|
|
|
#1
|
||||
|
||||
|
ÖNCEDEN BELİRLENMİŞLİK AHLAKİ OLARAK DOĞRU MUDUR?
SEÇİLME ADALETİ Eski ve Yeni Antlaşmada öğretildiği halde seçilme, önceden belirleme ve Tanrı’nın takdiri sürekli olarak bazı kişileri rahatsız edip durmaktadır. Aslında sorun bu önemli öğretiyi bizim kendi değerlerimize göre değerlendirmeye kalkmamızdır. Eğer Tanrı kendi istemi doğrultusunda bazı insanları seçip ayırıp diğer insanları cehenneme yolluyorsa nasıl adil bir Tanrı olabilir? Biz buna eski Yunan dilinde Theodisi diyoruz yani Tanrı’nın Adaleti SUNULAN SORU Öyleyse ne diyelim? Tanrı adaletsizlik mi ediyor? Kesinlikle hayır! (Romalılar 9:14) Tanrı’da adaletsizlik olabilir mi? Tanrı neden İsmail’i değil de İshak’ı seçti? Neden Yakup’u sevdi Esav’dan nefret etti? Tanrı neden diğer milletleri değil de İsrail’i kendisine seçti? Tanrı’nın bazılarını seçmesi ve bazılarını seçmemesi adaletsizlik değil mi? Görüldüğü gibi bu ve benzeri sorularımızı arttırmamız mümkündür. Benzer bir soruyu Pavlus’un 19.ayette de öne sürdüğünü görüyoruz. Öyleyse Tanrı insanı neden hala suçlu buluyor? O’nun isteğine kim karşı durabilir? Burada esas olan bu seçme işleminin düşünüleceği taraf Tanrı tarafı olmasıdır. TANRI’NIN HÜKÜMRAN MERHAMETİ Tanrı Musa’ya şöyle diyor: “Merhamet ettiğime merhamet edeceğim, acıdığıma acıyacağım”(Romalılar 9:15) Bu noktada Pavlus’un dikkatleri Eski Antlaşmaya çektiğini görüyoruz. Musa, Sina dağındayken halk aşağıda Tanrı’dan yüz çevirmişti. Altın buzağıya tapmaya başlamışlardı ve Tanrı’nın yargısı gecikmedi. Vaat edilen topraklara girmemelerine karar verdi. Ve bu noktada Tanrı’nın hükümran merhametini açıkladığını görüyoruz: RAB, “Bütün iyiliğimi önünde geçireceğim” diye karşılık verdi. “Adımı, RAB adını senin önünde duyuracağım. Merhamet ettiğime merhamet edeceğim, acıdığıma acıyacağım (Çıkış 33:19) Musa halkının bağışlanması için yalvarıyor ama görüldüğü gibi Tanrı’nın kime merhametini sunacağına Kendisi karar veriyor. Burada bir prensip bulunmaktadır. Seçilmişlik öğretisi tamamen Tanrı merhametine bağlıdır. Tanrı kurtuluş için seçtiği kişilere kişisel olarak merhametini sunmaktadır. İsraile de aynı şekilde merhamet göstermiştir. İsrail’e merhamet imanından ötürü verilmemiştir. Doğruluğundan ötürü de verilmemiştir. Bu Tanrı’nın merhametidir. Tanrı’nın kimseye merhamet göstermek gibi bir zorunluluğu yoktur. Dualarda Tanrı’ya merhametini sunması için bir mecburiyet getirecek değildir. Seçilmemiş olanlardan merhametini esirgemesi de bir adaletsizlik anlamına gelmez. On kişi benden borç alsa ve ben bunlardan üç tanesinin borcunu bağışlasam bu benim kararımdır. Beni adaletsiz kılmaz. Çünkü karşı taraf borç almıştır. Ödemek durumundadır. Üç kişinin borcundan vazgeçmiş olmam diğer yedisinin borcu ödememesi anlamına gelmez. Tanrı’nın herkese illa eşit davranma gibi bir mecburiyeti de yoktur. SEÇİLMİŞLİĞİN TEMELİ Demek ki bu, insanın isteğine ya da çabasına değil, Tanrı’nın merhametine bağlıdır (Romalılar 9:16) Pavlus, burada Firavun örneğini vermektedir; Tanrı Kutsal Yazı’da firavuna şöyle diyor: “Gücümü senin aracılığınla göstermek ve adımı bütün dünyada duyurmak için Seni yükselttim”(Romalılar 9:17) Pavlus, bu örnekle aslında hiçbir şeyin Firavun’un isteği ve çabasına göre olmadığını söylemektedir. 