’e tapıyoruz. Bu yüzden onun içinde yazan Sözler kutsaldır, Kitap’ı kutsal yapan da bu Söz’dür.</p>
<p style="text-align: justify;">Kutsal Kitap’ı anlamanın temel anahtarı İsa Mesih’i görebilmektir. Kutsal Kitap, Tanrı’nın yapmış olduğu İsa Mesih’in resmi gibidir. Tamamı İsa’ya tanıklık eder.  Bu nedenle ilk harfinden son harfine dek Mesih’i aramalıyız. Örneğin Eski Antlaşma’daki yasa bizi Mesih’e yaklaştıran öğretmenimizdir. (<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Galatyalilar+3:24" incilReferans="Galatyalilar+3:24" target="_blank">Galatyalılar 3:24</a>) Bize günahlarımız, itaatsizliklerimiz konusunda yargılayarak Mesih’e ne kadar ihtiyacımız olduğunu gösterir. Bizleri kendisinde bağışlama, merhamet bulabileceğimiz Mesih’e yöneltir.</p>
<p style="text-align: justify;">Eski Antlaşma’daki kurbanlar gelecekte bir kez tüm günahlar için çarmıhta sunulan, Mesih’in kurtuluşumuz için gerçekleştirdiği mükemmel günah kurbanının bir gölgesi gibidir. Başka bir örnek de Eski Antlaşma peygamberlerinin Mesih’in gelişiyle ilgili önceden bildirdikleridir. Bu peygamberler Mesih’ten, krallığı süresince esenlik, barış, doğruluk ve istikrarın olacağı Davut’un soyundan gelen kral olarak söz etmişlerdir. Mesih’ten, aracılığıyla tüm ulusların bereketleneceği İbrahim’in tohumu olarak söz etmişlerdir. Rab’bin acı çeken hizmetkârı ve tüm halkların kendisine hizmet edeceği, göklerden gelen insanoğlu olarak tanımlamışlardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Yeni Antlaşma’ya geldiğimizde daha net bir şekilde İsa Mesih’in odak noktası olduğunu görürüz. Müjdeler O ve O’nun işleriyle doludur.  Doğumu, hizmeti, sözleri, yaptıkları, ölümü, dirilişi, göğe yükselişi ve Kutsal Ruh armağanını gönderişinden söz ederler. İsa’nın seçtiği öğrencilerinin işlerinden bahsedip, mektuplar ile İsa’nın görkemi ve kurtarışı gözler önüne serilir. Kutsal Kitap’taki her bölüm, her ayetin birbirleriyle bağlanarak bizi Mesih’e ulaştırır.</p>
<p style="text-align: justify;">İsa Mesih’in sözlerinde Eski Antlaşma ile bağdaşmayan hiçbir sözü yoktur. Tüm öğretişleri doktrinsel ve ahlaksal olarak Eski Antlaşma’daki öğretişlerle bağdaşır. İsa’nın aynı fikirde olmadığı şeyler yazınsal yanlış yorumlar ve Eski Antlaşma ihlalleridir. Dağdaki vaazında altı kez ‘bunun denildiğini duydunuz ama ben size farklı bir şey söylüyorum.’ Dediğinde söz ettiği şey budur. İnsanların duydukları şeyler o zamanki önderlerin geleneksel öğretişleri olarak adlandırılan şeylerdi. Dolayısıyla İsa, Tanrı Sözü gibi kabul edilen geleneklere karşı duruyordu. Yalnızca Kutsal Kitap öğretisini temel alıyordu ve bunu öğretiyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">İsa Mesih’i öğretmeni ve kurtarıcısı olarak kabul eden bir Hristiyan’ın Eski Antlaşma hakkında İsa Mesih’ten daha farklı bir düşünceye sahip olması imkânsızdır. İsa’yı öğretmen ve Rab olarak kabul edip sonra da O’nunla çelişmenin mantıklı bir tarafı yoktur. Dolayısıyla Hristiyan bir kişinin İsa Mesih’ten farklı bir düşüncede olması gibi bir lüksü yoktur. Aksi takdirde bu o kişiyi Hristiyan olmaktan çıkarır. Mesih nasıl Eski Antlaşma’yı kabul edip, temel aldıysa, bizler de Eski Antlaşma’yı kabul edip, oradaki öğretişleri temel almalıyız. Belli bölümleri kabul etmeme, dışlama gibi bir lüksümüz yok. Çünkü hepsi Tanrı sözüdür. İsa Mesih’in itaat ettiği gibi biz de itaat etmeli ve okumalı, çalışmalıyız. Kutsal Kitap’a bakış açımız O’nunki ile aynı olmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Martin Luther’in söylediği gibi Kutsal Kitap bebek İsa’nın içinde yattığı bir beşik gibidir. Sadece beşiğe bakıp, bebek İsa’ya tapınmayı unutmayalım. Geçmişte bir Hristiyan din adamı şöyle demişti: <em>“Kutsal Kitap Rab’bimiz İsa Mesih’in bir portresidir. İncil’deki ayetler de portredeki görüntünün ta kendisidir. Eski Antlaşma ise bu kutsal resme öncülük eden, yönlendiren ve bu sanat eserinin bir bütün olarak oluşması için kesinlikle gerekli olan bir arka plandır. Mektuplar ise açıklama ve tanımlamalarla Beden’in donanımı ve bir elbise gibi hizmet ederler. Ve biz Kutsal Kitap’ı okuduğumuzda, bu portreyi bir bütün olarak görür, mucizenin gerçekleşmesi ve Beden’in canlanmasına tanık oluruz.”</em></p>
<p style="text-align: justify;">Sonuç olarak, Kutsal Kitap’a sahip olmak, okumak, sevmek, Kutsal Kitap üzerinde derin düşünmek, Kutsal Kitap’ı iyi bilmek yeterli değildir. Kendimize şunu sormalıyız: Kutsal Kitap’taki İsa Mesih hayatımızın merkezi midir? Eğer cevabınız hayır ise tüm Kutsal Kitap çalışmalarınız boşuna olur; çünkü Kutsal Kitap’ın amacı Mesih’in hayatımızın merkezinde olmasıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyan.gen.tr/kutsal-yazilarin-tumu-isa-mesih-hakkindadir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments></slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tapınma: Hristiyan Hedonizminin Şöleni</title>
		<link>http://www.hristiyan.gen.tr/tapinma-hristiyan-hedonizminin-soleni/</link>
		<comments>http://www.hristiyan.gen.tr/tapinma-hristiyan-hedonizminin-soleni/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Apr 2012 22:30:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hristiyan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Vaazlar]]></category>
		<category><![CDATA[hedonizm]]></category>
		<category><![CDATA[john piper]]></category>
		<category><![CDATA[vaaz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyan.gen.tr/?p=7235</guid>
		<description><![CDATA[John Piper&#8217;ın 25 Eylül 1983 tarihinde vermiş olduğu &#8220;Tapınma: Hristiyan Hedonizminin Şöleni&#8221; başlıklı vaazı. Mezmur 63:5-6 Zengin yiyeceklere doyarcasına doyacağım sana, Şakıyan dudaklarla ağzım sana övgüler sunacak. Yatağıma uzanınca seni anarım, Gece boyunca derin derin seni düşünürüm. Hedonizme karşı duyulan nefret birçok kilisedeki tapınma ruhunu öldürmüştür. Yüksek ahlâki davranışların bencillikten uzak olması gerektiği anlayışına sahip olursanız, o zaman en yüksek ahlâki davranışlardan biri olan tapınma sadece bir görev olarak algılanmak zorundadır. Tapınma sadece bir görev haline geldiği takdirde ise son bulur. Kiliselerimizde, tapınmanın en büyük düşmanlarından biri kendi yanlış yönlendirilmiş erdemlerimizdir. Kendi zevkimizi aramanın günah olduğunu düşünüyoruz ve bu nedenle erdemin kendisi yüreklerimizin özlemlerini hapseder ve tapınma ruhunu bastırır. Tapınma, Tanrı’nın görkemi için verilen şölende ziyafet çekmekten başka nedir ki? Tapınma, Tanrı’nın değerini yansıtan içten gelen bir his ve açığa çıkan bir eylemdir. İçten gelen his tapınmanın özüdür, çünkü İsa şöyle demiştir: “Bu halk dudaklarıyla beni sayar, Ama yürekleri benden uzak. Bana boşuna taparlar.” Yüreğin Tapınmaya Verdiği Üç Tepki Yüreğe dokunmayan tapınma anlamsızdır, boştur, sıfırdır. Tapınma esnasında yüreğin deneyim ettikleri bence genel olarak tasvir edilebilir. Yürek, Tanrı’ya tapınmaya üç türlü tepki verir. Bu tepkiler genelde çakışır ve birlikte ortaya çıkar. 1) Yürek, Tanrı’nın görkeminin zenginliği karşısında sevinç duyabilir. Zengin yiyeceklere doyarcasına doyacağım sana, Şakıyan dudaklarla ağzım sana övgüler sunacak. Yatağıma uzanınca seni anarım, Gece boyunca derin derin seni düşünürüm. (Mezmur 63:5, 6) 2) Yürek, bu sevincin daha derin, daha yoğun ve sürekli olması için özlem duyabilir. Geyik akarsuları nasıl özlerse, Canım da seni öyle özler, ey Tanrı! Canım Tanrı&#8217;ya, yaşayan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h6>John Piper&#8217;ın 25 Eylül 1983 tarihinde vermiş olduğu &#8220;Tapınma: Hristiyan Hedonizminin Şöleni&#8221; başlıklı vaazı.</h6>
<hr />
<strong><a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Mezmur+63:5-6" incilReferans="Mezmur+63:5-6" target="_blank">Mezmur 63:5-6</a> </strong><br />
<em>Zengin yiyeceklere doyarcasına doyacağım sana, Şakıyan dudaklarla ağzım sana övgüler sunacak. Yatağıma uzanınca seni anarım, Gece boyunca derin derin seni düşünürüm.</em></p>
<p><img src="http://www.hristiyan.gen.tr/wp-content/uploads/2012/04/john-piper.jpg" alt="" title="john-piper" width="150" height="196" class="alignleft size-full wp-image-7226" />Hedonizme karşı duyulan nefret birçok kilisedeki tapınma ruhunu öldürmüştür. Yüksek ahlâki davranışların bencillikten uzak olması gerektiği anlayışına sahip olursanız, o zaman en yüksek ahlâki davranışlardan biri olan tapınma sadece bir görev olarak algılanmak zorundadır. Tapınma sadece bir görev haline geldiği takdirde ise son bulur. Kiliselerimizde, tapınmanın en büyük düşmanlarından biri kendi yanlış yönlendirilmiş erdemlerimizdir. Kendi zevkimizi aramanın günah olduğunu düşünüyoruz ve bu nedenle erdemin kendisi yüreklerimizin özlemlerini hapseder ve tapınma ruhunu bastırır. Tapınma, Tanrı’nın görkemi için verilen şölende ziyafet çekmekten başka nedir ki?</p>
<p>Tapınma, Tanrı’nın değerini yansıtan içten gelen bir his ve açığa çıkan bir eylemdir. İçten gelen his tapınmanın özüdür, çünkü İsa şöyle demiştir: “Bu halk dudaklarıyla beni sayar, Ama yürekleri benden uzak. Bana boşuna taparlar.”</p>
<h4>Yüreğin Tapınmaya Verdiği Üç Tepki</h4>
<p>Yüreğe dokunmayan tapınma anlamsızdır, boştur, sıfırdır. Tapınma esnasında yüreğin deneyim ettikleri bence genel olarak tasvir edilebilir. Yürek, Tanrı’ya tapınmaya üç türlü tepki verir. Bu tepkiler genelde çakışır ve birlikte ortaya çıkar.</p>
<p>1) Yürek, Tanrı’nın görkeminin zenginliği karşısında sevinç duyabilir. Zengin yiyeceklere doyarcasına doyacağım sana, Şakıyan dudaklarla ağzım sana övgüler sunacak. Yatağıma uzanınca seni anarım, Gece boyunca derin derin seni düşünürüm. (<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Mezmur+63:5" incilReferans="Mezmur+63:5" target="_blank">Mezmur 63:5</a>, 6)</p>
<p>2) Yürek, bu sevincin daha derin, daha yoğun ve sürekli olması için özlem duyabilir.<br />
Geyik akarsuları nasıl özlerse, Canım da seni öyle özler, ey Tanrı! Canım Tanrı&#8217;ya, yaşayan Tanrı&#8217;ya susadı; Ne zaman görmeye gideceğim Tanrı&#8217;nın yüzünü? (<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Mezmur+42:1,2" incilReferans="Mezmur+42:1,2" target="_blank">Mezmur 42:1,2</a>)</p>
<p>3) Yürek, Tanrı’da sevinç ya da bu sevince özlem duymadığında kederlenerek tövbe edebilir.<br />
Kalbim kırıldığında, İçim acı dolduğunda, Akılsız ve bilgisizdim, Karşında bir hayvan gibi. (<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Mezmur+73:21" incilReferans="Mezmur+73:21" target="_blank">Mezmur 73:21</a>, 22)</p>
<h4>Tapınmaya Büyük Engel</h4>
<p>Bu yüzden, Tanrı’nın görkeminin zenginliğinde sevinç, Tanrı’yı daha iyi görebilmek ve bilebilmek için bir özlem ya da sevinciniz ve özleminiz kıt olduğu için acı duymuyorsanız, o zaman tapınmıyorsunuz demektir. O zaman, erdemi bencilliği alt etmek ve kendi zevkini aramayı ahlâki kusur olarak gören insanların neredeyse hiç tapınamadığı açık değil midir? Tapınma dünyadaki en hedonistik olay olduğundan en ufak bir ilgisizlik düşüncesiyle bile bozulmamalıdır. Tapınmanın önündeki en büyük engel bizim zevk düşkünü insanlar olmamız değil, acınacak zevklerle yetinmeye razı olmamızdır. Yeremya bu durumu şöyle ifade etmiştir:</p>
<p>“Hiçbir ulus ilahlarını değiştirdi mi? -Ki onlar zaten tanrı değildirler- Ama benim halkım görkemini işe yaramaz putlara değişti. Ey gökler, şaşın buna, tir tir titreyin, şaşakalın&#8221; diyor RAB. &#8220;Çünkü halkım iki kötülük yaptı: Beni, diri suların pınarını bıraktı, Kendilerine sarnıçlar, Su tutmayan çatlak sarnıçlar kazdılar.” (<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Yeremya+2:11-13" incilReferans="Yeremya+2:11-13" target="_blank">Yeremya 2:11-13</a>)<br />
Tanrı’nın halkı arasında tapınmaya en büyük engel kendimizi tatmin arayışında olmamız değildir. Ne var ki, arayışımız o kadar gönülsüz ki, tepenin ardında diri su pınarları dururken, kırılmış sarnıçlardaki birkaç damla suyla yetiniyoruz.</p>
<p>Hristiyan Hedonizmi’ndeki en büyük akıl hocalarımdan biri C.S.Lewis’tir. 1968’de “Görkemin Ağırlığı” adlı vaazının ilk sayfasını okuduğumda benim için ne büyük bir keşif olduğunu hatırlıyorum. Aslında Yeremya’nın söylediklerinden farklı değildi, ama daha günceldi.</p>
<p>Günümüzde gidip yirmi iyi adama en büyük erdemin ne olduğunu sorsanız, bunlardan on dokuzu “bencil olmamak” diye yanıtlayacaktır. Eski ünlü Hristiyanlar’dan herhangi birine sorduğunuzda ise “Sevgi” yanıtını alırdınız. Ne olduğunu anlıyor musunuz? Olumlu bir ifadenin yerini olumsuz bir ifade aldı. Bencil olmamak ideali esasen başkaları için iyi şeyler temin etme değil, başkalarının mutluluğuna önem vermek yerine iyi şeylerden bizzat sakınma düşüncesini taşımaktadır. Bence bu Hristiyan erdemi olan Sevgi değildir. Yeni Antlaşma’nın kendini inkâr hakkında söyleyeceği pek çok şey vardır, ama kendini inkâr tek başına bir amaç değildir. Kendimizi inkâr etmemiz ve çarmıhımızı taşıyarak Mesih’in ardından gitmemizi söyler; ve eğer böyle yaparsak en nihayetinde bulacağımız şeyler hakkındaki bütün tanımlar bir arzu etmemiz için bir ricadır. Eğer çağdaş zihinlerde kendi iyiliğimizi arzulamanın ve bundan içtenlikle zevk almayı umut etmenin kötü bir şey olduğu fikri pusuya yatmışsa, bu anlayışın Kant’tan ya da Stoacılık’tan ileri geldiğini ve Hıristiyan inancının bir parçası olmadığını iddia ediyorum. Zira eğer Müjdeler’de vaat edilen ödüllerin sarsıcı ve dürüst doğasını ele alırsak, Rabbimiz’in arzularımızı güçlü değil, çok zayıf bulduğunu hissederiz. Bizler yarım gönüllü yaratıklarız; bizlere sonsuz zevk sunulsa bile içki içip seks yaparak ve hevesler peşinde koşarak vaktimizi harcarız. Tıpkı kendisine deniz kenarında bir tatil imkânı sunulmasının ne demek olduğunu bilmeyen bir kenar mahalle çocuğunun çamur pastası yapmaya devam etmek istemesi gibi. Fazlasıyla kolay hoşnut oluyoruz.</p>
