|
|
|
#1
|
||||
|
||||
|
Oysa ben kurtarıcımın yaşadığını, sonunda yeryüzüne geleceğini biliyorum (Eyüp 19:25)
Eyüp öyküsünde varlık sahibi bir kişinin çok aşırı bir biçimde her şeyini kaybettiğini görüyoruz. Normal bir kişinin böyle bir durumda depresyona gireceği çok kesindir. Tanrı’ya karşı çıkacağı da. Fakat Eyüp’ün dualarına devam ettiğini görüyoruz. Onu bu şekilde hala ayakta tutan acaba neydi? Oysa ben kurtarıcımın yaşadığını, sonunda yeryüzüne geleceğini biliyorum. Derim yok olduktan sonra, yeni bedenimle Tanrı’yı göreceğim (Eyüp 19:25-26) Bu durumda gelecekteki kurtuluşa ve kurtarıcıya bakmasını biliyordu. Kurtuluş ve Kölelik Kurtuluş yabancı bir güçten, baskıdan kurtulup sonucundaki özgürlükten zevk almak anlamındadır. Aslında bedel ve kefaret kavramlarıyla bağlantılıdır. Eski Antlaşma kökeninde genelde kölelikten bir kurtuluş söz konusudur. Özellikle İsrail’in Mısırdaki kölelikten kurtuluşu bu kavramın ne anlama geldiğini açıklamaktadır. Çıkış 21:7-8 gibi ayetlerde de göreceğimiz gibi aslında köleler için kendilerini kurtarabilmek, özgür kılmak mümkün değildi. Kısacası tamamen yardımsızdılar. Bu bilginin ışığında kölelikten kurtulmaya bakmak gerekir. İsrail- Kurtarılmış kişiler RAB’bin sizi sevmesinin ve seçmesinin nedeni öbür halklardan daha kalabalık olduğunuzdan değil. Siz sayıca öbür halklardan azdınız. RAB size sevgisini göstermek ve atalarınıza ant içerek verdiği sözü yerine getirmek için güçlü eliyle sizi Mısır’dan çıkardı; köle olduğunuz ülkeden, Mısır Firavunu’nun elinden sizi kurtardı (Yasanın Tekrarı 7:7-8) Görüldüğü gibi layık değillerdi. Tanrı öyle istedi. Hititler ya da Babilliler de olabilirdi. Ama olmadı. Onların sadakatinden değil, Tanrı’nın kendi sadakati, sevgisi ve vaatleri doğrultusunda İsrail seçildi. Kurtuluş ve ilk doğan Eski Antlaşmada her bir İsraillinin ilk doğanının kurtarılışı kuralı bir örnek oluşturmaktadır. Fısıh kutlamasına bakın. Bu tam İsrail’in Mısır köleliğinden kurtuluş anında başlamaktadır. RAB size ve atalarınıza ant içerek söz verdiği gibi sizi Kenan topraklarına getirecektir. Orayı size verdiği zaman ilk doğan erkek çocuklarınızın ve hayvanlarınızın hepsini RAB’be adayacaksınız. Çünkü bunlar RAB’be aittir. İlk doğan her sıpanın bedelini bir kuzuyla ödeyin. Bedelini ödemezseniz, boynunu kırın. Bütün ilk doğan erkek çocuklarınızın bedelini ödemelisiniz. İlerde oğullarınız size,”Bunun anlamı ne?” diye sorduklarında, “RAB bizi güçlü eliyle Mısır’dan, köle olduğumuz ülkeden çıkardı’ diye yanıtlarsınız. Firavun bizi salıvermemekte diretince, RAB Mısır’da insanların ve hayvanların bütün ilk doğanlarını öldürdü. İşte bunun için hayvanların ilk doğan erkek yavrularını RAB’be kurban ediyoruz. İlk doğan erkek çocuklarımızın bedelini ise bir hayvanla ödüyoruz (Çıkış 13:11-13). Fısıh gecesi ölüm meleği hangi evin kapı süvesinde kusursuz kurban kuzusu kanı göründüyse o evin ilk doğanına dokunmadı. Böylelikle İsrail’in ilk doğanları kusursuz kurban kuzusu kanıyla kurtarılmışlardı. Ölüm yargısı altındayken Tanrı’nın sağlayışına itaat etmekle kurtulmuşlardı. Şimdi Tanrı’ya aittiler. Eğer yaşamak istiyorlarsa buna bir bedel gerekiyordu. Mesih’in aslında bizim için yaptığının güzel bir görünümü var burada. Bizler günah altında ölüm cezasına çarptırılmıştık ve kendi kendimizi kurtarma gücümüz yoktu. Ama Tanrı bizim yerimize kefaret olacak bir kusursuz kurban kuzusu yani Kendi Sözü Mesih İsa’yı sağlamış oldu ve bu bedeli ödeyerek bizi kurtardı. Kurtuluş ve mal sahipliği hakları Levililer 25:29-34 bir malı kurtarma konusunda bazı düzenlemelerde bulunmaktadır. Zor bir durumda malını satmak zorunda olan bir kişinin malını geri alabilme şansı için bir düzenleme söz konusudur burada. Surlu bir kentte evini satan adamın evi sattıktan tam bir yıl sonrasına kadar onu geri alma hakkı olacaktır. Eğer bir yıl içinde evini geri almazsa, ev temelli olarak alıcıya geçecek, kuşaklar boyunca yeni sahibinin olacaktır ( Levililer 