|
|
|
#1
|
||||
|
||||
|
KURTARIŞ İÇİN TANRI’NIN ÖNCEDEN BELİRLEME İŞLEMİ
Evrenin tamamı Tanrı’nın planına dahil olduğuna göre kimin Tanrısal kurtuluşa sahip olup kimin olmayacağı konusu da yine Tanrı’nın önceden belirleyişine göredir. Bazı Hristiyanlar bu konuda; “İncil bize kim Mesih’e inanırsa kurtuluşa erecektir diye yazmıyor mu? Nasıl olur da Tanrı’nın bazı insanları sırf mahvolsunlar diye yarattığını düşünebilirsiniz?” sorular soracaklardır. Ama acaba önceden belirlenmişlik konusunda Kutsal Kitap ne demektedir? SEÇİLMİŞLİĞİ ÖĞRETEN MESİH İSADIR Galile denizi kıyısında Mesih İsa’nın bir çok mucizelerine tanık olan ama bir türlü Mesih İsa’yı beklenilen Mesih olarak anlayamamış olan halka yönelik yaptığı konuşmasında Mesih İsa seçilmişlik üzerine olan öğretisini açıklamaya başlamaktadır: İsa, “Yaşam ekmeği Ben’im. Bana gelen asla acıkmaz, bana iman eden hiçbir zaman susamaz” dedi. Ama ben size dedim ki, “Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz” Baba’nın bana verdiklerinin hepsi bana gelecek ve bana geleni asla kovmam (Yuhanna 6:35-37) Yaşam ekmeği olan Mesih bu topluluğu da fiziksel olarak mucizesiyle beslemişti ama buna karşın O’na iman etmediler. Çünkü bir kişinin gerçekten Mesih İsa’yı kurtarıcısı ve Rabbi olarak kabul etmesi için Baba’nın o kişiyi Mesih İsa’ya vermesi gerekmektedir. Bu ayetlerde ifade edilmeye çalışılan bir çoklarının Rabbe gelmeyeceği gerçeğidir. Diğer önemli bir noktada gerçekten Mesih İsa’ya Baba tarafından verilen kişinin de kesinlikle kurtuluşunu kaybetmemesidir. Bu sözlerin üzerine özellikle Yahudilerin söylenmeye başladıklarını görüyoruz. Aslında mucizelere evet diyorlar, hatta mucizelerin sonuçlarından da istifade etmeyi seviyorlardı. Ama sevmedikleri bu işleri yapan kişinin Tanrı’nın Oğlu isimlendirilmesiyle ortaya çıkmasıydı. Mucizelere geliyorlar ama Yaşam Ekmeğine gelemiyorlardı. İsa onlara şöyle dedi: “Aranızda söylenmeyin” dedi. “Beni gönderen Baba bir kimseyi bana çekmedikçe, o kimse bana gelemez. Bana geleni de son günde dirilteceğim”(Yuhanna 6:43-44) Basit olarak “Baba’nın” “Göksel Tanrı’nın” “O muhteşem Yaratıcının” çağırmadığı hiç kimsenin Mesih’e gelemeyeceğini söylemektedir bu ayetler. Neden insanlar kendi kararlarıyla gerçek Tanrı’ya “Baba,Oğul, Kutsal Ruh’ta” “Öz, Söz ve Kutsal Ruh’ta” tek Bir olan Tanrı’ya gelemezler? Çünkü; Yazılmış olduğu gibi: “Doğru kimse yok, tek kişi bile yok. Anlayan kimse yok, Tanrı’yı arayan yok.”(Romalılar 3:10-11) Aslında bu yeni bir öğreti değildir Eski Antlaşmadan itibaren Tanrı’nın öğretisidir. Peygamberlerin yazdığı gibi, “Tanrı onların hepsine kendi yollarını öğretecektir”. Baba’yı işiten ve O’ndan öğrenen herkes bana gelir (Yuhanna 6:45) Bu gerçeği anlamanın size zor gelmesi doğaldır çünkü öğrenciler içinde oldukça zor gelmişti. Ama ayet verilerine baktığımızda bu anlama zorluğunun imansızlıktan kaynaklandığını görüyoruz. Algıları zorlayan öğretiler iman yerine illa akılla çözülmeye çalışıldığında anlaşılmaz oluyor ve hatta Tanrı’nın öğrettiği değil insanların bulduğu kolay çözüm yorumlarına inanılmaya başlanıyor. Yine de aranızda iman