Go Back   Hristiyanlık Forumu > Hristiyan bilgi kaynağı > Hristiyanlık Temelleri, Yararlı Dökümanlar ve Makaleler > Seçilmişlik

hristiyanlık

 
Seçenekler
  #6  
Alt 07-Eylül-2009, 02:26
Chonk Vandelay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Chonk Vandelay Chonk Vandelay isimli Üye şuanda  online konumundadır
http://www.hristiyan.gen.tr
 
Üyelik tarihi: 01-Ağustos-2009
Bulunduğu yer: Yeruşalim
İnanç: Hristiyan - Protestan
Mesajlar: 401
Standart

Özetle;
1. Tüm insanlar kurtuluş için önceden belirlenmemişlerdir.
2. Bu sorunun iki cephesi vardır. Seçilmişler ve seçilmemişler vardır.
3. Önceden Belirleme “iki taraflıdır.”
4. Eşit ültimatom öğretisinde düşünmeme konusunda çok dikkatli olmamız gerekir.
5. Tanrı, günahkarların yüreklerinde günah yaratmaz.
6. Seçilmiş olan merhameti alır. Seçilmemiş olan adaleti alır.
7. Tanrı’nın ellerindeki hiçbir kimse adaletsizliğe uğramaz.
8. Tanrı’nın “yürekleri katılaştırması”, var olan günahın adil bir cezalandırılmasıdır.
9. Tanrı’nın seçilmiş olanları belirlemesi Her Şeye Egemen Olan arzularına bağlıdır, keyfi değildir.
10. Tanrı’nın bütün kararları O’nun kutsal karakterinden akar.

R.C. Sproul
__________________
Gün ağarıp sabah yıldızı yüreklerinizde doğuncaya dek,
karanlık yerde ışık saçan çıraya benzeyen bu sözlere kulak verirseniz, iyi edersiniz.
(2. Petrus 1:19)
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 30-Ekim-2009, 13:36
Â'raf Â'raf isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kayıtlı Üye
 
Üyelik tarihi: 27-Ekim-2009
Bulunduğu yer: Türkiye
İnanç: Hristiyan - Mezhepsiz
Mesajlar: 31
Standart

Alıntı:
Chonk Vandelay Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Özetle;
Seçilmiş olan merhameti alır. Seçilmemiş olan adaleti alır.
Bu durum da İsa Mesih sadece 'Seçilmişler'in kurtulması için öldüğü sonucu çıkmaz mı ?


"Gökte ve yeryüzünde tüm yetki bana verildi. Bu nedenle, gidin, bütün ulusları öğrencilerim olarak yetiştirin; onları Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un adı ile vaftiz edin; size buyurduğum her şeye uymayı onlara öğretin. " Matta 28/19-20

Müjdenin diğer uluslara duyurulmasının mantığı nedir ?

Elçilerin işleri 10. bölüm de anlatılan Petrus'un görümünü nasıl açıklamalıyız ?

"O zaman Petrus söz alıp şöyle dedi: «Tanrı'nın insanlar arasında ayrım yapmadığını, ama kendisinden korkan ve doğru olanı yapan kişiyi, ulusuna bakmaksızın kabul ettiğini gerçekten anlıyorum." Elçilerin işleri 10/34-35

Burada Petrus'un açıkladığı, 'Kendisinden korkan ve doğru olanı yapan kişl'yi Tanrı önceden belirlemişse, ayetin başlangıç kısmında ki, "Tanrı'nın insanlar arasında ayrım yapmadığı' hükmünü ve insanların tercihlerinin kurutluşumıuzda etkili olamıyacağı görüşünü nasıl açıklamalıyız ?

Kasdedilen bütün uluslar arasında bulunan 'Seçilmişler' ise, RAB Tanrı seçtiğini kendisine çeker. Bunu da hiç bir güç engelleyemez. Kişilerin kurutlmalarında kendi tercihlerinin rolü yoksa, kurtuluş kapısını kişinin 'İyi işler'i çalmıyorsa,"Tanrı'nın seçtiği ve kendisine çektiği" insanları vaazlere açıklmalara ne ihtiyacı olabilir ? Madem seçilmiştir; İncili okuyarak en doğru analyışı edinecektir.

