Go Back   Hristiyanlık Forumu | Hristiyan Bilgi Kaynağı > Hristiyan bilgi kaynağı > Hristiyanlık Temelleri, Yararlı Dökümanlar ve Makaleler > Tanrı

hristiyanlık

 
Seçenekler
  #1  
Alt 04-Ağustos-2009, 17:59
Faruk Çelebi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Faruk Çelebi Faruk Çelebi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kayıtlı Üye
 
Üyelik tarihi: 01-Ağustos-2009
Bulunduğu yer: Türkiye
İnanç: Hristiyan - Protestan
Mesajlar: 591
Standart Tanrı'nın Planı

İşte bütün dünya için belirlenen tasarı budur. Bütün uluslara karşı elim kalkmış durumda. Her şeye egemen RAB'bin kim boşa çıkarabilir ? Kalkmış durumdaki elimi kim indirebilir ? ( Yşa. 14:26, 27 )

Bu ayette, Tanrı'nın her şeyden önce, bütün alemin üzerinde yetksini ve planını görüyoruz. O'nun tasarısı olmadan en ufak bir nokta bile işlemediğine göre; o zaman seçilme, önceden belirleme, her konudaki Kendi kararlılığı tamamen kendine has bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır.

Tanrı planının alanı

Bütün verilerin ifade ettiği gibi Tanrı'nın planı, bütün evren yaratılmadan önce yapılmış bir plandır.

1. Tanrı'nın planı evrenin yaratılışından önce yapılmıştır.

Mesih İsa, Tanrı krallığından bahsederken; dünya kurulduğundan beri sizin için hazırlanmış olan egemenliği miras alın ( Mat. 25:34 ) şeklinde bir ifade kullanmaktadır.
O kendi önünde sevgide kutsal ve kusursuz olmamız için dünyanın kuruluşundan önce bizi Mesih'te seçti ( Ef. 1:4 )
Tanrı bize yaptıklarımıza göre değil, kendi amacına ve lütfuna göre kurtarıp kutsal bir yaşama çağırdı. Bu lütuf bize zamanın başlangıcından önce Mesih İsa'da bağışlanmış, şimdi de O'nun gelişiyle açığa çıkarılmıştır ( 2. Ti. 1:9 )
Bu ifadeler, Tanrı'nın planının ezelden olduğunu ve bizim bu ezel kavramını çok daha iyi bir biçimde anlama durumunda olmadığımızı göstermektedir.

2. Tanrı'nın planı sonsuzdur.

RAB lusların planını bozar, halkların tasarılarını boşa çıkarır. Ama RAB'bin planları sonsuza dek sürer, yüreğindeki tasarılar kuşaklar boyunca değişmez ( Mez. 33:10, 11 )
Burada Tanrı'nın yaptığı planla insanın yaptığı plan arasında ne denli farklılıklar olduğunu görebilme şansına sahip oluyoruz ve Tanrısal planın karakteri hakkında bilgilenmiş oluyoruz.

3. Tanrı'nın planı değişmezdir.

Her nimet, her mükemmel armağan yukarıdan, kendisinde değişkenlik ya da döneklik gölgesi olmayan Işıklar Babası'ndn gelir ( Yak. 1:17 )
Tanrı insan değil ki, yalan söylesin; insan soyundan değil ki, düşüncesini değiştirsin. O söyler de yapmaz mı ? Söz verir de yerine getirmez mi ? ( Sa. 23:19 )
Özellikle Tanrı'nın değişmez planıyla bahsedilen evrensel plandır. O'nun ana planı, istemi ve amacı doğrultusunda asla değişmemektedir. Söylediği doğrultuda, vahyinde değişmeler olsa da, bu ana plana etkimeyen değişmelerdir.
Örneğin Asur'un mahvına ilişkin söylediği söz aynen olmuştur, planında bir değişme görülmemiştir.Tanrı'nın planı, tarih içindeki her olayı kapsamaktadır.

a- Tanrı'nın planı her şeyi kapsamaktadır.

Her şeyi kendi isteği doğrultusunda düzenleyen Tanrı'nın amacı uyarınca önceden belirlenip Mesih'te seçildik ( Ef. 1:11 )
Seçilme tamamen Tanrısal istem doğrultusundadır. Bunun Tanrı'nın endi amacına göre belli bir nedeni vardır. Bizim bilmemiz gereken kısmı, bizi yani Mesih'i kurtarıcı ve Rab olarak yürekten kabul eden kişileri önceden seçmiş olmasıdır. Bu, ilahi bir plandır.

b- Tanrı'nın planında bir kişinin ne zaman ve nerede yaşayacağı da vardır.