1. Tanrı kime merhamet göstermek isterse ona merhamet gösterir: Biz bunu Tanrı’nın İsrail’i seçiminde görüyoruz. Çıkış 33:19’da Tanrı’nın kimseye merhamet göstermek gibi bir mecburiyeti olmadığını okuyoruz. 2. Tanrı kimin yüreğini sertleştirmek isterse onun yüreğini sertleştirir: Firavun olayında da bu durumu yine net bir biçimde görüyoruz. RAB Musa’ya, “Mısır’a döndüğünde, sana verdiğim güçle bütün şaşılası işleri firavunun önünde yapmaya bak” dedi. “Ama ben onu inatçı yapacağım. Halkı salıvermeyecek” (Çıkış 4:21) TANRININ ADİL YARGISI ÜZERİNE SORU Şimdi bana, “Öyleyse Tanrı insanı neden hala suçlu buluyor? O’nun isteğine kim karşı durabilir?” diyeceksin (Romalılar 9:19) Bu 14.ayetteki soruyla farklılıklar göstermektedir. 14’de soruyu soranlar imanlılardır. Burada inanmayana sorulmaktadır. İlk sorunun cevabı Eski Antlaşmadan verilir. Buradaki bu ikinci sorunun cevabı ise Eski Antlaşmadan azarlanır. 1.Pavlus, seçilmişlik konusundan hiç ödün vermemektedir. Tanrı’nın kişisel seçimini öğretmektedir. 2.Soruyu soranı Tanrı ile konuşmaya yönlendirmektedir. Bir anlamda soru ve soruyu soran aslında sorma hakkı olmadığı bir şeyi sormaktadır. 3.Buna cevabı da Eski Antlaşmadan vermektedir. ÇÖMLEKÇİ VE ÇÖMLEK ÖRNEĞİ Ama, ey insan, sen kimsin ki Tanrı’ya karşılık veriyorsun? “Kendisine biçim verinle, biçim verence, Beni niçin böyle yaptın der mi?Ya da çömlekçinin aynı kil yığınından bir kabı onurlu iş için ötekini bayağı iş için yapmaya hakkı yok mu? (Romalılar 9:20-21) Tanrı’nın savunmaya gereksinimi yoktur. Tanrı hakkında ileri geri yorumlar yapan insanın kendisidir. Tanrı’yı yargılamaya kalkmak bir insan için benim adalet algılayışım Tanrı’nın adalet anlayışından üstündür demekle eştir. Ne kadar ters düşünceler! Çömlekçi balçıkla bir tutulur mu? Yapı, kendini yapan için, “beni o yapmadı” diyebilir mi? Çömlek kendine biçim veren için, “O bir şeyden anlamaz” diyebilir mi?” (Yeşaya 29:16) Kendine biçim verenle çekişenin vay haline! Kil, topraktan yapılmış çömlek parçası, kendisine biçim verene, “Ne yapıyorsun?” Yarattığın nesnenin tutacağı yok” diyebilir mi? Babasına “Dünyaya ne getirdin” ya da annesine, “Ne biçim şey doğurdun?” diyenin vay haline(Yeşaya 45:9-10). Yine de Babamız sensin, ya RAB, biz kiliz, sen çömlekçisin. Hepimiz senin ellerinin eseriyiz (Yeşaya 64:8) Bunun üzerine çömlekçinin işliğine gittim. Çark üzerinde çalışıyordu. Yaptığı balçıktan kap elinde bozulunca çömlekçi balçığa istediği biçimi vererek başka bir kap yaptı. RAB bana yine seslendi: “Bu çömlekçinin yaptığını ben de size yapamaz mıyım, ey İsrail halkı? Diyor RAB. Çömlekçinin elinde balçık neyse, siz de benim elimde öylesiniz, ey İsrail halkı!(Yeremya 18:3-6) Bu ayetlerde verilmek istenilen öğreti aslında çok açıktır. Tanrı kendi yaratıklarıyla istediğini yapma yetki ve özgürlüğüne sahiptir. Seçme ve kurtarma özgürlüğünü istemi ve amacı doğrultusuna istediği gibi kullanabilir. MERHAMET ÇÖMLEKLERİ VE ÖFKE ÇÖMLEKLERİ Pavlus’un açıklamasına göre Tanrı’nın iki tür çömlekten bahsetmektedir. Onur getiren işler için kullanılan bir de onursuz işlerde kullanılan. 