etmeyenler var. İsa iman etmeyenlerin ve kendisine ihanet edecek kişinin kim olduğunu baştan beri biliyordu. “Sizlere, Baba’nın bana yöneltmediği hiç kimse bana gelemez dememin nedeni budur” dedi (Yuhanna 6:64-65) Bu ve benzeri ayetler ışığında Tanrısal Kurtuluşun bütün insanlığa Tanrı tarafından sunulduğunu ve Mesih İsa’ya iman eden kişinin kurtuluşu aldığını görüyoruz. Mesih İsa’ya gerçekten iman etmiş bir kişinin de bu imanı asla kaybetmeyeceğini yine yukarıdaki ayetlerde görüyoruz. Ama aynı zamanda Baba tarafından seçilip çekilmedikçe de hiçbir kimsenin Mesih İsa’yı kurtarıcı ve Rab olarak kabul edemeyeceğini de bu ayetlerde açıkça görüyoruz. Hatta Mesih’in kabulü için yürekleri ancak Baba’nın hazırladığını da net bir biçimde okuyoruz. Bazıları Mesih İsa’nın bütün insanlığı kendisine çektiğine inandıklarını görüyoruz. Ben yerden yukarı kaldırıldığım zaman bütün insanları kendime çekeceğim (Yuhanna 12:32) Daha önce Baba tarafından Kendisine çekilenlerden bahsetmişti Mesih (Yuhanna 6:44) ve aynı şekilde çekilenlerin son günde Mesih’le birlikte kaldırılacağını da söylemişti (Yuhanna 6:44-45) ve bu şekilde gerçekten Rab’be çekilenlerin asla bırakılmayacakları da dile getirilmişti (Yuhanna 6:37). Buradaki bu “bütün insanlar” kavramı yani 6. bölümde yeterince açıklanan her ırktan, her dilden, her cinsten Mesih İsa’ya çekilmiş olan ve bir gün Mesih’le kaldırılacağı söylenilen tüm insanlardır.. GİZLENMİŞ OLAN MÜJDELİ HABER İsa bundan sonra şöyle dedi: “Baba, yerin ve göğün Rabbi! Bu gerçekleri bilge ve akıllı kişilerden gizleyip küçük çocuklara açtığın için sana şükrederim. Evet Baba, senin isteğin buydu(Matta 11:25-26). Horazin, Beytsayda, Sur ve Sayda, Kefarnahum, Sodom gibi şehir ve yörelerde aslında Tanrı’nın kurtuluş müjdesinin bir çoklarına gizli kaldığını öğreniyoruz. Bunun nedeni Mesih İsa’nın onlara gerçekten açıklamak istememiş olmasıdır. Babam her şeyi bana teslim etti, Oğul’u, Baba’dan başka kimse tanımaz. Baba’yı da Oğul’dan ve Oğul’un O’nu tanıtmak istediği kişilerden başkası tanımaz(Matta 11:27) Görüldüğü gibi imanlıya düşen imanını tebliğ etmek ama sonucu daima Rabbin eline bırakmaktır. İman, ibadet ve elbette tüm insanlığa yürekten hizmet ama aynı zamanda tebliğ de bizim ibadetimizdir. Ama imana, kitaba yakışır bir biçimde birde aynı zamana insanları bizim imanlı yapamayacağımızın her şeyin Rabbin elinde olduğunun bilincinde. ÖNCEDEN BELİRLENMİŞLİĞİN AMACI Kardeşlerim, aldığınız çağrıyı düşünün. Birçoğunuz insan ölçülerine göre bilge, güçlü ya da soylu kişiler değildiniz.(1.Korintliler 1:26) Karl Marks özellikle dine inanan kişilerin bilge, güçlü kişiler olmadıklarını ve geniş halk kitlelerinin bir anlamda uyutulması işlevine yaradığını söylemektedir. Pavlus’a göre özellikle bilge görünmeyen bir çok kişinin Mesih İsa’yı kurtarıcı ve Rab olarak kabul etmesinin en büyük neden TANRININ SEÇİMİ olmasıdır. O bu tarz kişilerin Kendi Krallığında yer almasını talep etmektedir. Kardeşlerim, aldığınız çağrıyı düşünü. Birçoğunuz insan ölçülerine göre bilge, güçlü ya da soylu kişiler değildiniz . Ne var ki, Tanrı bilgeleri utandırmak