Go Back   Hristiyanlık Forumu > Hristiyan bilgi kaynağı > Hristiyanlık Temelleri, Yararlı Dökümanlar ve Makaleler > Teoloji - Öğretiş

hristiyanlık

 
Seçenekler
  #1  
Alt 10-Ağustos-2009, 18:22
Faruk Çelebi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Faruk Çelebi Faruk Çelebi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kayıtlı Üye
 
Üyelik tarihi: 01-Ağustos-2009
Bulunduğu yer: Türkiye
İnanç: Hristiyan - Protestan
Mesajlar: 589
Question Sakramentler ( Vaftiz ve Rab'bin Sofrası )

( I )

1- ) a. Sakrament

Sakrament'in genel anlamı " sır " dır. Ancak bu sır, kimsenin bilmemesi gereken bir sır değildir. Bu sır, İsa Mesih'ten önce saklı kalmışsa da; İsa Mesih'ten sonra elçiler tarafından, tüm uluslara açıklanmıştır. Bu sır, Müjde'nin içinde bulunan Tanrı bilgisidir. Bu sır, öyle yüce ve kutsal bir sırdır ki; Tanrı, ancak biz fiziksel bedenlere sahip olan insanlara, yine fiziksel olarak anlayabileceğimiz şekilde sunmuştur. Sakramentler, fiziksel ögelere iliştirilmiş Tanrı'nın Mesih'de sunduğu vaatlerdir. Mesih'deki sevgisinin görünür hal almasıdır.

b. Lütfun anlamı

Lütuf, Tanrı'nın bir armağanıdır. Tanrı'nın lütfu herkese sunulmuştur. Ancak herkese Kurtaran lütuf sunulmamıştır. Buna göre 2 tür lütuf vardır: 1. Genel lütuf: Tanrı'nın tüm yaratılışa sunduğu bir lütuftur. Örnek; her insanın denizlerden, güneşten, yağmurdan yararlanması gibi. 2. Kurtaran lütuf: Tanrı'nın Mesih İsa aracılığıyla bize sunduğu yeniden doğuş lütfudur. Sakramentler, lütuf değildir. Lütfun sunuluş yollarıdır.

c. İşaret olan sakrament

Romalılar 4:11'de, İbrahim, daha sünnetsizken; imanla aklandığının kanıtı olarak sünnet işaretini aldı. Öyle ki, sünnetsiz oldukları halde, iman edenlerin hepsinin manevi babası olsun ve böylece onlar da aklanmış sayılsın.

Romalılar mektubundaki ayetinde de gördüğümüz gibi; İbrahim, henüz daha sünnetsiz iken imanla aklanmıştı. Ama bunun işareti, sünneti. Biliyoruz ki, işaret gerçek değildir; ancak gerçeği gösteren araçtır. İşaret olan sakrament, bizlere Tanrı'nın müjdesinin İsa'daki vaatlerinin işaretleridir.

d. Mühür olan sakrament

İsa Mesih'e iman ettiğimizde; bizler, günahlardan arınıp Tanrı'nın bize sunduğu tüm lütfa sahip oluyoruz ve mühür olan sakrament aracılığı ile de sadece bu lütfa sahip olduğumuz değil, aynı zamanda aklandığımızın mührünü de almış oluyoruz. Mühür olan sakrament, bizim için önemlidir; mühürü veren için değil !

Ester 3:12-13'de 1. ayın 13. günü kralın yazmanları çağrıldı ve Haman'ın buyruğu her ile kendi işaretleriyle ve her halka kendi diliyle yazılarak satraplara, il valilerine ve bütün halk önderlerine gönderildi. Buyruk, kral Ahaşveroş'un adını ve yüzüğünün mührünü taşıyordu.

2- ) Vaftiz ve Rab'bin Sofrasını düşündüğümüzde; bunlar, önce bizim davranışlarımız için mi, yoksa Tanrı'nın davranışları için mi önemlidir ?

