Go Back   Hristiyanlık Forumu > Hristiyan bilgi kaynağı > Hristiyanlık Temelleri, Yararlı Dökümanlar ve Makaleler > Kilise ve Kilise Tarihi

hristiyanlık

 
Seçenekler
  #1  
Alt 04-Ekim-2009, 21:17
salih özgür - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
salih özgür salih özgür isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kayıtlı Üye
 
Üyelik tarihi: 09-Ağustos-2009
Bulunduğu yer: Yeruşalem
İnanç: Hristiyan - Protestan
Mesajlar: 284
Standart Justinus'un Mektupları (Kilise Babaları'ndan Mektuplar)

JUSTİNUS
(100-165)
Justinus'la çağımızın ikinci yüzyılına giriyoruz ve başlangıç Kilise'sinden ayrılıyoruz. Bu devirde Hristiyanlar’ın büyük kısmı paganizmden gelmektedir. Hristiyanlık Greko-Romen dünyada yaşamaktadır. Kilise'de de çok yaygın olan, Marcion herezisi dönemidir. Bu herezi, Eski Antlaşma'nın Tanrı'sı ile Yeni Antlaşma'nın Tanrı'sı arasında kesin bir ayırım yapmaktadır. Biri öç alıcı ve kıskanç bir Tanrı'dır, diğeri sevgi Tanrı'sıdır. Bugün Justinus'un yazılı eserleri olarak elimizde şunlar kalmıştır: Birinci Apoloji: Hristiyanlar’ın ve Hristiyan’lığın savunulması, 150 yılına doğru imparator Antoninus'a hitap eder. Tryphon'la Diyalog: 160 yılına doğru Efes'te bir Hristiyan’la bir Yahudi arasındaki diyalog. Gerçekte bu, Eski Antlaşma'nın Hristiyanlık açısından okunmasıdır.
Justinus Filistin kökenlidir, Naplusa'da (eski Sichem), Samiriye'de doğmuştur. Ataları Yunanlı muhacirlerdir. Bu durum, bir Grek formasyonuna sahip olmasını açıklamaktadır. Justinus, Tanrı'yla ilgili gerçeğin peşinde koşan kaygılı bir inançsal ruha sahiptir. Büyük filozoflara başvuracaktır. Kentten kente birçok yolculuk yapmıştır. 135 yılına doğru, Efes'te yaşlı bir Hristiyan filozofa rastlaması Justinus'a yeni bir yol açar. Bu gizemli ihtiyar ona şöyle demişti: "Her şeyden önce, aydınlık kapılarının sana açılması için dua et. Çünkü eğer Tanrı ve Mesih ona anlamayı bahşetmemişse, kimse göremez ve de anlayamaz." Bunun üzerine Justinus, tereddüt etmeksizin, Hristiyan imanını benimser ve tinsel buluşunu Yahudiler'e ve paganlara da nakletmek ister. İhtida etmiş bir filozof olan Justinus bütün yaşamı boyunca filozof olarak kalacaktır. Justinus'la Kilise içinde yeni bir görev, laik bir Hristiyan filozof görevi doğar. Justinus Roma'ya yerleşir. 165 yılında, imparator Marcus Aurelius zamanında Justinus, öğrencilerinden altısı ile birlikte tutuklanır. Hristiyan olduğu için öldürülür.
Justinus bir optimist'tir. Çok açık kafalıdır ve bu durum ona, felsefe ve akıl düzeyinde her türlü karşılaştırmayı serinkanlılıkla kabul etmek imkânını vermektedir. Justinus bir tarih teolojisinin temellerini atmaktadır. Fakat Justinus'un en kişisel teolojik özelliği, kuşkusuz onun, Tanrı Sözü üzerindeki öğretişidir. Justinus'a göre, Tanrı Sözü bilginin kaynağıdır. Fakat Tanrı Sözü aynı zamanda bilginin konusudur. Çünkü Tanrı'yı açıklayan, Tanrı Sözü’dür.
__________________
DEUS PRO NOBIS
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 04-Ekim-2009, 21:20
salih özgür - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
salih özgür salih özgür isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kayıtlı Üye
 
