|
|
|
#6
|
||||
|
||||
|
- Rab'bin Sofrası, kaç türdür ?
İki tür sofrası vardır: 1- Ruhsal 2- Maddesel İman, Tanrı sözlerini , ruhsal durumu içerir. İmanlının ekmeği ( ruhsal ), Tanrı'nın sözleridir. Hayat veren ruhtur, beden hiç işe yaramaz; size söylemiş olduğum sözler, ruhtur ve hayattır. ( Yu. 6:63 ) Ekmek kırmakla belirtilen Rab'bin Sofraları'na dikkat edilirse; bunlar gayet basit, normal ve sade bir biçimde yapılan Rab'bin kurbanını, kurtarışını, sevgisini ve inayetini anımsatan nitelikte sofralardır. Tanrı Ruh'dur ve O'na tapanların Ruh'ta ve gerçekte tapınmaları gerekir ( Madde veya madde ile değil ). Çünkü Tanrı kendine böyle tapınanları arar. ( Yu. 4:24 ) Yeniden doğmak, ikinci kez anne rahminde mi ? İsa ona şu karşılığı verdi: " Sana doğrusunu söyleyeyim, bir kimse yeniden (Yukarıdan ) doğmadıkça Tanrı'nın Egemenliği'ni göremez. " Nikodim, " Yaşlanmış bir adam nasıl doğabilir ? Annesinin rahmine ikinci kez girip doğabilir mi ? " diye sordu. İsa şöyle yanıt verdi: " Sana doğrusunu söyleyeyim, bir kimse sudan ve Ruh'tan doğmadıkça Tanrı'nınEgemenliği'ne giremez. Bedenden doğan bedendir. Ruh'tan doğan ruhtur. ( Yu. 3:3-6 ) Yeniden doğmak için 3 basit adım gerekir: a. Dönmek; Nedir ? - Tövbe etmektir. Nereden ? - Kendi yolumuzda yürürsek; sevinç ve huzur elde edemeyeceğiz. Sonunda mutlak helak olacağız. Dar kapıdan girin. Çünkü yıkıma götüren kapı geniş ve yol enlidir. Bu kapıdan girenler çoktur. Oysa yaşama götüren kapı dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır. ( Mat. 7:13-14 ) Rab'bin öğretişlerini sadakatle izleyenler, bol yaşam bulurlar. Diğer yanda zevk ve sefa'nın olduğu geniş kapı vardır. bu tür yaşamın sonu, yıkımdır, felakettir. Eğer amaç, yaşamamak ise, geniş yolda yol alınır. İsa, kendisini izlemenin iman, disiplin ve sabır gerektirdiğini ifade ediyor. Bu yaşam, zor olabilir ki; yaşamaya değer tek yaşamdır. Eğer kolay ylu seçerseniz; çok arkadaşlarınız olacak. Ama Tanrı'nın sizin için olan mükemmel planını kaçıracaksınız. b. İman etmek; İsa Mesih'in ölümünün ve dirilişinin yararını kendimiz için almak demektir. Yahya ertesi gün İsa'nın kendisine doğru geldiğini görünce şöyle dedi: " İşte, dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı Kuzusu ! " ( Yu. 1:29 ) Kuzu, Yahudiler arasında kurban edilen bir hayvandı. tanrı, seçilmiş halkına kuzuyu öldürmelerini ve kanını kurban olarak serpmelerini öğretmişti. Günahların bağışlanabilmesi için kuzu, günahkarın yerine geçerek öldürüldü ve kanı akıtıldı. Bununla birlikte - Eski Antlaşma döneminde - kurban edilen kuzuların kanı, günahı kaldırmadı. Tanrı'yı seven Yahudiler, Kuzu'nun gelişini yıllarca beklemişlerdi. İsa'nın dünyanın günahını taşıdığını söylerken Yahya, herkesin günahının bağışlanacağını ifade etmedi. Mesih'in ölümü, bütün dünyanın günahını ödeyecek kadar değerliydi. Ama