<p>Sorun bu, değil mi? Mutlu olma isteğimiz çok zayıf. Bir ev, bir aile, birkaç arkadaş, bir iş, bir televizyon ve bir mikrodalga fırın, bir Iphone, arada bir gece gezmesine gitmek ve yıllık izinle yetiniyoruz. Kendimizi küçük, sıkıcı, kısa ömürlü, yetersiz zevklere o kadar alıştırdık ki sevinç kapasitemiz azaldı. Dolayısıyla tapınmamız da azaldı. </p>
<h4>Hristiyan Hedonistler’in Tapınması</h4>
<p>Oysa benim Beytlehem ve içindeki herkesin Hristiyan Hedonist olduğu bir tapınma hizmetinin nasıl olabileceğine dair bir hayalim var. Haftanın bir saatini başka hiçbir zamana benzemeyecek biçimde tamamen yaşayan Tanrı’yla buluşmaya adamayı hayal ediyorum. Bir oda dolusu insan yüreklerinin derinlerinden şöyle sesleniyor: “Ey Tanrı, sensin benim Tanrım, Seni çok özlüyorum, Canım sana susamış, Kurak, yorucu, susuz bir diyarda, Bütün varlığımla seni arıyorum.” (<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Mezmur+63:1" incilReferans="Mezmur+63:1" target="_blank">Mezmur 63:1</a>)</p>
<p>Hıristiyan dostluğunun sohbetini seven bir insan topluluğu düşlüyorum, öyle bir topluluk ki, bu sohbetin derinliği adına bir saatlerini feda ediyorlar, müziğin başından itibaren hiç sıkılmadan içten dualarla tapınıyorlar, Tanrı’nın Ruhu güçlü biçimde üzerlerine iniyor ve toplandıkları yeri sarsıyor. Pazar sabahı sevinçle bir araya gelen bir imanlılar ailesi hayal ediyorum, tıpkı ailelerin tatilin ilk gününde ya da Şükran Günü sofrasında hindinin başına oturduklarında ya da Noel ağacının altında hediyelerini aldıklarında olduğu gibi içtenlikle mutlular. İlahi korosu bizleri Tanrı’ya yöneltirken, topluluğun övgüleri Krallar Kralı’nı tahtına buyur ederken ya da kürsüdeki vaiz Müjde’nin eşsiz gerçeklerinden söz ederken sevinçle dolu özgür yürekler “Amin” diyorlar. </p>
<p>Rab’bin sevincinin sıcaklığı altında kin ve nefretin eridiği, eskiden kalma irinli yaraların iyileştiği beraberce geçirilen bir saatin hayalini kuruyorum. Yıpranmış kutsalların Pazartesi günü işlerine tazelenmiş ve güçlü olarak başlamaları için Rab’bin gücünü ve kudretini emdikleri bir saat. Tanrı’nın sözüne acıkmış ve susamış bir kalabalığın kurtuluş sevinciyle ilahiler, ezgiler söylediği, piyano, boru, flüt ve zil sesleri yükselttiğini hayal ediyorum. Tanrı’yla hep birlikte açıkça ve gerçekten buluştuğumuz haftada bir saat geçirmenin hayalini kuruyorum, öyle ki bir yabancı içeri girdiğinde “Tanrı gerçekten aranızdadır” desin.</p>
<p>Bu sadece bir hayal değil. Bu Tanrı’nın bizim için istediği şeydir ve gerçekleşmektedir. Geçen hafta sabah tapınmalarımıza birkaç kez katılmış olan bir adam beni görmeye geldi. Sadece bu şekilde devam etmem için beni teşvik etmek istediğini söyledi ve sonra gözleri yaşlanarak şöyle dedi, “Eve gidip ağladım, çünkü bizim kilisemizde sizin kilisenizdeki gibi tapınmıyoruz.” Şaşırmıştım, çünkü daha ne kadar uzun bir yol kat etmemiz gerektiğini biliyorum. Yeni bir imanlı olarak resmi olmayan bir ev kilisesinde yetiştirilmişti. O yüzden, “O zaman, hemen her şey planlanmış olduğundan bizim tapınma hizmetimiz size fazla katı gelmiştir” dedim. O ise  “Hayır, hayır. Biçimsel ya da yapısal bir sorundan söz etmiyorum. Sorun tapınmada yaşam olup olmaması ile ilgili. Önderlerin ve insanların gerçekten Tanrı’yla buluşup buluşmamalarıyla ilgili” dedi. Haklı da. Ölü karizmatik kiliseler olduğu kadar yaşayan gelenekçi kiliseler de olabilir. Şekil hepimizin aynı yönde ilerlemesi için sadece bir raydır; tapınma motorunun bu ray üzerinde kurşun gibi yol alması ya da istasyonda soğuk bir biçimde bekleme yapması Hıristiyan Hedonist olup olmadığımıza bağlıdır.</p>
<h4>Hristiyan Hedonizmi’ne Dört İtiraz</h4>
<p>Peki, Beytlehem’de bu hayalin gerçek olması için ne yapabiliriz? İki şey yapabiliriz: birincisi zihinsel diğeri duygusaldır. Hristiyan Hedonizmi’ne yapılan itirazların geçerli olmadığına zihnimizde ikna olmalıyız ve yüreklerimizde Tanrı için yeni ve güçlü duygular uyandırmalıyız. Şimdi konu tapınmayla ilgili olduğundan Hristiyan Hedonizmi’ne yapılan dört itiraza değinmek istiyorum.</p>
<p>1) Birincisi, Hristiyan Hedonizmi Tanrı’nın dünyasal isteklerimizi elde etmemize yardım eden bir araç haline gelmesi değildir. Bir Hristiyan Hedonist Tanrı’nın kendisinde var olan zevki arar. O bizim sevinç arayışımızın son durağıdır, daha fazla sevinç elde etmek için bir araç değildir. “O zaman Tanrı&#8217;nın sunağına, Neşe, sevinç kaynağım Tanrı&#8217;ya gideceğim ve sana, ey Tanrı, Tanrım benim, Lirle şükredeceğim” (<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Mezmur+43:4" incilReferans="Mezmur+43:4" target="_blank">Mezmur 43:4</a>) Bizim sevinç kaynağımız O’dur, altından yollar, akrabalarımızla tekrar birleşmek ya da cennetin ve dünyanın bize sunacağı herhangi bir bereket değil. Geçen hafta <a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Ibraniler+11:6" incilReferans="Ibraniler+11:6" target="_blank">İbraniler 11:6</a>’ya dayanarak Tanrı’dan bir ödül beklentiniz olmadan O’nu hoşnut edemeyeceğinizi ileri sürmüştüm, bugün ise armağanımızın Tanrı’nın kendisiyle paydaşlık etmek olduğunu vurgulamak istiyorum.<br />
2) İkincisi, Hristiyan Hedonizmi öz bilincinin sevinci ve dolayısıyla tapınmayı öldürdüğünün  farkındadır. Gözlerinizi kendinize çevirdiğinizde ve sevinç tattığınızın bilincine vardığınızda, sevincinizi kaybedersiniz. Hristiyan Hedonist’i sevincin sırrının kendinizi unutmaktan geçtiğini bilir. Evet, Minneapolis Sanat Enstitüsü’ne tabloları seyretmenin zevki için gidiyoruz. Ama Hristiyan Hedonist’in tavsiyesi şudur: tüm dikkatinizi duygularınıza değil tablolara verin, aksi halde tüm deneyim mahvolur. Dolayısıyla tapınmada kendimize değil, Tanrı’ya kökten bir yöneliş olmalıdır.</p>
<p>3) Üçüncüsü, Hristiyan Hedonizm’i zevki ilah yapmaz. En çok zevk aldığınız şeyin zaten Tanrı’nın kendisi olduğunu söyler.</p>
<p>4) Dördüncüsü, Hristiyan Hedonizm’i Tanrı’yı kişisel çıkarımız için aradığımızda bizi Tanrı’dan üstün hale getirmez. Bir hasta tedavi olmak üzere doktora gittiği için ondan daha üstün değildir. Bir çocuk babasıyla oynamanın zevkini tatmak istediği için ondan daha büyük değildir. Diyelim ki, 21 Aralık’ta evlilik yıldönümümüzü kutlamak için eşime 15 kırmızı gül verdim. Eşim bana “Teşekkürler Johnny, çok güzeller” diye karşılık verdi ve ben “Lafını etmeye değmez. Bu benim görevim” dedim. Bu cümleyle birlikte bütün ahlâki değer kaybolur. Evet, benim görevimdir, ama içten gelen bir sevgiyle davranmadıkça, görevimi icra etmem eşimi sadece küçültecektir. </p>
<p>İşte tapınmamızda değişmesi gereken şey bu.  Tapınmanın dışsal motivasyonlarına dalıp O’nun kişiliğinden zevk almadığımızda Tanrı’yı küçültmüş oluruz. Eğer eşime “Bu akşam seninle baş başa bir gece geçirmek istememin nedeni seninle birlikte olmaktan çok zevk almam” dersem, onu yüceltmiş olurum. İnsanın başlıca nihai hedefi sadece Tanrı’yı sonsuzlarca yüceltmek ve O’ndan zevk almak değildir. İnsanın başlıca nihai hedefi O’ndan sonsuza dek zevk alarak O’nu yüceltmektir. Bu nedenle Beytlehem için kurduğum hayalin ancak çamurda pasta yapmaktan tatmin olmayan Hıristiyan Hedonistler olduğumuz zaman gerçekleşeceğini tekrar söylemek istiyorum.</p>
<h4>Gözlerinizi Tanrı’nın Görkemine Açın</h4>
<p>Umarım, bu seriyi bitirmeden önce bu konuda zihninizde ikna olursunuz. Ancak bu yeterli olmaz. Tapınan insanlar haline gelmek için yüreğimizde Tanrı’ya duyulan güçlü hislerin uyanması gerekir. Tanrı vergisi heyecan duyma ve hayal gücü yetilerimizi işlemediğimiz sürece bunların kuruyup öleceği gibi tapınmamız da ölecektir. Charles Darwin’in başına gelenlerin bizim başımıza gelmesine izin vermeyelim. Hayatının sonlarına doğru çocukları için yazdığı bir otobiyografisinde bir pişmanlığını dile getirmiştir. Şöyle yazmıştır:</p>
<p>Otuz yaşıma kadar her türlü şiirden . . . büyük zevk alırdım. Eskiden resimler bana büyük keyif verirdi ve müzikten zevk alırım. Ama şimdi uzun yıllardan beri bir mısra şiir okumaya katlanamıyorum. . . resim ve müzikten aldığım zevki de neredeyse kaybettim. . . Güzel manzaralardan biraz keyif alıyorum, ama eskiden olduğu kadar şiddetli bir zevk vermiyor. . . Zihnim sanki gerçeklerin koleksiyonundan genel yasalar üreten bir tür makine haline gelmişe benziyor.  </p>
<p>Kardeşler, lütfen bunun sizin başınıza gelmesine izin vermeyin! Hıristiyanlığınızı Kutsal Kitap gerçeklerinden genel doktrinsel yasalar üreten bir mekanizmaya dönüştürmeyin. İlk sevginizin soğumasına izin vermeyin. Çocuksu huşu ve hayranlık duygularınızı yitirmeyin. Tanrı’yla aranızdaki ilişkinin manzarasının, şiirinin ve müziğinin kurumasına ve anlamını yitirmesine izin vermeyin. Neredeyse hiç bilmediğiniz bir sevinç kapasiteniz var. Tanrı bunları ortaya çıkaracak. Gözlerinizi O’nun görkemine açın. Bunu her tarafta görebilirsiniz. &#8220;Gökler Tanrı&#8217;nın görkemini açıklamakta, Gökkubbe ellerinin eserini duyurmakta.&#8221;</p>
<p>Eğer Tanrı’yı gizli bir define gibi arayıp sorarsanız, yüreğinizi uyandıracaktır. Geçen Pazartesi akşamı uçakla Chicago’dan geri dönüyordum. Uçakta hemen hemen yalnızdım, bu yüzden bir pencere kenarına oturdum. Pilot Michigan Gölü üzerinde bir fırtına koptuğunu ve Batı’ya yönelerek fırtınanın kenarından geçeceğimizi bildirdi. Kapkaranlık gecenin derinliklerine bakarken birden bire tüm gökyüzü çakan şimşeklerle parladı ve büyük beyaz bulutlar uçağın bir iki kilometre ötesinde görünüp kayboldu. Bir saniye sonra kuzeyden güneye doğru bir ışık hüzmesi patladı. Bir an sonra şimşekler neredeyse gökte asılı kaldı ve uzaktaki bulutların ardından sanki ışıktan yapılma volkanlar patlamaya başladı. Bu görsel şölenin karşısında gözlerime inanamadan oracıkta donup kaldım. Kendi kendimi şöyle söylerken buldum: “Mesih’im, eğer bunlar kılıcının bileyinden çıkan kıvılcımlardan başka bir şey değilse, senin görkeminin görüneceği o gün nasıl olacak!” Ve Rab’bin sözlerini anımsadım:</p>
<p>“Çünkü İnsanoğlu&#8217;nun gelişi, doğuda çakıp batıya kadar her taraftan görülen şimşek gibi olacaktır.” (<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Matta+24:27" incilReferans="Matta+24:27" target="_blank">Matta 24:27</a>)<br />
Şimdi bile o deneyimi anımsadığımda, “görkem” sözcüğünün benim için hâlâ duygu yüklü olduğunu görüyorum. Tanrı’ya tekrar tekrar şükrediyorum, çünkü O’nu arzulamam ve O’na tapınmam için yüreğimi böylece uyandırdı. Eğer gerçekten isterseniz bunu sizin için de yapacaktır.</p>
<h4>By John Piper. © Desiring God. Website: desiringGod.org</h4>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyan.gen.tr/tapinma-hristiyan-hedonizminin-soleni/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments></slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mesih’e Dönmek: bir Hristiyan Hedonistin Oluşumu</title>
		<link>http://www.hristiyan.gen.tr/mesihe-donmek-bir-hristiyan-hedonistin-olusumu/</link>
		<comments>http://www.hristiyan.gen.tr/mesihe-donmek-bir-hristiyan-hedonistin-olusumu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Apr 2012 22:25:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hristiyan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Vaazlar]]></category>
		<category><![CDATA[hedonizm]]></category>
		<category><![CDATA[john piper]]></category>
		<category><![CDATA[vaaz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyan.gen.tr/?p=7232</guid>
		<description><![CDATA[John Piper&#8217;ın 18 Eylül 1983 tarihinde vermiş olduğu &#8220;Mesih’e Dönmek: bir Hristiyan Hedonistin Oluşumu&#8221; başlıklı vaazı. Matta 13:44-46 Göklerin Egemenliği, tarlada saklı bir defineye benzer. Onu bulan yeniden sakladı, sevinçle koşup gitti, varını yoğunu satıp tarlayı satın aldı. &#8220;Yine Göklerin Egemenliği, güzel inciler arayan bir tüccara benzer. Tüccar, çok değerli bir inci bulunca gitti, varını yoğunu satıp o inciyi satın aldı. Geçen hafta Tanrı’nın sonsuz ve aşkın mutluluğunun Hristiyan hedonizminin temelini oluşturduğunu gördük. Tanrı mutludur, çünkü kendi kusursuz ihtişamından, özellikle de Oğlu’ndan yansıyan görkeminden yüce bir zevk duyar. Tanrı mutludur, çünkü O her şeye egemendir ve bu yüzden sevincinin önüne çıkan bütün engelleri aşabilir. Tanrı’nın mutluluğu Hristiyan Hedonizmi’nin temelidir, çünkü aşkın mutluluğu üzerimize merhamet olarak dökülür. Tanrı insanları kendine çağırdığında bunun nedeni bir eksikliği kapatmak değil, doluluğunu paylaşmaktan büyük zevk almasıdır. Geçen hafta Tanrı’nın ebedi sevincinden herkesin pay alamadığından söz ederek kapatmıştık; çünkü bunun bir koşulu vardır. Koşul şu buyruğa itaat etmekti: Rab’den zevk al (Mezmur 37:4). Ancak birçok insan Tanrı’dan zevk almak yerine zenginliklerden, intikamdan ve dünyasal eğlencelerden daha çok zevk alırlar. Bu nedenle Tanrı’nın kurtaran merhametinden pay alamazlar; kaybolurlar. İhtiyaçları olan şey Mesih’e dönmektir—ki bu da Hristiyan hedonist olmaktan başka bir şey değildir. Bu sabah söz etmek istediğim konu işte bu. “Madem amacımız karşımızdakinin Mesih’e dönmesi, o zaman neden ‘Rab İsa Mesih’e iman ederseniz kurtulacaksınız’ demiyoruz?” diye soranlar olabilir. “Neden Hristiyan Hedonizmi diye yeni bir terminoloji getirmemiz gerekiyor?” Bu iyi bir soru. Buna cevabım şöyle: İsa’ya iman ettiğini sanan binlerce kaybolmuş insanın bulunduğu yüzeysel olarak Hristiyanlaştırılmış toplumlarda yaşıyoruz. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h6>John Piper&#8217;ın 18 Eylül 1983 tarihinde vermiş olduğu &#8220;Mesih’e Dönmek: bir Hristiyan Hedonistin Oluşumu&#8221; başlıklı vaazı.</h6>
<hr />
<strong><a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Matta+13:44-46" incilReferans="Matta+13:44-46" target="_blank">Matta 13:44-46</a></strong><br />
<em>Göklerin Egemenliği, tarlada saklı bir defineye benzer. Onu bulan yeniden sakladı, sevinçle koşup gitti, varını yoğunu satıp tarlayı satın aldı. &#8220;Yine Göklerin Egemenliği, güzel inciler arayan bir tüccara benzer. Tüccar, çok değerli bir inci bulunca gitti, varını yoğunu satıp o inciyi satın aldı.</em></p>