Yanıt, davranışlarımız için önemlidir. Çünkü bizler, lütfu anlayabilmemiz için fiziksel olaylara gereksinimiz vardır. Tanrı, bize sakramentler aracılığıyla lütfunu anlatmıştır. Tanrı, her şeyi anlamaya ve bilmeye yeterlidir. Ancak bizler, ruhsal olan olayları anlayamayız. Matta 28:1-4'de, Mesih'i gören askerlerin ölü gibi bayılmaları, Yeşaya'nın Tanrı'yı gördüm diye bas bas bağırıp " ben öldüm " artık derecesine kadar sızlanmasını anımsıyoruz. Lütufla Tanrı, bizlere gelmektedir. Buna göre Tanrı'yı hiçkimse görüp yaşayamayacağından dolayı Tanrı'nın, bize gelmesi fiziksel sakramentler aracılığı ile olmaktadır. Sonuç olark; vaftiz ve Rab'bin Sofrası, tanrı'nın davranışları için değil; bizim davranışlarımız için önemlidir.


Yazan: Orhan Pıçaklar

Rab'bin sevgi ve ışığının sarmalında kalınız.

Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 12-Ağustos-2009, 20:44
Faruk Çelebi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Faruk Çelebi Faruk Çelebi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kayıtlı Üye
 
Üyelik tarihi: 01-Ağustos-2009
Bulunduğu yer: Türkiye
İnanç: Hristiyan - Protestan
Mesajlar: 589
Standart

3- ) Luther, şüpheye düşünce ya da şeytan suçladığında, yüksek sesle " ben vaftiz edildim " diye bağırıyordu. Bunu neden yaptı ? Vaftizinde nasıl bir önem gördü ?

Luther, öyle bağırarak imanına tanıklık etmiyordu. Luther, vaftizin doğasını anladığı için, içinde bulunduğu zor zamanlarda vaftiz olduğu ana geri dönendi ve Tanrı'nın vaftiz sırasında ona geldiğini hatırlıyordu. Luther'in bu yaklaşımında, Tanrı, bir vaat veriyordu. Bu vaadi de, su vesilesiyle yani fiziksel olan suyu kullanarak yapıyordu ve vaadini onaylıyordu. Luther, Tanrı'nın vaadini hatırlıyordu. Tanrı'nın kendisinin üzerine mührü olduğunu anımsıyordu. Vaaadin, kendisine fiziksel olarak açıklanması ile vaftiz olan kişi, Tanrı'nın mühürünü üzerinde taşımaktadır.

4- ) Hristiyan vaftizinin önemi nedir ?

Hristiyan inancındaki 2 sakramentten biri de, vaftizdir. Vaftiz, sadece bir tören değildir; EMİR'dir. İsa Mesih'in emri, Mat. 28:19: Bu nedenle gidin, bütün ulusları öğrencilerim olarak yetiştirin. Onlara Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'un adıyla vaftiz edin. Vaftiz, günahın suçluluğunu üzerimizden Mesih'in kanı sayesinde kaldırılması anlamındadır. Vaftiz, İsa Mesih ile birleşmek anlamındadır. Mesih İsa ile birlikteliktir.

5- ) Rab sofrasının önemi nedir ?

Rab'bin sofrasının önemi, öncelikle bir paydaşlıktır. Tanrı ile Rab'bimiz Mesih İsa ile paydaşlıktır. Bu paydaşlık, yaratılıştaki ilk insan olan Adem'le tanrı'nın paydaşlığı gibidir.. Hatırlarsak Tanrı, Adem'e, Yaratılış 2:16'da, "............ istediğin gibi ye...." diyor. Al ye, diyor. Bu, bir paydaşlıktır. Tanrı'nın Adem'e yaşayabilmesi için vermiş olduğu bir armağandır. Rab'bin Sofrası'nda, bizim için Mesih İsa ile paydaşlıktır. Mesih'de bizim yaşayabilmemiz için bunları bize sundu: "..... alın yiyin ' dedi " " Hepiniz bundan için, dedi. ( Mat. 26:26, 27 )


1. Kor. 15:45: Nitekim şöyle yazılmıştır: " İlk insan Adem yaşayan can oldu. " Son Adem ise yaşam veren bir ruh oldu. Önce ruhsal olan değil, doğal olan geldi. Ruhsal olan sonra geldi. İlk adam yerden, yani topraktandır. İkinci olan göktendir. Topraktan olan adam nasılsa, topraktan olanlar da öyledir. Göksel olan nasılsa, göksel olanlar da öyledir.Bizler topraktan olana nasıl benzer idiysek, göksel olana da benzeyeceğiz.