için dünyanın saçma saydıklarını, güçlüleri utandırmak için de dünyanın zayıf saydıklarını seçti. Dünyanın önemli gördüklerini hiçe indirmek için dünyanın önemsiz, soysuz, değersiz gördüklerini seçti. Öyle ki, Tanrı’nın önünde hiç kimse övünmesin. Ama siz Tanrı sayesinde Mesih İsa’dasınız. O bizim için tanrısal bilgelik, doğruluk, kutsallık ve kurtuluş oldu. Bunun için yazılmış olduğu gibi, “Övünen, Rab’le övünsün”( 1.Korintliler 1:26-31) Seçilmişlik kavramının en büyük amacı Tanrı’ya yücelik getirmek ve kimsenin kendisiyle övünmesine yol açmamaktır. ÖNCEDEN BELİRLENMİŞLİĞİN YAZARI Bizi Mesih’te her ruhsal kutsamayla göksel yerlerde kutsamış olan Rabbimiz İsa Mesih’in Babası Tanrı’ya övgüler olsun. O kendi önünde sevgide kutsal ve kusursuz olmamız için dünyanın kuruluşundan önce bizi Mesih’te seçti. Kendi isteği ve iyi amacı uyarınca İsa Mesih aracılığıyla kendisine oğullar olalım diye bizi önceden belirledi. Öyle ki, sevgili Oğlu’nda bize bağışladığı yüce lütfu övülsün (Efesliler 1:3-6) Bu ayetler doğrultusunda bir kişinin Tanrı’da kurtuluşu almasının ancak Tanrı’nın hükümranlığında olduğunu görüyoruz. Yani kişinin kurtulması işi kişiye değil tamamen Tanrı’nın istem, karar ve önceden belirleyişine bağlı bir olaydır. Tanrı bereketlenişimizin tek kaynağı olduğu gibi seçilmemizin de tek kaynağıdır. Bereketlerimiz bizim davranışlarımıza bağlı değildir. Çünkü lütuftur. Lütuf karşılıksızdır. Seçilmede aynı bağlamdadır. Ademle Havva daha Aden bahçesinde iken Tanrı Mesih’te olacakları belirlemişti bile. Bu önceden belirlenmişliktir. Bu Tanrı’nın sonsuz düşüncesi içinde alınmış karardır. Sadece geleceği bilmek olayı da değildir. Tanrı planında kimlerin görev alıp almayacağı meselesi de değildir bu. Bu tamamen kişisel bir kararlılıktır. Tanrı bizi kendi sonsuz bilincinde seçmeyi istemiş ve seçmiştir. Bu konuda bizim hiçbir hünerimiz yoktur. Neden? Kendi isteği ve iyi amacı uyarınca İsa Mesih aracılığıyla oğullar olalım diye bizi önceden belirledi (1:5) Her şeyi kendi isteği doğrultusunda düzenleyen Tanrı’nın amacı uyarınca önceden belirlenip Mesih’te seçildik (1:11) ÖNCEDEN BELİRLENMİŞLİK VE MESİH’İN KURTARAN İŞİ Eğer yalnız belli kişiler kurtulacaktıysa o zaman Mesih’in ölmesine ne gerek vardı? Burada önceden belirlenmişlikle Mesih’in kurtarış işi arasındaki yakın ilişkiyi iyi anlamak gerekmektedir; Bunun için Rabbimiz’e tanıklık etmekten de O’nun uğruna tutuklu bulunan benden de utanma. Tanrı’nın gücüyle Müjde uğruna benimle birlikte sıkıntıya göğüs ger. Tanrı bizi yaptıklarımıza göre değil, kendi amacına ve lütfuna göre kurtarıp kutsal bir yaşama çağırdı. Bu lütuf bize zamanın başlangıcından önce Mesih İsa’da bağışlanmış, şimdi de O’nun gelişiyle açığa çıkarılmıştır. Kurtarıcımız Mesih İsa ölümü etkisiz kılmış, yaşamı ve ölümsüzlüğü Müjde aracılığıyla ışığa çıkarmıştır (2.Timoteos 1:8-10) 1. Bu kurtuluş çağrımızda olduğu gibi yaptıklarımıza göre değildir (1:9) 2. Bu kurtuluş kendi amacına ve lütfuna göre kurtarıp kutsal bir yaşama çağırdı. Bu lütuf bize zamanın başlangıcından önce Mesih İsa’da bağışlandı(1:9) sözlerinde net bir biçimde açıklanmaktadır. 