<p><img src="http://www.hristiyan.gen.tr/wp-content/uploads/2012/04/john-piper.jpg" alt="" title="john-piper" width="150" height="196" class="alignleft size-full wp-image-7226" />Geçen hafta Tanrı’nın sonsuz ve aşkın mutluluğunun Hristiyan hedonizminin temelini oluşturduğunu gördük. Tanrı mutludur, çünkü kendi kusursuz ihtişamından, özellikle de Oğlu’ndan yansıyan görkeminden yüce bir zevk duyar. Tanrı mutludur, çünkü O her şeye egemendir ve bu yüzden sevincinin önüne çıkan bütün engelleri aşabilir. Tanrı’nın mutluluğu Hristiyan Hedonizmi’nin temelidir, çünkü aşkın mutluluğu üzerimize merhamet olarak dökülür. Tanrı insanları kendine çağırdığında bunun nedeni bir eksikliği kapatmak değil, doluluğunu paylaşmaktan büyük zevk almasıdır. </p>
<p>Geçen hafta Tanrı’nın ebedi sevincinden herkesin pay alamadığından söz ederek kapatmıştık; çünkü bunun bir koşulu vardır. Koşul şu buyruğa itaat etmekti: Rab’den zevk al (<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Mezmur+37:4" incilReferans="Mezmur+37:4" target="_blank">Mezmur 37:4</a>). Ancak birçok insan Tanrı’dan zevk almak yerine zenginliklerden, intikamdan ve dünyasal eğlencelerden daha çok zevk alırlar.  Bu nedenle Tanrı’nın kurtaran merhametinden pay alamazlar; kaybolurlar. İhtiyaçları olan şey Mesih’e dönmektir—ki bu da Hristiyan hedonist olmaktan başka bir şey değildir. Bu sabah söz etmek istediğim konu işte bu.</p>
<p>“Madem amacımız karşımızdakinin Mesih’e dönmesi, o zaman neden  ‘Rab İsa Mesih’e iman ederseniz kurtulacaksınız’ demiyoruz?” diye soranlar olabilir. “Neden Hristiyan Hedonizmi diye yeni bir terminoloji getirmemiz gerekiyor?” Bu iyi bir soru. Buna cevabım şöyle: İsa’ya iman ettiğini sanan binlerce kaybolmuş insanın bulunduğu yüzeysel olarak Hristiyanlaştırılmış toplumlarda yaşıyoruz. İmansızlar ve sözde Hristiyanlar arasında “İsa’ya iman ederseniz kurtulacaksınız” buyruğunun genellikle bir anlam ifade etmediğine tanık oluyorum. Sokaklarda dolaşan sarhoşlar iman ettiklerini söylüyorlar. Evlilik dışı ilişki yaşayan çiftler iman ettiklerini söylüyorlar. Kırk yıl boyunca tapınma ya da paydaşlık yapma ihtiyacı duymamış yaşlılar iman ettiklerini söylüyorlar. Her türden dünya aşığı kilise üyeleri iman ettiklerini söylüyorlar. </p>
<p>Bir İncil vaizi ve kilise öğretmeni olarak sorumluluğum, sadece değerli Kutsal Kitap ayetlerini tekrar etmek değil, aynı zamanda bu ayetlerin altında yatan gerçekleri dinleyicilerin vicdanlarını sızlatacak biçimde ifade etmek ve Mesih’e olan ihtiyaçlarını hissetmelerine yardımcı olmaktır. Yapmaya çalıştığım şey ihmâl edilmiş olan önemli bir Kutsal Kitap öğretisini alıp bazılarınızın yüreklerine saplanıp uyandırması umuduyla elimden geldiğince sivrilterek size sunmaktır. Bir insan İsa Mesih’e döndüğünde aslında bir Hristiyan hedoniste dönüşmüştür dememin sebebi işte bu. Eğer bir kişi Hristiyan Hedonist olarak yeniden doğmadıkça Tanrı’nın Egemenliğini göremez. Size Kutsal Kitap’tan göstermeye çalışmak istediğim şey bu.</p>
<h4>Tanrı Tarafından Yaratıldık</h4>
<p>Değişime odaklanmadan önce, değişimi gerekli kılan gerçeklikle ilgili önemli hakikatleri gözden geçirmeliyiz. Biz insanların yüzleşmesi gereken birinci gerçek şudur: Tanrı, sahip olduğumuz her şey için yürekten şükran borçlu olduğumuz Yaratıcımız’dır. Bunun en iyi kanıtı kendi yüreğinizde ve yaşamınızdadır. Yüreğinizdeki adalet duygusu kendisine iyilik yaptığınız biri size kötü davrandığı zaman neden otomatik olarak o kişi hakkında bir hüküm verir? Kendisine yapılan büyük iyiliklere minnet duymayan bir kimseyi otomatikman suçlu görürürüz.Neden? Şöyle bir cevap vermek bütünüyle yetersiz olacaktır: Böyle hissediyorum, çünkü çocukken teşekkür etmediğim için tokat yedim. İnsanların bu kadar kolay kurtulmalarına izin vermeyiz. Yüreklerimizin düşüncesiz insanları bu kadar çabuk yargılaması gerçek inancımızı ortaya koymaktadır: nankörler suçludur!</p>
<p>Yüreklerimizin bu şekilde tepki vermesinin gerçek nedeni Tanrı’nın suretinde yaratılmış olmamızdır. Örneğin çocuğumu boğulmaktan kurtarırsanız ve sonrasınd sizi görmezden gelirsem, beni otomatik olarak suçlu sayan adalet duygunuz Tanrı’nın içinizdeki sesidir. İçinizdeki Tanrı suretinin bir yönü de istemsiz olarak insanları nankörlüklerinden sorumlu tutmaktır. Bu yüzden içtenlikle teşekkür borçlu olduğumuz bir Tanrı olduğunun farkındayız. Tanrı’nın, verdiği armağanlar karşılığında sizin başkalarından beklediğinizden daha az minnet beklediğini düşünmek düpedüz ikiyüzlülük olur. &#8220;RAB&#8217;be şükredin, çünkü O iyidir, Sevgisi sonsuzdur&#8221; (<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Mezmur+107:1" incilReferans="Mezmur+107:1" target="_blank">Mezmur 107:1</a>). Böylece eğer başkalarını sorumlu tuttuğunuz ahlâki standartların var olduğunu itiraf ederseniz, Tanrı’nın yasasının yüreğinize yazılmış olduğu gerçeğinden kaçamazsınız ve bu yasa şöyle der: yaratık Yaratıcısı’na O’na bağlı olduğu oranda minnet duygusu borçludur.</p>
<h4>Günaha düşüş</h4>
<p>Bu bizi insanların kabullenmesi gereken ikinci önemli gerçeğe götürür: Yaratıcımız olan Tanrı’ya borçlu olduğumuz minnetin derinliğini, yoğunluğu ve tutarlılığını asla bilemeyeceğiz. Üstelik suçlu olduğumuzu anlamak için Kutsal Kitap’a bile ihtiyacımız yok. Komşumuzdan talep ettiklerimizi kendimiz Tanrı’ya sunmadığımızın farkındayız. İnsanları nankörlüklerinden dolayı suçlu bulan yüreğimizdeki adalet duygusu aynı zamanda Tanrı’nın da nankörlüğümüzden dolayı bizi suçlu tuttuğunun canlı bir tanığıdır. Eğer yüreğimizdeki bu tanıklığı bastırıyorsak, Kutsal Kitap durumu net bir şekilde açıklamaktadır. Haksızlıkla gerçeğe engel olan insanların bütün tanrısızlığına ve haksızlığına karşı Tanrı&#8217;nın gazabı gökten açıkça gösterilmektedir. Çünkü Tanrı&#8217;ya ilişkin bilinen ne varsa, gözlerinin önündedir; Tanrı hepsini gözlerinin önüne sermiştir … Tanrı&#8217;yı bildikleri halde O&#8217;nu Tanrı olarak yüceltmediler, O&#8217;na şükretmediler. Tersine, düşüncelerinde budalalığa düştüler; anlayışsız yüreklerini karanlık bürüdü (<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Romalilar+1:18-21" incilReferans="Romalilar+1:18-21" target="_blank">Romalılar 1:18-21</a>).</p>
<p>Her bir insan yaptıklarının hesabını vermek için Tanrı’nın önünde durduğu zaman, onları suçlarından dolayı mahkum etmesinin yerinde olduğunu göstermek için Tanrı onlara  Kutsal Kitap’tan ayetler sunmayacak. Onlara sadece üç soru soracak: 1) Sahip olduğun her şeyin sana verilmiş bir armağan olduğu ve yarattığım bir varlık olarak her konuda bana bağımlı olduğun doğada yeterince açık değil miydi? 2) Yüreğindeki adalet duygusu, büyük bir iyiliğe karşı minnet duymayan kişileri her zaman suçlu çıkarmadı mı? 3) Hayatın, sana sağladıklarım oranında bana duyduğun minnetten kaynaklanan bir sevinçle doldu mu? Dava kapanmıştır.</p>
<h4>Tanrı’nın Gazabı Altında</h4>
<p>Kabullenmemiz gereken üçüncü önemli gerçek şudur: nankörlüğümüz yüzünden Tanrı’nın gazabı altındayız. Kendi adalet duygumuz evrenin ahlâki hesaplarının kapanmış olmasını zorunlu tutar. Karakterimize karşı yapılan saygısızlıkların halı altına süpürülmesini istemeyiz. Tanrı nasıl istesin! Tanrı’nın doğruluğu, kendi görkeminin değerini onaylaması anlamına gelir. Biz nankörlüğümüzle Tanrı’nın görkemini küçük gördüğümüzde  adaletin gerektirdiği bedel ödenmelidir. Bir insan bir kediden daha değerlidir. Bu nedenle bir insana hakaret etmek hapse girme nedeni olabilirken bir kedinin onurunu lekelediği için yargılanan kimse olmamıştır. Tanrı da insandan daha değerlidir—sonsuz ölçüde daha değerlidir ve bu yüzden nankörlüğümüzün çeşitli göstergeleri sebebiyle O’nun karakterine yapılan hakaretler sonsuz mahvoluş yargısını getirir. Çünkü günahın ücreti ölümdür (<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Romalilar+6:23" incilReferans="Romalilar+6:23" target="_blank">Romalılar 6:23</a>).</p>
<h4>Mesih: Gazabı Kaldıran</h4>
<p>Bu dünyadaki en korkunç haber Yaratıcımız’ın bizi suçlu çıkardığı ve nankörlük günahımızdan ötürü gazabını üzerimize dökerek yüceliğinin değerini korumak zorunda olmasıdır. Dördüncü önemli gerçeği kimse doğadan öğrenemez ya da kendi vicdanından çıkartamaz. Bu gerçek komşulara anlatılmalı, kiliselerde vaaz edilmeli ve müjdeciler tarafından yayılmalıdır: Tanrı’nın, bütün insan ırkını mâhkum etmeden kendi doğruluğunun taleplerini karşılamak için bir yol sunduğu müjdesi. Tanrı lâyık olmadığımız halde kurtuluşumuzu sağlama sorumluluğunu üzerine aldı. Tanrı’nın bilgeliği, Tanrı’nın doğruluğundan ödün vermeksizin Tanrı’nın sevgisi adına bizi Tanrı’nın gazabından kurtarmak için bir yol hazırladı. Peki bu bilgelik nedir?<br />
Biz çarmıha gerilmiş Mesih&#8217;i duyuruyoruz. Yahudiler bunu yüzkarası, öteki uluslar da saçmalık sayarlar. Oysa Mesih, çağrılmış olanlar için -ister Yahudi ister Grek olsun- Tanrı&#8217;nın gücü ve Tanrı&#8217;nın bilgeliğidir (<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/1.+Korintliler+1:23,24" incilReferans="1.+Korintliler+1:23,24" target="_blank">1. Korintliler 1:23,24</a>).</p>
<p>Çarmıha gerilmiş olan Tanrı’nın Oğlu İsa Mesih Tanrı’nın bilgeliğidir. Bu sayede Tanrı’nın sevgisi günahkârları Tanrı’nın gazabından kurtarabilir ve Tanrı’nın doğruluğu ödünsüz olarak yüceltilir.</p>
<p><a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Romalilar+3:25,26" incilReferans="Romalilar+3:25,26" target="_blank">Romalılar 3:25,26</a><br />
Tanrı Mesih&#8217;i, kanıyla günahları bağışlatan ve imanla benimsenen kurban olarak sundu. Böylece adaletini gösterdi. Çünkü sabredip daha önce işlenmiş günahları cezasız bıraktı. Bunu, adil kalmak ve İsa&#8217;ya iman edeni aklamak için şimdiki zamanda kendi adaletini göstermek amacıyla yaptı. </p>
<p>Tanrı, adaletinden ve görkeminden ödün vermeden kendi görkemine nankörlük edenleri nasıl aklayabilir? Cevap:<br />
Tanrı, günahı bilmeyen Mesih&#8217;i bizim için günah sunusu yaptı. Öyle ki, Mesih sayesinde Tanrı&#8217;nın doğruluğu olalım. (<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/2.+Korintliler+5:21" incilReferans="2.+Korintliler+5:21" target="_blank">2. Korintliler 5:21</a>)<br />
İnsan benliğinden ötürü güçsüz olan Kutsal Yasa&#8217;nın yapamadığını Tanrı yaptı. Öz Oğlu&#8217;nu günahlı insan benzerliğinde günah sunusu olarak gönderip günahı insan benliğinde yargıladı. (<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Romalilar+8:3" incilReferans="Romalilar+8:3" target="_blank">Romalılar 8:3</a>)<br />
Bizler günah karşısında ölelim, doğruluk uğruna yaşayalım diye, günahlarımızı çarmıhta kendi bedeninde yüklendi. (<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/1.+Petrus+2:24" incilReferans="1.+Petrus+2:24" target="_blank">1. Petrus 2:24</a>)<br />
Nitekim Mesih de bizleri Tanrı&#8217;ya ulaştırmak amacıyla doğru kişi olarak doğru olmayanlar için günah sunusu olarak ilk ve son kez öldü. Bedence öldürüldü, ama ruhça diriltildi. (<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/1.+Petrus+3:18" incilReferans="1.+Petrus+3:18" target="_blank">1. Petrus 3:18</a>)<br />
Bu dünyadaki en korkunç haber Yaratıcımız’ın bizi suçlu çıkardığı ve adil karakteri nedeniyle gazabını üzerimize dökerek yüceliğinin değerini korumak zorunda olması ise, o zaman bu dünyadaki en iyi haber de (İncil!) Tanrı’nın kendi Oğlu’nu bizim yerimize mâhkum etmeye razı olması (<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Galatyalilar+3:13" incilReferans="Galatyalilar+3:13" target="_blank">Galatyalılar 3:13</a>) ve böylece kendi görkemine olan bağlılığını göstererek sizin ve benim gibi günahkârları kurtarmasının haberidir!</p>
<h4>Kurtulmak İçin Ne yapmalıyım?</h4>
<p>Ancak bütün günahkârları değil. Mesih’in günahkârlar için ölmüş olması herkesin Tanrı’nın gazabından kurtulacağı anlamına gelmiyor. Bu da duymamız gereken beşinci önemli gerçektir: kurtulmak için yerine getirmemiz gereken bir koşul vardır. Ben de, son olarak Hristiyan hedonist olmanın bu koşulun temel bir parçası olduğunu göstermek istiyorum. </p>
<p>&#8220;Kurtulmak için ne yapmalıyım?&#8221; sorusu muhtemelen bir insanın sorabileceği en önemli sorudur. Şimdi bu soruya Tanrı’nın kendi Sözü’nden verdiği değişik cevaplara bakalım. Bu soru Elçilerin İşleri 16:31’da yanıtlanmıştır: &#8220;Onlar, &#8220;Rab İsa&#8217;ya iman et, sen de ev halkın da kurtulursunuz&#8221; dediler. Bu soru <a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Yuhanna+1:12" incilReferans="Yuhanna+1:12" target="_blank">Yuhanna 1:12</a>’de Mesih’i kabul etmemiz gerektiği şeklinde yanıtlanmıştır: &#8220;Kendisini kabul edip adına iman edenlerin hepsine Tanrı&#8217;nın çocukları olma hakkını verdi.&#8221; Bu soru Elçilerin İşleri 3:19’da yanıtlanmıştır, tövbe edin! Yani günahlarınızdan dönün. &#8220;Öyleyse, günahlarınızın silinmesi için tövbe edin ve Tanrı&#8217;ya dönün.&#8221; Bu soru <a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Ibraniler+5:9" incilReferans="Ibraniler+5:9" target="_blank">İbraniler 5:9</a>’da Mesih’in sözünü dinlemek olarak yanıtlanmıştır. &#8220;Yetkin kılınınca, sözünü dinleyen herkes için sonsuz kurtuluş kaynağı oldu.&#8221; İsa’nın kendisi de bu soruyu çeşitli yollardan yanıtlamıştır. Örneğin <a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Matta+18:3" incilReferans="Matta+18:3" target="_blank">Matta 18:3</a>’te kurtuluşumuzun koşulu olarak küçük çocuklar gibi olmamız gerektiğini söylemiştir: Size doğrusunu söyleyeyim, yolunuzdan dönüp küçük çocuklar gibi olmazsanız, Göklerin Egemenliği&#8217;ne asla giremezsiniz.<br />
<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Markos+8:34,35" incilReferans="Markos+8:34,35" target="_blank">Markos 8:34,35</a>’te bu koşul, kendimizi inkâr etmek ve canımızı Mesih uğruna yitirmeye hazır olmamız olarak açıklanmıştır:<br />
Ardımdan gelmek isteyen kendini inkâr etsin, çarmıhını yüklenip beni izlesin. Canını kurtarmak isteyen onu yitirecek, canını benim ve Müjde&#8217;nin uğruna yitiren ise onu kurtaracaktır. </p>
