Hristiyanlık dünya üzerindeki en yaygın, en fazla inanana sahip dindir. Ancak
esasen kendisini din olarak tanımlamaz. Din olarak tanımlanmasının sebebi
dünyada başka inanışların var oluşu ve kendilerini ilahi olarak tanıtmasıdır.
Tanrı'ya göre dinler yoktur, buna hıristiyanlık dini de dahil. Ancak dünyadaki
sınıflandırma gereğince, Tanrı sözüne yani Kutsal Kitap'a iman edenler
hristiyanlık dinine mensup kişiler olarak adlandırılmıştır. Kutsal Kitap ise
tektir ve tevrat, zebur, incil'den oluşur. Tanrı bu kitapları insanlara verirken
onlara ayrı bir din değil, kendi sözlerini vermiştir. Bu sözler insanın
yaşamının nasıl olması gerektiğini, doğru ve yanlışın ne olduğunu belirtir.
Dolayısıyla hristiyanlık bir din değil, bir yaşam tarzıdır. Hristiyanlık dinine
mensup 2 milyar insan vardır resmi kayıtlara göre. Ancak bunların kaçı gerçekten
hristiyan, kaçı değil bilemeyiz. Zira kutsal kitaba göre hristiyan olan kişideki
temel nitelik Tanrı sözüne olan bağlılığı ve yaşamındaki meyvelerdir. Buna göre
bir kişi hristiyan olduğunu söylüyor ancak Tanrı sözüne göre yaşamıyorsa o zaman
gerçekte hristiyan değildir. Hristiyanlık yalnızca kabul etme, varlığını
kabullenme ile içerisine girilebilecek ve anlaşılabilecek bir olgu veya oluşum
değildir. Hristiyanlık kabullenmenin yanı sıra boyun eğme ve adanma ister. Kişi
iman ettiğinde, eski yaşamını arkasına alıp kendisine yeni bir sayfa açar. Buna
göre kişi artık eski yaşamındaki şeylerden tövbe eder ve tam bir adanmlışlıkla
Tanrı sözüne sarılır, yaşamını o şekilde şekillendirir. Bu yaşam tarzının dinler
boyutunda aldığı isime hristiyanlık dini denir.
Hristiyanlık da sevap kavramı yoktur. Yani kişi yaptığı iyi şeyler ile kurtuluşa erişemez. Dünyasal dinler ile hristiyanlığı ayıran temel farklardan birisi bu kurtuluş şeklidir. Kurtuluş yalnızca Tanrı'nın bizlere sağladığı lütuf ile sağlanabilir. Bizim yapacağımız iyilikler bizim kurtuluşumuza etki eden bir faktör değildir. Daha çok iyilik yapan birisi, daha az iyilik yapan birisinden daha kutsal, Tanrı'nın gözünde daha iyi değildir. İnsan doğası gereği günahlıdır ve yüreğinde kötülük vardır. İnsan günahsız bir yaşam sürme, iyi bir yaşam sürme olanağına sahip değildir. Herkes günah işler. Ve Tanrı da bunu bilir. Eğer Tanrı bizleri iyilik ve kötülüklerimize göre, yüreklerimizdeki düşüncelere göre yargılayıp adaleti sağlasaydı o zaman hiçbirimiz kurtulamazdık. Çünkü hepimiz günah işliyoruz ve günahın ücreti ölümdür. Dolayısıyla Mesih İsa olmasaydı hepimiz ölüme doğru ilerliyor ve kurtuluşa çok uzak kalıyorduk. Ancak bizim günahlarımızı o üstlendi. Bu da Tanrı'nın gücüyle, bize olan sevgisinden dolayı, lütfu ile gerçekleşti. Tanrı'nın günahlarımızı lütfuyla örtmesi, İsa Mesih'in çarmıhı ile bizleri aklaması müjdenin temelini hatta kendisini oluşturur. Dolayısıyla hristiyanlık bir yaşam tarzı olmasının yanısıra Tanrı'nın insanlara sağladığı bir kurtuluş yolu, bir müjdedir.
Peki Hristiyan Kimlere Nedir?
Hristiyanlık inancını benimsemiş olan kişiye hristiyan denir. Hristiyan kişi
İsa Mesih'in öğretilerini benimser ve hayatında uygular.
Hristiyan sözcüğü Grekçe "Χριστιανός"(Hristiyanos) sözcüğünden gelmiştir.
Antakya'nın Tarsus bölgesinde İsa Mesih'e ilk inananlara hristiyan denmeye başlanmıştır. Hristiyan "Mesih'in yandaşı" , "Mesih
yanlısı" anlamına da gelir. Bugün dünyada resmi olarak 2 milyardan fazla
hıristiyan bulunmaktadır. Ancak bu rakam gerçekten hristiyan olarak yaşayan ve
kutsal kitap öğretisini tam olarak uygulayanların sayısını bizlere göstermez.
Hristiyan olmak her kişinin içinde tartabileceği bir durum olmaktan öte,
Tanrı'nın gözündeki durumunda ne olduğu önemlidir. Kendisini hristiyan olarak
sayıp, Tanrı sözünün tersini uygulayan bir çok kişinin var olduğu dünyamızda
kimin hristiyan olup kimin olmadığını söylemek bir hayli zor. Ancak kesin olan
ve değişmeyen tek şey hristiyan kişi Tanrı sözüne sadık, tövbekar kişidir.