Pavlus mektuplarından birisinde imanlılara öğüt verilmesinden ve hatta gerekirse azarlanmsından bahsediyor. Tanrının seçtiği kimseye kim 'öğüt vererek ve azarlama sureti' ile yardım edebilir ?

Kurutlmuş insanın dua etmesi tuhaf değil midir ?

Burada 'MESİH' de dua etmiştir denirse, MESİH'in duası kendisini kurtulması için değildi. Çünki O zaten günahsız idi. Sadece tutuklanmadan önceki gece "...mümkünse bu kâse benden uzaklaştırılsın. Yine de benim değil, senin istediğin olsun..." demişse de, bu dua bir hükmün yerine getirilmesi ile alâkalıdır. Tefsiri noktasında kendimi yeterli görmüyorum. Halbuki 'Seçilmiş'de olsa insanlar, RAB Tanrıya hemen her konu da ihtiyaç duyar ve dua ederler.

Daha önce de arz ettiğim gibi ben henüz öğrenme aşamasındayım. Mezheplerle ilgili farklılkları algılayıp özümseyecek durumda değilim.Bu soruları da, 'Bilir kişi' edâsı ile sormuyor, ulaştığım sonuçları 'kesin doğrular' olduğunu iddia etmiyorum. 'Peki o halde neden yazdın ' diye sual edilirse, benim algılayabildiklerim, anlayabildiklerim derim.

Anladığım kadarıyla bu başlıkta yazılan husus, bütün Hristiyanların kabul ettiği bir görüş değil. Bu durumu anlatıldığı biçimiyle kabul etmezsek imanımızı kaybetmiş de olmuyoruz. Yâni bizlerin imanı için 'Olmazsa olmaz' bir mevzû değil.

Har ne kadar Pavlus 'İsteğimizin de, yaptıklarımızında Tanrı tarafından belirlendiği' şeklinde bir anlatımda bulunmuşsa da, bu durum 'Tanrı sevgidir' düsturunu yaralamaktadır. Tanrının sevgisi ile adaletini karşı karşıya getirip arasından bir 'Kota' icâd etmeyi ben anlamlı bulmuyorum.

RAB Tanrı, adâletinin yerine gelmesi için MESİH kefaret olmuştur. Bu kefareti sadece 'Seçilmiş'lere atfetmek hem RAB Tanrı'nı lütfunu anlayıp özümseme de bır eksiklik, hem de MESİH'in haç ta çektiği acılara karşı haksızlık olmaktadır.

- Adem'in ilk günahı sebebiyle insanlar günahlı bir tabiat ile doğmaktadır.
- Cennetten düşüş insanın iyi işleri ve kendi çabaları ile kurutlmasını imkânsız kılmaktadır.
- Tıpkı Adem'in ilk yaratılışında olduğu gibi tüm insanların RAB Tanrı'nın lütfuna ihtiyacı vardır.
- Bu lütuf istisnasız her insan içindir, ayırm yoktur.
- Mesih, sadece 'Seçilmişler' için değil tüm insanlık için kefarettir.
- Bunun sadece 'Seçilmişler'e indirgemek MESİH'in dünya da ve haç ta yaptığı işi tam anlamamaktır. Orta çağ aristokrat zihniyetinin inanca karışmış olumsuz bir yansımasıdır.
- İnsanlar'ın günahlı tabiata sahip olmaları, sadece kötülük düşünecekleri anlamına gelmez.
- Benlik ve İblis kötülüğü emreder. Buna karşın akıl ve vicdan/merhamet iyiliği.
- İnsan RAB katında iyi olana yönelmekle zaten iman kapsını çalmaktadır. Fakat günahlı doğası benilik ve İblis karşısında mücadele edip gâlip gelecek konum da değildir.
- Bunun için 'Yeniden doğmak' gereklidir.
- Yeniden doğmak sûretiyle, Kutsal Ruh'un yardımını almak şarttır.
- Benlik ve İblis ile ancak Kutsal Ruh'un yardımı sâyesinde mücâdele edilebilir.