Tanrı, ilk topraktan yaratılan Adem'e dünyasal gıdasını verdi: " Ye " dedi. Mesih İsa da, bizlere ruhsal gıda'sını verdi: " Ye " dedi.

6- ) Kutsal Kitap, sadece bir şekil olarak mı su vaftizini öneriyor ? Kutsal
Yazılar, bu konuyla ilgili ne söylemektedir ?

Bu konu, aslında önemli değildir. Önemli olan, neye ve kime vaftiz olduğumuzdur. Ancak yine de bu konuya baktığımızda; bir şekil vaftiz olmadığının Kutsal Kitap'tan öğrenebiliyoruz. Buna en güzel örnek de: " Gidin vaftiz edin " Mat. 28:19'da Yeni Antlaşma Elçilerinin İşleri bölümünde 19:15, 16:33; 8:13'de göreceğimiz ayetlerdeki gibi 10 olayda da kişilerin nasıl vaftiz edildiği konusunda net bir bilgi verilmemektedir. Ancak Elç. İş. 8'de Filipus'un vaftiz etmesi olayında; " Filpus'la hadım birlikte suya girdiler............ sudan çıktıkları zaman.. " bu şekildeki ayetlere baktığımızda; suya gömme yönteminin tek yol veya yön gösterici olduğu görüşü çıkmaktadır. Yine de bu ayete baktığımızda; gömerek yapılması konusunda net bir emir göremiyoruz. Ayrıca batırma olayından ziyade; suya girip çıkmaktan bahsedilmektedir. Elçilerin İşleri'nde 3 bin kişinin aynı günde vaftiz olduğu söylenmektedir. Çevrede çok büyük ve derin sular olmadığı düşünülürse; yine net bir şekilde girip çıkma şeklinde vaftiz oldukları görünmektedir.

Eski Antlaşma'da
ise, vaftiz, farklı anlamlar ifade etmektedir. 2. Krallar 5:14. Bu ayete göre batırsa anlamında görülse bile; banıp çıkmak gibi yani daldırıp çıkarmak gibi bir anlam da görüyoruz. Yine Eski Antlaşma'da kanın, yağın serpilmesi ile kutsanma, aklanma yapıldığını görüyoruz. Kanın ya da yağın serpilmesi gibi. Levililer 14:6 ve 51'de cüzamlının temizlenmesi için bir kuşun kanı akıtılmış diğer bir kuşun kanına hemen dokundurulması görülmektedir. Ayrıca Levililer'de yağın serpilmesini de görmekteyiz.

İbr. 9:13; Murdar olanların bedensel temizliği için üzerlerine serpilen düvenin killleri ve erkeçlerle boğaların kanı onları kutsal kılıyor.

İbr. 9:21;.... üzerine kan serpti.


Vaftiz, günahın suçluluğunu üzerimizden Mesih'in kanı sayesinde kaldırılması konusunu da sembolize etmekte ve mühür oluşmaktadır. Yeni Antlaşma'da Mesih İsa'nın kanının bu rolünü ifade için kanın serpilmesi tabiri, mecaz anlamda kullanılmaktadır. Bu nedenle vaftizde suyun serpilmesi de oldukça Kelami bir ifadedir.

Kutsal Kitap'da, vaftiz sözcüğü farklı yerlerde, batma, batırılma, içine girme, serpme gibi anlamlarda da olsa; bütün Kutsal Kitap'da, mecaz ya da uygulamalarda değişik şekilde ve tarzlarda karşımıza çıkmaktadır. ( OP )

Rab'bin sevgi ve ışığının sarmalında kalınız.

Sevmek için yaşa. Yaşamak için sev. ( Any CARMICHAEL )

Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 14-Ağustos-2009, 18:45
Faruk Çelebi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Faruk Çelebi Faruk Çelebi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kayıtlı Üye
 
Üyelik tarihi: 01-Ağustos-2009
Bulunduğu yer: Türkiye
İnanç: Hristiyan - Protestan
Mesajlar: 589
Standart

7- ) a. Bebekler imanı alamaz.

