Go Back   Hristiyanlık Forumu > Hristiyan bilgi kaynağı > Hristiyanlık Temelleri, Yararlı Dökümanlar ve Makaleler > Çeşitli Makaleler

hristiyanlık

 
Seçenekler
  #1  
Alt 12-Ağustos-2009, 18:22
Faruk Çelebi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Faruk Çelebi Faruk Çelebi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kayıtlı Üye
 
Üyelik tarihi: 01-Ağustos-2009
Bulunduğu yer: Türkiye
İnanç: Hristiyan - Protestan
Mesajlar: 589
Smile Mutlu Olmak İçin Ne Gereklidir ?

Bu sorunun yanıtını, dünya ile yollarımızı ve tüm bağlarımızı koparıp da İsa'nın ayaklarının dibine oturduğumuzda bulabiliriz. İsa'nın ilk izleyicileri de mutlu bir yaşam için İsa'nın verdiği sekiz ilkeyi dinlerken böyle yapmışlardı ( Mat. 5:3-12 ). [ 1 ] İsa mesih, Tanrı'nın gözünde iyi durumda olanları tanımladı.

Kişinin mutluluğu genellikle kendisinin iyi durumda olma anlayışına bağlıdır. Eğer durumunun iyi olduğunu düşünüyorsa, o zaman mutlu olma olasılığı vardır. bu yüzden mutluluk anlayışını, Tanrı'nın mutluluk anlayışıyla aynı çizgiye getirmek bizin için çok önemlidir. Bunu yapmanın bize Tanrı'nın beğenisini kazandıracağını ve bize gerçek ve kalıcı mutluluğun temelini vereceğini anlayacağız.

Eğer kederliysen ve mutlu olmak için olumlu ve neşeli düşünceler düşünürsen, kolayca mutlu olmanı sağlayacak yola girmiş olursun. ( Yılmaz TAHAN )

Augustınus

Augustinus, mutluluk konusunu ele almış ve mutluluğun güvencesinin Tanrı'da olduğunu belirtmiştir. Bunun için de, Tanrı'yı aramak gerekir; tanrı'yı aramak ise, insanın kendisini aramasıdır.

Epikuras

Boş zevk ve korkulardan kurtulan insan ise, özgür olacaktır. Bunun için ne yapmak gerekir ? Bu sorunun tek yanıtı vardır: O da, ölçülü bir yaşamdır. Ölçü, tüm diğer erdemlerin kaynağıdır. Akıllı, doğru ve namuslu yaşamadıkça; mutlu olmanın, mutlu olmadıkça daakıllı, namuslu ve doğru yaşamanın olanaksız olduğunu ölçü gösterir.

Tanrı, tamamen sevgi doludur. Çünkü Tanrı, tamamen özgürdür. tamamen özgür olmak, tamamen neşe dolu olmak demektir.Çünkü tam bir özgürlük, keyif dolu her deneyim için bir olanak yaratır. Özgürlük, Tanrı'nın temel doğasıdır. Ayrıca insan ruhunun da, temel doğasıdır. Tam anlamıyla neşe dolu olmamızdır ve bu da tam anlamıyla sevmemizin ölçüsüdür.

Kimse, erdem olmadan mutlu olamaz; erdem de aklın dışında değildir, diyor Montaigne.

Bazı hallerde insan, üstesinden gelinebilecek doğanın güçleri karşısında korkuya kapılabilir. Korkudur, tabuları yok eden. Tanrı'yla kişisel ilişkileri kalmayan sanayileşmiş toplumlarda, adi bir maddecilik ve tüketim kaygısı, insanlara çevrelerinde bulunan güzel şeylere sahip olarak refah ve zevk içinde yaşadıkları sürece mutlu olacaklarını telkine çalışır. Yine başka toplumlarda, aile şerefi ve ırk, insanları başka koşullar altında kötülüğünden şüphe etmeyecekleri korkunç işler işleyebilecek hale getirir. Bazı toplumlar ise, gençliği, güzelliği, saflığı, zenginliği, nüfusu, başarıyı mutluluk sağlayacak ögeler gibi görür ve bu yaklaşım, aslında genç, güzel ve zengin nüfuslu olmayan ve de başarıdan nasibini alamayan çoğunluk tarafından çok acı bir şekilde algılanır. Bu tür olguların, bitkinlik yarattığı insanların mutsuzluğuna nedn olduğu kuşku götürmez bir gerçektir.