sadece Rab İsa'yı Kurtarıcı olarak kabul edecek olan günahkarların bağışlanacağı yolunda bir açıklamaydı. İsa'nın Rab olduğunu ağzınla açıkca söyler ve Tanrı'nın O'nu ölümden dirilttiğine yürekten iman edersen, kurtulacaksın. Çünkü insan yürekten iman ederek aklanır, imanını ağzıyla açıklayarak kurtulur. Kutsal Yazı, " O'na iman eden utandırılmayacak " diyor. Çünkü Yahudi Grek ayırımı yoktur, aynı Rab hepsinin Rabbi'dir. Kendisine yakaranların tümüne eli açıktır. Rab'be yakaran ( Rab'bin adını çağıran ) herkes kurtulacak. ( Rom. 10:9-13 ) Eğer buna hazırsak, şöyle dua etmeliyiz: " Sen, benim için öldün İsa Mesih. Ben, kendi yolumdan bıktım. Bütün işlediğim günahları affet. Ben, Sana ait olmak istiyorum. Senin yolunda bulunmak istiyorum. Senin çocuğun olmak istiyorum. " Böylece Mesih İsa'ya ait olanlara artık hiçbir mahkümiyet yoktur. ( Rom. 8:1 ) İsa'nın, Eski Antlaşma'daki Rab ( Yahve ) olduğu kabul edilmelidir. İkincisi, kapsadığı her şeyle O'nun diriliş gerçeği kabul edilmelidir. Tanrı, İsa'yı - insanların kurtuluşu için gerekli olan işin tamamlandığını ve Tanrı'nın O'nu dirilttiği - tanımaya inanmak demek, zihin, duygu ve irade gücüyle inanmak demektir. c. Ruhtan doğmak; Petrus onlara şu karşılığı verdi: " Tövbe edin, her biriniz İsa Mesih'in adıyla vaftiz olsun. Böylece günahlarınız bağışlanacak ve Kutsal Ruh armağanını alacaksınız. ( Elç. İş. 2:38 ) İlk baktığımızda; bu ayet, kurtuluşun vaftizle olduğunu öğretiyor gibi. Ama eksik bir şeyler var. Ne gibi ? Şöyle: Kurtuluş, İsa'ya imanladır ( Yu. 1:12; 3:16; 6:47; elç. 16:31; Rom. 10:9 ). İkincisi, Luka 23:43. Çok dikkatli olmamız gereken bir şey var: Elç İş. 22:16'da, günahların bağışlanması için vaftiz olmaları gerektiği sadece ve sadece Yahudiler'e söyleniyor.Ama Elç. İş. 10'da başlayan sıralama şöyle: İman - Kutsal Ruh'u alma - suyla vaftiz olma. Bu, bugün herkes için gerekli bir uygulama. Sadece Yahudiler için değil, bütün uluslardaki kişiler için. Tanrı'nın Ruh'u, bizde yerleşince ki; o zaman Ruh'tan ( yeniden ) doğduk.Şimdi Tanrı'nın yaşamı, bizde. Bu nedenle artık O'nun çocuklarından biriyiz. Rab'bin sevgi ve ışığının sarmalında kalınız. |
|
#7
|
||||
|
||||
|
Ruhtan doğmakla ilgili bazı ayetlere bir bakalım:
Çünkü sizi yeniden korkuya sürekleyecek kölelik ruhunu almadınız, oğulluk ruhunu aldınız. Bu ruhla, " Abba, Baba ! " diye sesleniriz. Ruh'un kendisi, bizim ruhumuzla birlikte, Tanrı'nın çocukları olduğumuza tanıklık eder. Eğer Tanrı'nın çocuklarıysak, aynı zamanda mirasçıyız. Mesih'le birlikte yüceltilmek üzere Mesih'le birlikte acı çekiyorsak, Tanrı'nın mirasçılarıyız, Mesih'le ortak mirasçılarız. Yasa'nın altında yaşayanlar, rüştünü ispat etmemiş çocuklar gibidirler. Bir kimse, yeniden doğduğunda, kölelik konumunda doğmaz. Tanrı'nın ev halkına köle gibi sokulmaz. Aksine oğulluk ruhunu alır