|
|
|
#1
|
||||
|
||||
|
TANRI’NIN PLANI
İşte bütün dünya için belirlene tasarı budur. Bütün uluslara karşı elmi kalkmış durumda. Her Şeye Egemen RAB’bin tasarısını kim boşa çıkarabilir? Kalkmış durumdaki elini kim indirebilir? (Yeşaya 14:26-27) Bu ayette Tanrı’nın her şeyden önce bütün alemin üzerindeki yetkisini ve planını görüyoruz. O’nun tasarısı olmadan en ufak bir nokta bile işlemediğine göre o zaman seçilme, önceden belirlenme, her konudaki Kendi kararlılığı tamamen kendine has bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. Tanrı planının alanı Bütün verilerin ifade ettiği gibi Tanrı’nın planı bütün evren yaratılmadan önce yapılmış bir plandır. 1. Tanrı’nın planı evrenin yaratılışından önce yapılmıştır. Mesih İsa Tanrı krallığından bahsederken dünya kurulduğundan beri sizin için hazırlanmış olan egemenliği miras alın (Matta 25:34) şeklinde bir ifade kullanmaktadır. O kendi önünde sevgide kutsal ve kusursuz olmamız için dünyanın kuruluşundan önce bizi Mesih’te seçti (Efesliler 1:4) Tanrı bize yaptıklarımıza göre değil, kendi amacına ve lütfuna göre kurtarıp kutsal bir yaşama çağırdı. Bu lütuf bize zamanın başlangıcından önce Mesih İsa’da bağışlanmış, şimdi de O’nun gelişiyle açığa çıkarılmıştır (2.Timoteos 1:9) Bu ifadeler Tanrı’nın planının ezelden olduğunu ve bizim bu ezel kavramını çok da iyi bir biçimde anlama durumunda olmadığımızı göstermektedir. 2. Tanrı’nın planı sonsuzdur. RAB ulusların planlarını bozar, halkların tasarılarını boşa çıkarır. Ama RAB’bin planları sonsuza dek sürer, yüreğindeki tasarılar kuşaklar boyunca değişmez (Mezmur 33:10-11) Burada Tanrı’nın yaptığı planla insanın yaptığı plan arasında ne denli farklılıklar olduğunu görebilme şansına sahip oluyoruz. Ve Tanrısal planın karakteri hakkında bilgilenmiş oluyoruz. 3. Tanrı’nın planı değişmezdir. Her nimet, her mükemmel armağan yukarıdan, kendisinde değişkenlik ya da döneklik gölgesi olmayan Işıklar Babası’ndan gelir (Yakup 1:17). Tanrı insan değil ki, yalan söylesin; insan soyundan değil ki, düşüncesini değiştirsin. O söyler de yapmaz mı? Söz verir de yerine getirmez mi? (Çölde Sayım 23:19) Özellikle Tanrı’nın değişmez planıyla bahsedilen evrensel planıdır. O’nun ana planı, istemi ve amacı doğrultusunda asla değişmemektedir. Söylediği doğrultuda vahyinde değişmeler olsa da, bu ana plana etkimeyen değişmelerdir. Örneğin Asur’un mahvına ilişkin söylediği söz aynen olmuştur, planında bir değişme görülmemiştir. Kalkmış durumdaki elimi kim indirebilir?( Yeşaya 14: 27b) Tanrı’nın planı tarih içindeki her olayı kapsamaktadır. 1. Tanrı’nın planı her şeyi kapsamaktadır. Her şeyi kendi isteği doğrultusunda düzenleyen Tanrı’nın amacı uyarınca önceden belirlenip Mesih’te seçildik (Efesliler 1:11) Seçilme tamamen Tanrısal istem doğrultusundadır. Bunun Tanrı’nın kendi amacına göre belli bir nedeni vardır. Bizim bilmemiz gereken kısmı bizi yani Mesih’i kurtarıcı ve Rab olarak yürekten kabul eden kişileri önceden seçmiş olmasıdır. Bu ilahi bir plandır. 