1. Öfke kapları Eğer Tanrı gazabını göstermek ve gücünü tanıtmak isterken, gazabına hedef olup mahvolmaya hazırlananlara büyük sabırla katlandıysa, ne diyelim? (Romalılar 9:22) Günahı insanın isyanı oluşturmuş ve başında Tanrı’ya isyan ayrılık getirmiştir. Doğal olarak bazı kaplar yani bazı insanların Tanrı merhametini tatmaları söz konusu olmayacaktır. Bu Tanrı’nın isyancı insanları günaha teşvik ettiği şeklinde asla yorumlanamaz ancak kendi günahlılıklarına terk etti anlamında algılanabilir. Kutsal Kitap Tanrı’nın yalnızca iyinin kaynağı olduğunu öğretmektedir. 2. Merhamet kapları Yüceltmek üzere önceden hazırlayıp merhamet etiklerine yüceliğinin zenginliğini göstermek için bunu yaptıysa ne diyelim?Yalnız Yahudiler arasından değil, öteki uluslar arasından çağırdığı bu insanlar biziz (Romalılar 9:22-24) Bazılarının düşündüğü gibi Rab vaadini yerine getirmekte gecikmek; ama size karşı sabrediyor. Çünkü kimsenin mahvolmasını istemiyor, herkesin tövbe etmesini istiyor (2.Petrus 3:9) Buradaki “herkesin tövbe etmesini” istiyor sözü tamamen Tanrı’nın önceden belirlediği her kişinin kurtuluş sürecinin tamamlanmasını beklediğini ifade ediyor. Bu anlamda merhametine nail olanların Rabbe gelişleri için Tanrı’nın sabırla beklediğini görüyoruz. PEYGAMBERLERİN TANIKLIKLARI Seçilen kaybolmayacağına göre o zaman İsrail için ne diyebiliriz? Bugün bir çok Yahudi Mesih İsa’yı kurtarıcı ve Rab olarak kabul etmemektedir. 1. Öteki milletlerden olan kişilere kurtuluş vaadi. Halkım olmayana halkı, sevgili olmayana sevgili diyeceğim. Kendilerin, “Siz halkım değilsiniz” denilen yerde, Yaşayan Tanrı’nın çocukları diye adlandırılacaklar (Romalılar 9:25-26) Hoşea bu sözleri ilan ettiğinde İsrail’in on kavmi birden Tanrı’ya isyan etmişti. Bu nedenle soydan gelen İsrailliliğin Tanrı’nın halkı olma anlamına gelmediğini Tanrı açıkça ilan etmişti. 2. Yahudilerin korunması konusundaki vaat. Yeşaya, İsrail için şöyle sesleniyor: İsrailoğulları’nın sayısı denizin kumu kadar çok olsa da ancak pek azı kurtulacak. Çünkü Rab yeryüzündeki yargılama işini tez yapıp bitirecek. Yeşaya’nın önceden dediği gibi: Her Şeye Egemen Rab soyumuzu sürdürecek birkaç kişiyi sağ bırakmamış olsaydı, Sodom gibi olur, Gomora’ya benzerdik” (Romalılar 9:27-29) Görüldüğü gibi burada artık soydan İsrail değil gerçek Tanrı halkı olan seçilmiş bir bakiye söz konusudur. Kurtuluşu kaybetmeyecek olan ruhta ve gerçekte Tanrı’ya tapınan Mesih İsa’da kurtarılmış olan Yahudilerdir ve öteki milletlerden olan samimi imanlılarla birlikte bu lütfa sahip olacaklardır. 3. İsrail’in başarısızlığı ve öteki milletlerden olanların zaferi üzerine vaat. Öyleyse ne diyelim? Aklanma peşinde olmayan uluslar aklanmaya, imandan gelen aklanmaya kavuştular. Aklanmak için Yasa’nın ardından giden İsrail ise Yasa’yı yerine getiremedi. Neden? Çünkü imanla değil, iyi işlerle olurmuş gibi aklanmaya çalıştılar ve “sürçme taşı’nda sürçtüler. Yazılmış olduğu gibi: “İşte, Siyon’a bir sürçme taşı.” Bir tökezlemek kayası koyuyorum. O’na iman eden utandırılmayacak” (Romalılar 9:30-33) Acaba Mesih İsa bizim için ne gibi bir taştır? O bizim için bir kurtuluş taşımı yoksa sürçme taşı mıdır? |
![]() |
| Bu Yazıyı Diğer Sitelerde Paylaş |
| Seçenekler | |
|