İsa'nın öğretmek istediği: Esenlik, mutluluk, sevgi, yaşam ve bağışlamadır.

Dale Carnegia, " Dünyada, herkes mutluluğu arar. Bulmanın tek yolu vardır; düşünceleri kontrol etmek. Mutluluk dış koşullara değil, iç koşullara bağlıdır. " diyor.


[1] Ne mutlu ruhta yoksul olanlara ! Çünkü Göklerin Egemenliği onlarındır. Ne mutlu yaslı olanlara ! Çünkü onlar teselli edilecekler. Ne mutlu yumuşak huylu olanlara ! Çünkü onlar yeryüzünü miras alacaklar. Ne mutlu doğruluğa acıkıp susayanlara ! Çünkü onlar doyurulacaklar. Ne mutlu merhametli olanlara ! çünkü onlar merhamet bulacaklar.Ne mutlu yüreği temiz olanlara ! Çünkü onlar Tanrı'yı görecekler. Ne mutlu barışı sağlayanlara ! Çünkü onlara Tanrı oğulları denecek. Ne mutlu doğruluk uğruna zulüm görenlere ! Çünkü göklerin Egemenliği onlarındır.

Benim yüzümden insanlar size sövüp zulmettikleri, yalan yere size karşı her türlü kötü sözü söyledikleri zaman ne mutlu size ! Sevinin, sevinçle çoşun! Çünkü göklerdeki ödülünüz büyüktür. Sizden önce yaşayan peygamberlere de böyle zulmettiler. ( Mat. 5:3-12 )


Rab'bin sevgi ve ışığının sarmalında kalınız.


Sevmek için yaşa. Yaşamak için sev. ( Any CARMICHAEL )
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 19-Ağustos-2009, 16:35
Faruk Çelebi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Faruk Çelebi Faruk Çelebi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kayıtlı Üye
 
Üyelik tarihi: 01-Ağustos-2009
Bulunduğu yer: Türkiye
İnanç: Hristiyan - Protestan
Mesajlar: 589
Standart

Mutluluk ve erdem

Hemen hemen hepimizin içinde derinden derine, Tanrı'ya itaat ve bizden beklediğine uygun düşen bir yaşam sürdürme isteği vardır. Doğal olarak, bu konu üzerinde düşündükçe görürüz ki amacımızın gerçek bir mutluluğu yakalamak ve yaşamda tam anlamıyla bir doyuma ulaşmaktır. Başka bir deyişle yaratıcımızın bizden istediği gibi yaşarsak, bütün bunların ancak o zaman bir anlamı olur. her birimiz aslında, böyle bir yaşam için yaratılmışızdır.

Birçok insan matematiğin yasalarını bilir ve güzel sanatların birçoğunda da beceri sahibidir. Fakat çoğu insan yaşamı yöneten yasalarla, yaşama sanatı deenilen o güç sanat hakkında az şey bilir. Bir insan bir uçak yapabilir ve onunla bütün dünyayı baştan aşağı dolaşabilir. Fakat nasıl mutlu, başarılı ve memnun olacağını öğreten o basit sanatın tamamıyla cahilidir. Sanatları öğrenirken listenin en başına yaşama sanatını koymayı unutma !... ( Jean Jacques Rousseau

Neşe

Neşeli olmanın her şeyden önce geldiğini, unutmamalıyız. Her şeyi mümkün kılan içsel bir güç kaynağıdır; neşeli olmak.Hayatında birazcık olsun mizah yoksa hiçbir şeyin anlamının da olmadığını söylüyorum. Gülmenin en iyi ilaç olduğunu söylüyorum. Neşenin ruh için çok iyi olduğunu söylüyorum.