3. Bu kurtuluş yukarda anlatıldığı gibi tamamen seçici bir biçimde bize ulaşmaktadır. 4. Yalnızca bir kurtuluş değil aynı zamanda Tanrı’nın amacına ve planına göre bir çağrı da söz konusudur. 5. Bu kurtuluş O’nun gelişiyle açığa çıkarılmıştır (1:10). SEÇİLME VE DÖNÜŞÜM SÜRECİ Tarih içinde her olay tamamen Tanrı’nın düzeni içindedir. Bir serçe kuşu ya da saçımızdaki bir ak tel bile Tanrı’nın düzenine, planına göredir. Bunun kurtuluş için anlamı ne demektir? Tanrı’nın önceden belirlemesi ve planı bir kurtulması konusunda karar verilmiş olan bir kişiyi tövbe ve müjdeye iman etme noktasına getirecektir. Buna Müjde’yi işittiğinizde Kutsal Ruh’un yüreğinizde işlemesi konusuda dahildir. Öteki uluslardan olanlar bunu işitince sevindiler ve Rab’bin sözünü yücelttiler. Sonsuz yaşam için belirlenmiş olanların hepsi iman etti (Elçilerin İşleri 13:48) Dikkat edersek öteki uluslardan kişiler müjdeyi işittiler ama onlardan yalnızca sonsuz yaşam için belirlenmiş olanlar iman ettiler. Öteki uluslardan olanların aktif yaptıkları ve pasif kaldıkları durumları görüyoruz burada. Aktif olarak işittiler, Tanrı Sözünde sevinmeye ve yüceltmeye başladılar ve inandılar. Ama pasif kaldıkları nokta sonsuz yaşam için önceden belirlenmiş olmalarıydı. Yani kimsenin bunu kendi gücüyle edinemeyeceğini burada görüyoruz. Aynı durumu Elçilerin İşleri 22:10’da da görüyoruz. Pavlus’a şöyle söyleniyor: Kalk Şam’a git..yapmanı TASARLADIĞIM her şey orada sana bildirilecek. Ne Pavlus kendisinin havari olmasına karar verebildi, ne de yukarıda bahsettiğimiz kişiler Mesih’e kendi kendilerine inanmaya karar verebildi. Buna kim karar verdi? Yukarda verilen bütün ayetlere bakılırsa oldukça net olarak görülmektedir. Bu Rabbin kendi önceden belirlemesidir. ÖNCEDEN BELİRLENMİŞLİK VE MÜJDECİLİK Bazıları önceden belirlenmişlik konusunu yanlış algıladığı için bunun Tanrı Sözünü yayma konusunda bir engel olarak düşünmektedirler. “Eğer kişinin kurtuluşu önceden belirlenmişse nasıl olsa kurtulacaktır. Benim Kelamı paylaşmama ne gerek vardır?” gibi bir düşünce önceden belirlenmişliğimizi algılama konusuna bir engel oluşturabilir. Öncelikle önceden belirlenmişliğe inanan kilise tarihinin tanınmış kişilerine baktığımızda bunun böyle olmadığını görmemiz mümkündür. Calvin, Luther, Whitefield ve Spurgeon gibi Reform Kilisesinin önderlerinin öğretiş, paylaşım ve yaşamlarında ne denli müjdeci oldukları ortadadır. Bu kişiler önceden belirlenmişliğe, seçilmişliğe inanan kişilerdir. Tanrı, kurtuluş konusundaki kişinin karar verme adımını önceden belirlemiştir. Ama aynı şekilde. Seçerek hazırladığı yüreklere bu müjdenin nasıl ulaşması gerektiğini de, yani müjdeleme yolunu da önceden belirleyen yine kendisidir. Ölüme ramak kala Pavlus hala Timoteos’a Kelam’ı müjdelemesini vaaz etmektedir; Yaydığım Müjde’de açıklandığı gibi, Davut’un soyundan olup ölümden dirilmiş olan İsa Mesih’i anımsa. Bu Müjde uğruna bir suçlu gibi zincire vurulmaya kadar varan sıkıntılara katlanıyorum. Ama Tanrı’nın sözü zincire vurulmuş değildir. Bunun içindir ki, seçilmişler uğruna her şeye dayanıyorum. Öyle