<p><a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Matta+10:37" incilReferans="Matta+10:37" target="_blank">Matta 10:37</a>’de İsa, O’nu herkesten çok sevmemizi koşul olarak vermiştir:<br />
Annesini ya da babasını beni sevdiğinden çok seven bana layık değildir. Oğlunu ya da kızını beni sevdiğinden çok seven bana layık değildir. (Bkz. <a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/1.+Korintliler+16:22" incilReferans="1.+Korintliler+16:22" target="_blank">1. Korintliler 16:22</a>, 2. Timoteus 4:8.)<br />
<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Luka+14:33" incilReferans="Luka+14:33" target="_blank">Luka 14:33</a>’te ise kurtuluşumuzun koşulu servetimizi gözden çıkarmamızdır: &#8220;Aynı şekilde sizden kim varını yoğunu gözden çıkarmazsa, öğrencim olamaz.&#8221;</p>
<p>Mesih’in ölümünden fayda sağlamak ve kurtulmak için Yeni Antlaşma’nın karşılamamız gerektiğini söylediği koşullardan bazıları bunlardır. O’na iman etmeli, O’nu kabul etmeli, günahlarımızdan dönmeli, O’na itaat etmeli, küçük çocuklar gibi alçakgönüllü olmalı ve O’nu sahip olduğumuz her şeyden, ailemizden, servetimizden, hatta canımızdan çok sevmeliyiz. Mesih’e dönmenin anlamı budur. Ve ebedi yaşamın yolu yalnızca budur.</p>
<h4>Kurtuluş İçin Tek Koşul</h4>
<p>Peki bütün bu koşulları bir arada tutan şey nedir? Bunları ne birleştirir? Bir insanı bütün bunları yerine getirmeye yönelten nedir? Sanırım bunun cevabı <a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Matta+13:44" incilReferans="Matta+13:44" target="_blank">Matta 13:44</a>’teki küçük benzetmede verilmiştir:<br />
Göklerin Egemenliği, tarlada saklı bir defineye benzer. Onu bulan yeniden sakladı, sevinçle koşup gitti, varını yoğunu satıp tarlayı satın aldı.</p>
<p>Bu benzetme bir insanın nasıl Mesih’e döndüğünü ve Göklerin Egemenliği’ne nasıl alındığını tarif eder. Define keşfeden adam duyduğu sevinçle harekete geçiyor ve ona sahip olmak için varını yoğunu satmaya gidiyor. Mesih sizin için bir define sandığı dolusu kutsal sevinç anlamına geliyorsa, Mesih’e dönmüşsünüz demektir. Onun kutsal şefkatinin yürekteki doğuşu kurtuluş için gereken koşulların tümünün ortak kökenidir. Mesih bizim için sevinç veren bir define anlamına geldiğinde, O’na güvenmek, itaat etmek ve O’nu küçülten şeylerden uzak durmak normal bir alışkanlık haline geldiğinde yeniden doğmuş oluyoruz—dönüşmüş oluyoruz. </p>
<p>Hristiyan hedonizmi’ne karşı bir fikir olarak şunu ileri sürebiliriz: “Sevinç güdüsü olmadan da Mesih’e dönmek mümkün olabilir.” Bundan çok şüpheliyim. Ancak bu sabahki konumuz “Mesih’e dönme kararını sevinç güdüsü olmadan alabilir miyiz?” değildir. Bunun yerine konumuz şudur: “Bu şekilde mi olmalı?” Eğer böyle olsaydı, size faydası olur muydu? Tanrı’nın O’ndan zevk almak isteği haricinde bir motivasyonla gelen insanları kabul edeceğine ilişkin Kutsal Kitap’ta bir kanıt var mı? Birisi “Hayattaki amacımız Tanrı’yı hoşnut etmek olmalı, kendimizi değil” diyebilir. Peki Tanrı’yı ne hoşnut eder? <a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Ibraniler+11:6" incilReferans="Ibraniler+11:6" target="_blank">İbraniler 11:6</a>: İman olmadan Tanrı&#8217;yı hoşnut etmek olanaksızdır. Tanrı&#8217;ya yaklaşan, O&#8217;nun var olduğuna ve kendisini arayanları ödüllendireceğine iman etmelidir. </p>
<h4>Tanrı’ya ödül arayışı ile yaklaşmaksızın O’nu hoşnut edemezsiniz.</h4>
<p>Petrus kendisini inkâr edişine odaklanarak &#8220;Bak biz her şeyi bırakıp senin ardından geldik&#8221; (<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Matta+19:27" incilReferans="Matta+19:27" target="_blank">Matta 19:27</a>) dediği zaman İsa ona ne cevap verdi? İsa bu cümle içinde gizli olan kibir tohumlarını fark etti: “Biz İsa için kendimizi feda etmeye kahramanca karar verdik.” Peki İsa bu kibri Petrus’un yüreğinden nasıl uzaklaştırdı? Şöyle dedi: Benim adım uğruna evlerini, kardeşlerini, anne ya da babasını, çocuklarını ya da topraklarını bırakan herkes, bunların yüz katını elde edecek ve sonsuz yaşamı miras alacak.</p>
<p>Petrus eğer sahip olduğun her şeyden daha büyük bir define olduğum için bana gelmiyorsan, hiç gelme daha iyi. Hâlâ kendi gücüne güveniyorsun. Henüz Babası’nın iyiliklerinin tadını çıkaran küçük bir çocuk gibi olmadın. Asma olan Mesih’ten doğruluk, esenlik ve sevinç emen küçük bir çubuk olmaktan başka bir şey dilemek kibirdir. Kurtuluşun koşulu Mesih’e ödül arayışıyla gelmeniz ve O’nda kutsal sevincin define sandığını keşfetmenizdir.</p>
<p>Özetlemek gerekirse: Her insanın kabul etmesi gereken beş önemli gerçek vardır. Birincisi, Tanrı sahip olduğumuz her şey için yürekten minnettar olduğumuz Yaratıcımızdır. İkincisi, hiçbirimiz Yaratıcımız’a borçlu olduğumuz minnetin derinliğini, yoğunluğunu ve tutarlılığını hissedemeyiz. Üçüncüsü, bu yüzden Tanrı’nın doğruluğundan ileri gelen gazabı altındayız. Kendi adalet duygumuz bizi suçlu çıkarır. Dördüncüsü, İsa Mesih’in günâhlarımız için ölümü aracılığıyla Tanrı, kendi doğruluğunun taleplerini karşıladı ve halkına kurtuluş yolunu açtı. Sonuncusu, bu harika kurtuluştan faydalanabilmemiz için sağlamamız gereken koşul Mesih’e dönmektir—ve Mesih’e dönmek, Mesih’in sizin için bir hazine sandığı dolusu kutsal sevinç haline gelmesidir. Kutsal Kitap’ta Müjde’ye yapılan her davetin temelinde büyük bir define vaadi vardır. Mesih’in kendisi her türlü fedakârlık için yeterli bir ödüldür. Müjde’ye davet şüphe götürmez bir biçimde hedonistiktir:</p>
<p>Ey susamış olanlar, sulara gelin, Parası olmayanlar, gelin, satın alın, yiyin. Gelin, şarabı ve sütü parasız, bedelsiz alın. Paranızı neden ekmek olmayana, Emeğinizi doyurmayana harcıyorsunuz? Beni iyi dinleyin ki, iyi olanı yiyesiniz, Bolluğun tadını çıkarasınız! Kulak verin, bana gelin. Dinleyin ki yaşayasınız. (<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Yesaya+55:1-3" incilReferans="Yesaya+55:1-3" target="_blank">Yeşaya 55:1-3</a>)</p>
<h4>By John Piper. © Desiring God. Website: desiringGod.org</h4>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyan.gen.tr/mesihe-donmek-bir-hristiyan-hedonistin-olusumu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments></slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hristiyan Hedonizminin Temeli</title>
		<link>http://www.hristiyan.gen.tr/hristiyan-hedonizminin-temeli/</link>
		<comments>http://www.hristiyan.gen.tr/hristiyan-hedonizminin-temeli/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Apr 2012 22:18:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hristiyan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Vaazlar]]></category>
		<category><![CDATA[hedonizm]]></category>
		<category><![CDATA[john piper]]></category>
		<category><![CDATA[vaaz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyan.gen.tr/?p=7228</guid>
		<description><![CDATA[John Piper’ın 11 Eylül 1983 tarihinde vermiş olduğu “Tanrı’nın mutluluğu: Hristiyan Hedonizminin Temeli” başlıklı vaazı. Yeremya 32:36-41 Siz bu kent için, &#8216;Kılıçla, kıtlıkla, salgın hastalıkla Babil Kralı&#8217;nın eline veriliyor diyorsunuz. Ama şimdi İsrail&#8217;in Tanrısı RAB diyor ki: Kızgınlıkla, gazapla, büyük öfkeyle onları sürdüğüm ülkelerden hepsini toplayacağım. Onları buraya geri getirip güvenlik içinde yaşamalarını sağlayacağım. Onlar benim halkım olacak, ben de onların Tanrısı olacağım. Tek bir yürek, tek bir yaşam tarzı vereceğim onlara; gerek kendilerinin gerekse çocuklarının iyiliği için benden hep korksunlar. Onlarla kalıcı bir antlaşma yapacağım: Onlara iyilik etmekten vazgeçmeyecek, benden hiç ayrılmasınlar diye yüreklerine Tanrı korkusu salacağım. Onlara iyilik etmekten sevinç duyacağım; gerçekten bütün yüreğimle, bütün canımla onları bu ülkede dikeceğim. Bir keresinde Pazar günü kilisede Hristiyan hedonizmi kavramından söz etmiştim ve sonradan bir anne yanıma gelip bana “Biliyor musunuz, kızım sizin Hristiyan putperestliğinden söz ettiğinizi düşündü” dedi. Hristiyan hedonizmini doğru telaffuz ettiğim zamanlarda bile bazılarınızın hâlâ bunu “putperestlik” olarak algılayacağınızı biliyorum, çünkü hedonizmin putperest bir yaşam felsefesi olduğuna inanıyorsunuz. Aslında muhtemelen haklısınız da çünkü popüler anlamıyla hedonizm zevk peşinde koşmak ve ahlâkı umursamamak demektir. 2. Timoteus 3:4’te Pavlus, son günler yaklaştığında &#8220;Tanrı&#8217;dan çok eğlenceyi seven&#8221; insanların çoğalacağını söylemiştir ve hiç kuşkusuz artık o günlerdeyiz. Hristiyan Putperestlik mi? İki yıl önce Daniel Yankelovitch “Yeni Kurallar: ‘Tersine Dönmüş bir Dünyada Tatmin Aramak’ (New Rules: Searching for Self-Fulfillment in a World Turned Upside Down) başlıklı bir kitap yayınladı. Bu kitapta ulus genelinde yapılan birçok ankete ve çok sayıda görüşmelere dayanarak kültürümüzde büyük değişimler görüldüğünü ve yaygın bir kişisel tatmin arayışının düşünce ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h6>John Piper’ın 11 Eylül 1983 tarihinde vermiş olduğu “Tanrı’nın mutluluğu: Hristiyan Hedonizminin Temeli” başlıklı vaazı.</h6>
<hr />
<strong><a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Yeremya+32:36-41" incilReferans="Yeremya+32:36-41" target="_blank">Yeremya 32:36-41</a></strong><br />
<em>Siz bu kent için, &#8216;Kılıçla, kıtlıkla, salgın hastalıkla Babil Kralı&#8217;nın eline veriliyor diyorsunuz. Ama şimdi İsrail&#8217;in Tanrısı RAB diyor ki: Kızgınlıkla, gazapla, büyük öfkeyle onları sürdüğüm ülkelerden hepsini toplayacağım. Onları buraya geri getirip güvenlik içinde yaşamalarını sağlayacağım. Onlar benim halkım olacak, ben de onların Tanrısı olacağım.   Tek bir yürek, tek bir yaşam tarzı vereceğim onlara; gerek kendilerinin gerekse çocuklarının iyiliği için benden hep korksunlar. Onlarla kalıcı bir antlaşma yapacağım: Onlara iyilik etmekten vazgeçmeyecek, benden hiç ayrılmasınlar diye yüreklerine Tanrı korkusu salacağım.<br />
Onlara iyilik etmekten sevinç duyacağım; gerçekten bütün yüreğimle, bütün canımla onları bu ülkede dikeceğim.</em></p>
<p><img src="http://www.hristiyan.gen.tr/wp-content/uploads/2012/04/john-piper.jpg" alt="" title="john-piper" width="150" height="196" class="alignleft size-full wp-image-7226" />Bir keresinde Pazar günü kilisede Hristiyan hedonizmi kavramından söz etmiştim ve sonradan bir anne yanıma gelip bana “Biliyor musunuz, kızım sizin Hristiyan putperestliğinden söz ettiğinizi düşündü” dedi. Hristiyan hedonizmini doğru telaffuz ettiğim zamanlarda bile bazılarınızın hâlâ bunu “putperestlik” olarak algılayacağınızı biliyorum, çünkü hedonizmin putperest bir yaşam felsefesi olduğuna inanıyorsunuz. Aslında muhtemelen haklısınız da çünkü popüler anlamıyla hedonizm zevk peşinde koşmak ve ahlâkı umursamamak demektir. 2. Timoteus 3:4’te Pavlus, son günler yaklaştığında &#8220;Tanrı&#8217;dan çok eğlenceyi seven&#8221; insanların  çoğalacağını söylemiştir ve hiç kuşkusuz artık o günlerdeyiz.</p>
<h4>Hristiyan Putperestlik mi?</h4>
<p>İki yıl önce Daniel Yankelovitch “Yeni Kurallar: ‘Tersine Dönmüş bir Dünyada Tatmin Aramak’ (New Rules: Searching for Self-Fulfillment in a World Turned Upside Down) başlıklı bir kitap yayınladı. Bu kitapta ulus genelinde yapılan birçok ankete ve çok sayıda görüşmelere dayanarak kültürümüzde büyük değişimler görüldüğünü ve yaygın bir kişisel tatmin arayışının düşünce ve davranış biçimlerimizde yeni kurallar ortaya çıkardığını savundu. Kendi deyimiyle, “Bu tür değişimlerin en uç halinde insanların eski kuralları aynen alıp tamamen tersine çevirerek uyguladıklarını ve eski fedakârlık etiği yerine yeni kendilerinden bir şey vermeyi reddeder hale geldiklerini görürüz. Bunu doymak bilmeyen iştahlarından dolayı değil, ‘kendime karşı sorumluluklarım var’ anlayışı uyarınca yaparlar” (s. xviii). Yazar, otuzlu yaşların ortalarında bir kadının psikoterapistine hayatında çok fazla uzun haftasonu eğlenceleri, çok fazla disko, çok fazla geç yatma, çok fazla konuşma, çok fazla şarap, çok fazla esrar, çok fazla sevişme olduğunu ve bu yoğunluğun kendisini aşırı endişeli ve huysuz yapmaya başlamasından yakındığını aktarıyor. Terapist ona yumuşakça “Peki neden bunları bırakmıyorsun?” diye sorduğunda ise kadın bir an şaşkın şaşkın bakıyor ve sonra bir uyanış yaşamışçasına yüzü aydınlanarak “Yani yapmak istediğim şeyleri aslında yapmak zorunda olmadığımı mı söylüyorsunuz?” diye haykırıyor. Kendini tatmin arayışında olanların belirgin özellikleri “duygusal isteklerin kutsal amaçlar olduğunu düşünmeleri ve içlerinde tatmin edilmemiş bir duygusal ihtiyaç barındırmanın doğaya karşı işlenmiş bir suç olduğu varsayımına dayanarak hareketlerini belirlemeleridir.” (s. 59). “İçinde bulunduğumuz çağ, on milyonlarca insanın, içlerindeki ‘gerçek’ kişilikle kendilerine atanmış sosyal rollerin bağdaşmamasını eylemlerine gerekçe olarak göstermeleri açısından bir ilktir.”</p>
<p>Kendini tatmin arayışında olan kişilerin koydukları yeni kuralların en büyük değişikliğe neden olduğu alan muhtemelen evliliktir. Yankelovitch şu ifadeyi söylerken iyi bir tespitte bulunmuştur: “Başarılı evlilikler pek çok engellenmiş arzunun ipleriyle dokunmuştur—eşin isteklerini yükseltme; kendi isteklerinin bozulmasını kabul etme; hayal kırıklıklarını yutma; yüzleşmelerden kaçınma; öfkelenme fırsatlarını es geçme; kendini ifade etme fırsatlarını tepme” (s. 76).</p>
<p>Dolayısıyla kültürümüzden özgür olan ve hedonizm kelimesine tepki gösteren kişilerin duygularını çok iyi anlıyorum. “Yeter artık! Evlerimiz, okullarımız, iş yerlerimiz, toplumumuz, kendini tatmin etme peşinde koşan hedonist kişiler tarafından mahvediliyor. Hayatın değerli bütünlüğünü bir arada tutan ve kültürümüze asalet kazandıran manevi cesaret, özveri, kalıcı vaat, fedakarlığa dayalı bağlılık gibi değerlerin hiçbirini barındırmayan hedonizme ihtiyacımız yok; doğruluk, bütünlük, sağduyu, adalet, ölçülülük, dayanıklılık, öz denetim gibi değerlere yeniden sarılmaya ihtiyacımız var!” diyorsunuz. İnanın bana sizinle aynı fikirdeyim. Sizden tek isteğim Hristiyan Hedonizmiyle ilgili son kararı vermeden önce, bu dokuz hafta boyunca açık yüreklilikle ve sezgilerinizi kullanarak beni dinlemeniz. </p>
