Go Back   Hristiyanlık Forumu > Hristiyan bilgi kaynağı > Hristiyanlık Temelleri, Yararlı Dökümanlar ve Makaleler > Kutsal Kitap

hristiyanlık

 
Seçenekler
  #1  
Alt 12-Eylül-2009, 16:14
Pavlus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Pavlus Pavlus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kayıtlı Üye
 
Üyelik tarihi: 01-Ağustos-2009
Bulunduğu yer: İstanbul
İnanç: Hristiyan - Protestan
Mesajlar: 39
Standart Kutsal Kitap Nasıl Yazıldı? Yazılırken Ne Kullanıldı?

Kutsal Kitap Nasıl Yazıldı? Yazılırken Ne Kullanıldı?

Birçok kişinin aklında; Kutsal Kitap’ın, bölümlenmesinin ve korunması için kullanılmış olan malzemelerinin arka plânında neler olduğuna dair sorular vardır. Bu bölüm, sizi Kutsal Kitap’ın yapısı ile daha yakınlaştıracak ve sizin bu kitabın derlenişini daha çok takdir etmenizi sağlayacaktır.

Kullanılan Materyaller

Yazım Materyalleri


Papirüs
Birçok orijinal el yazmasının günümüze ulaşamamasının ana sebebi, dayanıksız malzemenin kullanılmış olmasıdır: “Bütün orijinal imzalı yazılar uzun zaman öncesinden beri kayıptır. Zaten papirüs üzerine yazılmış olduklarından, bundan farklı bir sonuç beklenemezdi. Sadece çok istisnai bir ortam oluşması durumunda papirüs uzun süre hayatta kalabilir.” (Bruce, BP, 176)

Kutsal Kitap’ın yazıldığı çağda, elde bulunan yazım materyalleri içerisinde en yaygın olanı, papirüs bitkisinden imal edilen papirüs kâğıdıydı. Bu sazlık türü, Mısır ve Suriye’nin nehirlerinde ve sığ göllerinde yetişmektedir. O çağda, büyük miktarda papirüs kâğıdı, Suriye’nin Byblos Limanı’ndan gemilerle ihraç edilmekteydi. Kitap kelimesinin Yunanca karşılığı olan Biblos’un bu limandan türediği tahmin edilmektedir. İngilizce kâğıt kelimesinin karşılığı olan Paperın ise, papirüsün Yunanca karşılığı olan papyrosdan geldiği bilinmektedir. (Ewert, ATMT, 19-20)

The Cambridge History of the Bible adlı eserde, papirüsün yazıma hazırlanışı hakkında şu bilgi sunulmuştur: “Saz çubukları soyulduktan sonra, uzunlamasına ince şeritler halinde kesilir. Arkasından birbirine dik, iki kat olarak örülmeden önce iyice dövülür ve ezilir. Kurutulduktan sonra, beyaz yüzeyi bir taş ya da başka bir alet ile yumuşak bir şekilde cilâlanır. Pliny, yaprakların çok ince ve yarı saydam olduğu Yeni Krallık Dönemi’nden önce çeşitli kalınlıklarda ve dokuda mevcut olan papirüsün kalite varyasyonlarından bahsetmiştir.” (Greenslade, CHB, 30)

Elimizdeki bilinen en eski papirüs parçası, M.Ö. 2400 yıllarından kalmadır. (Greenslade, INTC, 19) En eski el yazmaları papirüs üzerine yazılmıştır ve Mısır’ın kumlukları ya da Ölü Deniz Yazıları’nın keşfedildiği Kumran Mağaraları gibi kuru yerlerde olmayanların, sağlam olarak elimize ulaşması çok zordur.
Papirüs, M.S. 3. yüzyıla kadar popülerliğini korumuştur. (Greenslade, INTTC, 20)

Parşömen
Parşömen; koyun, keçi, ceylan ya da diğer hayvanların işlenmiş derilerine verilen isimdir. Bu deriler daha uzun ömürlü olmaları için ‘tıraşlanır ve iyice sıyrılırdı’. F.F. Bruce bu konuya şu şekilde katkıda bulunur: “Parşömen kelimesi , bir zamanlar bu yazım materyalinin üretimi ile özellikle bütünleşmiş bir yer olan Anadolu’daki Bergama şehrinin isminden türemiştir.” (Bruce, BP, 11)