ki, onlar da sonsuz yüceliğin yanı sıra Mesih İsa’da olan kurtuluşa kavuşsunlar (2.Timoteos 2:8-10) Yani kendisi Tanrı’nın elinde bir alet olarak seçilmişlere müjdenin ulaştırılmasında kullanılıyor. Aynı zamanda Tanrı Sözü’de Pavlus’un kendisi gibi zincire vurulmuş bir söz değil yani Tanrı’nın sonsuz planı dahilinde yayılıp duruyor. ÖNCEDEN BİLME SORUSU Kendi isteği ve iyi amacı uyarınca İsa Mesih aracılığıyla kendisine oğullar olalım diye bizi önceden belirledi (Efesliler 1:5). Her şeyi kendi isteği doğrultusunda düzenleyen Tanrı’nın amacı uyarınca önceden belirlenip Mesih’te seçildik (Efesliler 1:11) Ey Rab’bin sevdiği kardeşler, sizler için her zaman Tanrı’ya şükran borçluyuz. Çünkü Tanrı, Ruh aracılığıyla kutsal kılınıp gerçeğe inanarak kurtulmanız için sizi ta başlangıçtan seçti (2.Selanikliler 2:13) Hiç kuşkusuz bu ayetlere burada anlatılan seçilmişliğe her bir samimi Hristiyan inanmaktadır. Ama şöyle bir soru sorulması gerekir; Tanrı insanı kendi istemi ve amacı doğrultusunda mı önceden belirledi de seçti, yoksa adam olmayacağını önceden bildi de mi seçti? İşte Reform ilahiyatıyla Reform olmayan Hristiyan ilahiyatını seçilmişliği anlama konusunda ayıran noktalardan birisi budur. Bu sorunun bir diğer yönü de şudur; kurtuluşumuz tamamen Tanrı’nın kararına mı bağlı yoksa bizim özgür irademize mi bağlı? Reform ilahiyatının Kutsal Kitapta gördüğü ve anladığı gerçek Tanrı’nın kendi istemine ve amacına göre önceden belirlemesidir, önceden bir kişinin ne halde olacağını bilerek onu önceden seçmesi şeklinde değildir. Bu konuda yukarda verilen bütün ayetler yeterli kanıt oluşturmaktadır. Özellikle kendi istemi doğrultusunda önceden belirlediği Efesliler 1:5’de nettir ve aynı zamanda insanın iradesine göre olmadığı da Romalılar 9:16’ya göre açıktır. Bu konuya ilişkin iki bölüm daha verilebilir; Çünkü Tanrı önceden bildiği kişileri Oğlu’nun benzerliğine dönüştürmek üzere ÖNCEDEN BELİRLEDİ. Öyle ki, Oğul bir çok kardeş arasında ilk doğan olsun. Tanrı ÖNCEDEN BELİRLEDİĞİ kişileri çağırdı, çağırdıklarını akladı ve akladıklarını yüceltti (Romalılar 8: 29-30) Burada Tanrı’nın her şeyi kurtulanları da kurtulmayanları da önceden bildiğini görüyoruz. Tanrı’nın bilmediği hiçbir şey yok. Ama bu ne olacaklarını bilmek anlamında değil yani kesinlikle her şeyi bilme insanların tamamını bilme anlamında bildikleri içinden bazılarını kendi Oğlu’nun benzerliğine dönüştürmek için önceden belirledi. İstemi ve amacı doğrultusunda, onların nasıl davranacaklarına bakarak değil. Buradaki bilme sözcüğü Adem’in hanımını bilmesi gibi, yani yakın ilişkide bulunduğu insanı içinden bazı kişileri belirledi gibi bir anlam var. Mesih İsa’nın elçisi ben Petrus’tan Pontus, Galatya, Kapadokya, Asya İli ve Bitinya’ya dağılmış ve buralarda yabancı olarak yaşayan seçilmişlere selam! İsa Mesih’in sözünü dinlemeniz ve O’nun kanının üzerinize serpilmesi için, Baba Tanrı’nın öngörüsü uyarınca Ruh tarafından kutsal kılınarak seçildiniz.Lütuf ve esenlik artan ölçüde sizin olsun (1.Petrus 1:1-2) Yazan: Rev. Turgay Üçal |
![]() |
| Bu Yazıyı Diğer Sitelerde Paylaş |
| Seçenekler | |
|