<h4>Hristiyan Hedonizmine Kutsal Kitap’tan Örnekler</h4>
<p>Bazen bir örnek, binlerce kelimelik soyut tanımlardan daha açıklayıcı olabilir. Bu yüzden sizlere Hristiyan Hedonizmin açık bir tanımını vermek yerine Kutsal Kitap’tan ilgili örnekler vereceğim. Davut, <a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Mezmur+37:4" incilReferans="Mezmur+37:4" target="_blank">Mezmur 37:4</a>’te “RAB&#8217;den zevk al, O senin içindeki istekleri yerine getirecektir” derken Hristiyan hedonizmini savunmaktadır. <a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Mezmur+42:1-2" incilReferans="Mezmur+42:1-2" target="_blank">Mezmur 42:1-2</a>’de “Geyik akarsuları nasıl özlerse, Canım da seni öyle özler, ey Tanrı! Canım Tanrı&#8217;ya, yaşayan Tanrı&#8217;ya susadı” diye yakarırken Hristiyan hedonizminin özünü göstermektedir. Musa (<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Ibraniler+11:24-27" incilReferans="Ibraniler+11:24-27" target="_blank">İbraniler 11:24-27</a>’ye göre) bir Hristiyan Hedonistti çünkü “günahın sefasını sürmektense Mesih uğruna aşağılanmayı Mısır hazinelerinden daha büyük zenginlik saydı. Çünkü alacağı ödülü düşünüyordu.” <a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Ibraniler+10:34" incilReferans="Ibraniler+10:34" target="_blank">İbraniler 10:34</a>’teki kutsallar Hristiyan hedonistlerdi, çünkü hayatlarını riske atarak hapisteki Hristiyanlar’ı ziyaret ettiler, gökte daha iyi ve kalıcı servetleri olduğunu bilerek mallarının yağma edilmesini sevinçle karşıladılar. Elçi Pavlus <a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Romalilar+12:8" incilReferans="Romalilar+12:8" target="_blank">Romalılar 12:8</a>’de “Merhamet eden, bunu güler yüzle yapsın” derken Hristiyan hedonizmini methetmektedir. Son olarak imanımızın öncüsü ve tamamlayıcısı olan Rabbimiz İsa, Hristiyan hedonizminin en büyük standartını kurmuştur, zira “RAB korkusu hoşuna giderdi” (<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Yesaya+11:3" incilReferans="Yesaya+11:3" target="_blank">Yeşaya 11:3</a>) ve “ kendisini bekleyen sevinç uğruna utancı hiçe sayıp çarmıhta ölüme katlandı ve Tanrı&#8217;nın tahtının sağında oturdu” (<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Ibraniler+12:2" incilReferans="Ibraniler+12:2" target="_blank">İbraniler 12:2</a>).</p>
<p>Hristiyan hedonizmi mutlu olma isteğinin Tanrı vergisi olduğunu ve bu isteğin reddedilmemesini veya buna karşı direnç gösterilmemesini, bunun yerine bu isteğin tatmin edilmesi için Tanrı’ya yönelmeyi öğretir. Hristiyan hedonizmi “zevk aldığınız her şey iyidir” demez. Tanrı size neyin iyi olduğunu bildirmiştir, ve bunları yapmak size mutlak sevinç getirecektir (<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Mika+6:8" incilReferans="Mika+6:8" target="_blank">Mika 6:8</a>). Tanrı’nın isteğini yapmak size mutlak sevinç getireceğine göre  sevinç duyma arayışı tüm manevi çabaların en önemli kısmını oluşturur. Eğer sevinç duyma arayışınıza son verirseniz (dolayısıyla da benim kullandığım tabirle Hedonist olmayı reddederseniz) Tanrı’nın istemini yerine getiremezsiniz. Hristiyan Hedonizmi çağlar boyunca Tanrı yolunda yürüyen kutsalların şu iki söylem arasında bir çelişki bulamadıklarını doğrular: bir taraftan “Senin uğruna bütün gün öldürülüyoruz, Kasaplık koyun sayılıyoruz” (<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Romalilar+8:36" incilReferans="Romalilar+8:36" target="_blank">Romalılar 8:36</a>), diğer taraftan “Rab&#8217;de her zaman sevinin; yine söylüyorum, sevinin” (<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Filipililer+4:4" incilReferans="Filipililer+4:4" target="_blank">Filipililer 4:4</a>). Hristiyan hedonizmi bizleri günahkâr dürtülerimizin kölesi yapan kendini hoşnut etme kültürüne davet etmez. Hristiyan hedonizmi, gökteki Babamızın isteğini yerine getirmekten sevinç duymamız için bize bu çağın gidişine uymamamızı; bunun yerine düşüncelerimizin yenilenmesiyle değişmemizi telkin eder (<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Romalilar+12:2" incilReferans="Romalilar+12:2" target="_blank">Romalılar 12:2</a>). Hristiyan hedonizmine göre Tanrı’da sevinç bulmak, pastanın üzerindeki krema gibi Hristiyanlığın isteğe bağlı bir seçimi değildir. Enine boyuna düşünüldüğünde Tanrı’da sevinç bulmanın aslında kurtaran imanın zorunlu bir parçası olduğu görülür.</p>
<p>Bugün sizlere Hristiyan hedonizminin temellerini açıklamak istiyorum: Tanrı’nın mutluluğu. Üç gözlemimi Kutsal Kitap’tan desteklemeye çalışacağım: 1) Tanrı mutludur, çünkü kendisinden hoşnuttur. 2) Tanrı mutludur, çünkü her şeye egemendir. 3) Tanrı’nın mutluluğu Hristiyan hedonizminin temelini oluşturur, çünkü Tanrı’nın merhameti olarak bize geri yansımaktadır. </p>
<h4>Tanrı Kendisinden Hoşnuttur</h4>
<p>Öncelikle, Tanrı mutludur çünkü kendisinden hoşnuttur. Eğer Tanrı fevkalade değerli olan bir şeyden başka bir şeye daha çok değer verseydi adaletsiz davranmış olurdu. Fevkalade  değerli olan tek şey de kendisidir. Eğer kendi görkeminden sonsuz bir haz almasaydı, adaletsizlik etmiş olurdu, çünkü bir kişiden görkeminin mükemmelliği oranında hoşnut olmak haklı bir şeydir. Kutsal Kitap boyunca sık sık Tanrı’nın, kendi görkemine duyduğu sevgiyle, tereddüt etmeden harekete geçtiğini görüyoruz. “Bunu kendim için, evet, kendim için yapıyorum. Adımı bayağılaştırmanızı nasıl hoş görebilirim? Bana ait olan onuru başkasına vermem” (<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Yesaya+48:11" incilReferans="Yesaya+48:11" target="_blank">Yeşaya 48:11</a>).</p>
<p>Baba Tanrı’yla Oğul Tanrı arasındaki ilişki üzerine kafa yorduğumuzda da aynı şey karşımıza çıkar. Burada insan kavrayışının ötesinde bir gizem vardır. İtiraf etmeliyim ki Tanrı’nın öz-bilinci ve bunun Üçlübirlik’le olan ilişkisini açıklama gayretindeki tüm teolojik girişimlerimiz, konuşmaya yeni başlamış bir çocuğun babası hakkındaki kekemeleri gibidir. Bununla birlikte Kutsal Kitap’a göre bebeklerin ağzından bile bilgelik dökülebilir. Kutsal Kitap bize Tanrı’nın Oğlu olan İsa Mesih’in Tanrı olduğunu öğretir (<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Yuhanna+1:1" incilReferans="Yuhanna+1:1" target="_blank">Yuhanna 1:1</a>). <a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Ibraniler+1:3" incilReferans="Ibraniler+1:3" target="_blank">İbraniler 1:3</a>’te ise “Oğul, Tanrı yüceliğinin parıltısı, O&#8217;nun varlığının öz görünümüdür” der. <a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/2.+Korintliler+4:4" incilReferans="2.+Korintliler+4:4" target="_blank">2. Korintliler 4:4</a>’te Tanrı&#8217;nın görünümü olan Mesih&#8217;in yüceliğinden söz eder. Bu bölümlere bakarak Baba Tanrı’nın ezelden beri mükemmel olarak Oğlu’nun şahsında temsil edilen  kendi görkeminin görünümünü seyrettiğini öğreniyoruz. Dolayısıyla, Tanrı’nın görkeminden duyduğu büyük mutluluğu kavramanın en iyi yollarından biri bunun, o görkemin görünümü olan Oğlu’na karşı duyduğu hoşnutlukla aynı şey olduğunu düşünmektir. İsa dünyaya geldiğinde, Baba Tanrı “Sevgili Oğlum budur, O&#8217;ndan hoşnudum” dedi (<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Matta+3:17" incilReferans="Matta+3:17" target="_blank">Matta 3:17</a>). Baba Tanrı Oğlu’nun şahsında temsil edilen kendi özünün görkemini seyrederken sonsuz bir mutluluk duyar. “İşte kendisine destek olduğum, Gönlümün hoşnut olduğu seçtiğim kulum!” (<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Yesaya+42:1" incilReferans="Yesaya+42:1" target="_blank">Yeşaya 42:1</a>). Öyleyse ilk gözlemimiz Tanrı’nın kendisinden, özellikle de kendi doğasının yansıdığı sevgili Oğlu’ndan hoşnut olduğu için mutlu olduğudur.</p>
<h4>Tanrı Her Şeye Egemendir</h4>
<p>İkinci olarak, Tanrı mutludur çünkü her şeye O egemendir. <a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Mezmur+115:3" incilReferans="Mezmur+115:3" target="_blank">Mezmur 115:3</a>’te “Bizim Tanrımız göklerdedir, Ne isterse yapar” demektedir. Bu ayette anlatılan Her Şeye Egemen Tanrı’nın, kendisini mutlu eden her şeyi yapmaya hakkı olduğudur. Tanrımız göklerdedir—O her şeyin üstündedir ve kimseye bağımlı değildir. Dolayısıyla her istediği şeyi yapar—her zaman mutluluğunu en üst düzeyde tutmak için eyleme geçer. Tanrı, her zaman kendi görkemine duyduğu sevgiden kaynaklanan doğru eylemleri, kendi isteği dışında asla bozulamayacağı için mutludur. <a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Yesaya+43:13" incilReferans="Yesaya+43:13" target="_blank">Yeşaya 43:13</a>, “Gün gün olalı ben O&#8217;yum. Elimden kimse kurtaramaz. Ben yaparım, kim engel olabilir?” <a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Yesaya+46:10" incilReferans="Yesaya+46:10" target="_blank">Yeşaya 46:10</a>, “Tasarım gerçekleşecek, İstediğim her şeyi yapacağım.” <a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Daniel+4:35" incilReferans="Daniel+4:35" target="_blank">Daniel 4:35</a>, “O gökteki güçlere de dünyada yaşayanlara da dilediğini yapar. O&#8217;nun elini durduracak, O&#8217;na, &#8220;Ne yapıyorsun?&#8221; diyecek kimse yoktur.” Öyleyse Tanrı’nın son derece mutlu olduğundan emin olabiliriz çünkü o Yaratıcı olarak kendi sevincinin önündeki her engeli yenecek mutlak hakka ve güce sahiptir.</p>
<p>Bu noktada bir parantez açarak, dünya acı ve kötülük ile doluyken iyi bir Tanrı’nın nasıl mutlu olabileceğini sormakta fayda vardır. Bu çok büyük ve çetin bir sorudur. Bu soruyu cevaplarken iki şeyin yardımı olur. Birincisi Tanrı’nın gerçekte sorumlu olmadığını söyleyerek O’nun itibarını korumaya çalışmanın pek yararının olmamasıdır. Aralık 1974’te annem bir otobüs kazasında öldüğünde birisi “Tanrı bunun olmasını istemedi, O’na hâlâ güvenebilirsin, o iyidir” diyerek beni teselli etmeye çalışsaydı ona şu cevabı verirdim: “Tanrı’nın bir volksvogen minibüsün üzerindeki keresteyi başka yöne düşüremeyecek kadar zayıf olduğunu düşünmek bana teselli vermiyor.” Benim Tanrım egemendir. Annemi kendi belirlediği zamanda yanına aldı; şimdi buna sadece inanıyorum ama bir gün Tanrı’nın iyi işi olduğunu göreceğim. Çünkü İsa Mesih’te Tanrı’nın iyi olduğunu öğrendim. Kötülük sorununun Kutsal Kitap’a dayalı çözümü Tanrı’nın her şeye egemen olduğunu görmezden gelmek değildir.</p>
<p>Bu soruyla ilgili bana yardımcı olan diğer bir gözlem ise Tanrı’nın trajik olaylara karşı aldığı tavrın objektifin odağına bağlı olmasıdır. Tanrı acı ve kötülükten tek başlarına ele alındığında zevk almaz. Eğer objektifi dar ve sadece kötülüğe odaklanmışsa, iğrenme ve kederle dolabilir. Ama objektifini bir olayın tüm yönleri, etkileri görünecek şekilde, hatta sonsuzluğu içime alacak biçimde ayarlarsa, bu olay hoşuna giden ve istediği bir mozaiğin bir parçasını oluşturur. Örneğin Mesih’in ölümü Baba Tanrı’nın bir işiydi. &#8220;Bizse Tanrı tarafından cezalandırıldığını, Vurulup ezildiğini sandık &#8230; Ne var ki, RAB onun ezilmesini uygun gördü, Acı çekmesini istedi.&#8221; (<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Yesaya+53:4,10" incilReferans="Yesaya+53:4,10" target="_blank">Yeşaya 53:4,10</a>). </p>
<p>Oysa Baba Tanrı elbette ki sevgili Oğlu’nun ızdırabını ve O’nu çarmıha getiren kötülüğü görüyordu ve bunlardan kendi başlarına hoşlanmıyordu. Kendi başına günah ve kendi başına masumların acı çekmesi Tanrı’yı iğrendiren şeylerdir. <a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Ibraniler+2:10" incilReferans="Ibraniler+2:10" target="_blank">İbraniler 2:10</a>’a göre ise bizlerin kurtuluş öncüsünü acılarla yetkinliğe erdirmesi, Baba Tanrı’ya uygun düşüyordu. Dar açıdan bakıldığında Tanrı iğrendiği şeyin gerçekleşmesine izin verdi, çünkü sonsuzluğun geniş açısından bakıldığında kendi adaletini göstermek (<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Romalilar+3:25" incilReferans="Romalilar+3:25" target="_blank">Romalılar 3:25</a>) ve halkını yüceliğe eriştirmek (<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Ibraniler+2:10" incilReferans="Ibraniler+2:10" target="_blank">İbraniler 2:10</a>) için uygun bir yoldu. Her şeyi bilen Tanrı, kurtarış tarihini başından sonuna tetkik ettiğinde gördüğü şeyden sevinç duymaktadır. Dolayısıyla bu dünyadaki hiçbir şeyin Tanrı’nın nihai sevincini bozamayacağı sonucuna varıyorum. O, kendi görkeminden keyif almaktadır; ve her şeye egemen olduğu için istediği şeyi yapabilir.</p>
<h4>Tanrı’nın mutluluğu Bize Merhamet Olarak Yansımaktadır</h4>
<p>Şimdi son gözleme geliyoruz: Tanrı’nın mutluluğu hristiyan Hedonizminin temelidir çünkü O’nun mutluluğu bize merhamet olarak yansımaktadır. Eğer dünyayı yöneten Tanrı mutlu olmasaydı neler olacağını hayal edebiliyor musunuz? Eğer Tanrı göklerde şikayet eden, surat asan ve bunalımlı bir dev gibi bir şey olsaydı? Eğer Tanrı umutsuz ve hüzünlü, kasvetli ve hoşnutsuz, keyifsiz ve yılgın olsaydı? O zaman da Davut’la birlikte “Ey Tanrı, sensin benim Tanrım, Seni çok özlüyorum, Canım sana susamış, Kurak, yorucu, susuz bir diyarda, Bütün varlığımla seni arıyorum” (<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Mezmur+63:1" incilReferans="Mezmur+63:1" target="_blank">Mezmur 63:1</a>) diyebilir miydik? İmkanı yok! Küçük çocuklar umutsuz, hüzünlü, kasvetli, hoşnutsuz, keyifsiz, yılgın babalarına karşı ne hissederse, biz de Tanrı’ya karşı öyle hissederdik. Çocuklar böyle bir babadan zevk alamazlar. Ondan kaçınmaya ya da belki de daha iyi hissetsin diye ona hizmet etmeye çalışırlar. Öyleyse Hristiyan hedonizminin temeli Tanrı’nın sonsuz bir mutluluk içinde olduğudur, çünkü Hristiyan hedonizminin amacı Tanrı’da mutlu olmaktır, sevinç duymaktır, Tanrı’yla paydaşlıktan zevk almak ve buna değer vermektir. Ama eğer bir baba ümitsiz, kasvetli ve yılgınsa, çocukları onunla birlikte olmaktan zevk alamazlar. Sonuçta Hristiyan hedonizminin ilkesi ve temeli Tanrı’nın tüm varlıkların en mutlusu olduğudur. </p>