Buzağı Derisi
Buzağı derisi kurutulduktan sonra, genellikle mor rengine boyanırdı. Bugün sahip olduğumuz el yazmalarının bazıları, aslında mor renkli buzağı derisidir. Buzağı derisinin üzerine yazı yazılırken, genellikle gümüş ya da altın kullanılmıştır. J. Harold Greenlee, elimizdeki en eski deri üzerindeki yazıların, M.Ö. 1500’lü yıllardan kalmış olduğunun altını çizmektedir. (Greenlee, INTTC, 2)


Diğer Yzım Materyalleri
Ostraca: Halk arasında en çok kullanılan malzeme, bu cilasız çömleklerdi. Ostraca, Mısır ve Filistin’in refah döneminde kullanılmaya başlanmıştır. (Eyüp 2:8)
Taş: Arkeologlar, demirden kalemlerle üzerlerine yazı yazılmış olan birçok sıradan taş bulmuşlardır.
Kil Tabletler: Keskin bir araç ile oyulduktan sonra kalıcı bir doküman (Yeremya 17:13; Hezekiel 4:1) oluşturmak için kurutulan bu tabletler, hem en ucuz hem de çok uzun ömürlü yazı materyalleri olarak tarihte yerlerini almışlardır.
Bal Mumu Tabletler: Düzgün bir parça tahtanın üzerini bal mumuyla kaplamak ve üzerine de metal bir iğne ile yazılar yazmak suretiyle kullanılmıştır.


Yazı Araç Gereçleri
Keski: Taşları oymak için kullanılan demirden bir araç.
Metal İğne: “Düz bir kafası olan ve üç tane yüzü olan bu metal iğne, kil ve bal mumu tabletler üzerine baskı yapmak için kullanılıyordu.” (Geisler, GIB, 228)
Kalem: “Uzunluğu 6 ilâ 16 inç arasında değişen hasır otundan (Juncus maritimis), sivri uçlu bir kamış biçimlendirilir. Kalın ve ince çizgiler çizebilmek amacıyla, geniş veya dar uç oluşturarak, ucu düz keski şeklinde kesilir. Bu kamış kalemler, büyük bir olasılıkla yayıldıkları yer olan Mezopotamya’da M.Ö.’ki ilk milenyumdan itibaren kullanılmaya başlanmıştır; buna rağmen tüy kalem fikrinin M.Ö. 3. yüzyılda, Yunanlılar tarafından keşfedildiği düşünülmektedir.” (bkz: Yeremya 8:8) (Greenslade, CHB, 31). Buzağı derisi, parşömen ve papirüs kalemin kullanıldığı malzemelerdir.
Mürekkep: Eski dünyada mürekkep genellikle, ‘kömür, sakız ve suyun’ karışımından imal edilmekteydi. (Bruce, BP, 13)

Eski Kitapların Yapıları
Rulolar ya da tomarlar, papirüslerin birbirine yapıştırılması ile ortaya çıkan uzun şeritlerin, bir tahta parçası etrafına dolanmasından meydana getirilmekteydiler. Tomarların uzunluk kapasitelerini sınırlayan faktör ise, açıldığı zaman kullanılmasında oluşan zorluktur. Üzerine dolanan papirüsler ise, genellikle bir taraflarına yazılabilinilmesi ile sınırlanırdı. Her iki tarafına yazılım yapılmış tomarlara, “opistograf” adı verilmiştir (Esinleme 5:1). Bazı tomarların 144 feet uzunluğunda olduğu bilinmektedir. Buna rağmen, ortalama bir tomar, genellikle yirmi ile otuz beş feet uzunluğundadır.
Tarihi İskenderiye Kütüphanesi’ndeki kitapların profesyonel katalogcusu olan Callimachus’un “Büyük bir kitap, büyük bir baş belâsıdır.” sözlerine şaşmamak gerek. (Metzger, TNT, 5)

Kodeks ya da Kitap Yapısı: Okumayı daha az hantal ve daha kolay yapabilmek için, papirüs tabakalar, yaprak şeklinde kesilip birleştirilmeye ve iki yüzeyine de yazılmaya başlanılmıştır. Greenlee’nin ifadesine göre; Hristiyanlığın yayılması, kodeks-kitap şeklinin geliştirilmesinin ana sebebidir.