Ulusların sürelerini ve yerleşecekleri bölgelerin sınırlarını önceden saptadı ( Ef.17:26 ).
İnsanoğlunun nerede ve ne sürede yaşayacağı da yine Tanrı'nın takdirine bağlıdır.

c- Tanrı'nın planında insanın bütün işleri de bulunmaktadır.

Kişi yüreğinde gideceği yolu tasarlar, ama adımlarını RAB yönlendirir ( Özd. 16:9 )
Davut'un isyankar oğlu Avşalom, bildiğiniz gibi, danışmanlara danışmıştı. fakat bu danışmanın tam tersine adım atmış ve sonucu yenilgiyle kayıp olmuştu.
Avşalom'la İsrailliler, " arklı Huşay'ın öğüdü Ahitofel'in öğüdünden daha iyi " dediler. Çünkü RAB, Avşalom'u yıkıma uğratmak için, Ahitofel'in iyi öğüdünü boşa çıkarmayı tasarlamıştı ( 2. Sa. 17:14 ).
Avşalom'la İsraillilerin arklı Huşay'ı dinlemesinin nedeninin Tanrı olduğunu görüyoruz.
koreş için, " O çobanımdır, her istediğimi yerine getirecek ", Yeruşalim için, " Yeniden kurulacak ". Tapınak için, " Temeli atılacak" diyen RAB benim ( Yşa. 44:28 ).
Yeşaya kitabında, Koreş için bu sözler söylendiğinde henüz Koreş doğmamıştı bile. Ama Tanrısal plan söylendiği gibi yerine geldi.
Sen beni tanımadığın halde kulum Yakup soyu ve seçtiğim İsrail uğruna seni adınla çağırıp onunla bir unvan vereceğim ( Yşa. 45:4 )
Bu sözler, Koreş henüz inanmadan söylenen sözlerdir. Firavun için de yine Tanrı'nın sözleri aynı doğrultudadır.
Tanrı, Kutsal yazı'da firavuna şöyle diyor:
Gücümü senin aracılığınla göstermek ve adını bütün dünyada duyurmak için seni yükselttim ( Rom. 9:17 ).
Görüldüğü gibi bütün bu örneklerde " özgür irade " kavramının Tanrısal planda O'nu seçme ve O'nun işlerini yerine getirme konusunda yeri olmadığını görüyoruz.
Kralın yüreği RAB'bin elindedir, kanaldaki su gibi onu istediği yöne çevirir. İnsan izlediği her yolun doğru olduğunu sanır. Ama niyetleri taratan RAB'dir ( Özd. 21:12 ).
Pavlus'un hükümetlere tabi olma konusunu anlatırken yine her tür yöntemin Tanrı tarafından atandığına vurguda bulunduğunu görüyoruz.
Herkes, baştaki yönteme bağlı olsun. Çünkü tanrı'dan olmayan yönetim yoktur. Var olanlar tanrı tarafından kurulmuştur ( Rom. 13:19 ).
İnsanı kadın doğurur, günleri sayılı ve sıkıntı doludur... Madem insanın günleri belirlenmiş, ayların sayısı saptanmış, sınır koymuşsun, öteye geçemez ( Eyüp 14:1 ve 5 ).
İnsanın günleri tamamen belirlenmiştir. Tanrı, doğumu, yaşamı, ölümü belirlemiştir. Belirlenen günden önce hiç kimsenin ölmesi mümkün değildir. Belirlenen günün dışında da yaşaması mümkün değildir.

4. İnsanın günahlı davranışları konusunda Tanrı'nın planı.