2.Tanrı’nın planında bir kişinin ne zaman ve nerede yaşayacağı da vardır. Ulusların sürelerini ve yerleşecekleri bölgelerin sınırlarını önceden saptadı (Elçilerin İşleri 17:26) İnsanoğlu’nun nerede ve ne sürede yaşayacağı da yine Tanrı’nın takdirine bağlıdır. 3.Tanrı’nın planında insanın bütün işleri de bulunmaktadır. Kişi yüreğinde gideceği yolu tasarlar, ama adımlarını RAB yönlendirir (Özdeyişler 16:9) Davud’un isyankar oğlu Avşalom bildiğiniz gibi danışmanlara danışmıştı fakat bu danışmanın tam tersine adım atmış ve sonucu yenilgi ve kayıp olmuştu. Avşalom’la İsrailliler, “arklı Huşay’ın öğüdü Ahitofel’in öğüdünden daha iyi “ dediler. Çünkü RAB, Avşalom’u yıkıma uğratmak için, Ahitofel’in iyi öğüdünü boşa çıkarmayı tasarlamıştı (2.Samuel 17:14) Avşalom’la İsraillilerin arklı Huşay’ı dinlemesinin nedeninin Tanrı olduğunu görüyoruz. Koreş için, “O çobanımdır, her istediğimi yerine getiercek”, Yeruşalim için, “Yeniden kurulacak”. Tapınak için, “Temeli atılacak” diyen RAB benim (Yeşaya 44:28) Yeşaya kitabında Koreş için bu sözler söylendiğinde henüz Koreş doğmamıştı bile ama Tanrısal plan söylendiği gibi yerine geldi. Sen beni tanımadığın halde kulum Yakup soyu ve seçtiğim İsrail uğruna seni adınla çağırıp onurlu bir unvan vereceğim (Yeşaya 45:4) Bu sözler Koreş henüz inanmadan söylenilen sözlerdir. Firavun içinde yine Tanrı’nın sözleri aynı doğrultudadır. Tanrı Kutsal Yazı’da firavun’a şöyle diyor: “Gücümü senin aracılığınla göstermek ve adını bütün dünyada duyurmak için seni yükselttim” (Romalılar 9:17) Görüldüğü gibi bütün bu örneklerde “özgür irade” kavramının Tanrısal planda O’nu seçme ve O’nun işlerini yerine getirme konusunda yeri olmadığını görüyoruz. Kralın yüreği RAB’bin elindedir, kanaldaki su gibi onu istediği yöne çevirir. İnsan izlediği her yolun doğru olduğunu sanır. Ama niyetleri tartan RAB’dir (Süleymanın Özdeyişleri 21:1-2) Pavlus’un hükümetlere tabi olma konusunu anlatırken yine her tür yönetimin Tanrı tarafından atandığına vurguda bulunduğunu görüyoruz. Herkes, baştaki yönetime bağlı olsun. Çünkü Tanrı’dan olmayan yönetim yoktur. Var olanlar Tanrı tarafından kurulmuştur (Romalılar 13:19) İnsanı kadın doğurur, günleri sayılı ve sıkıntı doludur…. Madem insanın günleri belirlenmiş, aylarının sayısı saptanmış, sınır koymuşsun, öteye geçemez (Eyüp 14:1 ve 5) İnsanın günleri de tamamen belirlenmiştir. Tanrı doğumu, yaşamı ölümü belirlemiştir. Belirlenen günden önce hiç kimsenin ölmesi mümkün değildir. Belirlenen günün dışında da yaşaması mümkün değildir. 4.İnsanın günahlı davranışları konusunda Tanrı’nın planı. Yakup’un oğullarının kardeşleri Yusuf’u satmalarında bu prensibin işlediğini görüyoruz. Yusuf, “Korkmayın” dedi, “Ben Tanrı mıyım?” Siz bana kötülük düşündünüz, ama Tanrı bugün olduğu gibi birçok halkın yaşamını korumak için o kötülüğü iyiliğe çevirdi (Yaratılış 50:19-20) Yusuf’un kardeşleri kendi “özgür iradeleri”ni kullanarak Yusuf’u köle olarak satma kararına vardılar. Köle tüccarları da kendi iradelerini kullanarak Mısır’a sattılar. Potifar’ın karısı kendi “özgür iradesi”ni kullanarak Yusuf’u zor duruma