Üyelik tarihi: 09-Ağustos-2009
Bulunduğu yer: Yeruşalem
İnanç: Hristiyan - Protestan
Mesajlar: 284
Standart

Bende kalın, ben de sizde kalayım. Ben asmayım, siz çubuklarsınız.
Öğrettiğimiz şeylerin gerçek olduğuna inanandan, günahların affı ve yeniden doğuş için tayin edilen vaftizle arınmayandan ve sonradan Mesih'in öğrettiği şekilde yaşayandan başkası Kutsal Ekmek gizini paylaşmaya hak iddia edemez.
Nitekim biz Kurtarıcımız İsa Mesih'in, Tanrı Söz'ünün aracılığı ile insan olduğuna inanıyoruz. Kurtuluşumuz için etten ve kandan bir insan oldu. Aynı şekilde inanıyoruz ki, O'nun söylediği aynı sözcüklerle, lütuf kazanan ve değişime uğrayıp, bedenlerimizi ve kanımızı besleyen o gıda, insan olan İsa'nın bedeni ve kanıdır. Havariler, bize bıraktıkları ve İncil adını alan anılarında, İsa'nın öyle buyurduğunu bildirdiler: Ekmeği alıp şükrettikten sonra şöyle dedi: "Bunu beni anarak yapın. Bu bedenimdir." Aynı şekilde kâseyi aldı, şükretti ve dedi ki: "bu benim kanımdır" ve yalnızca onlara verdi.
O zamandan beri toplantılarımızda, daima o olayı anımsıyoruz. Herhangi bir şeye sahip olan birimiz, muhtaç olanlara yardımda bulunur ve daima birlikte oluruz. Beslendiğimiz her şey için, Oğlu İsa'nın ve Kutsal Ruh'un aracılığı ile evrenin Yaratıcısını kutsuyoruz.
Güneş adını alan günde toplantı yapılır. Kentte ya da köyde yaşayanlar aynı yerde bir araya gelirler ve Havarilerin anılan veya zaman yeterli ise, Peygamberlerin metinleri okunur. Sonra ise okur okumasını bitirdiğinde cemaati yöneten, bu denli güzel davranışları izlemeyi öneren ve yüreklendiren bir konuşma yapar.
Bundan sonra hepimiz ayağa kalkıp dua ederiz ve dualar sona erdiğinde, ekmek, şarap ve su getirilir. O zaman, cemaati yöneten tüm coşkunluğu ile övgü ve şükran duasını okur ve halk "Amin!" diye seslenir. Nihayet şükran konusu olan öğeler hazır bulunanlar arasında dağıtılıp paylaşılır ve diyakonların eli ile katılamayanlara gönderilir.
Sonunda ise, imkânı olanlar, istedikleri halde, istedikleri miktarda bağışta bulunurlar. Toplanılanlar yönetene teslim edilir ve o öksüzlere, dullara, hastalıktan veya başka nedenden dolayı muhtaç olanlara ve hapiste yatanlara ve başka yerden gelen hacılara yardım eder. Özetle, tüm muhtaç olanlarla ilgilenir. Güneşin gününde bir arada toplanırız; çünkü bu Tanrı'nın, karanlıkları ve kaosu kovarak, dünyayı kurduğu ilk gündür ve aynı günde Kurtarıcımız İsa Mesih ölülerin arasından dirilmiştir. Nitekim Satürn gününden bir gün önce O'nu çarmıha çektiler. O, aynı günün ertesinde, yani Güneş gününde, Havarilere ve öğrencilere göründüğünde size, ciddi şekilde göz önüne almanız için, ilettiğimiz şeyleri öğretti.
__________________
DEUS PRO NOBIS
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 04-Ekim-2009, 21:21
salih özgür - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
salih özgür salih özgür isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kayıtlı Üye
 