Yakup'un oğullarının kardeşleri Yusuf'u satmalarında bu prensipin işlediğini görüyoruz.
Yusuf, " Korkmayın " dedi, " Ben Tanrı mıyım ? " Siz bana ötülük düşündünüz, ama Tanrı bugün olduğu gibi birçok halkın yaşamını korumak için o kötülüğü iyiliğe çevirdi ( Yar. 50:19, 20 ).
Yusuf'un kardeşleri, kendi " özgür iradeleri " ni kullanarak Yusuf'u köle olarak satma kararına vardılar. Köle tüccarları da kendi iradelerini kullanarak Mısır'a sattılar. Potifar'ın karısı, kendi " özgür iradesi " ni kullanarak Yusuf'u zor duruma soktu. Potifar da, yine kendi " özgür iradesi "yle Yusuf'u zindana attı. fakat bunlara rağmen Tanrı, sonuçta kötü olanı iyiyye çevirme konusunda bütün bu kararları önceden planlamıştı.
O zaman İsrail Mısır'a gitti, Yakup Ham ülkesine yerleşti. RAB halkının alabildiğine çoğalttı. Düşmanlarından sayıca arttırdı onları. Sonunda tutumunu değiştirdi düşmanların: halkından tiksindiler, kullarına kurnazca davrandılar ( Mez. 105:23-25 ).
Düşmanların tutumunu değiştirenin
yine RAb olduğunuokuyoruz bu satırlarda. Yüreklerindeki nefretin arttığını görüyoruz.
Gerçekten de Hirodes ile Pontius Pilatus, bu kentte İsrail halkı ve öteki uluslarla birlikte senin meshettiğin kutsal kulun İsa'ya karşı bir araya geldiler. Senin gücün ve isteğinle önceden kararlaştırdığın her şeyi gerçekleştirdiler ( Elç. İş. 4:27, 28 ).
Burada da olanların Tanrı'nın önceden kararlaştırdığı şeklinde olduğunu görüyoruz.
Ey İsrailliler, şu sözleri dinleyin: Bildiğiniz gibi Nasıralı İsa, tanrı'nın, kendisi aracılığıyla aranızda yaptığı mucizeler, harikalar ve belirtilerle kimlği kanıtlanmış bir kişidir. Tanrı'nın belirlenmiş amacı ve öngörüsü uyarınca elinize teslim edilen bu adamı, yasa tanımaz kişilerin eliyle çarmıha çivileyip öldürdünüz ( Elç. İş. 2:22, 23 ).
Tanrı'nın belirlenmiş amacı ve öngörüsü Mesih'in haçlanışı ve dirilişine kadar bütün olaylarda karşımıza çıkmaktadır.

5. Tanrı'nın planı " şans " diye isimlendirdiğimiz her şeyi de kapsamaktadır.

İnsan kura atar, ama her kararı RAB verir ( Özd. 16:33 ).
Tanrı için imkansız olan hiçbir şey yoktur. Eğer Tanrımız, bütün evrenin hakimiyse ve O'nun izni olmaksızın bir yaprak bile kıpırdamıyorsa; o zaman Tanrı'nın önceden belirlemesi, seçimi, her şey üzerinde Kendi takdirinin olması bizim aklımızı karıştırmamalıdır. Aksine bu, bize her şeyin kontrolünün sahibimiz olan Tanrı'nın elinde olduğunu bilmek, bize büyük bir huzur vermelidir.
Tanrı'nı sevgisi de, yargısı da, adaleti de, yaratması da, yaratmaması da, seçmesi de, seçmemesi de her şeye hükümran olmasının bir gerçeği olarak tamamen Kendi muhteşem, anlaşılmaz, görkemli yapısına hastır. Kutsal Üçlük'de Bir olması nasıl Tanrı'nın yardımı olmaksızın tam olarak anlaşılmıyorsa, Tanrı'nın takdiri, seçimi, bazılarına sonsuz huzuru bahşedip bazılarına bahşetmemesi ve yaşamlarımız üzerindeki eli, nedenler, niçinler de şu kısa, karmaşık, görkemli sevimli ve aynı zamanda korkutucu ve sınırlar içinde yaşadığımız ve sınırlı düşündüğümüz dünya hayatı içinde kolay kolay yürekte ve Tanrı Ruh'uyla bize anlatılmadıkça anlaşılmayacaktır.
Bir şeylerin anlaşılmaması demek, öyle olmadığı anlamına gelmez. Bu Kutsal Kitap'ta ayetler arasında sıkıştırılıp anlayabildiğimiz kadarıyla bize anlatılmaya çalışılmaktadır. Ne mutlu Tanrı'nın kendisini ifade ettiği biçime en yakın bir şekilde O'nun öğretilerini anlamaya gayret edenlere ve Tanrı'nın yüreklere Kendi sözlerini açmasını sürekli olarak Tanrı Ruh'undan dileyenlere. ( Rev. Turgay ÜÇAL )

Rab'bin sevgi ve ışığının sarmalında kalınız.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 07-Ağustos-2009, 14:47
Faruk Çelebi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Faruk Çelebi Faruk Çelebi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kayıtlı Üye
 
Üyelik tarihi: 01-Ağustos-2009
Bulunduğu yer: Türkiye
İnanç: Hristiyan - Protestan
Mesajlar: 591
Standart

Kurtuluş için seçilme

Kurtarış için Tanrı'nın önceden belirleme işlemi

Evrenin tamamı, tanrı'nın planına dahil olduğuna göre kimin Tanrısal kurtuluşa sahip olup olmayacağı konusu da, yine Tanrı'nın önceden belirleyişine göredir.