Tekraren arz ediyorum. Bu yazdıklarım tamamen şahsıma aittir ve beni bağlar. Bu mesajı okuayan kardeşler yazdıklarımı bir 'Öğretiş' olarak görmesin.

Saygılarımla.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 30-Ekim-2009, 16:13
Chonk Vandelay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Chonk Vandelay Chonk Vandelay isimli Üye şuanda  online konumundadır
http://www.hristiyan.gen.tr
 
Üyelik tarihi: 01-Ağustos-2009
Bulunduğu yer: Yeruşalim
İnanç: Hristiyan - Protestan
Mesajlar: 401
Standart

Alıntı:
Bu durum da İsa Mesih sadece 'Seçilmişler'in kurtulması için öldüğü sonucu çıkmaz mı ?
Evet, aynen o sonuç çıkar.

Alıntı:
"Gökte ve yeryüzünde tüm yetki bana verildi. Bu nedenle, gidin, bütün ulusları öğrencilerim olarak yetiştirin; onları Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un adı ile vaftiz edin; size buyurduğum her şeye uymayı onlara öğretin. " Matta 28/19-20
Müjdenin diğer uluslara duyurulmasının mantığı nedir ?
Adı üstünde, kurtuluş müjdesi. Diğer uluslara bunu müjdelemek Tanrı'nın buyruğudur. Müjdeyi duymayan kişi nasıl iman edecek? İman etmeden kurtuluş mümkün mü? Değil. O halde birilerinin bu müjdeyi duyurması gerek, işitenlerinde kurtulması için iman etmesi gerek.

Ama iman etmedikleri kişiye nasıl yakaracaklar? Duymadıkları kişiye nasıl iman edecekler? Tanrı sözünü yayan olmazsa, nasıl duyacaklar? - Romalılar 10:14

Çünkü çağrılanlar çok, ama seçilenler azdır. -Matta 22:14

Alıntı:
Elçilerin işleri 10. bölüm de anlatılan Petrus'un görümünü nasıl açıklamalıyız ?
"O zaman Petrus söz alıp şöyle dedi: «Tanrı'nın insanlar arasında ayrım yapmadığını, ama kendisinden korkan ve doğru olanı yapan kişiyi, ulusuna bakmaksızın kabul ettiğini gerçekten anlıyorum." Elçilerin işleri 10/34-35
Burada Petrus'un açıkladığı, 'Kendisinden korkan ve doğru olanı yapan kişl'yi Tanrı önceden belirlemişse, ayetin başlangıç kısmında ki, "Tanrı'nın insanlar arasında ayrım yapmadığı' hükmünü ve insanların tercihlerinin kurutluşumıuzda etkili olamıyacağı görüşünü nasıl açıklamalıyız ?
Buradaki ayete yanlış olarak bakıyorsunuz. Tanrı insanlar arasında ayrım yapmıyor, bunu da hangi ulustan, hangi soydan geldiğine bakmazsızın kendisine iman eden kişileri kabul ederek bize gösteriyor. İsa Mesih'den önce diğer uluslar için bir kurtuluş kapısı yoktu, ve Petrus burada Tanrı'nın ayrım yapmadığını ve diğer uluslarıda kabul ettiğinden bahsediyor.