<p>Bunu başka bir şekilde de ifade edebiliriz. Bir günahkârın Tanrı’dan zevk alma peşine düşmesi için, bağışlanma ya da paydaşlık için Tanrı’ya yaklaştığında geri çevrilmeyeceğinden emin olması gerekir. Günahlarımızdan tövbe ettiğimizde ve O’ndan sevinç bulmak istediğimizde Tanrı’nın bize merhametli davranacağından nasıl emin olabiliriz? <a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Yeremya+9:24" incilReferans="Yeremya+9:24" target="_blank">Yeremya 9:24</a>’teki şu teşviğe kulak verin, “‘Dünyada iyilik yapanın, Adaleti, doğruluğu sağlayanın Ben RAB olduğumu anlamakla Ve beni tanımakla övünsün övünen. Çünkü ben bunlardan hoşlanırım’ diyor RAB.” Tanrı merhamet eder çünkü bundan hoşlanır. Tanrı resmi bir ilkeyi ya da kuralı yerine getirmeye mecbur değildir. Kendi görkemi içinde yaşamla ve sevinçle dopdolu olan Tanrı’nın zevkinin doruğu merhametini üzerimize dökmesidir. Tanrı’nın merhametine güven duymamızın nedeni kendisinin sonsuz sevincidir. O, kendi ilahi kusursuzluğundan her şeyin üzerinde zevk alır; öylesine mutludur ki, bu mutluluğunu insanlarla paylaşmaktan büyük zevk alır.</p>
<p>Kusursuz göksel sevincin sahibinin yüreğinden geçenleri dinleyin. Tanrı neden iyilik yapar? Sizi sevme eylemini nasıl yerine getirir? Dinleyin; <a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Yeremya+32:40-41" incilReferans="Yeremya+32:40-41" target="_blank">Yeremya 32:40-41</a>: Onlarla kalıcı bir antlaşma yapacağım: Onlara iyilik etmekten vazgeçmeyecek, benden hiç ayrılmasınlar diye yüreklerine Tanrı korkusu salacağım. Onlara iyilik etmekten sevinç duyacağım; gerçekten bütün yüreğimle, bütün canımla onları bu ülkede dikeceğim. </p>
<p>Tanrı size iyilik yapar, çünkü bundan çok hoşlanır! Sizi sevme işini tüm yüreğiyle ve Ruhu’yla yürütür. Üzerimize sevinç dolu sevgi olarak dökülen Tanrı’nın mutluluğu Hristiyan hedonizminin temeli ve örneğidir. </p>
<p>Bir davetle kapatmak istiyorum. Tanrı’nın lütfundan kaynaklanan bu değerli ve şaşılacak vaatler herkese verilmemiştir. Belli bir koşulu vardır. Bir iş ya da ödeme koşulu değildir. Sonsuz derecede mutlu olan Her Şeye Egemen Tanrı’nın sizin hizmetinize ihtiyacı yoktur ve halihazırda tüm kaynaklara sahiptir. Tek koşul bir Hristiyan hedonist olmanızdır—öyle ki O’na ödeme yapmaya, O’nun için çalışmaya ya da O’ndan kaçmaya çalışmaktan vazgeçin ve bunun yerine tüm yüreğinizle yaşayan Tanrı’yla paydaşlığın eşsiz sevincinin peşinden gidin.</p>
<p>Ne atın gücünden zevk alır,<br />
Ne de insanın yiğitliğinden hoşlanır.<br />
RAB kendisinden korkanlardan,<br />
Sevgisine umut bağlayanlardan hoşlanır. (<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Mezmur+147" incilReferans="Mezmur+147" target="_blank">Mezmur 147</a>: 10-11)</p>
<p>Tanrı’nın tüm vaatlerine ortak olmanın koşulu, kendinize, ailenize, işinize ve eğlencenize bağladığınız mutluluk umudunu tümüyle O’na bağlamanızdır. “RAB sevgisine umut bağlayanlardan hoşlanır.&#8221; “RAB&#8217;den zevk al, O senin içindeki istekleri yerine getirecektir” (<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Mezmur+37:4" incilReferans="Mezmur+37:4" target="_blank">Mezmur 37:4</a>).</p>
<h4>Copyright: By John Piper. © Desiring God. Website: desiringGod.org</h4>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyan.gen.tr/hristiyan-hedonizminin-temeli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments></slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Alçakgönüllülük ve Hristiyan Hedonizmi</title>
		<link>http://www.hristiyan.gen.tr/alcakgonulluluk-ve-hristiyan-hedonizmi-john-piper/</link>
		<comments>http://www.hristiyan.gen.tr/alcakgonulluluk-ve-hristiyan-hedonizmi-john-piper/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Apr 2012 22:00:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hristiyan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Vaazlar]]></category>
		<category><![CDATA[hedonizm]]></category>
		<category><![CDATA[john piper]]></category>
		<category><![CDATA[vaaz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyan.gen.tr/?p=7221</guid>
		<description><![CDATA[John Piper&#8217;ın 28 Eylül 1980 tarihinde vermiş olduğu &#8220;Benim için zevktir!&#8221; başlıklı vaazı. Benim için Zevktir! Beni yakından tanıyanlar bir Hristiyan hedonisti olduğumu bilirler. Bunun anlamı yaptığım her şeyde mutlu olma tutkumun uygun bir motivasyon olduğunu düşünmemdir. Yaptığım her şeyi beni uzun vadede mutlu edeceğini düşündüğüm için yapıyorum. Aslına bakarsanız eğer sevinç peşinde koşmaktan vazgeçersem Tanrı’ya tapınmaktan ve itaat etmekten aciz olacağıma inanıyorum. Zira tapınmak Tanrı’dan alınan zevkin ifadesinden başka nedir ki? Tanrı kendisine istekle kulluk etmemizden başka nasıl bir itaat bekliyor ki? &#8220;Herkes yüreğinde niyet ettiği gibi versin” diye yazıyor elçi Pavlus, “isteksizce ya da zorlanmış gibi değil. Çünkü Tanrı sevinçle vereni sever.&#8221; Flannery O&#8217;Connor’ın sözlerine ben de katılıyorum. Bir arkadaşına yazdığı mektupta şöyle demiş: “Beni tepeden tırnağa sevinçle silahlanmış olarak düşün, çünkü iman yolculuğu hayli tehlikeli bir serüvendir (The Art of Being, sf. 126)”. Ya da tam da gönlüme uygun biri olan Jonathan Edwards’ı ele alalım. 1700’lerin başlarında üniversiteye giderken aldığı 70 kararı kaleme almıştır. 22 numaralı karar şudur: “Karar: öbür dünya için mümkün olan tüm yollardan, elde edebileceğim kadar mutluluk biriktirmeye tüm gücümle, tüm enerjimle, ateşli bir biçimde ve zor kullanarak uğraşacağım.” Yapma, Jonathan! Zor kullanarak mı? Gerçekten çok ileri gittin.  Jonathan’ın buna cevabı basittir: “Sadece İsa’nın gittiği yere kadar giderim.” Bu cümle size bir şeyler hatırlatıyor mu? “Eğer elin günah işlemene neden olursa, onu kes. Tek elle yaşama kavuşman, iki elle sönmez ateşe, cehenneme gitmenden iyidir. Eğer ayağın günah işlemene neden olursa, onu kes. Tek ayakla yaşama kavuşman, iki ayakla cehenneme atılmandan iyidir. Eğer gözün günah ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h6>John Piper&#8217;ın 28 Eylül 1980 tarihinde vermiş olduğu &#8220;Benim için zevktir!&#8221; başlıklı vaazı.</h6>
<hr />
<h4>Benim için Zevktir!</h4>
<p><img src="http://www.hristiyan.gen.tr/wp-content/uploads/2012/04/john-piper.jpg" alt="" title="john-piper" width="150" height="196" class="alignleft size-full wp-image-7226" />Beni yakından tanıyanlar bir Hristiyan hedonisti olduğumu bilirler. Bunun anlamı yaptığım her şeyde mutlu olma tutkumun uygun bir motivasyon olduğunu düşünmemdir. Yaptığım her şeyi beni uzun vadede mutlu edeceğini düşündüğüm için yapıyorum. Aslına bakarsanız eğer sevinç peşinde koşmaktan vazgeçersem Tanrı’ya tapınmaktan ve itaat etmekten aciz olacağıma inanıyorum. Zira tapınmak Tanrı’dan alınan zevkin ifadesinden başka nedir ki? Tanrı kendisine istekle kulluk etmemizden başka nasıl bir itaat bekliyor ki? &#8220;Herkes yüreğinde niyet ettiği gibi versin” diye yazıyor elçi Pavlus, “isteksizce ya da zorlanmış gibi değil. Çünkü Tanrı sevinçle vereni sever.&#8221;</p>
<p>Flannery O&#8217;Connor’ın sözlerine ben de katılıyorum. Bir arkadaşına yazdığı mektupta şöyle demiş: “Beni tepeden tırnağa sevinçle silahlanmış olarak düşün, çünkü iman yolculuğu hayli tehlikeli bir serüvendir <em>(The Art of Being</em>, sf. 126)”. Ya da tam da gönlüme uygun biri olan Jonathan Edwards’ı ele alalım. 1700’lerin başlarında üniversiteye giderken aldığı 70 kararı kaleme almıştır. 22 numaralı karar şudur: “Karar: öbür dünya için mümkün olan tüm yollardan, elde edebileceğim kadar mutluluk biriktirmeye tüm gücümle, tüm enerjimle, ateşli bir biçimde ve zor kullanarak uğraşacağım.” Yapma, Jonathan! Zor kullanarak mı? Gerçekten çok ileri gittin.  Jonathan’ın buna cevabı basittir: “Sadece İsa’nın gittiği yere kadar giderim.” Bu cümle size bir şeyler hatırlatıyor mu? “Eğer elin günah işlemene neden olursa, onu kes. Tek elle yaşama kavuşman, iki elle sönmez ateşe, cehenneme gitmenden iyidir. Eğer ayağın günah işlemene neden olursa, onu kes. Tek ayakla yaşama kavuşman, iki ayakla cehenneme atılmandan iyidir. Eğer gözün günah işlemene neden olursa, onu çıkar at. Tanrı&#8217;nın Egemenliği&#8217;ne tek gözle girmen, iki gözle cehenneme atılmandan iyidir. &#8216;Oradakileri kemiren kurt ölmez, Yakan ateş sönmez.&#8217;” (<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Markos+9:43-48" incilReferans="Markos+9:43-48" target="_blank">Markos 9:43-48</a>).  Tanrı’nın Egemenliği’nde sevinçli bir yaşamı hedefiniz haline getirin. Eğer bu sevinci elde etmek uğruna elinizi ya da ayağınızı kesmeniz, gözünüzü çıkarmanız gerekiyorsa, yapın! Hıristiyan hedonisti mutluluğunu en üst düzeye çıkarmaya kendisini adayann ve bunu nasıl yapacağını Kutsal Kitap’tan öğrenen bir kişidir.</p>
<p>Hristiyan yaşamının her alanında Hristiyan hedonizminden söz edilebilir, ama ben bugün alçakgönüllülüğe ve bunun Hristiyan hedonizmiyle ilişkisine odaklanmak istiyorum. Ve Hıristiyan hedonizminin gurura karşı ne kadar güçlü bir kalkan ve alçakgönüllülüğe ne kadar büyük yardımcı olduğunu göstermeye çalışacağım. İlk olarak alçakgönüllülüğün önemini ve doğasını ele alacağım ve en nihayetinde Hıristiyan hedonizminin alçakgönüllü olmamıza nasıl yardımcı olduğunu anlatacağım.</p>
<h4>Alçakgönüllülük Çok Önemlidir</h4>
<p>Her şeyden önce, alçakgönüllü olmak neden önemlidir? İsa’nın zamanında pek çok Grek ve günümüzde pek çok Amerikalı için alçakgönüllülük önemsiz olduğu kadar tam anlamıyla iticidir. Onların düşüncesine göre alçakgönüllülükle bir yere varılmaz. Alçakgönüllülüğü bir erdem sayarsak en tepeye nasıl ulaşabiliriz ki? Ancak Kutsal Kitap’a inanan bir Hristiyan hedonistin soracağı soru şudur: “Hangi tepeye ulaşmak istiyorsun? Ne kadar yükseğe çıkmak niyetindesin?” Belki de güç, itibar ve servet için yanıp tutuşurken ruhunuzu bir kap yemek karşılığında sattınız. Belki de Tanrı size yüreğinizin en çok istediği şeyi teklif ediyor ama sizin arzularınız bu yönde çok zayıf. Belki de, C.S. Lewis’in dediği gibi, mahalledeki en iyi çamur pastasını yapmakla yetinen bir kenar mahallesi çocuğu gibiyiz, çünkü sahilde bir gün geçirmenin nasıl bir şey olduğunu bilmiyoruz.</p>
<p>Alçakgönüllülük önemlidir, çünkü Tanrı’nın sonsuz sevincine götüren yoldur. Bakın, Tanrı bu konuda ne diyor: Özdeyişler 16:19 “Mazlumlar arasında alçakgönüllü biri olmak, Kibirlilerle çapul malı paylaşmaktan iyidir.” Alçakgönüllü ve fakir olmak kibirli ve zengin olmaktan iyidir. Gerçekten mi? Neden? <a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/1.+Petrus+5:5" incilReferans="1.+Petrus+5:5" target="_blank">1. Petrus 5:5</a> “Ey gençler, siz de ihtiyarlara bağımlı olun. Hepiniz birbirinize karşı alçakgönüllülüğü kuşanın. Çünkü, &#8220;Tanrı kibirlilere karşıdır, Ama alçakgönüllülere lütfeder.” Yoksul alçakgönüllülük zengin kibirden daha iyidir, çünkü Tanrı kibirlilere karşıdır. En sonunda serveti bile kendisine mahvoluşu getiren bir tuzak olacak. Eğer Tanrı size karşıysa kimden yardım isteyebilirsiniz? Oysa O alçakgönüllülere lütfeder. Kıskanç bir dişi aslan gibi mütevazi yavrularını gözlemektedir. <a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Yesaya+66:2" incilReferans="Yesaya+66:2" target="_blank">Yeşaya 66:2</a> “‘Çünkü bütün bunları ellerim yaptı, Hepsi böylece var oldu’ diyor RAB. ‘Ancak ben alçakgönüllüye, ruhu ezik olana, Sözümden titreyen kişiye değer veririm.’”</p>
<p>Üstelik sadece gözlemekle de kalmıyor; alçakgönüllülere yakın duruyor ve onları düşmek üzereyken tazeliyor. Alçakgönüllülere lütfederken sergilediği lütfunu yüceltmek O’nu hoşnut ediyor. <a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Yesaya+57:15" incilReferans="Yesaya+57:15" target="_blank">Yeşaya 57:15</a>, “Yüce ve görkemli Olan, Sonsuzlukta yaşayan, adı Kutsal Olan diyor ki, &#8220;Yüksek ve kutsal yerde yaşadığım halde, Alçakgönüllülerle, ezilenlerle birlikteyim. Yüreklerini sevindirmek için ezilenlerin yanındayım.” Bu ne harika bir vaat! Tanrı, ne denli önemsiz olduğunuza bakmaksızın size ulaşmak ister; O, alçakgönüllü tövbekârlarla yaşamayı çok sever. Bu, kibirliler ve kendine güvenenler için kötü, yüreği ezik günahkârlar için iyi bir haberdir.</p>
<p>Kutsal Kitap’ta alçakgönüllülüğün faydaları saymakla bitmez. İsa’nın söylediklerine bakalım: Ne mutlu ruhta yoksul olanlara! Çünkü Göklerin Egemenliği onlarındır. Ne mutlu yumuşak huylu olanlara! Çünkü onlar yeryüzünü miras alacaklar. Size doğrusunu söyleyeyim, yolunuzdan dönüp küçük çocuklar gibi olmazsanız, Göklerin Egemenliği&#8217;ne asla giremezsiniz. Kim bu çocuk gibi alçakgönüllü olursa, Göklerin Egemenliği&#8217;nde en büyük odur. Kendini yücelten alçaltılacak, kendini alçaltan yüceltilecektir. (<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Matta+5:3,5" incilReferans="Matta+5:3,5" target="_blank">Matta 5:3,5</a>;18:2-4; 23:12)</p>
<p>70’li yıllarda Amerika’da şöyle bir slogan vardı: “Kendini yücelten yüceltilecektir, kendini alçaltan alçaltılacaktır.” Bu haddinden fazla kendine güvenme eğilimi ne kadar sürecek bilemiyorum ama kültürümüz son derece değişken olduğundan ve en iyi satanlar arasına girebilmeniz için yeni bir şeyler söylemeniz gerektiğinden, muhtemelen şunlara benzer isimlere sahip kitaplara rastlayacağız: &#8220;Mütevazi Koşu: Sonuncu Olmanın Hazzı”; veya belki pili bitmiş yöneticiler için bir el kitabı, “Şirket Merdiveninde Yükselmek Ülser Olmaya Değer mi”,  “En Düşük Kademede Mutlu Olmanın Yolları”; veya yeni bir diyet kitapçığı “Pişmanlık Şartlanması: Size Yapışan Bütün Yükleri ve Günahları Bir Yana bırakarak Zayıflamanın Yolları” İnsanların nasıl mutlu olabilecekleri konusundaki düşünceleri on yılda bir değişebilir ama Tanrı’nın değişmeyen hikmet sözleri asırlar boyunca sürer ve “Kendini yücelten alçaltılacak, kendini alçaltan ise yüceltilecektir” demeye devam eder. Böylece bu ilk konuyu sonlandırmış oluyorum: alçakgönüllü olmak çok, ama çok önemlidir. Tanrı kibirlilere karşısır, ama ruhta fakir olanlar O’nun egemenliğine girerler.</p>