Bazı Hristiyanlar, bu konuda; " İncil, bize kim Mesih'e inanırsa kurtuluşa erecektir diye yazmıyor mu? Nasıl olur da Tanrı'nın bazı insanları sırfmahvolsunlar diye yarattığını düşünebilirsiniz ? " soruları soracaklardır.Ama acaba önceden belirlenmişlik konuusnda, Kutsal Kitap, ne demektedir ?

Seçilmişliği öğreten Mesih İsa'dır.

Galile denizi kıyısında, Mesih İsa'nın birçok mucizelerine tanık olan ama bir türlü Mesih İsa'yı beklenen Mesih olarak anlayamamış olan halka yönelik yaptığı konuşmasında; Mesih İsa, seçilmişlik üzerine olan öğetişini açıklamaya başlamaktadır:

İsa, " Yaşam ekmeği Ben'im. Bana gelen asla acıkmaz, bana iman eden hiçbir zaman susamaz " dedi. Ama ben size dedim ki, " Beni gördünüz, yinde de iman etmiyorsunuz " Baba'nın bana verdiklerinin hepsi bana gelecek ve bana geleni asla kovmam ( Yu. 6:35-37 ).


Yaşam ekmeği olan Mesih, bu topluluğu da fiziksel olarak mucizeleriyle beslemişti. Ama buna karşın O'na iman etmediler. Çünkü bir kişinin gerçekten Mesih İsa'yı kurtarıcısı ve Rabbi olarak kabul etmesi için Baba'nın o kişiyi Mesih İsa'ya vermesi gerekmektedir.

Bu ayetlerde ifade edilmeye çalışılan,; birçoklarının Rabbe gelmeyeceği gerçeğidir. Diğer önemli bir nokta da, gerçekten Mesih İsa'ya Baba tarafından verilen kişinin de kesinlikle kurtulşunu kaybetmemesidir.

Bu sözlerin üzerine özellikle Yahudilerin söylenmeye başladıklarını görüyoruz. Aslında mucizelere evet diyorlar. hatta mucizelerin sonuçlarından da istifade etmeyi seviyorlardı. Ama sevmedikleribu işleri yapan kişinin Tanrı'nın Oğlu isimlendirilmesiyle ortaya çıkmasıydı. Mucizelere geliyorlar. Ama Yaşam Ekmeğine gelemiyorlardı. İsa, onlara şöyle dedi:

" Aranızda söylenmeyin " dedi. " Beni gönderen Baba bir kimseyi bana çekmedikçe, o kimse bana gelemez. Bana geleni de son günda dirilteceğim. " ( Yu. 6:43, 44 )

Basit olarak " Baba'nın ", " Göksel tanrı'nın ", " O muhteşem Yaratıcı'nın ", çağırmadığı hiç kimsenin Mesih'e gelemeyeceğini söylemektedir bu ayetler. Neden insanlar, kendi kararlarıyla gerçek Tanrı'ya " Baba, Oğul, Kutsal Ruh'ta" "Öz, Söz ve Kutsal Ruh'da " tek Bir olan Tanrı'ya gelemezler ? Çünkü;

Yazılmış olduğu gibi: " Doğru kimse yok, tek kişi bile yok. Anlayan kimse yok, Tanrı'yı arayan yok. ( Rom. 3:1-11 )

Aslında bu, yeni öğreti değildir. Eski Antlaşma'dan itibaren Tanrı'nın öğretisidir.

Peygamberlerin yazdığı gibi, " Tanrı onların hepsine kendi yollarını öğretecektir" Baba'yı işiten ve O'ndan öğrenen herkes bana gelir ( Yu. 6:45 ).

Bu gerçeği anlamanın size zor gelmesi doğaldır. Çünkü öğrenciler içinde oldukça zor olmuştu. Ama ayet verilerine baktığımızda; bu anlama zorluğunun imansızlıktan kaynaklandığını görüyoruz. Algıları zorlayan öğretiler, iman yerine illa akılla çözülmeye çalışıldığında anlaşılmaz oluyor ve hatta Tanrı'nın öğrettiği değil, insanların bulduğu kolay çözüm yorumlarına inanılmaya başlanıyor.

Yine de aranızda iman etmeyenler var. İsa iman etmeyenlerin ve kendisine ihanet edecek kişinin kim olduğunu baştan beri biliyordu. " Sizlere, Baba'nın bana yöneltmediği hiç kimse bana gelemez dememin nedeni budur " dedi. (Yu. 6:64-65 )

Bu ve benzeri ayetler ışığında Tanrı'nın Kurtuluşunun bütün insanlığa sunulduğu ve Mesih İsa'ya iman eden kişinin kurtuluşu aldığını görüyoruz. Mesih İsa'ya gerçekten iman etmiş bir kişinin de, bu imanı asla kaybetmeyeceğini yukarıdaki ayetlerden görüyoruz. Ama aynı zamanda Baba tarafından seçilip çekilmedikçe de hiçbir kimsenin, Mesih İsa'yı kurtarıcı ve Rab olarak kabul edemeyeceğini de bu ayetlerde açıkca görüyoruz. Hatta Mesih'in kabulü için yürekleri ancak Baba'nın hazırladığını da net bir biçimde okuyoruz.