Alıntı:
Kasdedilen bütün uluslar arasında bulunan 'Seçilmişler' ise, RAB Tanrı seçtiğini kendisine çeker. Bunu da hiç bir güç engelleyemez. Kişilerin kurutlmalarında kendi tercihlerinin rolü yoksa, kurtuluş kapısını kişinin 'İyi işler'i çalmıyorsa,"Tanrı'nın seçtiği ve kendisine çektiği" insanları vaazlere açıklmalara ne ihtiyacı olabilir ? Madem seçilmiştir; İncili okuyarak en doğru analyışı edinecektir.
Pavlus mektuplarından birisinde imanlılara öğüt verilmesinden ve hatta gerekirse azarlanmsından bahsediyor. Tanrının seçtiği kimseye kim 'öğüt vererek ve azarlama sureti' ile yardım edebilir ?
Kurutlmuş insanın dua etmesi tuhaf değil midir ?
Burada 'MESİH' de dua etmiştir denirse, MESİH'in duası kendisini kurtulması için değildi. Çünki O zaten günahsız idi. Sadece tutuklanmadan önceki gece "...mümkünse bu kâse benden uzaklaştırılsın. Yine de benim değil, senin istediğin olsun..." demişse de, bu dua bir hükmün yerine getirilmesi ile alâkalıdır. Tefsiri noktasında kendimi yeterli görmüyorum. Halbuki 'Seçilmiş'de olsa insanlar, RAB Tanrıya hemen her konu da ihtiyaç duyar ve dua ederler.
RAB zaten seçtiği kişileri mutlaka kendine çekiyor ve bunu da hiç bir güç engelleyemiyor. Aksi halde Tanrı başarısız olmuş, çarmıhın başarısı da insanların elinde olmuş olurdu. Kutsal Kitap'ın hiçbir yerinde iman edenlerin vaaza ihtiyacı olmayacağı, doğru anlayışa sahip olacağı yazmaz. Aksine asıl iman edenlerin vaazlara, Tanrı'yı tanımada vakit harcayıp dua etmeye ihtiyaçları vardır. Çünkü iman eden kişinin ruhsal besinleridir bunlar.

Olaylara çok çok yanlış şekilde bakıyorsunuz. İman eden kişinin dayanağı zaten dua'dır. İman, Tanrı ile iletişimdir, bir ilişkidir ve çok derindir. Kurtulmuş kişi dua etmeyecek de, kurtulmamış kişi mi dua edecek? Dua bir istekler bütünü, ihtiyaçları karşılama aracı olsaydı dediğiniz doğru olurdu. Ancak dua hiçbir zaman bir istek aracı olmadı, bu insanların ve dünyasal dinlerin insanların kafasına soktuğu gerçek dışı bir şeydir. Gerçek dua, Tanrı ile iletişimdir. Baba ve çocuğunun iletişimidir.

İman ettiğimizde mükemmel insanlar olmayız, tersine mükemmel olmadığımızın ve ne kadar zavallı olduğumuzun ancak buna rağmen Tanrı'nın bizi kurtardığının farkına varırız.

Alıntı:
Daha önce de arz ettiğim gibi ben henüz öğrenme aşamasındayım. Mezheplerle ilgili farklılkları algılayıp özümseyecek durumda değilim.Bu soruları da, 'Bilir kişi' edâsı ile sormuyor, ulaştığım sonuçları 'kesin doğrular' olduğunu iddia etmiyorum. 'Peki o halde neden yazdın ' diye sual edilirse, benim algılayabildiklerim, anlayabildiklerim derim.
Anladığım kadarıyla bu başlıkta yazılan husus, bütün Hristiyanların kabul ettiği bir görüş değil. Bu durumu anlatıldığı biçimiyle kabul etmezsek imanımızı kaybetmiş de olmuyoruz. Yâni bizlerin imanı için 'Olmazsa olmaz' bir mevzû değil.
Konulara mezhepsel olarak bakmayın. Ancak okuduklarınızı ve düşündüklerinizi Kutsal Kitap ile yanyana koyarak bakın. Bizim veya bir başkasının düşüncesi değil, Tanrı'nın düşüncesidir gerçeği belirleyen. Elbette bir kişinin seçilmişliğe inanıp inanmaması onun kurtuluşunu kaybettirmez, bizleri kurtaran imanımızdır. Ancak imanımızı da doğru teoloji ile sağlamlaştırmalıyız. Doğru teolojiyi ancak Kutsal Kitap'dan öğrenebiliriz, ne insanlardan, ne kendi doğrularımızdan ne de kültürümüzden öğrenemeyiz.