Üyelik tarihi: 09-Ağustos-2009
Bulunduğu yer: Yeruşalem
İnanç: Hristiyan - Protestan
Mesajlar: 284
Standart

Hiç kimse yeni şarabı eski tulumlara doldurmaz; yeni şarap yeni tulumlara doldurulur.
Mesih'in aracılığı ile yenilenen bizlerin, kendimizi Tanrı'ya nasıl adadığımızı anlatacağız. Kesinliğe varmış olup, tarafımızdan öğretilen ve beyan edilen gerçeklere inananlar ve bunlara uygun şekilde yaşamaya söz vermiş olanlar, dua etmeye ve Tanrı'dan günahlarının affını dilemeye yönlendirirler. Biz onlara, dualarla birlikte, oruç tutmayı da öğretiyoruz; fakat biz de, onlarla tam bir birlik içinde, dua edip oruç tutuyoruz.
Sonra ise onları suyun kaynağına götürüyoruz; Çünkü orada, bizim de yeniden doğduğumuz gibi, yeniden doğarlar. Çünkü o zaman, Yaratıcı ve her şeyin Rabbi Tanrı'nın, Kurtarıcımız İsa Mesih'in ve Kutsal Ruh'un adına, su ile arınırlar.
Nitekim İsa şöyle demiştir: "Yeniden doğmazsanız, göklerin egemenliğine giremezsiniz" (Mat. 18, 3). Açıktır ki sorun yeniden anne bağrına dönmek değildir, çünkü sözünü ettiğimiz doğuş tinseldir. Peygamber Yeşaya, günah işleyip tövbe edenlerin günahlarından nasıl kurtulduklarını açıklamıştır: "Yıkanın, arının, kötülüğü ruhlarınızdan çıkartın. İyilik yapmayı öğrenin, öksüzün hakkını verin, dulun hakkını savunun. Hadi, gelin görüşelim der Rab. Günahlarınız kızıl renkte olsa bile ben onları kar gibi beyazlatacağım. Oysa kulak asmazsanız, kılıç tarafından yutulacaksınız, çünkü Rabbin ağzı konuştu" (Yşa. 1, 16-20).
Bu öğretiyi Havarilerden aldık. İlk doğuşumuzda, doğal bir içgüdü ve bilinçsiz bir şekilde, anne babalarımız tarafından dünyaya getirildik. Artık basit doğanın ve cehaletin değil de, bilinçli bir seçimin çocukları olmak istiyoruz. Bunun içindir ki, yeniden doğmak isteyen ve günahlarından tövbe edenin üzerinde dünyanın Yaratıcısı ve Rabbi olan Tanrı'nın adı okunur. Vaftiz edilmek üzere suya getirilenin üzerinde yalnızca bu adı çağırıyoruz.
Arınmaya aydınlatma deniliyor, çünkü anımsatılan gerçekleri öğrenenler akıllarında aydınlanırlar. Aydınlanmış olan aynı zamanda arınmış olur. Pontius Pilatus'un yönetiminde çarmıha gerilen İsa Mesih adına aydınlatılmış ve arındırmış olur. Peygamberlerin aracılığı ile İsa ile ilgili her şeyi önceden bildiren Kutsal Ruh adına aydınlatılmış ve arındırmış olur.
__________________
DEUS PRO NOBIS
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 04-Ekim-2009, 21:22
salih özgür - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
salih özgür salih özgür isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kayıtlı Üye
 
Üyelik tarihi: 09-Ağustos-2009
Bulunduğu yer: Yeruşalem
İnanç: Hristiyan - Protestan
Mesajlar: 284
Standart