Bazıları, Mesih İsa'nın bütün insanlığı kendisine çektiğine inandıklarını görüyoruz.

Ben yerden yukarı kaldırıldığım zaman bütün insanları kendime çekeceğim. ( Yu.12:32 )

Daha önce Baba tarafından Kendisine çekilenlerden bahsetmişti Mesih ( Yu. 6:44 ) ve aynı şekilde çekilenlerin son günde Mesih'le birlikte kaldırılacağını da söylemişti ( Yu. 6:44-45 ) ve bu şekilde gerçekten Rab'be çekilenlerin asla bırakılmayacakları da dile getirilmişti ( Yu. 6:37 ). Buradaki bu " bütün insanlar " kavramı, yani 6. bölümde yeterince açılanan her ırktan, her dilden, her cinsten Mesih İsa'ya çekilmiş olan ve bir gün Mesih'le kaldırılacağı söylenen tüm insanlardır. ( TÜ )

Rab'bin sevgi ve ışığının srmalında kalınız.




Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 11-Ağustos-2009, 15:03
Faruk Çelebi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Faruk Çelebi Faruk Çelebi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kayıtlı Üye
 
Üyelik tarihi: 01-Ağustos-2009
Bulunduğu yer: Türkiye
İnanç: Hristiyan - Protestan
Mesajlar: 591
Standart

Gizlenmiş olan müjdeli haber

İsa bundan sonra şöyle dedi: " Baba, yerin ve göğün Rabbi ! Bu gerçekleri bilge ve akıllı kişilerden gizleyip küçük çocuklara açtığın için sana şükrederim. Evet Baba, senin istediğin buydu ( Mat. 11:25-26 ).

Horazin, Beytsayda, Sur ve Sayda, Kefarnahum, Sodom gibi şehir ve yörelerde, aslında Tanrı'nın kurtuluş müjdesinin bir çoklarına gizli kaldığını öğreniyoruz. Bunun nedeni, Mesih isa'nın onlara gerçekten açıklamak istememiş olmasıdır.

Babam her şeyi bana teslim etti, Oğul'u, Baba'dan başka kimse tanımaz. Baba'yı da Oğul'dan ve Oğul'un O'nu tanımak istediği kişilerden başkası tanımaz ( Mat. 11:27 ).

Görüldüğü gibi imanlıya düşen, imanını tebliğ etmek. Ama sonucu, daima Rab'bin eline bırakmaktır. İman, ibadet ve elnette tüm insanlığa yürekten hizmet. Ama aynı zamanda tebliğ de, bizim ibadetimizdir.Lakin imana, kitaba yakışır bir biçimde. Bir de, insanları imanlı yapamayacağımızın; her şeyin, Rab'bin elinde olduğunun bilincinde.

Önceden belirlenmişliğin amacı

Kardeşlerim, aldığınız çağrıyı düşünün. Birçoğumuz insan ölçülerine göre bilge, güçlü ya da soylu kişiler değildiniz ( 1. Kor. 1:26 ).

Karl Marks, özellikle dine inanan kişilerin bilge, güçlü kişiler olmadıklarını ve geniş halk kitlelerinin bir anlamda uyutulması işlevine yaradığını söylemektedir.

Pavlus'a göre özellikle bilge görünmeyen bir çok kişinin Mesih İsa'yı kurtarıcı ve Rab olarak kabul etmesinin en büyük nedeni TANRI'NIN SEÇİMİ olmasıdır. O, bu tarz kişilerin, Kendi krallığında yer almasını talep etmektedir.

Kardeşlerim, aldığınız çağrıyı düşünün. Birçoğumuz insan ölçülerine göre bilge, güçlü ya da soylu kişiler değildiniz. Ne var ki, Tanrı bilgeleri utandırmak için dünyanın saçma saydıklarını, güçlüleri utandırmak için de dünyanın zayıf saydıklarını seçti. Dünyanın önemli gördüklerini, hiçe indirmek için dünyanın önemsiz, soysuz, değersiz gördüklerini seçti. Öyle ki, Tanrı'nın önünde hiç kimse övünmesin. Ama siz tanrı sayesinde Mesih İsa'dasınız. O bizim iin tanrısal bilgelik, doğruluk, kutsallık ve kurtuluş yolu oldu. Bunun için yazılmış olduğu gibi, " Övünen, rab'le övünsün." ( 1. Kor. 1:26-31 )

Seçilmişlik kavramının en büyük amacı, Tanrı'ya yücelik getirmek ve kimsenin kendisiyle övünmesine yol açmamaktır.