ve Tanrı'nın ailesne yetişkin bir oğul gibi girer. " Abba " , çeviride tam anlamını bulamayan Aramice bir sözcüktür. " Baba " ifadesinin daha samimi bir şeklidir. Yeni doğmuş bir imanlının içinde, Tanrı'nın oğlu olduğuna dair ruhsal bir iç güdü vardır. Kutsal Ruh da, ona böyle olduğunu söyler. İmanlı, Kurtarıcı'ya iman etmiş olduğundan; Kutsal Kitap okurken; ona şimdi Tanrı'nın bir çocuğu olduğu gerçeğini doğrular. Tanrı'nın bütün çocukları, O'nun mirasçılarıdır. Burada - söylenmek istenen şey - Baba'nın sahip olduğu her şey, bizimdir. İsa'yı Rab ve Kurtarıcı olarak kabul eden herkes, dünyanın tüm utancı ve iftirasıyla birlikte düşmanlığa hedef olarak görülür. Benliğin işleri bellidir. Bunlar fuhuş, pislik, sefahat, putperestlik, büyücülük, düşmanlık, çekişme, kıskançlık, öfke, bencil tutkular, ayrılıklar, bölünmeler, çekememezlik, sarhoşluk, çılgın eğlenceler ve benzeri şeylerdir. Sizi daha önce uyardığım gibi yine uyarıyorum, böyle davrananlar Tanrı Egemenliği'ni miras alamayacaklar. Ruh'un ürünüyse sevgi, sevinç, esenlik, sabır, şefkat, iyilik, bağlılık, yumuşak huyluluk ve özdenetimdir. Bu tür nitelikleri yasaklayan yasa yoktur. ( Gal. 5:19-23 ) Yasa, benlik enerjisine seslenmemektedir. Düşmüş insan doğası, benliğin işlerine açıktır. Zina, evlilik ilişkisindeki sadakatsizliktir. Cinsel ahlaksızlık, evli olmayan kişiler arasındaki yasal olmayan cinsel ilişkidir.Pislik, kötü ahlak, şehvet duygularıdır. Putperestlik, yalnızca puta tapma değil; cinlere tapmayı kapsayan ahlaksızlığı teşvik eder vb... Pavlus, kiliseler bu şekilde yazmayı neden uygun görmüştü ? Bunun nedeni, kurtulduklarını söyleyen herkesin, Tanrı'nın gerçek çocukları olmadıklarıdır. Kutsal Ruh, böylece, Yeni Antlaşma boyunca sık sık Mesih'in adını kabul edenlere harika ruhsal gerçeklerle birlikte en ciddi uyarıları sunar. Pavlus'un, benliğin işleri ile Ruh'un ürünleri arasında ayrım yapması anlamlıdır. Kutsal Ruh'un verdiği ürün, Mesih benzerliğidir. Tanrı, neyse; sevgi de odur. esenlik, Tanrı'nın esenliği kadar imanlılar arasındaki uyumlu ilişkileri de kapsayabilir. Özdenetim, sözcük anlamıyla - özellikle - cinsellik konusunda kendini tutmaktır. Yaşamlarımız terbiye edilmelidir. Şehvet, tutkular, iştahlar ve huylarımız yönetilmelidir. Tanrı'nın hoşuna giden, başkalarına yararlı olan ve kendimiz için de iyi olan şeylerdir. Bu ürün nasıl verilir ? Tabi ki; insanın çabasıyla olamaz. İnanlı, Rab ile yakın bir paydaşlıkta kaldıkça verilir. Kurtarıcı'yı izledikçe; Kutsal Ruh, harika bir mucize yapar ve bizleri Mesih'in benzeri haline getirir. Rab'bin sevgi ve ışığının sarmalında kalınız. ![]() Yüreğiniz sıkılmasın. Tanrı'ya iman edin, bana da iman edin. ( Yu. 14:1 ) |
|
#8
|
||||
|
||||
|
Burada bir parantez açarak; M. GÜNAY'ın (1) söylemine bakalım:
Şimdi de Protetan kilise tarihine bakalım. Aramyan matbaası, 1872 baskısı sayfa 77-89-91. "..... vaftiz olunacak kişi önceden özel bir eğitimle hazırlanırdı... Resullerinin ikrarnemesi denilen bir ikrarı ezber edip bunu vaftiz olmadan önce söylemeliydi. Bundn başka ' şeytan ve onun krallığı ile ilgili meleklerini terk etmek ' ahitnamesini de söylemek gerekirdi... Üçüncü yüzyılın sonlarına doğru ocuk vaftizi yaygın olmuştu. Buna rağmen çocuk vaftizi doğu kiliselerinde önemsenmiş değildi.... Resullerin elleriyle çocukların vaftiz edildiklerine dair şimdiye dek elimizde belirgin bir kanıt yoktur... Üçüncü yüzyıldan beri bazı kiliseler tarafından çocuk vaftizi edilmesine rağmen; küçük bir mezhep çocuk vaftizini kabul etmezdi... kilise babalarından Origenes ve Kiprianos çocuk vaftizine riayet etti ise de, diğer kilise babalarından olan Tertulianos çocuk vaftizine riayet etmedi... Çocuk vaftizi taraftarı olan Origenes daha sonraları İsa'nın kişiliği ve üçlülük hakkında üç ayrı görüşe ve sapıklığa düşmüştür... " Bu açıklamalardan şunları öğreniyoruz: 1- 3. YY'ın sonlarına doğru her ne kadar çocuk vaftizi yaygınlaşmış ise de; bu konuda İncil'in gerçeklerinden sapmayan küçük ama sadık bir " bakiye " hala vardı. Bular, çocuk vaftizini yapmıyorlardı. 2- Dönemin kilise babaları arasında bile bu konuda görüş ayrılıkları çıkmış bulunuyor. Tertulianos çocuk vaftizini benimsemiyor. Origenes ise benimsiyor. Ama sonra Origenes başka konularda da sapıklığa düşüyor. Tertulianos'la aynı fikirde olmayan Origenes'in vaftiz konusunda da yanılgıya düşmediğini nereden bilelim ? ( İncil'den pekala bilebiliriz. ) İsa'nın kişiliği ve üçlük hakkında sapıklığa düşen Origenes'in; daha önce Tertulianos'la aynı fikirde olmaması, vaftiz konusunda da yanılgıya düştüğüne dair ihtimali kuvvetlendiriyor. Yan tutmayan gerçekci bir kilise tarihini okursak, Tanrı, resullerinin uygulamaları ve İncil'in öğretişlerinden sapmayan gerçek bir kilise bakiyesinin daima her dönemde var olmasını sağladığını öğreniyoruz. Ufak bir kilise bakiyesi olsa, her dönemde bebek vaftizini onaylamayan kiise toplulukları daima varolmuşlardır. Bihassa Kutsal Kitap matbaada basılarak din adamlarının parselemesinden kurtulup halkın eline geçmesi sağlandıktan sonra; kişinin çocukken değil de, eğitldkten sonra yapılan vaftiz inancı, Resullerin dönemindeki gibi daha da yoğunlaşmıştır. Daha önce Kutsal Kitap okunamadığından, din adamlarının yanlış uygulamaları farkedelemiyordu. Kutsal Kitap'ı okuyarak; ruhsal gözleri açılan kişiler, bu görüşü benimsemeye başladılar. Şöyle ki, Kutsal Kitap varoldukça ve halkın anladığı lisanda kullanıldıkça; bebek vaftizinin yanlış olduğu daima meydanda olacaktır. Bebek vaftizinin doğruluğunu savumak için, önce Kutsal Kitap'ı ortadan kaldırmak gerekmektedir. (1) M. GÜNAY, " Reform ilkeleri ", sf. 241-242 Rab'bin sevgi ve ışığının sarmalında kalınız.