soktu. Potifar’da yine kendi “özgür iradesi” ile Yusuf’u zindana attı fakat bütün bunlara rağmen Tanrı sonuçta kötü olanı iyiye çevirme konusunda bütün bu kararları önceden planlamıştı. O zaman İsrail Mısır’a gitti, Yakup Ham ülkesine yerleşti. RAB halkını alabildiğine çoğalttı. Düşmanlarından sayıca arttırdı onları. Sonunda tutumunu değiştirdi düşmanlarının: Halkından tiksindiler, Kullarına kurnazca davrandılar (Mezmurlar 105:23-25) Düşmanların tutumunu değiştirenin yine Rab olduğunu okuyoruz bu satırlarda. Yüreklerindeki nefretin arttığını görüyoruz. Gerçekten de Hirodes ile Pontius Pilatus, bu kentte İsrail halkı ve öteki uluslarla birlikte senin meshettiğin kutsal Kulun İsa’ya karşı bir araya geldiler. Senin gücün ve isteğinle önceden kararlaştırdığın her şeyi gerçekleştirdiler (Elçilerin İşleri 4:27-28) Burada da olanların Tanrı’nın önceden kararlaştırdığı şeklinde olduğunu görüyoruz. Ey İsrailliler, şu sözleri dinleyin: Bildiğiniz gibi Nasıralı İsa, Tanrı’nın, kendisi aracılığıyla aranızda yaptığı mucizeler, harikalar ve belirtilerle kimliği kanıtlanmış bir kişidir. Tanrı’nın belirlenmiş amacı ve öngörüsü uyarınca elinize teslim edilen bu adamı, yasa tanımaz kişilerin eliyle çarmıha çivileyip öldürdünüz (Elçilerin İşleri 2:22-23). Tanrı’nın belirlenmiş amacı ve öngörüsü Mesih’in haçlanışı ve dirilişine kadar bütün olaylarda karşımıza çıkmaktadır. 5. Tanrı’nın planı “Şans” diye isimlendirdiğimiz her şeyi de kapsamaktadır. İnsan kura atar, ama her kararı RAB verir (Süleymanın Özdeyişleri 16:33) Tanrı için imkansız olan hiçbir şey yoktur. Eğer Tanrımız bütün evrenin hakimiyse ve O’nun izni olmaksızın bir yaprak bile kıpırdamıyorsa o zaman Tanrı’nın önceden belirlemesi, seçimi, her şey üzerinde Kendi takdirinin olması bizim aklımızı karıştırmamalıdır. Aksine bu bize her şeyin kontrolünün bizim sahibimiz olan Tanrı’nın elinde olduğunu bilmek bize büyük bir huzur vermelidir. Tanrı’nın sevgisi de, yargısı da, adaleti de, yaratması da, yaratmaması da, seçmesi de, seçmemesi de her şeye hükümran olmasının bir gerçeği olarak tamamen Kendi muhteşem, anlaşılmaz, görkemli yapısına hastır. Kutsal Üçlük’te Bir olması nasıl Tanrı’nın yardımı olmaksızın tam olarak anlaşılamıyorsa, Tanrı’nın takdiri, seçimi, bazılarına sonsuz huzuru bahşedip bazılarına bahşetmemesi ve yaşamlarımız üzerindeki eli, nedenler, niçinler de şu kısa, karmaşık, görkemli, sevimli ve aynı zamanda korkutucu ve sınırlar içinde yaşadığımız ve sınırlı düşündüğümüz dünya hayatı içinde kolay kolay yürekte ve Tanrı Ruh’uyla bize anlatılmadıkça anlaşılamayacaktır. Bir şeylerin anlaşılmaması demek öyle olmadığı anlamına gelmez. Bu Kutsal Kitap’ta ayetler arasında sıkıştırılıp anlayabildiğimiz kadarıyla bize anlatılmaya çalışılmaktadır. Ne mutlu Tanrı’nın kendisini ifade ettiği biçime en yakın bir şekilde O’nun öğretilerini anlamaya gayret edenlere ve Tanrı’nın yüreklere Kendi sözlerini açmasını sürekli olarak Tanrı Ruhundan dileyenlere. Yazan: Rev. Turgay Üçal |
![]() |
| Bu Yazıyı Diğer Sitelerde Paylaş |
| Seçenekler | |
|