Önceden belirlenmişliğin yazarı

Bizi Mesih'te her ruhsal kutsamayla göksel yerlerde kutsamış olan Rabbimiz İsa Mesih'in Babası Tanrı'ya övgüler olsun.O kendi önünde sevgiyle kutsal ve kusursuz olmamız için dünyanın kurtuluşundan önce bizi Mesih'te seçti. Kendi isteği ve iyi amacı uyarınca İsa Mesih aracılığıyla kendisine oğullar olalım diye bizi önceden belirledi. Öyle ki, sevgili Oğlu'nda bize bağıladığı yüce lütfu övülsün. ( Ef. 1:3-6 )

Bu ayetler doğrultusunda; bir kişinin, tanrı'da kurtuluşu almasının ancak Tanrı'nın hükümranlığında olduğunu görüyoruz. Yani kişinin kurtulması işi, kişiye değil; tamamen Tanrı'nın istem, karar ve önceden belirleyişine bağlı bir olaydır.

Tanrı, bereketlenişimizin tek kaynağı olduğu gibi; seçilmemizin de tek kaynağıdır. Bereketlerimiz, bizim davranışlarımıza bağlı değildir. Çünkü lütuftur. Lütuf, karşılıksızdır. Seçilme de, aynı bağlamdadır.

Adem ile Havva, daha Aden bahçesinde iken; tanrı, Mesih'te olacakları belirlemişti bile. Bu, önceden belirlenmişliktir. Bu, tanrı'nın sonsuz düşüncesi içinde alınmış karardır.

Sadece geleceği bilmek, olayı da değildir. Tanrı planında, kimlerin görev alıp almayacağı meselesi de değildir bu. Bu, tamamen kişisel kararlılıktır. Tanrı, bizi kendi sonsuz bilincinde seçmeyi istemiş ve seçmiştir. Bu konuda, bizim hiçbir hünerimiz yoktur.

Neden ?

Kendi isteği ve iyi amacı uyarınca İsa Mesih aracılığıyla oğullar olalım diye bizi önceden belirledi ( 1:5 )

Her şeyi kendi isteği doğrultusunda düzenleyen Tanrı'nın amacı uyarınca önceden belirlenip Mesih'te seçildik ( 1:11 ). ( Rev.TÜ )

Rab'bin sevgi ve ışığının sarmalında kalınız.

Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 19-Ağustos-2009, 05:16
Faruk Çelebi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Faruk Çelebi Faruk Çelebi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kayıtlı Üye
 
Üyelik tarihi: 01-Ağustos-2009
Bulunduğu yer: Türkiye
İnanç: Hristiyan - Protestan
Mesajlar: 591
Standart

Önceden belirlenmişlik ve Mesih'in kurtaran işi

Eğer yalnız belli kişiler kurtulacaktıysa; o zaman Mesih'in ölmesine ne gerek vardı ? Burada önceden belirlenmişlikle Mesih'in kurtarış işi arasındaki ilişkiyi iyi anlamak gerekiyor.

Bunun için Rabbimiz'e tanıklık etmekten de O'nun uğruna tutuklu bulunan benden de utanma. Tanrı'nın gücüyle Müjde uğruna benimle birlikte sıkıntıya göğüs ger. Tanrı bizi yaptıklarımıza göre değil, kendi amacına ve lütfuna göre kurtarıp kutsal bir yaşama çağırdı. Bu lütuf bize zamanın başlangıcından önce Mesih İsa'da bağışlanmış, şimdi de O2nun gelişiyle açığa çıkarılmıştır. Kurtarıcımız Mesih İsa ölümü etkisiz kılmış, yaşamı ve ölümsüzlüğü Müjde aracılığıyla ışığa çıkarmıştır ( 2. Ti. 1:8-10 )

1. Bu kurtuluş çağrımızda olduğu gibi yaptıklarımıza göre değildir ( 1:9 ).
2. Bu kurtuluş kendi amacına ve lütfuna göre kurtarıp kutsal bir yaşama çağırdı. Bu lütuf bize zamanın başlangıcından önce Mesih İsa'da bağışlandı ( 1:9 ) sözlerinde net bir şekilde açıklanmaktadır.
3. Bu kurtuluş yukarıda anlatıldığı gibi tamamen seçici bir biçimde bize ulaşmaktadır.
4. Yalnızca bir kurtuluş değil, aynı zamanda Tanrı'nın amacına ve planına göre bir çağrı da söz konusudur.
5. Bu kurtuluş O'nun gelişiyle açığa çıkarılmıştır ( 1:10 ).