<h4>Gerçek alçakgönüllülük</h4>
<p>İkinci soru da şu: Alçakgönüllülüğün doğası nedir? Kutsal Kitap’ta sözü geçen şekilde alçakgönüllü olan bir kişi nasıl biridir? Şimdi alçakgönüllü insanları tasvir eden Kutsal Yazılar’a bakalım ve madde madde özetlemeye çalışalım. <a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/1.+Korintliler+4:7" incilReferans="1.+Korintliler+4:7" target="_blank">1. Korintliler 4:7</a>’yle başlayacağız. Burada Pavlus kibrin önüne büyük bir barikat kuran şu sözleri söylüyor: “Seni başkasından üstün kılan kim? Tanrı&#8217;dan almadığın neyin var ki? Madem aldın, niçin almamış gibi övünüyorsun?” Sahip olduğumuz her şeyin Tanrı’dan gelen karşılıksız bir armağan olduğunu kabul etmek gururun önüne geçen büyük bir engeldir. Karşılıksız bir armağan almış olmakla övünmek anlamsızdır. Dolayısıyla alçakgönüllü insan aslında cimri veya malına düşkün değildir. Sahip olduklarıyla da gösteriş yapmaz, çünkü her şeyin aslında Tanrı’ya ait olduğunu ve Tanrı’nın bunları ona emaneten verdiğini bilir.</p>
<p>Hristiyan alçakgönüllülüğüyle ilgili bir başka tasvir de <a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Luka+18:9-14" incilReferans="Luka+18:9-14" target="_blank">Luka 18:9-14</a>’te, İsa’nın bir başka benzetmesinde verilir. Biri Ferisi, öbürü vergi görevlisi iki kişi dua etmek üzere tapınağa çıkar. Ferisi ayakta kendi kendine şöyle dua eder: &#8216;Tanrım, öbür insanlara -soygunculara, hak yiyenlere, zina edenlere- ya da şu vergi görevlisine benzemediğim için sana şükrederim.   Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.&#8217;</p>
<p>Vergi görevlisi ise uzakta durdu, gözlerini göğe kaldırmak bile istemiyordu, ancak göğsünü döverek, &#8216;Tanrım, ben günahkâra merhamet et&#8217; diyordu. Size şunu söyleyeyim, Ferisi değil, bu adam aklanmış olarak evine döndü. Çünkü kendini yücelten herkes alçaltılacak, kendini alçaltan ise yüceltilecektir.</p>
<p>Alçakgönüllü bir insan günahlarının tam olarak farkındadır ve bundan büyük üzüntü duyar. Tanrı’nın ya da insanın önünde küstahça durmaz. Kutsal yere yaklaşmaya ve hatta gözlerini göğe kaldırmaya bile hakkı olmadığını bilir. Bu tarz bir tutumun günlük hayatımıza nasıl uyarlanabildiğini anlatmadan önce bir ayete daha bakalım. <a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Luka+17:7-10" incilReferans="Luka+17:7-10" target="_blank">Luka 17:7-10</a>’da İsa’nın bir başka benzetmesi var.</p>
<p>Hanginizin çift süren ya da çobanlık eden bir kölesi olur da, tarladan dönüşünde ona, &#8216;Çabuk gel, sofraya otur&#8217; der? Tersine ona, &#8216;Yemeğimi hazırla, kuşağını bağla, ben yiyip içerken bana hizmet et. Sonra sen yiyip içersin&#8217; demez mi? Verdiği buyrukları yerine getirdi diye köleye teşekkür eder mi? Siz de böylece, size verilen buyrukların hepsini yerine getirdikten sonra, &#8216;Biz değersiz kullarız; sadece yapmamız gerekeni yaptık&#8217; deyin.</p>
<p>Bizim için alçakgönüllülük yolu sonsuza dek sürecek bir yoldur. &#8220;Bize verilen buyrukların hepsini yerine getirdikten sonra, &#8216;Biz değersiz kullarız; sadece yapmamız gerekeni yaptık&#8217; demeye devam edeceğiz. Kutsallıkta ne kadar ileri gitsek de sonuç değişmez; bize her zaman alçakgönüllü olmak yaraşacaktır.</p>
<p>Peki alçakgönüllü insanı nasıl tasvir edebiliriz? Kutsal Kitap metinlerinden nasıl bir tutum sergilememiz gerektiği çıkıyor? Öncelikle, Hristiyan alçakgönüllülüğü yaşamı, nefes almayı ve diğer her şeyi Tanrı’nın armağanı olarak görür ve şikayetlerle değil, şükranla doludur. Bütün bunları bir armağan olmanın ötesindedir. Çünkü günahlarımızdan ötürü, yaşamın tüm nimetleri ve sonsuz yaşam umudu gerçekte hak edilmemiş armağanlardır. Hristiyan, yaşamının sadece ve sadece kırmızı renkte bir merhamet ipliğine bağlı olduğunu bilir.</p>
<p>Bu nedenle alçakgönüllü insan kişisel haklarını talep etmeye çok istekli değildir, çünkü kendisine bu şekilde davranıldığında hayatının sona ereceğini bilir. Küstah ve cüretkâr değil, mütevazi ve yumuşak başlıdır. Alçakgönüllü insan hizmet edilmekten çok hizmet etme sorumluluğuna sahip olduğunu bilir, en arkaya oturur. Gereksiz yere onurlandırıldığında veya övüldüğünde yüreğinde büyük bir rahatsızlık duyar. İyi bir iş başardığında bile aldığı iltifatlar kendisine garip gelir, çünkü her ne başardıysa bunun Tanrı’nın lütfuyla gerçekleştiğinden emindir. Yeteneğini sahte bir şekilde inkâr etmez, ama yaptığı işten ötürü tüm yücelik Tanrı’ya gitmelidir.</p>
<p>Alçakgönüllü bir Hristiyan insanların övgüsü almaya can atmaz. Tanrı’nın övülmesini, O’na şükran duyulmasını ve gerçeğe saygı gösterilmesini arzular. Ve en nihayetinde Müjde tarafından alçaltılmış ve güvenceye alınmış bir kişi hatasını kabul etmeye hazır ve düzeltilmeye istekli bir tutum sergiler. Alçakgönüllü kişi itibarını korumak peşinde değildir. Sınırlılığını, kusurluluğunu ve inatçılığını çabucak itiraf eder.</p>
<p>Burada, yapabildiğim kadarıyla Kutsal Kitap’ta sözü geçen şekliyle alçakgönüllülüğü anlatmaya çalıştım. Tanrı’nın çocuklarıysak arzuladığımız yaşam şekli böyle olacaktır. Bu yaşam standardına tam olarak erişemesek de bu yolda yürüyoruz ve bulunduğumuz noktadan daha ileride olmayı arzu ediyoruz. Son olarak Hristiyan bir hedonist olmanın bizi o noktaya gitmekte bize nasıl yardımcı olacağını göstermek istiyorum.</p>
<h4>Hristiyan hedonizmi ve Alçakgönüllülük</h4>
<p>Ocak 1979’da, arkadaşım Steve Amador’la bir Meksika lokantasına gittiğimizi hatılıyorum. Bana şimdiye kadar tattığım en güzel Meksika yemeklerinden birini ısmarlamıştı. Ona bakıp “Çok teşekkürler, Steve, gerçekten çok lezzetliydi” dedim. Elini kaldırarak “Benim için zevktir” diye yanıt verdi. İki yeminli Hristiyan Hedonist olarak sonraki yarım saati “benim için zevktir” ifadesinin bu bağlamdaki anlamı üzerinde konuşarak geçirdik. İltifatlara ve teşekkürlere yanıt olarak “Benim için zevktir” ifadesini kullanma geleneği nereden çıkmıştır? El kaldırarak “Benim için zevktir” demek neden gerçekte “Hiç önemli değil” ile aynı anlama gelmektedir? Bunun nedeninin sandığımızdan çok daha derin olduğunu düşünüyorum.  Şöyle değil midir: İyi bir şeyi zevk alarak yaptığımızda, dışsal bir zorlamayla iyi bir şey yaptığımız durumlara göre iltifat almak için daha az istek duyuyoruz. Eğer bir kimse merhamet etmeyi sevmiyorsa, ama bir tür zorlama altında merhamet eylemlerinde bulunuyorsa (diyelim ki, dindar çevresinde dışlanmamak için), o zaman muhtemelen parayla olmasa bile, yeterince övgü alarak tatmin olmak isteyecektir. Ancak merhameti seven ve şefkat dolu eylemlerden büyük zevk alan kişi, işlerinin meyveleriyle bol bol tatmin olacak ve dolayısıyla iltifat almak için istek duymayacaktır. İltifatlar bu durumda lüzumsuz olacaktır ve “Benim için zevkti” ifadesi “Abartacak bir şey yok, hiç önemli değildi” anlamına gelecektir. Çünkü aldığım zevk bana fazlasıyla yetti.</p>
<p>Tüm bunların sonucunda Steve ve ben Hristiyan hedonizminin insanı alçakgönüllülüğe yönelterek gururuna ket koymaya büyük oranda yardımcı olduğu kanısına vardık. Hristiyan hedonizmi şöyle der: “Hedefiniz zevk almak olsun;  bu hedefe Tanrı’ya tapınmakla ve diğer insanları sevmekle ulaşın.” Alçakgönüllü kişinin iltifat peşinde koşmadığını gördük; övgü aldığında garip hisseder, çünkü her şeyin üstünde Tanrı’nın onurlandırılmasını ister. Böylece görüyoruz ki, zevk almak adına sevgi dolu bir eylem yapmak kişiyi övgü aramamaya yöneltir. Bizi bu zevki aramaya teşvik eden Hristiyan hedonizmi alçakgönüllü olmamıza yardım eder. Öyle ki, bu zevki aldığımız zaman, insanların övgüsünü almak için hiçbir arzu duymayız.</p>
<p>Ama birisi çıkıp şöyle diyebilir, “Nasıl olur da arzularımızla güdülmek doğru bir şeymiş gibi konuşabilirsiniz?” “Kutsal Kitap açıkça, kendimizi inkâr ederek çarmıhımızı taşımamızı öğretirken nasıl ‘Amacınız zevk almak olsun’ dersiniz?” Dinleyin, İsa’nın bunu öğrettiğini sanıyorsanız size iyi bir haberim var. <a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Markos+8:34-36" incilReferans="Markos+8:34-36" target="_blank">Markos 8:34-36</a>’yı okuyalım:</p>
<p>Ardımdan gelmek isteyen kendini inkâr etsin, çarmıhını yüklenip beni izlesin. Canını kurtarmak isteyen onu yitirecek, canını benim ve Müjde&#8217;nin uğruna yitiren ise onu kurtaracaktır. İnsan bütün dünyayı kazanıp da canından olursa, bunun kendisine ne yararı olur? Bu konudan çıkacak anlam tamamen hedonistiktir. Kimse canını yitirmek istemez. Bundan bir kazancı ya da alacağı bir zevk yoktur. İşte sonsuz sevince sahip olurken aynı zamanda canınızı da kurtarmanın yolu – canınızı sevgi yolunda kaybedin. İsa, yapmamız gereken bütün fedakârlıkları, bize vereceği çok daha iyi bir şey olduğu için istemektedir. Kendini inkâr etmek mi? Elbette; kenar mahalledeki çamur pastasını reddedin ki, sahilde bir gün geçirebilmeniz mümkün olsun.</p>
<p>İsa bir keresinde zengin bir genç adama kendisini inkâr etmesini, sahip olduğu her şeyi satmasını ve parasını yoksullara dağıtıp sonra O’nu izlemesini söylemişti. Şimdi bu adamın tüm mal varlığını satması hangi motivasyonla mümkün olabilirdi? Karşılıksız hayırseverlik gibi bir şey için mi? Kutsal Kitap’ta böyle bir motivasyon biçimi yoktur. İsa, böyle bir şeyi yapmak için nasıl bir motivasyona sahip olmamız gerektiğini göstermek için iki benzetme anlatmıştır. <a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Matta+13:44" incilReferans="Matta+13:44" target="_blank">Matta 13:44</a>–46. “Göklerin Egemenliği, tarlada saklı bir defineye benzer. Onu bulan yeniden sakladı, sevinçle koşup gitti, varını yoğunu satıp tarlayı satın aldı.” O zengin genç adam, İsa’nın ardınca gitmek servetiyle kıyaslanamayacak kadar çok heyecan ve sevinç verici olduğu için varını yoğunu satmalıydı. “Yine Göklerin Egemenliği, güzel inciler arayan bir tüccara benzer. Tüccar, çok değerli bir inci bulunca gitti, varını yoğunu satıp o inciyi satın aldı.” İsa’nın küçük plastik incilerimizi, boncuk paralarımızı ve boş tutkularımızı bırakmamızı istemesinin tek nedeni, O’nda bize vereceği gerçek bir inci olmasıdır.</p>
<p>Tanrı’nın krallığında nihai feda diye bir şey yoktur. Sevginin en saf haline sahip olan İsa bile <a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Ibraniler+12:2" incilReferans="Ibraniler+12:2" target="_blank">İbraniler 12:2</a>’de dediği gibi “kendisini bekleyen sevinç uğruna utancı hiçe sayıp çarmıhta ölüme katlandı.” Hristiyan hedonizmi ifadesi, bir şeyleri zoraki olarak yapmanın iyi olmadığını söylemenin süslü bir yoludur. Çünkü Tanrı sevinçle vereni sever (<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/2.+Korintliler+9:7" incilReferans="2.+Korintliler+9:7" target="_blank">2. Korintliler 9:7</a>).</p>
<p>Bu kanıda benimle aynı fikirde olmayan bir öğrencime yazdığım bir mektupla yazıma son veriyorum. Bana şöyle bir not yazmıştı: “Sevginin kendi zevkini aradığı ya da zevkinden motive olduğu görüşünüze katılmıyorum&#8230;Dorothy Day’in hikayesini bilir misiniz? Kendisi hayatını başkalarını, özellikle de fakirleri, yerinden edilmişleri ve ezilmişleri sevmeye adamış yaşlı bir kadındır. Sevinç barındırmayan sevme deneyimi onu şunu söylemeye itmiştir: ‘Eyleme geçmiş sevgi, sert ve korkutucu bir şeydir.’”</p>
<p>Ona şu cevabı yazdım: Dorothy Day’le ilgili olarak şunları söylüyorsunuz: “Fakirleri, yerinden edilmişleri ve ezilmişleri sevme deneyimi sevinç barındırmadığından onu şunu söylemeye itmiştir: ‘Eyleme geçmiş sevgi, sert ve korkutucu bir şeydir.’ Size iki şekilde yanıt vereceğim.</p>
<p>Öncelikle “sert ve korkutucu” şeylerin sevinç barındırmadığı sonucuna hemen varmayın. Uçurum kenarlarında uykusuz geceler geçiren, sıfırın altındaki sıcaklıklarda el ve ayak parmaklarını kaybeden ve zirveye ulaşmak için korkunç azaplardan geçen dağcılar vardır. Onlar bu deneyimi “sert ve korkutucu” olarak tarif ederler. Onlara bunu neden yaptıklarını sorduğunuzda ise değişik şekillerde benzer cevaplar alırsınız: ruhlarında hissettikleri o büyük sevinç tüm bu acıları çekmeye değerdir. Eğer dağcılıkta durum böyleyse, bu sevgi için de geçerli olamaz mı? Hayatımızdaki ve toplumdaki sevgisizlik uçurumunu aşmak yerine dağcılıktan büyük keyif almaya eğilimli olmamız içimizdeki maddeciliğin suçu değil midir? Evet, sevmek genellikle “sert ve korkutucu” olabilir, ama iyi olana tutunan ve İsa’ya hayran olan birinin Tanrı’nın lütfuyla başkasını sevebildiğinde büyük bir sevinç duymamasının nasıl mümkün olabileceğini anlayamıyorum.</p>
<p>Şimdi de Dorothy Day’in durumuna başka bir açıdan yaklaşacağım. Onun, büyük fedakârlıklarla yardım etmeye çalıştığı fakirlerden biri olduğumu farzederek konuşacağım. Sanırım aramızda şuna benzer bir konuşma geçerdi:</p>
<p>Piper:<br />
Bayan Day, bunu benim için neden yapıyorsunuz?</p>
<p>Day:<br />
Çünkü sizi seviyorum.</p>
<p>Piper:<br />
Nasıl olur da benim gibi birini sevebilirsiniz? Size verebilecek hiçbir şeyim yok. Ben sevilmeye layık biri değilim.</p>
<p>Day:<br />
Olabilir ama benim sunduğum sevgi şartsızdır. Bunu İsa’dan öğrendim. Söylemek istediğim şu ki, size yardım etmek istiyorum, çünkü İsa da bana yardım etti.</p>
<p>Piper:<br />
Yani aslında kendi “isteklerinizi” tatmin etmeye mi çalışıyorsunuz?</p>
<p>Day:<br />
Eğer bu şekilde ifade etmek istiyorsanız, evet. En büyük isteklerimden biri sizi mutlu ve hayatta amacı olan bir insan haline getirmek.</p>
<p>Piper:<br />
Peki siz geldiğinizden bu yana gerçekten daha mutlu olduğumu ve hayatta bazı amaçlar edinmeye başladığımı söylesem üzülür müsünüz?</p>
<p>Day:<br />
Tanrım, hayır! Hiçbir şey beni daha fazla mutlu edemezdi!</p>
<p>Piper:<br />
Demek ki burada geçirdiğiniz onca uykusuz gece kendinizi mutlu etmek içindi, öyle mi?</p>
<p>Day:<br />
Eğer buna evet dersem, birisi beni yanlış anlayabilir. Sizi hiç umursamadığımı, sadece kendimi önemsediğimi sanabilirler.</p>
<p>Piper:<br />
Peki en azından bana söyleyebilir misiniz?</p>
<p>Day:<br />