Konu Faruk Çelebi tarafından (05-Eylül-2009 Saat 11:56 ) değiştirilmiştir. Sebep: Alıntıdaki ilk tümcedeki, " protetan " sözcüğü, " protestan " olmalıydı. Rab'de özürümü kabul ediniz. |
|
#9
|
||||
|
||||
|
Soru: Rab'bin Sofrası'nı niçin yapmak gerekiyor ? İncil'de öğrettiği nedir ?
Yanıt: Hiçbir yorum yapmadan, İncil'in ayetlerini yalnış yorumlarla hafifletmeden veya abartmadan, kendi saflığıyla buraya aktaralım: Sonra eline ekmek aldı, şükredip ekmeği böldü ve onlara verdi. " Bu sizin uğrunuza feda edilen bedenimdir. Beni anmak için böyle yapın. " dedi. ( Luka 22:19 ) " Bu sizin uğrunuza feda edilen bedenimdir. Beni anmak için böyle yapın. " Aynı biçimde yemekten sonra kaseyi alıp şöyle dedi: " Bu kase kanımla gerçekleşen yeni antlaşmadır. Her içtiğinizde beni anmak için böyle yapın. " ( 1. Kor. 11:24-25 ) Ayetler, bunlardır. Gerçek İsa izleyicileri, bu ayetleri olduğu gibi kabul ederler. Rab'bin sofrasındaki, ekmek ve şarap, şimdi ne mucizevi bir değişime uğramıştır; ne de çarşıda satıldığı gibi bayağı durumdadır. Onun özelliği, şimdi artık bu maddelerin üzerinde bereketli ve kudretli Tanrı'nın sözlerinin bulunmasıdır. Rab İsa, sofrada, elçilerin karşısında otururken; bu sözleri işiten elçiler neler düşündüler ve neler hissettilerse, biz de aynı his ve düşünceleri paylaşıyoruz. Her halde elçiler, karşılarında oturan İsa'nın bedenindeki, damarlarındaki kanın ellerinde tuttukları kasenin içine yerleştiğini düşünmediler. Ne de ellerindeki ekmeğin, İsa'nın etişekline dönüştüğünü görmediler. Çünkü böyle bir değişme veya mucizeden bir kez bile olsa kendi yazılarında söz etmediler. Elçilerin gözlerinin önünde böyle acayip bir mucize olmuş olsaydı, İncil'de veya mektuplarında hiç olmazsa bir kere bu önemli mucizeden mutlaka söz etmeleri gerekirdi. Eğer sadece o dönem içinde işlenmiş olan İsa'nın mucizeleri kaleme alınmışsa; yüzyıllar boyunca süregelecek ve hala zamanımızda devam edecek olan bu kadar önemli bir mucizenin başlangıç noktası nasıl olurdu da kaleme alınmazdı ? Rab'bin sofrası, ilk kez Rab İsa tarafından yapılmıştır. Bundan sonra da gerek elçilerin işlerinde, gerekse elçilerin mektuplarında " EKMEK KIRMAK " deyimiyle Rab'bin Sofrası'nın ne biçimde yapıldığının anlatımlarını buluruz. Bunların anlatımına bakınca; öyle şatafatlı ve mucizevi sofralar olmadığını görürüz. Yeni Ahit kitaplarında, " ekmek kırmak " la belirtilen Rab'bin sofralarına dikkat edilirse; bunlar, gayet basit, normal ve sade bir biçimde yapılan Rab'bin kurbanını, kurtarışını, sevgisini ve inayetini anımsatan nitelikteki sofralardır. ( M. GÜNAY )
__________________
Rab'bin sevgi ve ışığının sarmalında kalınız. :) :) :) |
![]() |
| Bu Yazıyı Diğer Sitelerde Paylaş |
| Seçenekler | |
|