Justinus Ve Arkadaşlarının "Şehitlik Belgeleri" nden…
Tutuklanmalarından sonra azizler, adı Rusticus olan, Roma valisine götürüldüler. Mahkemenin karşısına çıktıklarında vali Rusticus, Justinus'a: "Her şeyden önce tanrılara inan ve imparatorlara saygı göster" dedi.
Justinus ise: "Kurtarıcımız İsa Mesih’in emirlerine itaat eden hiçbir konuda suçlanamaz" dedi.
Vali Rusticus sordu: "Hangi öğretiye bağlısın?" Justinus yanıt verdi: "Tüm felsefeleri öğrenmeyi denedim sonra da gerçek öğretiye, Hristiyanlar’ın öğretisine katıldım, her ne kadar bu öğreti yanlış içinde bulunanlara hoş gelmiyorsa da."
"Ve sen, sefil, bu öğretide bir tat mı buluyorsun?" diye sordu vali Rusticus. Justinus yanıt verdi: "Evet, çünkü ben dürüst bir imanla izliyorum."
"Neymiş bu öğreti?" diye sordu vali Rusticus. Justinus yanıtladı: "Bizce, başından beri, tüm evrenin, görülen ve görülmeyen şeylerin tek yaratıcısı ve yapıcısı saydığımız Hristiyanlar’ın Tanrı'sına tapmak; ve ondan başka peygamberler tarafından insanların arasına kurtuluşun habercisi ve iyi öğretilerin hocası olarak geleceği ilan edilen Tanrı'nın Oğlu Rab İsa Mesih'e. Ben, sıradan bir insan olarak, sonsuz Tanrısallığın karşısında pek az şeyler söyleyebileceğimi kabul ediyorum. Kabul ediyorum ki bu yetenek, biraz önce Tanrı'nın Oğlu olduğunu söylediğimi önceden bildiren peygamberlere özgüdür. Çok iyi biliyorum ki peygamberler, tanrısal bir esinle, insanların arasında gelişinin kehanetinde bulundular." "Demek sen Hristiyan’sın." Dedi Rusticus ve Justinus: "Evet, Hristiyan’ım" yanıtını verdi.
Vali, Justinus'a şöyle dedi: "Bilgili sayılan ve gerçek öğretiyi bildiğini sanan sen beni dinle; kırbaçlanıp kellen gittikten sonra gökyüzüne çıkacağına inanıyor musun?" Justinus yanıtladı: "Bu çileyi çekersem o konuta gireceğime umut ediyorum. Aziz bir şekilde tüm yaşayanlar için dünyanın sonuna dek tanrısal lütfün ayrıldığını biliyorum.
"Sen, şimdi, hak ettiğin bir ödülü almak için gökyüzüne çıkacağını mı hayal ediyorsun? Diye sordu vali Rusticus. Justinus şöyle yanıt verdi: "Hayal etmiyorum, kesinlikle biliyorum ve bundan eminim". Vali Rusticus dedi: "Haydi konumuza dönelim çok daha önemli olan konumuza. Beraber toplanın ve tanrılara kurbanlar sunun". Justinus cevap verdi: "Aklı olan hiç kimse gerçek Tanrı'dan sahte tanrılara dönmez" dedi.
Vali Rusticus dedi ki: "Emirlerime itaat etmezseniz merhametsizce işkence edileceksiniz." Justinus yanıt verdi: "Cezaya mahkûm olursak Rab İsa Mesih yüzünden kurtulacağımıza güveniyoruz, çünkü O'na inancımız, Rab ve Kurtarıcımız, efendimizin en korkulacak ve evrensel mahkemesinde bize kurtuluşu ve güveni verecektir."
Diğer şehitler de aynı şeyi söylediler: "İstediğini yap; biz Hristiyan’ız ve putlara tapmayız."
Vali Rusticus: "Tanrılara tapınmak ve imparatorun emrine itaat etmek istemeyenler, kırbaçlandıktan sonra, hukuken başlan kesilmeleri için götürülsünler" diyerek kararı ilan etti. Tanrı'ya şükreden aziz şehitler, malum yere götürülüp, başları kesildi ve Kurtarıcı’ya karşı inanç şahadetlerini sona erdirdiler.
__________________
DEUS PRO NOBIS
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bu Yazıyı Diğer Sitelerde Paylaş

Seçenekler

Hizli Erisim


Mesaj Panosu Saati: 19:09.
Tema: Hristiyan.gen.tr | Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.