Bebekler imanı alamazlar, evet. Ancak bu imanı almak, insanın kendisinin iyi bir insan olduğu için iyi ve doğru olan İsa'ya iman etmiyor ki zaten. İman, lütufla verilen bir şeydir. Eğer bebekler de, bu lütfa sahiplerse, imanı almışlardır demektir.

b. Kutsal Kitap'da bebek vaftizi ile ilgili bir bölüm gösteremezsiniz.

Öncelikle Kutsal Kitap'da bebeklerin vaftiz olmaması ile ilgili de ayet yoktur.Ancak bebeklerin vaftiz olmaları veya olduklarına dair birçok ayet mevcuttur.

Seninle ve soyunla yaptığım antlaşmanın koşulu şu: Aranızdaki erkeklerin hepsi sünnet edilecek. Sünnet olmalısınız. Sünnet aramızdaki antlaşmanın belirtisi olacak. Evinizde doğmuş ya da soyunuzdan olmayan bir yabancıdan satın alınmış köleler dahil sekiz günlük her erkek çocuk sünnet edilecek. Gelecek kuşaklarınız boyunca sürecek bu. ( Yar. 17:10-12 )

Biliyoruz ki Eski Antlaşma'daki sünnet, Yeni Antlaşma'daki vaftizi simgelemektedir. Buna göre Tanrı'nın emri nerede değişti yani bu hükmünü nerede kaldırdı ?

Evinizde doğan ya da satın aldığınız her çocuk kesinlikle sünnet edilecek. Bedeninizdeki bu belirti sonsuza dek sürecek antlaşmanın simgesi olacak. Sünnet edilmemiş her erkek halkımın arasından atılacak, çünkü antlaşmamı bozmuş demektir. ( Yar. 17:13-14 )

Elç. İş. 7:8; Sonra Tanrı onunla, sünnete dayalı antlaşmayı yaptı. Böylelikle İbrahim, İshak'ın babası oldu ve onu sekiz günlükken sünnet etti. Ve İshak Yakup'un, Yakup da on iki büyük atamızın babası oldu.

( Mısır'dan Çıkış 6:12, 30 - Levililer 19:23; 26:41 - Yasanın Tekrarı10:16, 30:6 - Yeremya 4:4, 6, 10, 25 )

Elç. İş. 2:38-39; Petrus onlara şu karşılığı verdi: " Tövbe edin, her biriniz İsa Mesih'in adıyla vaftiz olsun. Böylece günahlarınız bağışlanacak ve Kutsal Ruh armağanı alacaksınız. Bu vaat size çocuklarınıza ve uzakta olanların hepsine, Tanrımız olan Rab'bin kendine çağıracağı herkese yöneliktir. "

Kutsal Kitap'da bebek vaftizi ile ilgili bölümler fazlası ile mevcuttur.


c. Bebeğin yeniden doğup seçildiğini bilemeyiz.

Sadece bebeklerin değil hiçbir insanın seçilmiş olduğunu bilemeyiz, ama bu bilememek onun seçilmemiş olduğu anlamına gelir mi ? Ya o bebek seçilmiş ise. Bebeklikten başlayarak onun kutsallaşma yolunda gerçek bir Mesih inanlısı olarak yetişebilmesi için biz elimizden geleni yapmalıyız.


d. Vaftiz olan bebekler, yetişkin olduklarında kiliseyi ve imanı bırakırlar.

Evet, vaftiz olan bebekler, büyüdüklerinde kiliseyi ve imanı bırakabilirler. Ancak buna iki türlü cevap verebiliriz: 1. Eğer bebek seçilmiş ise kiliseden ve imandan düşse bile bu düşüş ebedi olmayacaktır. Tanrı'nın lütfu ile almış olduğu yürek onu tekrar imana getirecektir. Ancak vaftiz olan bebek, seçilmemiş ise vaftiz olmuş olsa bile kurtuluşu alamaz. Buna göre kiliseyi ve imanı bırakabilir. Ancak yine de vaftiz yapmak bana göre doğrudur. Çünkü vaftiz olmakla sonuçta iyi olan ve her şeye gücü yeten İsa Mesih'e vaftiz edilmiştir. Buna göre vaftiz olmayan insanlardan veya İsa Mesih'i hiç tanımayan insanlardan daha ayrıcaklı olmuştur. ( O. P. )


Rab'bin sevgi ve ışığının sarmalında kalınız.

Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 21-Ağustos-2009, 16:19
Faruk Çelebi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Faruk Çelebi Faruk Çelebi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kayıtlı Üye
 
Üyelik tarihi: 01-Ağustos-2009
Bulunduğu yer: Türkiye
İnanç: Hristiyan - Protestan
Mesajlar: 589
Standart

8- ) Bebek vaftizi için Kutsal Yazılar'dan olumlu bir durum

En olumlu durum göğü ve yeri yaratan Tanrı'nın bereketleri ve bu bereketlere sahip olmasıdır. Evinizde doğan ya da satın aldığınız her çocuk kesinlikle sünnet edilecek. Bedeninizdeki bu belirti sonsuza dek sürecek antlaşmanın simgesi olacak. Sünnet edilmemiş bir erkek halkının arasından atılacak., çünkü antlaşmamı bozmuş demektir. ( Yar. 17:13-14 )

Tanrı, antlaşma olarak sünneti yani vaftiizi söylüyor ve bunu yapanlarla bir antlaşma yaptığını söylüyor.

Yar. 17:7; Şimdi sözümü dikkatle dinler, antlaşmama uyarsanız, bütün uluslar içinde öz halkım olursunuz. Çünkü yeryüzünün tümü benimdir. ( Çık. 19:5 )


Tanrı'nın öz halkı olmak kadar olumlu daha ne olabilir ki ?

9- ) Müjde ile sakramentler arasındaki bağlantı nedir ?

Müjde ve sakramentin ikisini de bize sunan Tanrı2dır. Bizler, sadece buna pasif olarak sahip olmuşuzdur. Eğer Müjde, şaraptan ekmekten, sudan ( vaftiz ) bahsetmeseydi bunların bir önemi ve anlamı olmazdı. Dolayısı ile şarap, sadece şarap ekmek ise karnımızı doyurmak için bir nesne olurdu. İkisi de ancak imanla alınır. Biri işaret ( sakrament ) diğeri işaret edilendir. ( Müjde, lütuf ) Her ikisi de bizim için sunulmuştur. Müjde, tanrı'nın sözü ( mektubu diye düşünebiliriz ) sakrament ise mühürüdür.

10- ) Rab sofrasında, Kutsal Ruh'un rolü nedir ?

Bu konuda farklı inançlar vardır. Örnek: Katolikler, Rab'bin Sofrası'nı halka verirken o anda ekmek ve şarabın İsa Mesih'in beden ve kanına dönüştüğünü savunmaktadırlar. Evangelicaller ise, ekmek ve şarabın sadece simgesel olduğunu söylemektedirler. Ancak İsa Mesih'in varlığı ne Katoliklerin söylediği gibi gerçekten fiziksel olarak bulunmaktadır ne de Evagelicallerin söylediği gibi hatırlatmak yani simgesel anlamda kullanılmıştır. İsa Mesih, bu şarap ve ekmek aracılığı ve Kutsal Ruh'un işi aracılığı ile bize gösteriliyor.

Rab'bin sofrasında, Rabbimizin çarmığa gerilişini, dirilişini ve göğe yükselişini kutluyoruz. Mesih'in tümü tam olarak hem beden almış insan halinde hem de insan olarak Rab'bin sofrasını kutladığımız anda bizimle birliktedir. Bu da Kutsal Ruh'un gücüyle O'nunla paydaşlıkta bulunuyoruz.

İsa Mesih'in kanı aşağıya gelmiyor. Biz, Kutsal Ruh aracılığıyla O'na kaldırılıyoruz.

Biliyoruz ki İsa Mesih, göklerde ve Baba'nın yanında sağında oturmaktadır. Ancak bizlere Rab'bin Sofrası'nı sunan İsa Mesih'tir. Peki İsa Mesih, göklerde ise, nasıl bize bunu sunmaktadır ? Bunun yanıtı da, Kutsal Ruh'dur. Bizleri İsa Mesih'le birleştiren Kutsal Ruh'dur. Ancak Kutsal Ruh'un gücü aracılığıyla Rab, bizim aramızda olur.