25:29-30) Burada geçen “geri alma” sözcüğünde aslında kurtarma kavramı vardır. Her mal özgürlük yılında yani elli yılda bir eski sahibi tarafından geri satın alınabiliyordu ama özellikle surlu kentlerde bir yıl içinde bir anlamda kurtarılma yani geri satın alınma şansı vardı. Burada yine bizler Tanrı halkı olarak adeta Tanrı’nın oluşturduğu surlu bir kent içindeki ev gibiyiz. Yani bedelimiz ödeniyor ve sahibimize geri alınmış oluyoruz. Bedeninizin, Tanrı’dan aldığınız ve içinizdeki Kutsal Ruh’un tapınağı olduğunu bilmiyor musunuz? Kendinize ait değilsiniz. Bir bedel karşılığı satın alındınız; onun için Tanrı’yı bedeninizde yüceltin (1.Korintliler 6:19-20). Kurtaran yakın Aranızda yaşayan bir yabancı ya da geçici olarak kalan bir biri zenginleşir, buna karşılık bir İsrailli kardeşin yoksullaşıp kendi ona ya da ailesinin bir bireyine köle olarak satarsa, satıldıktan sonra geri alınma hakkı vardır. Kardeşlerinden biri, amcası, amcasının oğlu veya yakın akrabalarından, ailesinden biri onu geri alabilir. Ya da yeterli para bulursa, kendisi özgürlüğünü geri alabilir (Levililer 25: 47-49) Burada bir yakın tarafından köle olmuş bir İsraillinin kurtarılması için belli şartların olması gerekmektedir. 1. Gerçekten kurtaracak kişinin yakın olması gerekmektedir. 2. Kurtaran kişinin kendisinin özgür olması gerekmektedir. 3. Bedeli ödeyebilecek güce sahip olması gerekmektedir. 4. Bedeli ödemeyi gerçekten istemesi gerekmektedir. Bütün bu uygunluk Mesih İsa’da Tanrı halkı olmaya çağrılmış kişilerin kölelikten kurtulması için söz konusu kılınmıştır. a. Mesih İsa bizim gerçekten yakınımızdır. Böyle olması için Tanrı beden alıp aramızda yaşamıştır. Bu çocuklar etten ve kandan oldukları için İsa, ölüm gücüne sahip olanı, yani İblis’i, ölüm aracılığıyla etkisiz kılmak üzere onlarla aynı insan yapısını aldı. Bunu, ölüm korkusu yüzünden yaşamları boyunca köle olanların hepsini özgür kılmak için yaptı (İbraniler 2:14-15) b. Mesih İsa kendisi özgürdü. Çünkü Adem’den bu yana tek günahsız olan insan olarak karşımıza çıkmaktadır. Çünkü baş kahinimiz zayıflıklarımızda bize yakınlık duyamayan biri değildir; tersine, her alanda bizim gibi denenmiş, ama günah işlememiştir ( İbraniler 4:15) c. Mesih İsa bedeli ödeyebilme gücüne sahiptir. Eğer yalnızca günahsız olduğu için ölmüş olsaydı sınırlı bir kişi olarak yine de bütün günahlara bedel olma söz konusu olamazdı. Ama Mesih İsa Tanrı’nın bedende gelmesi şeklinde Tanrısal Söz olması, bu anlamda sınırsız olması ve beden içinde de günahsız olması nedeniyle bu büyük bedeli ödeme gücüne tam olarak sahipti. d. Mesih İsa gerçekten de Baba’nın çağırdıkları için Oğul olarak yani Tanrı Sözü olarak böyle bir bedeli ödemek istiyordu. Mesih İsa’daki düşünce sizde de olsun. Mesih, Tanrı özüne sahip olduğu halde, Tanrı’ya eşitliği sımsıkı sarılacak bir hak saymadı. Ama kul özünü alıp insan benzeyişinde doğarak ululuğunu bir yana bıraktı. İnsan biçimine bürünmüş olarak ölüme, çarmıh üzerinde ölüme bile boyun eğip kendini alçalttı (Filipililer 2:5-8) Kurtuluşun sonuçları 1. Artık biz özgürüz. Tekrar suçluluk kompleksi içinde yaşamak durumunda değiliz. Eğer gerçekten Mesih İsa’da bize sağlanan lütfu ve kurtuluşu gönenmişsek tabi. Tam olarak Rab’be dönmüş ve O’nunla yürüyorsak tabi. 2. Artık bizler büyük bir değerle satın alınmış ve Tanrı’ya ait bir halkız. Biliyorsunuz ki, atalarınızdan kalma boş yaşayışınızdan altın ya da gümüş gibi geçici şeylerle değil, kusursuz ve lekesiz kuzuyu andıran Mesih’in değerli kanının fidyesiyle kurtuldunuz (1.Petrus 1:18-19) Ama siz seçilmiş soy, Kral’ın kahinleri, kutsal ulus, Tanrı’nın öz halkısınız. Sizi karanlıktan şaşılası ışığına çağıran Tanrı’nın erdemlerini duyurmak için seçildiniz. Bir zamanlar halk değildiniz, ama şimdi Tanrı’nın halkısınız. Bir zamanlar merhamete erişmemiştiniz, şimdiyse merhamete eriştiniz (1.Petrus 2:9-10) Yazan: Rev. Turgay Üçal |
![]() |
| Bu Yazıyı Diğer Sitelerde Paylaş |
| Seçenekler | |
|