Evet, size söyleyebilirim: Bana en büyük mutluluğu getiren şey için çalışıyorum: sizin mutluluğunuz için.</p>
<p>Piper:<br />
Teşekkür ederim. İşte şimdi beni sevdiğinizi anladım.</p>
<h4>By John Piper. © Desiring God. Website: desiringGod.org</h4>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyan.gen.tr/alcakgonulluluk-ve-hristiyan-hedonizmi-john-piper/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments></slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tanrı&#8217;yı Tanıyanlar O&#8217;ndan Zevk Alırlar</title>
		<link>http://www.hristiyan.gen.tr/tanriyi-taniyanlar-zevk-alir/</link>
		<comments>http://www.hristiyan.gen.tr/tanriyi-taniyanlar-zevk-alir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 25 Feb 2012 20:46:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hristiyan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tanrı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyan.gen.tr/?p=7203</guid>
		<description><![CDATA[Tanrı’yı tanımanın tam güvencesiyle dolu olanların zihinlerindeki huzur gibi huzur yoktur. Tanrı’yla ilişkilerinin bu hayatta, ölümde ve sonsuza dek kendilerine lütuf sağlayacağından emindirler. Pavlus’un Romalılar 5:1’de sözünü ettiği şey budur. “Böylece imanla aklandığımıza göre, Rabbimiz İsa Mesih sayesinde Tanrı’yla barışmış oluyoruz.” Bu gerçeğin güvencesi Romalılar 8’de yazılıdır: “Bu nedenle, Mesih İsa’ya ait olanlara karşı artık hiçbir mahkûmiyet yoktur… Ruh’un kendisi, bizim ruhumuzla birlikte, Tanrı’nın çocukları olduğumuza tanıklık eder. Eğer Tanrı’nın çocuklarıysak, aynı zamanda mirasçıyız… Tanrı’nın kendisini sevenlerle, amacına göre çağrılmış olanlarla birlikte her durumda iyilik için etkin olduğunu biliriz… Tanrı bizden yana ise kim bize karşı olabilir? Eminim ki ne ölüm, ne yaşam, ne melekler, ne yönetimler, ne şimdiki ne gelecek zaman, ne güçler, ne yükseklik, ne derinlik ne de yaratılmış başka herhangi bir şey bizi Rabbimiz Mesih İsa’da olan Tanrı sevgisinden ayırmaya yetecektir. (1,16,28,30,33,35) Nebukadnessar’ın buyruğuna nasıl rahatlıkla karşı durduklarına bakacak olursak; Şadrak, Meyşak ve Aved-Nego’nun bu esenliği bildiklerini görürüz. “Ama ona tapmazsanız hemen o anda kızgın bir fırının içine atılacaksınız. O zaman bakalım hangi ilah sizi elimden kurtarabilecek?” Yanıtları iyi bilinir. (Daniel 3:16-18) “Bu konuda kendimizi savunma gereği duymuyoruz. (Panik yok!) Kızgın bir fırının içine atılacak olursak bile ey kral, kendisine kulluk ettiğimiz Tanrı bizi kızgın fırından kurtarabilir ve senin elinden bizi kurtaracaktır. (Kaba değil, ama kesin – Tanrılarını tanıyorlardı!) Ama bizi kurtarmazsa bile ey kral (Fark etmez! Dert değil! Yaşasak da ölsek de memnunuz!) bil ki, ilahlarına kulluk etmeyiz ya da dikmiş olduğun altın heykele tapmayız.” O halde Tanrı’yı gerçekten tanıyıp tanımadığımızın bir ölçücü de O’ndan zevk ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Tanrı’yı tanımanın tam güvencesiyle dolu olanların zihinlerindeki huzur gibi huzur yoktur. Tanrı’yla ilişkilerinin bu hayatta, ölümde ve sonsuza dek kendilerine lütuf sağlayacağından emindirler. Pavlus’un <a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Romalilar+5:1" incilReferans="Romalilar+5:1" target="_blank">Romalılar 5:1</a>’de sözünü ettiği şey budur. “Böylece imanla aklandığımıza göre, Rabbimiz İsa Mesih sayesinde Tanrı’yla barışmış oluyoruz.” Bu gerçeğin güvencesi <a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Romalilar+8" incilReferans="Romalilar+8" target="_blank">Romalılar 8</a>’de yazılıdır: “Bu nedenle, Mesih İsa’ya ait olanlara karşı artık hiçbir mahkûmiyet yoktur… Ruh’un kendisi, bizim ruhumuzla birlikte, Tanrı’nın çocukları olduğumuza tanıklık eder. Eğer Tanrı’nın çocuklarıysak, aynı zamanda mirasçıyız… Tanrı’nın kendisini sevenlerle, amacına göre çağrılmış olanlarla birlikte her durumda iyilik için etkin olduğunu biliriz… Tanrı bizden yana ise kim bize karşı olabilir? Eminim ki ne ölüm, ne yaşam, ne melekler, ne yönetimler, ne şimdiki ne gelecek zaman, ne güçler, ne yükseklik, ne derinlik ne de yaratılmış başka herhangi bir şey bizi Rabbimiz Mesih İsa’da olan Tanrı sevgisinden ayırmaya yetecektir. (1,16,28,30,33,35) Nebukadnessar’ın buyruğuna nasıl rahatlıkla karşı durduklarına bakacak olursak; Şadrak, Meyşak ve Aved-Nego’nun bu esenliği bildiklerini görürüz. “Ama ona tapmazsanız hemen o anda kızgın bir fırının içine atılacaksınız. O zaman bakalım hangi ilah sizi elimden kurtarabilecek?” Yanıtları iyi bilinir. (<a class="incil_ayet" href="http://incil.info/arama/Daniel+3:16-18" incilReferans="Daniel+3:16-18" target="_blank">Daniel 3:16-18</a>) “Bu konuda kendimizi savunma gereği duymuyoruz. (Panik yok!) Kızgın bir fırının içine atılacak olursak bile ey kral, kendisine kulluk ettiğimiz Tanrı bizi kızgın fırından kurtarabilir ve senin elinden bizi kurtaracaktır. (Kaba değil, ama kesin – Tanrılarını tanıyorlardı!) Ama bizi kurtarmazsa bile ey kral (Fark etmez! Dert değil! Yaşasak da ölsek de memnunuz!) bil ki, ilahlarına kulluk etmeyiz ya da dikmiş olduğun altın heykele tapmayız.” O halde Tanrı’yı gerçekten tanıyıp tanımadığımızın bir ölçücü de O’ndan zevk alıp almadığımızdır.</p>
<p style="text-align: justify;">J.I. PACKER</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyan.gen.tr/tanriyi-taniyanlar-zevk-alir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments></slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tanrı&#8217;yı tanıyor musun?</title>
		<link>http://www.hristiyan.gen.tr/tanriyi-taniyor-musun/</link>
		<comments>http://www.hristiyan.gen.tr/tanriyi-taniyor-musun/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 25 Feb 2012 16:38:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hristiyan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Video]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyan.gen.tr/?p=7200</guid>
		<description><![CDATA[http://www.youtube.com/watch?v=HXZlxdxtlUY]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.youtube.com/watch?v=HXZlxdxtlUY&#038;fmt=18">http://www.youtube.com/watch?v=HXZlxdxtlUY</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyan.gen.tr/tanriyi-taniyor-musun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments></slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yapıcıların Reddettiği Taş</title>
		<link>http://www.hristiyan.gen.tr/yapicilarin-reddettigi-tas/</link>
		<comments>http://www.hristiyan.gen.tr/yapicilarin-reddettigi-tas/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 25 Feb 2012 16:31:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hristiyan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Video]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyan.gen.tr/?p=7195</guid>
		<description><![CDATA[http://www.youtube.com/watch?v=_NyG_eFYRVk]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.youtube.com/watch?v=_NyG_eFYRVk&#038;fmt=18">http://www.youtube.com/watch?v=_NyG_eFYRVk</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyan.gen.tr/yapicilarin-reddettigi-tas/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments></slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tanrı beni cezalandırıyor mu?</title>
		<link>http://www.hristiyan.gen.tr/tanri-beni-cezalandiriyor-mu/</link>
		<comments>http://www.hristiyan.gen.tr/tanri-beni-cezalandiriyor-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 25 Feb 2012 15:14:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hristiyan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Video]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyan.gen.tr/?p=7181</guid>
		<description><![CDATA[http://www.youtube.com/watch?v=4Rpdv7pBqxE]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.youtube.com/watch?v=4Rpdv7pBqxE&#038;fmt=18">http://www.youtube.com/watch?v=4Rpdv7pBqxE</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyan.gen.tr/tanri-beni-cezalandiriyor-mu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments></slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Laodikya&#8217;da Yangın Çıktı</title>
		<link>http://www.hristiyan.gen.tr/laodikyada-yangin-cikti/</link>
		<comments>http://www.hristiyan.gen.tr/laodikyada-yangin-cikti/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Aug 2011 05:50:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hristiyan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyan.gen.tr/?p=7161</guid>
		<description><![CDATA[Denizli’de, Pamukkale Üniversitesi tarafından 7 yıldır kazı çalışması yapılan, 2 bin yıllık antik kent Laodikya’da, önceki akşam saat 20.00’de, yangın çıktı. İncil’de adı geçen 7 kiliseden birinin de bulunduğu Antik kentin etrafındaki otluk alandaki yangın, rüzgarın da etkisiyle kısa sürede geniş bir alana yayıldı. Yangının 4 noktada aynı anda başladığının belirlenmesi, sabotaj ihtimalini gündeme getirince, polis bölgeye giriş çıkışları kontrol altına aldı. İtfaiyenin saatler süren çalışmasının ardından yangın, saat 01.00 sıralarında kontrol altına alındı. Antik kentin elektrik ve telefon hatları yandı. Görgü tanıkları, yangının elektrik trafosundan sıçrayan kıvılcımlardan çıktığını ileri sürdü. Antik Laodikya Kenti Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Celal Şimşek de yangının çıkması ile birlikte bölgeye geldi ve söndürme çalışmalarına katıldı. Antik Laodikya kentinin çevresindeki alanın büyük bölümünün etkilendiği yangın sonrası bu sabah bölgede simsiyah bir alan ortaya çıktı. Kazı çalışmaları yapılan bölgelere sirayet etmeyen alevler, antik tiyatronun bir bölümünde etkili oldu. Laodikya Kazı Heyeti Başkanı Prof.Dr. Celal Şimşek, bu sabah yine bölgeye gelerek oluşan hasarla ilgili çalışma başlattı. Dün gece saat 21.00 sıralarında yangın haberini aldıklarını belirten Prof.Dr. Şimşek, &#8220;Yangını duyar duymaz yardımcılarımla birlikte antik kente intikal ettik. Gece yarısına kadar bölgedeydik ve yangın söndürme çalışmalarına katıldık. İtfaiye ekipleri çok çabuk bölgeye geldi. Sadece Denizli değil, Sarayköy, Honaz ve Akköy ilçelerinden de itfaiye ekipleri bölgeye gelerek söndürme çalışmalarına katıldı. 1.5 saat gibi kısa sürede kontrol altına alınan yangın söndürüldü. Çalışmalara katılan herkese teşekkür ederim&#8221; dedi. Yangın sonrasında ortaya çıkan sonuçlarla ilgili yeni çalışmalara başlayacaklarını belirten Prof.Dr. Şimşek, şöyle konuştu: &#8220;Daha önceden de kazı alanlarında ot temizliği yapmıştık. Ama ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hristiyan.gen.tr/wp-content/uploads/2011/08/laodikya-yangın.jpg" alt="" title="laodikya-yangın" width="250" height="150" class="alignleft size-full wp-image-7162" />Denizli’de, Pamukkale Üniversitesi tarafından 7 yıldır kazı çalışması yapılan, 2 bin yıllık antik kent Laodikya’da, önceki akşam saat 20.00’de, yangın çıktı. İncil’de adı geçen 7 kiliseden birinin de bulunduğu Antik kentin etrafındaki otluk alandaki yangın, rüzgarın da etkisiyle kısa sürede geniş bir alana yayıldı. Yangının 4 noktada aynı anda başladığının belirlenmesi, sabotaj ihtimalini gündeme getirince, polis bölgeye giriş çıkışları kontrol altına aldı. İtfaiyenin saatler süren çalışmasının ardından yangın, saat 01.00 sıralarında kontrol altına alındı. Antik kentin elektrik ve telefon hatları yandı. Görgü tanıkları, yangının elektrik trafosundan sıçrayan kıvılcımlardan çıktığını ileri sürdü.</p>
<p>Antik Laodikya Kenti Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Celal Şimşek de yangının çıkması ile birlikte bölgeye geldi ve söndürme çalışmalarına katıldı. Antik Laodikya kentinin çevresindeki alanın büyük bölümünün etkilendiği yangın sonrası bu sabah bölgede simsiyah bir alan ortaya çıktı. Kazı çalışmaları yapılan bölgelere sirayet etmeyen alevler, antik tiyatronun bir bölümünde etkili oldu.</p>
<p>Laodikya Kazı Heyeti Başkanı Prof.Dr. Celal Şimşek, bu sabah yine bölgeye gelerek oluşan hasarla ilgili çalışma başlattı. Dün gece saat 21.00 sıralarında yangın haberini aldıklarını belirten Prof.Dr. Şimşek, &#8220;Yangını duyar duymaz yardımcılarımla birlikte antik kente intikal ettik. Gece yarısına kadar bölgedeydik ve yangın söndürme çalışmalarına katıldık. İtfaiye ekipleri çok çabuk bölgeye geldi. Sadece Denizli değil, Sarayköy, Honaz ve Akköy ilçelerinden de itfaiye ekipleri bölgeye gelerek söndürme çalışmalarına katıldı. 1.5 saat gibi kısa sürede kontrol altına alınan yangın söndürüldü. Çalışmalara katılan herkese teşekkür ederim&#8221; dedi.</p>
<p>Yangın sonrasında ortaya çıkan sonuçlarla ilgili yeni çalışmalara başlayacaklarını belirten Prof.Dr. Şimşek, şöyle konuştu: &#8220;Daha önceden de kazı alanlarında ot temizliği yapmıştık. Ama bu bölgeler dışındaki bölümlerde parça parça yangın oldu. Ateş dışta kalan mermerlere çok zarar veriyor. Laodikya antik kentinin 1.derece sit alanı içinden yüksek gerilim hatları geçiyor. Üç yıl önce meydana gelen olayda bilirkişi, elektrik direklerinden çıkan kıvılcımlardan yangın çıktığı yönünde rapor hazırlandı. O</p>
<p>günden bugüne tüm girişimlerimize rağmen enerji hatları kaldırılmadı. İzmir 2 No&#8217;lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu&#8217;nun da hatların kaldırılması yönünde kararı var. İnşallah bundan sonra hatlar kaldırılır.&#8221;</p>
<p>Yangının sabotaj mı yoksa enerji hatlarından çıkan kıvılcımlardan mı çıktığına uzmanların karar vereceğini ifade eden Prof.Dr. Celal Şimşek, şunları söyledi: &#8220;Laodikya antik kenti bizim sürekli çalıştığımız, Denizli ve Türkiye&#8217;nin gözbebeği antik kentlerden biri. Böyle bir yangın olması çok üzücü. Yangının şiddeti büyüktü. Gündüz bakıldığında ekiplerin çok hızlı hareket ederek çalıştığını görüyoruz. İnşallah kazı alanı dışında kalan mimari bloklarda herhangi bir hasar olmamıştır.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyan.gen.tr/laodikyada-yangin-cikti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments></slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