Seçilme ve dönüşüm süreci

Tarih içinde her olay, tamamen Tanrı'nın düzeni içindedir. Bir serçe kuşu ya da saçımızdaki bir ak tel bile Tanrı'nın düzenine, planına göredir.

Bunun kurtuluş için anlamı nedir ? Tanrı'nın önceden belirlemesi ve planı, bir kurtulması konusunda karar verilmiş olan bir kişiyi tövbe ve müjdeye iman etme noktasına getirecektir. Buna Müjde'yi işittiğinizde; Kutsal Ruh'un yüreğinizde işlemesi konusu da dahildir.

Öteki uluslardan olanlar bunu işitince sevindiler ve Rab'bin sözünü yücelttiler. Sonsuz yaşam için belirlenmiş olanların hepsi iman etti ( Elç. İş. 13:48 )

Dikkat edersek; öteki uluslardan kişiler, müjdeyi işittiler. Ama onlardan yalnızca sonsuz yaşam için belirlenmiş olanlar iman ettiler. Öteki uluslardan olanların aktif yaptıkları ve pasif kaldıkları durumları görüyoruz burada.

Aktif olarak işittiler. Tanrı sözünde, sevinmeye ve yüceltmeye başladılar ve inandılar. Ama pasif kaldıkları nokta, sonsuz yaşam için önceden belirlenmiş olmalarıydı. Yani kimsenin, bunu kendi gücüyle edinemeyeceğini burada görüyoruz.

Aynı durumu, Elç. İş. 22:10'da da görüyoruz. Pavlus'a şöyle söyleniyor: Kalk Şam'a git... yapmanı tasarladığım her şey orada sana bildirilecek. Ne Pavlus kendisinin havari olmasına karar verebildi, ne de yukarıda bahsetttiğimiz kişiler, Mesih'e kendi kendilerine inanmaya karar verebildi. Buna kim karar verdi ? Yukarıda verilen bütün ayetlere bakılırsa, oldukça net görülmektedir. Bu, Rab'bin kendi önceden belirlemesidir.

Rab'bin sevgi ve ışığının sarmalında kalınız.

Yüreğiniz sıkılmasın. Tanrı'ya iman edin, bana da iman edin. ( Yu. 14:1 )



Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 29-Ağustos-2009, 00:13
Faruk Çelebi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Faruk Çelebi Faruk Çelebi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kayıtlı Üye
 
Üyelik tarihi: 01-Ağustos-2009
Bulunduğu yer: Türkiye
İnanç: Hristiyan - Protestan
Mesajlar: 591
Standart

Önceden belirlenmişlik ve müjdecilik

Bazıları, önceden belirlenmişlik konusunu yanlış algıladığı için bunun Tanrı Sözünü yayma konusunda bir engel olarak düşünmektedirler. " Eğe kişinin kurtuluşu önceden belirlenmişse nasıl olsa kurtulacaktır. Benim, Kelamı paylaşmama ne gerek vardır ? " gibi bir düşünce, önceden belirlenmişliğimizi algılama konusuna engel oluşturabilir.

Öncelikle önceden belirlenmişliğe inanan kilise tarihinin tanınmmış kişilerine baktığımızda; bunun böyle olmadığını görmemiz olasıdır. Calvin, Luther, Whitefield ve Spurgeon gibi Reform kilisesinin önderlerinin öğretiş, paylaşım ve yaşamlarında ne denli müjdeci oldukları ortadadır. Bu kişiler, önceden belirlenmişliğe, seçilmişliğe inanan kişilerdir. tanrı, kurtuluş konusundaki kişinin karar verme adımını önceden belirlemiştir. Ama aynı şekilde seçerek hazırladığı yüreklere bu müjdenin nasıl ulaşması gerektiğini de, yani müjdeleme yolunu da önceden belirleyen kendisidir.