Rab'bin sevgi ve ışığının sarmalında kalınız.

Yüreğiniz sıkılmasın. Tanrı'ya iman edin, bana da iman edin. ( Yu. 14:1 )
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 26-Ağustos-2009, 13:17
Faruk Çelebi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Faruk Çelebi Faruk Çelebi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kayıtlı Üye
 
Üyelik tarihi: 01-Ağustos-2009
Bulunduğu yer: Türkiye
İnanç: Hristiyan - Protestan
Mesajlar: 589
Standart

11- ) Rab sofrasını ne kadar sıklıkta almalıyız ? Neden ?

Bazı kiliseler, her hafta. Bazıları, her ay. Bazıları, yılda bir Rab'bin Sofrası'nı kutlamaktadır.Bu soruya yanıt, Rab'bin Sofrası'nın ne anlama geldiğini bilmekle bağlantılıdır. Rab'bin Sofrası, Mesih İsa'nın bizler için yaptığını anmak ve Mesih İsa ile paydaşlıktır. Elç. İş. 2:42-47'ye baktığımızda; insanların, kendilerini paydaşlığa, duaya ve aynı zamanda ekmek bölmeye vermişlerdi. yani belli günlerde, belli haftalarda veya belli aylarda değil. Bu sofrayı bize sunan İsa Mesih'tir: " Alın, bu benim bedenimdir " Bize lütfunu sunan Mesih'in bu paydaşlığını sık sık yapmalıyız. Özellikle kilise üyelerinin durumuna bağlı olarak her hafta yapılabilir.

12- ) Tanrı, neden fiziksel şeyleri müjdeyi bize anlatmak için kullanmıştır ? Müjde, ruhsal bir gerçek değil midir ? Sakramentler aracılığıyla ilişkilenen yaratılış ve müjdenin vaatlerinin bağlantısı nedir ?

Tanrı'nın fiziksel şeyleri kullanmasının sebebi, bizlerin ruhlarımız olduğu kadar bedenleri de olan varlıklarız. Dolayısı ile fiziksel bir doğaya sahip olmamızdır. Bu nedenle bu fiziksel sakramentlerin, ögelerin kullanılması, sahip olduğumuz fiziksel doğa ile uyum içinde çalışmasındandır. Tanrı, bu lütfun sunuluş yolunu kabul edeceğimiz şekilde sunmaktadır. Matta 28:1-4'de dirilmiş olan Mesih'le karşılaştıklarında korkudan ölü gibi yere yığılmaları. Yeşaya 6:1-5'de tapınakta Tanrı'nın görkemi ile karşılaşan Yeşaya peygamberin, " ben öldüm " diye bağırması. Çünkü Tanrı ile karşılaşmanın gücüne dayanamıyor. Mısır'dan Çıkış 33. bölümde ise Musa, Tanrı'nın çok görmek istemesine rağmen, O'na bakamamıştı. Belki de kaba tabirle Tanrı, bir adaptör olarak sakramentleri kullanıyor diyebiliriz.

Müjde, ruhsal bir gerçektir. Ancak fiziksel olanı ruhsal olanla uygun bir biçimde ilişkilendirmezsek sakramenti anlamakta zorlanabiliriz. Müjde ve sakramentin kaynakları, aynıdır. Müjde'nin merkezi, İsa Mesih'tir. Sakramentin de aynıdır.

13- ) Ortaçağ kilisesi, vaftizden sonra oluşan günahlar için ayrı bir kefaret sakramenti geliştirmiştir. Fakat reform geleneğinde, eğer bir kefaret sakramenti varsa; bu vaftizdir. Bununla ne demek istiyoruz ?

Bu konuya bakma için, önce Rom. 6:3-7'ye bakalım:

Mesih İsa'ya vaftiz edildiğimizde, hepimizin O'nun ölümüne vaftiz edildiğimizi bilmez misiniz ? Baba'nın yüceliği sayesinde Mesih nasıl ölümden dirildiyse, biz de yeni yaşam sürmek üzere vaftiz yoluyla O'nunla birlikte ölüme gömüldük. Eğer O'nunkine benzer bir ölümle O'nunla birleştiysek, O'nunkine benzer bir dirilişte de O'nunla birleşeceğiz. Artık günaha kölelik etmeyelim diye, günahlı varlığımızın ortadan kaldırılması için eski yaratılışımızın Mesih'le birlikte çarmıha gerildiğini biliriz. Çünkü ölmüş kişi günahtan özgür kılınmıştır.