Alıntı:
Har ne kadar Pavlus 'İsteğimizin de, yaptıklarımızında Tanrı tarafından belirlendiği' şeklinde bir anlatımda bulunmuşsa da, bu durum 'Tanrı sevgidir' düsturunu yaralamaktadır. Tanrının sevgisi ile adaletini karşı karşıya getirip arasından bir 'Kota' icâd etmeyi ben anlamlı bulmuyorum.
RAB Tanrı, adâletinin yerine gelmesi için MESİH kefaret olmuştur. Bu kefareti sadece 'Seçilmiş'lere atfetmek hem RAB Tanrı'nı lütfunu anlayıp özümseme de bır eksiklik, hem de MESİH'in haç ta çektiği acılara karşı haksızlık olmaktadır.
Bunlar sizin kendi düşünceleriniz olduğu halde kesin olarak öyleymiş gibi yorumda bulunuyorsunuz. Tanrı'nın sevgisi büyük olduğu kadar, gazabı da büyüktür. Tanrı %100 adaletlidir ama %100 de merhametlidir.

Bu şekilde düşünerek siz Tanrı'ya bir "kota" koymaya çalışıyorsunuz aslında. Herkes günah işledi ve herkes ölümü haketti. Tanrı ölümü haketmiş bu kişilerden bazılarını lütfuyla kurtarmak isteyemez mi? Siz kurtuluşa hümanist olarak yaklaşıyorsunuz, insansal ideolojilerle bu konuları yorumlarsanız yanılırsınız. "Mesih'in acılarına haksızlık" demişsiniz. Eğer Mesih bir kişinin uğruna çarmıhta öldüyse, ve uğruna öldüğü o kişi bunu elinin tersiyle itiyorsa o zaman haksızlık olmuş olurdu ve çarmıh boşuna olurdu. Ancak öyle değil, çarmıh kesinlikle zaferli ve Mesih uğruna çarmıha gerildiği kişileri kurtarıyor.

Alıntı:
- Tıpkı Adem'in ilk yaratılışında olduğu gibi tüm insanların RAB Tanrı'nın lütfuna ihtiyacı vardır.
- Bu lütuf istisnasız her insan içindir, ayırm yoktur.
- Mesih, sadece 'Seçilmişler' için değil tüm insanlık için kefarettir.
- Bunun sadece 'Seçilmişler'e indirgemek MESİH'in dünya da ve haç ta yaptığı işi tam anlamamaktır. Orta çağ aristokrat zihniyetinin inanca karışmış olumsuz bir yansımasıdır.
- İnsanlar'ın günahlı tabiata sahip olmaları, sadece kötülük düşünecekleri anlamına gelmez.
- Benlik ve İblis kötülüğü emreder. Buna karşın akıl ve vicdan/merhamet iyiliği.
Bakın, diyorsunuz ki -kimse yazdıklarımı öğretiş olarak görmesin ve şahsıma aittir-. Ancak kesin yargılarla yazınızı yazıyorsunuz. Kısacası siz sormuyorsunuz, yargı koyuyorsunuz. Ve tüm bunları Kutsal Kitap ve Tanrı'ya dayandırarak değil, kendi düşüncenize dayandırarak söylüyorsunuz. Dolayısıyla sizin buradaki düşünceniz buradaki teolojiye karşı değil, Tanrı sözüne karşı, aşağıdaki ayete karşı.

ROMALILAR 9.BÖLÜM
11-12 Çocuklar henüz doğmamış, iyi ya da kötü bir şey yapmamışken, Tanrı Rebeka`ya, “Büyüğü küçüğüne kulluk edecek” dedi. Öyle ki, Tanrı`nın seçim yapmaktaki amacı yapılan işlere değil, kendi çağrısına dayanarak sürsün.
13 Yazılmış olduğu gibi, “Yakup`u sevdim, Esav`dan ise nefret ettim.”
14 Öyleyse ne diyelim? Tanrı adaletsizlik mi ediyor? Kesinlikle hayır!
15 Çünkü Musa`ya şöyle diyor: “Merhamet ettiğime merhamet edeceğim, Acıdığıma acıyacağım.”
16 Demek ki bu, insanın isteğine ya da çabasına değil, Tanrı`nın merhametine bağlıdır.
17 Tanrı Kutsal Yazı`da firavuna şöyle diyor: “Gücümü senin aracılığınla göstermek Ve adımı bütün dünyada duyurmak için Seni yükselttim.”
18 Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.
19 Şimdi bana, “Öyleyse Tanrı insanı neden hâlâ suçlu buluyor? O`nun isteğine kim karşı durabilir?” diyeceksin.
20 Ama, ey insan, sen kimsin ki Tanrı`ya karşılık veriyorsun? “Kendisine biçim verilen, biçim verene, `Beni niçin böyle yaptın` der mi?”
21 Ya da çömlekçinin aynı kil yığınından bir kabı onurlu iş için, ötekini bayağı iş için yapmaya hakkı yok mu?
22 Eğer Tanrı gazabını göstermek ve gücünü tanıtmak isterken, gazabına hedef olup mahvolmaya hazırlananlara büyük sabırla katlandıysa, ne diyelim?
23 Yüceltmek üzere önceden hazırlayıp merhamet ettiklerine yüceliğinin zenginliğini göstermek için bunu yaptıysa, ne diyelim?