Daha da ileri giderek neşenin ruh olduğunu söyleyeceğim. Ruh, neşe diye adlandırdığın şeydir. Saf neşe, sonsuz neşe, olgunlaşmamış veya kısıtlanmamış neşe, bu ruhun doğasıdır.

Gülümseme, ruha açılan bir penceredir. Gülmek, kapıdır. ( Yılmaz TAHAN )

Olgunluk

Olgun kendine hakim öylesine ki
Ne yoksulluk korkutur onu, ne ölüm, ne zindan;
Tutkulardan sıyrılmış şereflere gözü tok:
İçine kapanmış toparlanmış, yakın bir küre olmuş
Pürüzsüz yuvarlanır bir başına.
Talihe tutamak vermeden hiç yenilmeden
Böylesi bir insan krallıklardan dukalıklardan
Beş yüz basamak yukarıdadır. Kendi başına bir
İmparatorluktur o.
Bilge kendi mutluluğunun ustasıdır.
İsteyecek nesi kalır öyle bir insanın ? ( Plautus )

Rab'bbin sevgi ve ışığının sarmalında kalınız.

Yüreğiniz sıkılmasın, Tanrı'ya iman edin, bana da iman edin. ( Yu. 14:1 )
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 28-Ağustos-2009, 14:38
Faruk Çelebi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Faruk Çelebi Faruk Çelebi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kayıtlı Üye
 
Üyelik tarihi: 01-Ağustos-2009
Bulunduğu yer: Türkiye
İnanç: Hristiyan - Protestan
Mesajlar: 589
Standart

Olumlu düşünün

Olumlu düşünmenin sağlığınızı koruyup güçlendiren, beden ve ruhunuzu genleştiren o müthiş gücünden yararlanmayı hiç denediniz mi ? Olumlu düşünmek; baş eğmek veyakabullenmek değil, alçakgönüllük ve yalınlıktır. Olumlu düşünmek bazen " bu da geçer " diyebilmek ve sonra da gelecek için daha iyi hazırlıktır. Daha çok gülümseyin, daha fazla neşeli olmaya çalışın. Sinirli, üzgün ve moralsizken bile yeni parantezler, güzel ufuklar açın.

Hayatınıza daha fazla kahkaha ekleyin. Olumlu düşünceler yaratmayı kolaylaştıran fırsatlara zaman ayırın. Kendinizle daha çok başbaşa kalmayı deneyin. Tanrı'yla olan kişisel birlikteliğinizi gher zaman sıcak tutun.

Harika hayata, yani evliliğe adım adım

Her şeyde olduğu gibi mutlulukta da bir çıralık söz konusudur. Çıraklıkla başlanır, basamak basamak ilerler ve ustalığa doğru yol alırız. Ömür ne kadar uzarsa uzasın bunun sonuna kimse varamaz, kamil olamaz. Bu güzel yaşantıyı yaşamak her bireyinn hakkıdır. Şimdi basamak basamak çıkalım ve yaşayalım. Nişanlılık, evlilik ve çocuk yetiştirme konuların a kısa kısa göz atalım. Özgür irademizle kararı biz verelim. Süryanice bir söz vardır, " bir uygulama 40 öğüde bedeldir " der.

Hristiyan nişanlılığı

Hristiyan inancıa göre nişanlılık devresi nedir, nasıl olmalıdır ?
Hristiyanlık açısından nişanlılık, sadece doğal veya duygusal bir olay değil, aynı zamanda iki insanın yüreklerinde hissettikleri bir çağrıdır.

Bu çağrı her insanın elde ettiği sevme ve paylaşma isteğini gerçekleştirme yollarından biridir. Nişanlılık aracılığıyla gerçekleşecek olan evlilik, insanı kadın ve erkek olarak yaratan Tanrı'nın tasarılarında iki insan arasında mükemmel ruhsal ve bedensel birliği gerçekleştirmeye yönelik bir çağrıdır.