Yazım Tipleri
Unical Yazı Tipi:
Yeni Antlaşma konusunda uzman olan Bruce Metzger: “Edebi çalışmalar, unical adı verilen el yazısından daha biçimsel bir üslûpla yazılmaktaydı. Bu el yazması kitaplarda kullanılan yazı üslûbunun karakteristik özellikleri, dikkatli ve temkinli bir şekilde işlenmiş harfler ve bu harflerin, bizim büyük harflerimiz gibi, birbirinden mesafeli bir şekilde yazılmasıdır.” (Metzger, TNT, 9)
Geisler ve Nix: “Yeni Antlaşma’nın el yazmalarının en önemlileri olarak kabul edilenler, genellikle dördüncü ve daha sonraki yüzyıllardan kalma unical kodekslerdir. İstanbul’un, Hristiyanlığı kabul etmesi ve İncil’in kopyalarının yapılmasına izin verilen İznik Konseyleri’nden (325) hemen sonra, bu kopyalar ortaya çıkmıştır” sözleriyle, bir başka olguya işaret ederler. (Geisler/Nix, GIB, 391)
En önemli ve en eski unical el yazmaları, Kodeks Vaticanus (yaklaşık M.S. 325-350) ve Kodeks Sinaiticus (M.S. 340)’dur.
Minuscule (Küçük) Yazı Tipi
Minuscule yazı tipi; 9. yüzyılın başında kullanılmaya başlanmış, “bitişik ve küçük harflerin kullanıldığı ve kitap çoğaltımı için keşfedilmiş el yazısı” şeklinde bir yazı tipidir. (Metzger, TNT, 9)

Geldiğin zaman..., kitapları ve özellikle yazı derilerini beraberinde getir. (2. TİMOTEOS 4:13)

Boşluklar ve Sesli Harfler
Yunan el yazmalarında, kelimeler arasında boşluk kullanılmamıştır; aynı zamanda İbranice yazılar, M.S. 5. ve 10. yüzyıllar arasında Masoretler tarafından ekleninceye kadar sesli harf içermemekteydi.
Bu iki uygulama, çağdaş okuyucular için garip ve kafa karıştırıcı bir durum oluşturur. Ancak, ana dili Yunanca ve İbranice olan eski insanlar için bu uygulamalar, tamamen normal ve anlaşılırdı. İbraniler, okuma yazmayı öğrenirken, kelimelerin nasıl okunacağını ve nasıl anlaşılacağını öğrendikleri için, yazılarda sesli harf olmaması onlar için bir zorluk teşkil etmemekteydi.

Aynı şekilde Yunanca konuşan kişiler için, kelimeler arasında boşluk olmadığı halde, okuma konusunda hiçbir zorluk çekmiyorlardı. Metzger’in açıkladığı gibi: “Birkaç istisnai durum hariç, yerel Yunanca kelimelerin sesli harf ile (ya da ikiz ünlü/ikili ünlü/diftong) veya üç sessiz harf olan n, r ve V ‘den birisi ile bitmesi bir kuraldı. Daha da ötesi, eski çağlarda kişi, yalnızken bile yüksek sesle okuması genel bir davranış biçimiydi; kullanılmış olan scriptio continua stilinin, okumaya ayrı bir zorluk eklemiş olduğunu düşünmek hatalı sayılırdı. Bunların sonucu olarak; kelimelerin arasında boşluk olmasa da, okumayı öğrenen bir kişi, heceleyerek kelimeleri okurdu ve kısa bir süre içinde scriptio continua stiline alışabilirdi. (Metzger, TNT, 13)

Yazan: Josh McDowell
(Evidence That Demands a Verdict)
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bu Yazıyı Diğer Sitelerde Paylaş

Seçenekler

Hizli Erisim


Mesaj Panosu Saati: 19:02.
Tema: Hristiyan.gen.tr | Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.