Ölü bir insan, artık günah işleyemez. Bizler, Mesih İsa'da vaftizimizle öldük ve dirildik. Buna göre bizler, günahlardan özgür kılındık. Bunu demekle, artık günah işlemeyeceğiz değil. Ancak Ortaçağ kilsesi, vaftiz olan bir insan için daha sonraki yaşamlarında, işledikleri günah için " Günah Çıkarma " işlemi uygulamakta ve buna da sakrament olarak bakmakta idiler. Çünkü onlara göre, günahla kaybolan vaftiz, lütfu ortadan kaldırıyor. Yeniden lütfu almak için de, başka ve yeni bir sakramenti uyguluyorlardı. Buna göre Tanrı'nın, bize verdiği vaftiz lütfunun pek de güvenilir ve kalıcı bir lütuf olmadığını düşünüyorlardı. Ancak Reform geleneğinde, buna gerek yoktur. Çünkü Tanrı, zaten vaftizle bizleri günahtan özgür kılmıştır ve bu konuda vaftizle simgesel olarak bileri mühürlemiştir. Çünkü vaftizde, simgelenen olay budur. İsa Mesih'le çarmıhta eski benliğimizde öldük. İsa'nın şanlı dirilişiyle de birleştik. Buna göre hangi günah, bizleri bu kurtuluştan alabilir ? Hangi günah, bizlerin üzerindeki Tanrı mührünü silip yeni bir mühüre ihtiyaç duyurabilir ki ? Kutsal Kitap'ın dediği gibi; " Mesih'le birlikte çarmıha gerildiğini biliriz. Çünkü ölmüş olan, günahtan özgür kılınmıştır. " Kefaret olan vaftiz, bizim geçmiş ve gelecek olan günahlarımız için yeterlidir. Tanrı tarafından seçilmiş bir insan, asla kalıcı olarak imandan düşemez. Ancak zaman zaman geçici olarak düşebiliriz. Bu durmlarda da hep vaftizimizi anımsamalıyız ve Tanrı'nın, bizlerin tüm suçunu bağışladığını anmalıyız.

14- ) 1. Kor. 11. bölümde, her ekmeği yediğimizde ve kaseden her içtiğimizde; rab'bin ölümünü gelene kadar ilan etmiş olursunuz. " gelene kadar " tümcesini düşününce, Rab Sofrası'nın eskatolojik önemi nedir ? Bize geleceği nasıl gösterir ?

" Geleceğe kadar " terimi bitti, bitirdik anlamında değildir. Burada, anlamamız gereken geleceğe dorudur. Geriye bakacağız. Ancak sadece geriye değil, ileriye de bakmalıyız ki o zaman umudumuz olsun. Bu eskatolojik bakış, peygamberliklerden gelmektedir. Yşa. 25:6-8 ayetlerine baktığımızda; Yeşaya peygamber, ileriye bakıyor ve tüm yaratılışta herkes için bir şölen bir ziyafet olduğunu söylüyor. Bu, peygamberlikle ilgili bir beklentidir. Tarihsel gerçekleşme içinde, Vahiy bölümüne baktığımızda; Vahiy 19:1-9'a -burada- Tanrı'nın tarihteki işi tamamlanmış. Dünyanın tarihinde gereken amaçlar gerçekleşmiş, kuzunun düğün ziyafetinin başlamış olduğunu görmekteyiz. Bunun anlamı, vahiyde anlatıldığı gibi, Kuzu'nun düğün ziyafetinden önce bir zevk ve bekliyor oluşumuzdur. tanrı'nın amacı, asla günahla dolu bir dünya değildi. tanrı'nın isteği, bu düğün yemeğiydi ve biz, bunun gerçekleşmesini bekliyoruz.

Rab'bin sevgi ve ışığının sarmalında kalınız.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bu Yazıyı Diğer Sitelerde Paylaş

Seçenekler

Hizli Erisim


Mesaj Panosu Saati: 19:10.
Tema: Hristiyan.gen.tr | Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.