Dikkat ettiyseniz, burada bir çağrıdan söz ediyoruz. Çünkü sevmeye çağıran bir kimse vardır.İki kişinin yollarını, tek bir sevgi planında birleştiren ve çağıran kişi, gerçek sevgi olan Tanrı'nın kendisidir.

Hristiyan öğretisine göre nişanlılığı, tam anlamıyla yaşamak, ilk önce Tanrı'nın sevgi planını seçmek, kendimizi dönüşü olmayan bir yürüyüşe hazırlamak demektir. Tanrı açısından kabul edilen evlilik, daha cazip ve daha çekicidir ve de çifti kusursuzlaştırır.

Evliliğe çağrı, evrensel sevgi yoluna girmektir. Bu yola tek başına girilemez. Çünkü hayat yolunda Hristiyan nişanlılara eşlik eden Mesih İsa'nın varlığı vardır.

Nişanlılık, bir keşiftir.

Herşey bir karşılaşma ve birbirimiz çeken bir sempatiyle başladı. Daha sonra beraber oluğumuz her an mutlu olduğumuzu anladık ve haydi evlenelim dedik. Böylece evlenmeye karar verdik.

Biz tesadüfen karşılaşmadık. Birbirimizi seçme kararının tahmin ettiğimizden de fazla Tanrı'nın işi olduğunu anladık. Çünkü Tanrı'nın hayatımızda varolduğunu, bizler için hazırladığı görkemli planını gerçekleştirceğini biliyorduk.

Tanrı, kendisi de bizi birbirimizi sevmeye davet ediyordu ve nişanlılık işte Tanrı'nın bizi birbirimizi sevmeye yönelik çağrısına verilen yanıttı. Bu sevgi, evlilikle birlikte ilerleyen günlerde ve yıllarda daha derin ve yetkin bir şekilde yaşanacaktı.

Nişanlılık, Tanrı'yla el ele gitmektir.

Birbirimizin kişiliğine saygı duymalıyız; aynı anda kişiliğimizin tamamlanması için de birbirimize yardım etmeliyiz. Bunun için birbirimizi günlük hayatta aile, iş, arkadaşlık ortamlarında ve çeşitli faaliyet ve eğlencelerde bulunarak daha iyi tanımaya çalışmamız gerekir.

Seni düşünmek, senin gibi düşünmeye çalışmak bütün zorlukları yenmemi sağlar. Çünkü mutluluğun kaynağı ben değil, sensin.

Dikkat edersek; sevgimizin yavaş yavaş bizi aştığını, sevgimizin kaynağının biz değil, Tanrı olduğunu açıkca görürüz. Çünkü Tanrı, sevgidir.

Günden güne Tanrı'ya olan imanımızın bilimden ya da öğrenimden değil, onunla geçirdiğimiz günlük hayattan ve kişisel ilişkiden geldiğini, hayat yolumuzda Tanrı'nın varolduğunu ve sevgiyle O'nun yanında yürüdüğümüzü anlarız.

Nişanlılık devresi, kendimizi Tanrı'ya yakın hissedebilmemiz, imanımızınkökleşmesi ve gerçek bir şekilde yaşanması için en uygn zamandır. ( Y. TAHAN )

Rab'bin sevgi ve ışığının sarmalında kalınız.

Yüreğiniz sıkılmasın. Tanrı'ya iman edin, bana da iman edin. ( Yu. 14:1 )
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 11-Eylül-2009, 20:43
Faruk Çelebi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Faruk Çelebi Faruk Çelebi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kayıtlı Üye
 
Üyelik tarihi: 01-Ağustos-2009
Bulunduğu yer: Türkiye
İnanç: Hristiyan - Protestan
Mesajlar: 589
Standart

Nişanlılık, ortak hedefe doğru ilerlemektir.