Ölüme ramak kala Pavlus, hala Timoteos'a Kelam'ı müjdelemesini vaaz etmektedir:
Yaydığım Müjde'de açıklandığı gibi, Davut'un soyundan olup dirilmiş olan İsa Mesih'i anımsa. Bu Müjde uğruna bir suçlu gibi zincire vurulmaya kadar varan sıkıntılara katlanıyorum. Ama Tanrı2nın sözü zincire vurulmuş değildir. Bunun içindir ki, seçilmişler uğruna her şeye dayanıyorum. Öyle ki, onlar da sonsuz yüceliğin yanı sıra Mesih İsa'da olan kurtuluşa kavuşsunlar. ( 2. Ti. 2:8-10 )

Yani kendisi Tanrı'nın elinde bir alet olarak seçilmişlere müjdenin ulaştırılmasında kullanılıyor. Aynı zamanda Tanrı'nın Sözü de, Pavlus'un kendisi gibi zincire vurulmuş bir söz değil; yani Tanrı'nın sonsuz planı dahilinde yayılıp duruyor.

Önceden bilme sorusu

Kendi isteği ve iyi amacı uyarınca İsa Mesih aracılığıyla kendisine oğullar olalım diye bizi önceden belirledi ( Ef. 1:5 ).

Her şeyi kendi isteği doğrultusunda düzenleyen Tanrı'nın amacı uyarınca önceden belirlenip Mesih'te seçildik ( Ef. 1:11 ).

Ey Rab'bin sevdiği kardeşler, sizler için her zaman Tanrı'ya şükran borçluyuz. Çünkü Tanrı, Ruh aracılığıyla utsal kılınıp gerçeğe inanarak kurtulmanız için sizi ta başlangıçtan seçti ( 2. Se. 2:13 )

Hiç kuşkusuz bu ayetlere, burada anlatılan seçilmişliğe, her bir samimi Hristiyan, inanmaktadır. Ama şöyle bir soru sorulması gerekir: Tanrı, insanı Kendi istemi ve amacı doğrultusunda mı önceden belirledi de seçti; yoksa adam olamayacağını önceden bildi de mi seçti ? İşte Reform ilahiyatıyla Reform olmayan Hristiyan ilahiyatını seçilmişliği anlama konusunda ayıran noktalardan birisi budur.

Bu sorunun bir diğer yönüde şudur: Kurtuluşumuz, tamamen Tanrı'nın kararına mı bağlı, yoksa bizim özgür irademize mi bağlı ?

Reform ilahiyatının Kutsal Kitap'ta gördüğü ve anladığı gerçek, Tanrı'nın kendi istemine ve amacına göre önceden belirlemesidir. Önceden bir kişinin ne halde olacağını bilerek onu önceden seçmesi şeklinde değildir. Bu konuda, yukarıda verilen bütün ayetler yeterli kanıtlar oluşturmaktadır. Özellikle Kendi istemi doğrultusunda önceden belirlediği Ef. 1:5'de nettir ve aynı zamanda insanın iradesine göre olmadığı da Rom. 9:16'ya göre açıktır.

Bu konuya ilişkin iki bölüm daha verilebilir:

Çünkü Tanrı önceden bildiği kişileri Oğlu'nun benzerliğine dönüştürmek üzere ÖNCEDEN BELİRLEDİ. Öyle ki, Oğul birçok kardeş arasında ilk doğan olsun. Tanrı ÖNCEDEN BELİRLEDİĞİ kişileri çağırdı, çağırdıklarını akladı ve akladıklarını yüceltti( Rom. 8:29-30 )

Burada Tanrı'nın, her şeyi kurtulanları da kurtulmayanları da önceden bildiğini görüyoruz. Tanrı'nın, bilmediği hiçbir şey yok. Ama bu, ne olacaklarını bilmek anlamında değil. yani kesinlikle her şeyi bilme, insanların tamamını bilme anlamında bildikleri içinden bazılarını kendi Oğlu'nun benzerliğine dönüştürmek için önceden belirledi. İstemi ve amacı doğrultusunda, onların nasıl davranacaklarına bakarak değil. Buradaki bilme sözcüğü, Adem'in hanımını bilmesi gibi, yani yakın ilişkide bulunduğu inanı içinden bazı kişileri belirlediği gibi bir anlam var.

Mesih İsa'nın elçisi ben Petrus'tan Pontus, Galatya, Kapadokya, Asya ili ve Bitinya'yadağılmış ve buralarda yabancı olarak yaşayan seçilmişlere selam ! İsa Mesih'in sözünü dinlemeniz ve O'nun kanının üzerinize serpilmesi için, Baba Tanrı'nın öngörüsü uyarınca Ruh tarafından kutsal kılınarak seçildiniz. Lütuf ve esenlik artan ölçüde sizin olsun ( 1. Pe. 1:1-2 ).

Rab'bin sevgi ve ışığının sarmalında kalınız.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bu Yazıyı Diğer Sitelerde Paylaş

Seçenekler

Hizli Erisim


Mesaj Panosu Saati: 00:31.
Tema: Hristiyan.gen.tr | Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.