MALAKİ 1:2-3
RAB, “Sizi sevdim” diyor. “Oysa siz, `Bizi nasıl sevdin?` diye soruyorsunuz.” RAB, “Esav Yakup`un ağabeyi değil mi?” diye karşılık veriyor, “Ben Yakup`u sevdim, Esav`dan ise nefret ettim. Dağlarını viraneye çevirdim, yurdunu kırın çakallarına verdim.”

Yukarıda yazı içerisinde verdim ama eğer sizin için bir şey değiştirecekse seçilmişlik ile onlarca ayet bulunuyor net olarak. Hepsini değil ancak bir kaç tanesini yazacağım.

Tanrı`nın seçtiği kişilerin iman etmeleri,
Tanrı yoluna uygun gerçeği anlamaları için Tanrı`nın kulu ve İsa Mesih`in elçisi atanan ben Pavlus`tan selam!

Titus 1:1


Tanrı`nın sevdiği kardeşlerim, sizleri O`nun seçtiğini biliyoruz.
1. Selanikliler 1:4


Rab o günleri kısaltmamış olsaydı, hiç kimse kurtulamazdı.
Ama Rab, seçilmiş olanlar, kendi seçtiği kişiler uğruna o günleri kısaltmıştır.

Markos 13:20



Ve bu maddelere tekrar bakın, ve bu konuda ilgili kategoride bir çok konu bulunmakta bunları okuyunuz. Ancak kendi doğrularınızla ve düşüncelerinizle ne kadar okursanız okuyun düşünceniz, anladığınız şey değişmeyecektir. Kendi kültürünüzü ve düşüncelerinizi bir köşeye koyun, Kutsal Kitap'ın düşüncesini alın ve okuyun. Bir şeyi anlamamış olmanız veya doğru kabul etmiyor olmanız o şeyin öyle olduğu gerçeğini değiştirmez. Kendinize "kime göre? ve neye göre?" sorusunu sormalısınız.

Özetle;
1. Tüm insanlar kurtuluş için önceden belirlenmemişlerdir.
2. Bu sorunun iki cephesi vardır. Seçilmişler ve seçilmemişler vardır.
3. Önceden Belirleme “iki taraflıdır.”
4. Eşit ültimatom öğretisinde düşünmeme konusunda çok dikkatli olmamız gerekir.
5. Tanrı, günahkarların yüreklerinde günah yaratmaz.
6. Seçilmiş olan merhameti alır. Seçilmemiş olan adaleti alır.
7. Tanrı’nın ellerindeki hiçbir kimse adaletsizliğe uğramaz.
8. Tanrı’nın “yürekleri katılaştırması”, var olan günahın adil bir cezalandırılmasıdır.
9. Tanrı’nın seçilmiş olanları belirlemesi Her Şeye Egemen Olan arzularına bağlıdır, keyfi değildir.
10. Tanrı’nın bütün kararları O’nun kutsal karakterinden akar.
__________________
Gün ağarıp sabah yıldızı yüreklerinizde doğuncaya dek,
karanlık yerde ışık saçan çıraya benzeyen bu sözlere kulak verirseniz, iyi edersiniz.
(2. Petrus 1:19)
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bu Yazıyı Diğer Sitelerde Paylaş

Seçenekler

Hizli Erisim


Mesaj Panosu Saati: 19:02.
Tema: Hristiyan.gen.tr | Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.