Nişanlıların birbirleri hakkında karar vermeleri gerekir. Kendimizi birbirimize adamaya karar verdikten sonra, yeni bir birliktelik doğar. Artık kaderimizde birleşir ve önümüzde uzanan ayrı yollarımız tek bir yol olur. Yaşamaya başladığımız birliktelik, evlilikle tamamlanacak; gerçekten de bu birlikteliği zenginleştirmek ve mükemmelleştirmek için tüm yaşamımız boyunca çabalayacağız. Elbette olduğumuz gibi birbirimizi kabullenmek ve bizde olan her şeyimizi paylaşmak için; zamana, anlayışa ve iletişime gereksinmemiz var. Sevmek, kendimizi gerçekte olduğu gibi göstermek ve tanımak demektir. Sevmek, olumlu ve olumsuz yönlerinle seni olduğun gibi kabullenmem ve senin de, beni olduğun gibi kabullenmen demektir.

Sevgimiz, birbirimizi kabullenmeyi ve ideallerimizi, planlarımızı beraberce gerçekleştirmeyi öğrendikçe büyür. Çünkü sevgi, bencilliği yener. Hatta her çiftte olabilen topluluktan uzaklaşmayı tahrik eden kendilerine kapanmaya iten ikili bencilliği de yener.

Büyüyen sevginin, başkalarına açılmaya ihtiyacı vardır. Beraber bulduğumuz mutluluğu başkalarıyla da paylaşmamız gerekir. Mesih İsa da, her şeyimizi, hatta günah nedeniyle zayıflamış olan insanlığımızın durumunu bile paylaştı.

Sevginin yolu, uzun ve zorluklarla doludur. Karşılıklı çekicilik ve sempatiden doğan sevgimiz, birbirimizi daha iyi tanıyacak karşılıklı hürmet ve saygıyı da artırdı. Aramızdaki duygu, büyüdü, kuvvetlendi ve bize egemen olmaya başladı. Sevginin en üst safhasına ulaştığımızı sanıyoruz. Fakat yanılıyoruz. Çünkü sevginin yolu, uzundur ve biz, ilk basamaktayız; ilerlememiz gerekir.

Hepimiz, duygular üzerinde kurulmuş olan bazı büyük sevgileri tanıyoruz ve onların nasıl bozguna uğradıklarını görüyoruz. Birbirimize karşı olan sevgimiz, sadece duygudan değildir. Özellikle iradeden oluşur. Duygulardan gelen sevgi, bugün canlı; yarın ise, zayıf olabilir. Halbuki iradeden gelen sevgi, süreklidir.

Çünkü Sevgi şudur: Tanrı bizi bu kadar çok sevdiğine göre biz de birbirimizi sevmeye borçluyuz. ( Yu. 4:11 )

Yaşamda olduğu gibi; sevgide de, değişik aşamalar vardır. Ötekini tanımakta hiçbir zaman sınır olmadığı gibi, onu sevmekte de sınır olmamalı. Bunun için de, eğer gayret edersek; sevgimiz gitikçe büyüyecek, kökleşip pekişecektir.
__________________
Rab'bin sevgi ve ışığının sarmalında kalınız. :) :) :)
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 27-Eylül-2009, 16:57
Faruk Çelebi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Faruk Çelebi Faruk Çelebi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kayıtlı Üye
 
Üyelik tarihi: 01-Ağustos-2009
Bulunduğu yer: Türkiye
İnanç: Hristiyan - Protestan
Mesajlar: 589
Standart

Nişanlılık, bir başlangıçtır.

Nişanlamadan önce değişik aşamalardan geçtik. Genellilikle de bunları ailemizle birlikte yaşadık; farklı iki kişiliğiz ve iki ayrı hikayeye sahibiz. Değişik alışkanlık, gelenek ve düşünme tarzlarımız var. Buna rağmen tek bir topluluk kurmak istiyoruz. Bunun için bunda böyle olgunlaşma yolunda beraberce adımlar atmalıyız. Alışkanlıklarımızı ve düşünce tarzlarımızı bir çift olarak incelemeliyiz. Birlikte karar almalıyız.

Ama esas olarak ilk önce birbirimizi iyi tanımamız gerekir. Aramızda diyaloglar kurarak birbirimizi iyi tanımış oluruz. Yeni hayatımız için hangimizin haklı, hangimizin haksız olduğu hakkında tartışmak, kendi fikirlerimizi zorla ötekine kabul ettirmek olumsuz ve tehlikeli olabilir.

Hayatlarımızı gözden geçirelim. Bizi yönlendiren güç veya üstünlük kavramları değil, sevgi olmalıdır. Tek bir ruh ve yürek olma isteği, sevgimizi büyütecek hayatımızı mükemmelleştirecek ve çifti olgunlaştıracaktır.

Nişanlılık, evlenmeyi düşünmektir.

Birbirimizi düşünmeden önce belirli kişisel alışkanlıklar edinmiştik. Birbirimiz tanıdıktan sonra birkaçından vazgeçtik.

Her günkü hayatımız, ufak tefek olaylardan oluşuyor. Sabahları uyanabilmem için zamana ihtiyacım var. Sen ise yataktan fırlıyorsun. Geceleri yatakta okumayı severim. Sen ise, başını yastığı koyduğunda hemen uykuya dalıyorsun. Ben, biraz fazla titizim. Oysa sen, herşeyi ortalıkta bırakıyorsun. Bunun gibi ufak tefek olaylar, yarın ki ortak yaşamımızda ortaya çıkacaktır.

Evlilikte yaşayacağımız hayat, daha çok birleşmiş olmalıdır. Bu nedenle kendi kendimize şuna benzer sorular sormalıyız.

Birlikte yaşayacağımız evlilik yaşamında sıkıntı yaratabilecek kişisel alışkanlıklarımız var mı ?

Gelecek hayatımızı düşünerek bugünden itibaren neyi değiştirmeye başlamamız gerekir ?

Bu nedenle erkek babasını ve anasını bırakacak karısına bağlanacaktır. Ve ikisi de, bir beden olacaktır. Onlar, iki değil, tek bir bedendir. Mesih İsa da bunları doğrulayacak şunları ekledi: " Öyle ise insan, Tanrı'nın birleştirdiğini ayırmasın ! "

Nişanlılık, daha geniş topluluk kurmak demektir.

Bugüne kadar her ikimizde değişik arkadaş gruplarında bulunduk ve belki de tanışmamız bu grupların biri sayesinde oldu. Bundan sonra artık benim arkadaşım ya da senin arkadaşın demeyeceğiz. Çünkü onlar, bizim arkadaşımız olacak. Kararlarımız alırken; bizi yönlendiren sevgi olmalı. Dolayısıyla ikili yaşamı zorlaştıran alışkanlıkları ya da arkadaşlıkları bırakıp, ortak zevklerimizi arayıp, ikimizi de yakınlaştıran, geliştiren faaliyetler içinde bulunmalıyız. Bunlar hakkında önceden konuşarak anlaşmaya varmak çok önemlidir. Birlikte karar vermek, hayatımıza uyum getirecektir.

Nişanlılık, insani dayanışmaya bir hazırlılıktır.

Topluma ve kliseye hizmet etmekle, hayatımız değer kazanır. Mesih İsa'nın öğrettiği gibi insanoğlu hizmet edilmeye değil, hizmet etmeye ve canını birçokları uğruna fidye olarak vermeye geldi. Canını kurtarmak isteyen onu yitirecek; canını benim uğruna yitiren ise onu kurtaracaktır. ( Mat. 16:25; 20:28 )


Derleyen ve yazan: Yılmaz TAHAN
__________________
Rab'bin sevgi ve ışığının sarmalında kalınız. :) :) :)
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bu Yazıyı Diğer Sitelerde Paylaş

Seçenekler

Hizli Erisim


Mesaj Panosu Saati: 19:12.
Tema: Hristiyan.gen.tr | Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.